(2709 S. K. m. 125) (5434 S. K. m. 12)
Davacı vekili 03 Haziran 2002 tarihinde İstanbul 5 nci İdare Mahkemesine verdiği ve 12 Haziran 2002 tarihinde AYİM de kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının 16 ncı Zh.Tug.2 nci Mknz.Tb.K.lığı emrinde askerlik görevini yaptığı sırada 10.08.2000 tarihinde görevli olarak içinde bulunduğu aracın devrilmesi sonucunda ağır yaralandığını, askerliğe elverişsiz hale geldiğini, davacının uğradığı zararın idarece tazmininin gerektiğini belirterek 20.000.000.000 TL. maddi ve 30.000.000.000 TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren isletilecek yasal faizleriyle birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacı ...........................in 16 ncı Zh.Tug.2 nci Mknz.Tb.K.lığı emrinde P.Onb.olarak askerlik görevini yaptığı sırada 19.08.2000 tarihinde P.Er ...........................nin sürücüsü olduğu 264734 plaka numaralı askeri araçta görevli olduğu, aracın koruma görevinden dönüsünde sürücüsünün yolun sağa doğru virajlı kısmını geçmek isterken yolun sağındaki gevsek zeminin mevcudiyetini fark edemeyerek, aracın direksiyon hakimiyetini kaybettiği, aracın sağa devrilmesi sonucu davacının yaralandığı, Kasımpaşa Deniz Hastanesi Sağlık Kurulunun 20.12.2000 gün ve 994 sayılı raporu ile davacıya Torakal 3 -Torakal 12 Vertebralar arası artrodez ameliyatlısı tanısı konulup, davacı hakkında 63/D/F8 Askerliğe elverişli değildir kararı verildiği anlaşılmıştır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Yaralanma olayının meydana gelmesinde hizmetin kurulması ve isletilmesinden doğan idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığı söz konusu değil ise de; zararın askerlik hizmetinin ifası sırasında davacının görevli olarak içinde binili bulunduğu askeri aracın devrilmesi nedeniyle yaralanması neticesinde meydana geldiği, hizmet ile zarar arasında illiyet bağının bulunduğu aşikardır. Bu itibarla zararın zarar gören üzerinde bırakılmayarak topluma yayılmasının adalet, eşitlik, hakkaniyet esaslarına uygun düşeceğinden davacının zararlarının davalı idarece kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacıya T.C. Emekli Sandığınca Emekli Sandığı Kanununun 12 nci maddesinin (k) bendi uyarınca bağlanacak aylık ve ödenecek tütün ikramiyeleri yarar olarak kabul edilmektedir. Zira askerde geçirdiği bir kaza nedeniyle maaş bağlanan davacının askerlik öncesinde emekli sandığına bağlı kişiler gibi prim ödemesi bulunmamaktadır. Bu husus araştırılmış, T.C. Emekli Sandığının 20 Haziran 2002 tarihli yazısından Genel Müdürlüğün 21.05.2002 gün ve 569176 sayılı işlemi ile 01.02.2001 tarihinden itibaren davacıya 187.060.000 TL. 6 ncı derece TSK Vazife Malullüğü aylığı bağlandığı, en son olarak 15.05.2002 tarihinden itibaren 320.880.000 TLye yükseltildiği, 2001 yılı için 611.050.000 TL. tütün ikramiyesi ödendiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Davacının zararlarının tespiti için resen seçilen bilirkişinin tanzim ettiği 20.05.2003 tarihli bilirkişi raporunda; davacının maddi zararının 60.267.873.597 TL. toplam maddi yararının 119.531.719.920 TL. olduğu, davacının zararlarının maddi yararlarla fazlasıyla karşılandığı maddi tazminat hak edişinin bulunmadığı belirtilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacı vekili tarafından itiraz edilmiş ise de; Bilirkişi raporunun Mahkememizin tespit ettiği kıstaslara, yerleşik kararlarına ve ilmi verilere uygun olduğu anlaşıldığından bilirkişi raporu uyarınca uygulama yapılırken davacı vekilinin itirazları kabul görmemiştir.
Davacının olay nedeniyle duyduğu ve ömür boyu duymaya devam edeceği acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa telafisi amacıyla, olayın meydana geliş şekli, tarihi, davacının askerlik statüsü ve sosyal durumu, paranın alım gücü ve isletilecek yasal faiz dikkate alınarak uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Mahkememizin yerleşik içtihatlarına göre T.C. Emekli Sandığı Gn.Md. nce ödenen maluliyet aylığı ve tütün ikramiyesi maddi tazminat miktarlarından düşülmektedir. Zira davacı bu olay nedeniyle T.C. Emekli Sandığında gerek maluliyet aylığı ve gerekse tütün ikramiyesinin ödenmesi uzun zamana ihtiyaç göstermekte ve başlangıçta bu aylığın bağlanması kesin olmadığından idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanlar bir yandan aylık bağlanması hususunda başvururken öte yandan dava açma süresini geçirmemek için maddi tazminat verilmesi istemiyle bağlanacak aylıkları da içerecek şekilde tam yargı davası açmaktadırlar. Başka bir deyişle başlangıçta davacıların maddi tazminat istemiyle tam yargı davasını açma veya aylık bağlanması için başvuruda bulunma yollarından birini seçmeleri haklarının kaybolmasını önlemek yönünden imkan dahilinde bulunmamakta, zorunlu olarak iki yola birden başvurma durumunda kalmaktadırlar. Hal böyle olunca duruşmalı görülen davalarda mahsup muamelesinden dolayı maddi tazminat isteminin kısmen veya tamamen reddi halinde davacılar aleyhine vekalet ücretine hükmolunması haksızlığa ve hak aramak için başka çaresi olmayan davacının zarara uğramasına yol açmaktadır. Emekli Sandığınca aylık bağlanmasından önce idareye başvuran ve dava açma tarihinde aylık bağlandığını bilmeyen davacının maddi tazminat talebinin reddi sebebiyle davacı aleyhine vekalet ücretine hükmolunmamıştır.
Bu itibarla;
1. Bilirkişi raporu uyarınca davacı ...........................in MADDİ TAZMİNAT İSTEMİNİN REDDİNE,
2. Takdiren davacıya 750.000.000 TL. (YEDİYÜZELLİMİLYON TL.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3. Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 19 Ağustos 2000 tarihinden 31 Aralık 2002 tarihine kadar yıllık %60 (yüzde altmış), 01 Ocak 2003 tarihinden 31.03.2003 tarihine kadar yıllık %55 (yüzde elli beş) , 01.04.2003 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık % 30 (Yüzde otuz) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
4. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davalı idareye YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca muaf olan idare aleyhine harca hükmedilmesine yer olmadığına,
5. Davacı tarafından 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca peşin yatırılan 686.030.000 TL. (ALTIYÜZSEKSENALTIMİLYONOTUZBİN TL.) harcın istemi halinde davacıya İADESİNE,
6. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 60.000.000 TL. (ALTMIŞMİLYON TL.) bilirkişi ücretinin DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
7. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 27.500.000 TL. (YİRMİYEDİMİLYONBEŞYÜZBİN TL.) posta giderinin davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
8. Hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hükmün verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri uyarınca tespit edilen 75.000.000 TL.(YETMİŞBEŞMİLYON TL.) avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
9. Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hükmün verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifelerinin 10 ncu maddesi uyarınca tespit edilen 75.000.000 TL. (YETMİŞBEŞMİLYON TL.) avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye VERİLMESİNE,
10. Davalı idarenin reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden aleyhe ücreti vekalet talebinin yukarıda açıklanan nedenlerle REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy