(2709 S. K. m. 125, 129) (1632 S. K. m. 171, 175)
Davacı, 30 Ocak 2003 tarihinde kayda giren dava dilekçesinde özetle; üstün bir görev anlayışı ile mesleğini sürdürüp bir çok takdir ve ödüle layık görüldüğünü, 2002 yılında kendisi gibi Albay rütbesinde bulunan amiri tarafından savunması alınmadan hukuka aykırı olarak uyarı cezası mahiyetinde bir yazı ile cezalandırıldığını, söz konusu cezanın yok hükmünde olduğunun tespiti için açtığı dava sonunda AYİM İkinci Dairesinin 20 Kasım 2002 gün ve E.:2002/740, K.:2002/256 sayılı kararı ile söz konusu ikaz disiplin cezasının yok hükmünde olduğuna karar verildiğini, 20 yıllık uçucu olarak her yıl geçtiği sağlık kontrolleri sonucuna göre hiçbir rahatsızlığı olmadığı halde hakkında haksız ve hukuka aykırı olarak yapılan cezalandırma işlemi nedeniyle çektiği sıkıntıdan dolayı depresyon teşhisi ile sekiz aydır tedavi görmekte olduğunu, çektiği manevi ızdırap ve eleme karşılık 2.000.000.000. TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesini arz ve talep etmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinde; AYİM ikinci Dairesinin 20 Kasım 2002 gün ve E.:2002/740, K.:2002/256 sayılı kararı ile davacıya Kara Havacılık Okulu Komutanı Kr.Plt.Alb. ................... tarafından verilen ikaz (uyarma) disiplin cezasının yok hükmünde olduğunun tespiti ile işlemin iptaline karar verildiği, davacı hakkında 3 nolu Hv.Sağ. ve Mua. Mrk. Bşk. (Etimesgut / Ankara) lığının 30.07.2002 gün ve 1354 sayılı raporu ile deprasif bozukluk tanısı ile C/16 SMK. iki (2) ay istirahat kararı verildiği, 01.10.2002 gün ve 1441 sayılı raporu ile aynı tanı ile yeniden iki ay istirahat kararı verildiği, 03.12.2002 gün ve 1664 sayılı kararı ile C/16 iki (2) ay istirahat, Hastalığı ile ilgili ilaçları altı (6) ay süre ile kullanması uygundur kararı verildiği, davacının daha önceki tarihlerde yapılan pilotaj muayenelerinde herhangi bir rahatsızlığının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre; idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcut olması, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması şartlarının bir arada gerçekleşmesi yeterlidir.
İdarenin işlemlerinden doğan zararlardan sorumlu tutulup tutulmayacağı hususunun belirlenmesinde zararı doğuran işlemdeki sakatlığın ağırlığı gibi faktörler esas alınmaktadır. Nitekim doktrinde ve yargı kararlarında, işlemdeki sakatlığın ağır ve önemli olması, her idarenin işleyebileceği türden olağan nitelikte olmaması, yürütme niteliğini yitirmiş kararın veya yürürlükten kalkmış kanun hükümlerinin uygulanması, kesin hüküm ilkelerinin nazara alınmamış olması, kanunların ve hukukun genel ilkelerinin açıkça ihlali gibi hallerin idarenin tazmin sorumluluğunu doğuracağı kabul edilmektedir.
AYİM İkinci Dairesinin 20 Kasım 2002 gün ve E.:2002/740, K.:2002/256 sayılı kararı ile davