(1086 S. K. m. 92)
Davacı vekili 03 Temmuz 2002 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; 1111 Sayılı Kanununun 36 nci maddesinin verdiği hakkın sehven yapılan idari bir hata nedeniyle geri alındığını, askere sevki yönünde işlem tesis edildiğini, bakaya durumuna düşürüldüğünü belirterek yasal dayanaktan yoksun işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı idarenin 14 Ağustos 2002 tarihinde kayda geçen savunmasında, davacının sevkinin 31.12.2003 tarihine kadar tehir edildiği ve kendisine askerlik ile ilişiği olmadığına dair belge verildiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.
Kabul iki taraftan birinin diğerinin netice-i talebine muvafakat etmesi olarak Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 92 nci maddesinde tanımlanmış olup uyuşmazlığı kesin surette sona erdiren, davanın esasına girilmesini önleyen ve kesin hükmün tüm sonuçlarını doğuran taraf beyanıdır.
Davacının isteminin davalı idarece kabul edilmesi nedeniyle uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığı kanaati ve sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla;
Davalı idarenin kabulü, kesin hükmün bütün hukuki sonuçlarını doğurduğundan 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 56. maddesi delaletiyle H.U.M.K. nun 91-95 nci maddeleri uyarınca davanın esası hakkında bir karar verilmesine YER OLMADIĞINA. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy