(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili, 05 Ağustos 2002 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının, Uşak Eşme İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde askerlik görevini ifa ederken meydana gelen trafik kazasında yaralandığını ve hakkında askerliğe elverişli değildir kararı verilmesi üzerine terhis edildiğini, birçok ameliyat geçirmesine rağmen iyileşemediğini ve sol ayağının 6 cm kadar kısa kaldığını belirterek, davacıya, olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 60.000.000.000.TL. maddi ve 25.000.000.000.TL. manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Uşak Esme İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde askerlik görevini ifa eden davacının, aynı birlikte görevli personel ile birlikte 21 Haziran 2001 günü hayvan hırsızlığını önlemek üzere devriye görevine çıktığı, bu görev sırasında, davacının da içinde bulunduğu J.Uls.Er
in sevk ve idaresindeki Landrower marka askeri aracın yolda seyir halinde iken virajı alamayarak yan yattığı, kaza sonucu yaralanan davacının tetkik ve tedavileri neticesinde davacı hakkında GATA Sağlık Kurulunun 05 Nisan 2002 gün ve 3534 sayılı raporu ile Askerliğe Elverişli Değildir kararı verildiği, araç şoförü ile araç komutanı hakkında tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yaralamaya sebebiyet vermek ve görevi ihmal suçlarından Eskişehir 1 nci Tak.Hv.K.K.lığı Askeri Mahkemesinde kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak, Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Davacının yaralanması sonucunu doğuran maddi olayın askerlik gibi ve özellikli bir kamu görevinin ifası sırasında davalı idarenin ajanının kusurlu hareketi sonucu meydana geldiği, hizmet ile eylem arasındaki illiyet bağının kesilmediği, ajanını iyi eğitmeyen idarenin hizmet kusuru bulunduğu, bu nedenle davacının zararının davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşik içtihatları uyarınca, T.C.Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan kişilere, askerlik hizmeti sırasında uğradıkları zararlardan dolayı bağlanan aylıklar ve ödenen ikramiyeler yarar kabul edilerek maddi zararlarından düşüldüğünden bu husus araştırılmış, T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 26 Mart 2003 gün ve B.07.1.EMS.0.10.01.01/72.165.087 sayılı yazısından, davacıya, T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 07 Kasım 2002 gün ve 663102 sayılı işlemi ile 01 Haziran 2002 tarihinden itibaren 320.310.000.TL. vazife malullüğü aylığı bağlandığı, değişen katsayılar itibariyle aylığının en son 01 Ocak 2003 tarihinde 450.590.000.TL.ye yükseltildiği, ayrıca 2002 yılı için yedi aylık 440.190.000.TL. tütün ikramiyesi ödendiği anlaşılmıştır.
2330 sayılı Kanun uyarınca ödenen nakdi tazminat miktarı, davacının hem maddi hem de manevi zararlarının karşılığı olduğundan bu husus da araştırılmış, Jandarma Genel Komutanlığının 09 Nisan 2003 tarih ve AD.MÜS.: 2002/180/120239-2003 M.E.DAV.S. sayılı yazısından, davacıya J.Gn.K.lığı Nakdi Tazminat Komisyonunun 06 Şubat 2003 gün ve 2003/2 sayılı kararı ile 24 Şubat 2003 tarihinde 8.146.250.000.TL. nakdi tazminat ödendiği belirlenmiştir.
Davacının maddi zararlarının tespiti için resen seçilen bilirkişi tarafından tanzim olunup Mahkememize ibraz edilen 09 Mayıs 2003 tarihli bilirkişi raporunda; maddi zararı sadece maddi yararlarla 99.657.879.490.TL. fazlasıyla karşılanan ve kendisine ayrıca 10.685.250.000.TL. nakdi tazminat ödenen davacının maddi tazminat hak edişinin bulunmadığı belirtilmiştir. Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna taraflarca itiraz edilmemiş, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara, Mahkememizin yerleşik içtihatları ile ilmi verilere uygun bulunan bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Davacının maddi zararının sadece maddi yararlarla fazlasıyla karşılandığı, ayrıca kendisine 2330 sayılı Kanun uyarınca ödenen tazminatın manevi zararlar karşılığı olarak kaldığı, maddi tazminat hesabında dikkate alınmayan bu miktarın Mahkememizin emsal olaylarda takdir ettiği manevi tazminat miktarından fazla olduğu anlaşılmakla, davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
Bilirkişi raporu uyarınca ve 2330 sayılı Kanun gereğince ödenen nakdi tazminat dikkate alınarak davacı
.in MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİNİN REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy