(1602 S. K. m. 21) (926 S. K. m. 6) (Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği m. 66, 67, 68, 69)
Davacı, 22.07.2002 tarihinde Eskişehir İdare Mahkemesi Başkanlığına müracaatla bu kanalla gönderilip, 29.07.2002 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; Hava Harp Okulu 4 ncü sınıf öğrencisi olduğu dönemde pilotaj muayenesine tabi tutulduğunu, Eskişehir Hava Hastanesinin 26.05.1999 tarih ve 350 sayılı sağlık kurulu raporu ile TSK. Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin 69 ncu maddesi gereğince uçucu yetiştirmeye elverişli değildir rapora ile uçucu olamayacağına karar verildiğini o dönemde TSK. Sağlık Yeteneği Yönetmeliğine göre pilot adaylığına ayrılacaklar ile uçuş eğitimindeki adaylarda da Hava Harp Okuluna girişte aranan tam sağlam olma şartının arandığını, uçuş eğitimine başlayamamasına sebep olan tanıda mitral kapak prolapsusu denildiği Yönetmelikte 19.02.2002 tarihinde yapılan değişiklikle bu arızanın, General ve üst subaylar için jet pilotu olmaya ve herkes için geçerli olan ulaştırma pilotu, başlangıç eğitim uçağı, helikopter pilotu, seyrüsefer subayı olmaya engel teşkil etmediğini, Yönetmelikte yapılan değişikliğin uygulanarak uçuş eğitimine başlamak konusundaki talebinin uygun görülmediğinin tarafına bildirildiğini, 926 sayılı TSK. leri Personel Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca değiştirilen Yönetmelik hükmünün kendisine uygulanması gerektiğini belirterek tekrar uçuşa kabul edilmek için yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının Hava Harp Okulu 4 ncü Sınıf öğrencisi olduğu dönemde pilotaj muayenesine tabi tutulduğu, Eskişehir Hava Hastanesinin 26 Mayıs 1999 tarih ve 350 sayılı sağlık kurulu raporu ile mitral valv prolapsusu tanısı konularak 42/A-F-6, TSK SYY BL.VII. madde 69 gereği uçucu yetiştirmeye elverişli değildir. kararı verildiği, TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin 69 ncu maddesinde 19.02.2002 tarihinde yapılan değişiklik ile arızasının uçucu yetiştirmeye engel olmaktan çıkarıldığını, yeni yönetmelik hükmüne göre aranan şartları taşıdığını, uçuş eğitimine dönme için 07 Mayıs 2002 tarihli dilekçe ile yaptığı başvurusunun reddedildiği anlaşılmıştır.
Hava Kuvvetleri Komutanlığına ayrılacak yükümlülerin sağlık yetenekleri, Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin Yedinci Bölümünde düzenlenmiştir. Anılan Yönetmeliğin 66 ncı maddesinde; Hava Kuvvetleri Komutanlığı askeri okullarına alınacak öğrenci adayları ve öğrencilerde aranacak sağlık yetenekleri, 67 nci maddesinde; uçuş hizmetinde görevlendirileceklerin sağlık muayeneleri, 68 nci maddesinde Hava Harp Okulu öğrenci adaylarının sağlık nitelikleri açıklanmıştır.
Davacının muayenelerinin yapılarak rapor tanzim tarihinde ve uçuculuğa elverişli değildir kararlı işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin 69 ncu maddesinde; ilk defa uçuşa başlayacaklarda ve uçuş eğitimindeki adaylarda tam sağlam olma koşulu aranmış ve bu adaylara yetişmiş uçucuların sağlık nitelikleri ile ilgili hükümlerin uygulanamayacağı hükmü öngörülmüştür.
Ancak bu hüküm, 19.02.2002 gün ve 24676 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulan Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Yönetmeliğin 12 nci maddesi ile değiştirilmiştir.
Yönetmeliğin 69 ncu maddesinde yapılan değişikliğe göre, sadece Hava Harp Okuluna alınan öğrencilerde tam sağlam olma koşulu aranacağı, Harp Okulu süresince ve pilot adaylığına ayrılacaklar ile uçuş eğitimindeki adaylarda tam sağlam olma koşulu aranmayacağı hükmü getirilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık; mitral valv prolapsusu rahatsızlığı nedeniyle 26 Mayıs 1999 tarih ve 350 sayılı Sağlık Kurulu raporu ile hakkında uçucu yetiştirmeye elverişli değildir. kararı verilen davacının 19 Şubat 2002 tarih ve 24676 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren yönetmelik değişikliğinden sonra bu değişiklik kapsamında uçuculuğa engel sağlık durumunun ortadan kalkmış sayılarak ile davacının yeniden uçucu adayı kabul edilip edilmeyeceğinden ibarettir.
İdarenin genel düzenleyici işlemlerinden biri de yönetmeliklerdir. Bu düzenleyici işlemlerde yer alan hükümler sürekli, nesnel, soyut ve genel durumları belirleyen normlar olarak ortaya çıkmaktadır. Tek taraflı idari işlem olarak beliren düzenleyici işlemi yapan otoritenin onu her zaman kaldırabileceği (ilga), değiştirebileceği mümkün ise de yürürlükte olduğu sürece, ona aykırı birel işlem yapamayacağı da açıktır.
TSK. Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinde yapılan değişikliklerin idare hukuku açısından irdelenmesi gerekmektedir. Yönetmeliğin, tek taraflılık iradesini ortaya koyan, idare tarafından yapılmış genel düzenleyici bir işlem olduğunda şüphe bulunmamaktadır. Ayrıca bu düzenleyici işlemi kaldırma (ilga) ve değiştirme yetkisi bulunan idarenin, düzenleyici işlem (yönetmelik) yürürlükte bulunduğu sürece hukuk devleti olmanın getirdiği zorunluluk ile kendi eylem ve işlemlerini de bu kurallara uygun kılma yükümlülüğü bulunmaktadır.
Davanın çözümü, TSK. Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin 69 ncu maddesinde yapılan değişikliğin davacı bakımından yeni bir hak doğurup doğurmayacağı sorununun çözümüne bağlıdır.
Davayı çözüme kavuşturabilmek için doktrinde bazı yazarların konuyla ilgili görüşleri aşağıya aynen aktarılmıştır. İşlemin yapılış tarihi, denetiminde uygulanacak kuralı belirleme bakımından önemlidir. Bilindiği gibi yönetsel işlemlerin hukuksal geçerlilikleri yapıldıkları tarihteki duruma, koşullara ve o tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre değerlendirilir... Yönetsel işlemler, aksine açık yasal neden olmadıkça, yapıldıkları tarihten itibaren yönetim açısından kararlılık kazanmış sayılır... borçlandırıcı, zedeleyici işlemlerle disiplin cezalarında geriye yürümezlik katidir. Buna karşılık af uygulamalarında borçların silinmesinde, hak sağlayıcı veya ilgili yararına yapılan işlemlerde yasal izne dayanılarak ve işlemde açıkça belirtilmek koşuluyla geriye yürüme olanaklıdır. (A: Şeref GÖZÜBÜYÜK - Tekin AKILLIOĞLU, Yönetim Hukuku, Turhan Kitabevi, 5. Basım Ankara, 1992, sayfa.238)
Bir idari işlemin hukuka uygun olup olmadığı, kural olarak yapıldığı tarihte yürürlükte olan hukuk nizamına göre değerlendirilir. (Pertev Bilgen, İdare Hukuku Dersleri, İdare Hukukuna Giriş, Filiz Kitabevi, İstanbul, 1999, sayfa 100) ... ister bireysel olsun, isterse düzenleyici nitelikte olsun, idari işlemler kural olarak tesis edildikleri tarihten daha eski bir tarihe yönelik olarak hüküm ve sonuç doğuramazlar... kısacası idare ancak geleceğe yönelik olarak işlem yapabilir. (Kemal GÖZLER, İdare Hukuk Dersleri, Ekin Kitabevi Yayınları, Bursa 2002, sayfa 319) Genel düzenleyici kural işlemler konusunda unutulmaması gereken, bunların kazanılmış hak doğurmadıkları ve değişip ortadan kalkmaları ile onlara bağlı hak ve yükümlülüklerin de değişip ortadan kalkmasıdır. İşte bu nedenle bunların ne geriye yürür biçimde uygulanmaları ne de etkilerinin son buldukları tarihten ileriye doğru uzaması söz konusu değildir. Eğer genel düzenlemenin kendisinde geriye yürür biçimde uygulanacağına ilişkin bir hüküm var ise, bu da sadece hak doğurucu ve yararlandırıcı durumlar için geçerlidir... (İlhan Özay, Günışığında Yönetim, Alfa, İstanbul 1996, sayfa 330) Kural olarak her yasa, yürürlüğe girdiği tarihten sonraki olaylara uygulanır. Bu uygulama, o yasanın yürürlükten kalkmasına dek sürer ve yürürlükten kalkan yasanın kuralları, artık yürürlükten kalktıktan sonraki olaylara uygulanmaz. Özetle, bir yasa yürürlüğe girmesi ile yürürlükten kalkması arasında oluşan olaylara uygulanır. Bu nedenle, bir olay ortaya çıktığı arada hangi yasa yürürlükte ise, olaya o yasanın kuralları uygulanır.... yasaların geçmişe yürürlü olmaması, genel bir kuraldır ve yasada aksine bir hüküm bulunmadıkça bütün yasalar yönünden geçerlidir... Böyle ayrık bir düzenleme bulunmadığı sürece, ... yasa, yürürlüğe girmesi ile yürürlükten kalkması arasındaki olaylara uygulanır. Bir başka deyişle yürürlüğe girmeden önceki ve yürürlükten kalktıktan sonraki olaylara uygulanmaz. Olaylar meydana geldiği zaman hangi yasa yürürlükte ise, olaya o yasaların hükümleri uygulanır... (Aydın Zevkliler, Medeni Hukuk, Başlangıç Hükümleri - Kişiler Hukuk- Aile Hukuku, Diyarbakır, 1986, Dicle Ünv.Huk.Fak.Yay.No.5. sayfa 67)
Bu açıklamalar dikkate alındığında idari işlemler, işlemin yapıldığı tarihteki mevzuat hükümlerine göre tesis edilirler ve bunların yargısal denetimi, tesis edildikleri tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre değerlendirilir. Kural olarak yasalar ve düzenleyici işlemler yürürlüğe girdikleri tarihten sonraki olaylara uygulanır. Yasanın veya düzenleyici işlemin hak doğurucu hükümlerinin, yürürlüğe girdiği tarihten önceki olaylara uygulanabilmesi için bu durumun yasada veya düzenleyici işlemde açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun İdari Davalar ve Yargı Yetkisinin Sınırı başlıklı 21 nci maddesinin ikinci fıkrası İdari yargı yetkisi, idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sinirlidir. Yerindelik denetimi yapılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak tarzda kullanılamaz ve idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez hükmünü amirdir.
TSK. leri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin 69 ncu maddesinde 19.02.2002 tarihinde yapılan değişiklikle tam sağlam olma koşulu kaldırılmış ise de bu değişikliğin geçmişe yönelik olarak uygulanacağına veya Yönetmelikte bu düzenlemeye paralel olarak geçmişte uçuculuk haklarını kaybedenlere yeni bir hak tanınacağına dair Yönetmelikte herhangi bir düzenleme yer almamıştır. İdari işlemlerin, işlemin tesis edildiği tarihteki mevzuat hükümlerine tabi olacağı idare hukukunun temel kuralıdır. Yapılan düzenlemenin geçmişte yapılan uygulamaları kapsaması mevzuatta bu konuda açık hükümlerin bulunmasına bağlıdır. İdarenin Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinde yapılan değişikliğe paralel olarak ihtiyaç duyması ve hizmet gerekleri dikkate alınarak değişiklikten önceki hüküm uyarınca uçucu yetiştirilmesine son verilenlerden veya uçuculuktan çıkarılanlardan durumu sağlık kurulu raporu ile uçuculuğa elverişli olduğu tespit edilenleri yeniden işlem tesisiyle uçuculuk statüsüne geçirme hususunda objektif kriterlere göre takdir yetkisi bulunmakta ise de idarece takdir yetkisinin geçmişe yönelik kullanılmadığı anlaşılmaktadır. Tesis edildiği anda mevzuata uygun olan işlemin, tesis edildikten sonra mevzuat hükümlerinde yapılan değişiklik esas alınarak ve aksine bir hüküm getirilmediğinden iptaline karar verilmesi 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 21 nci maddesine de aykırı düşecektir.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin 69 ncu maddesine göre tam sağlam olma şartının kaldırılmış olmasının geçmişe etkili olacak şekilde davacıya uçuculuk hakki tanımasına imkan sağlamadığı, bahse konu yönetmelikte geçmişe yönelik uygulama yapılacağına dair hüküm bulunmadığı ve idare tarafından davacının yeniden uçuş eğitimine dönme talebinin reddine ilişkin idari işlemin mevzuata ve hukuka aykırı olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy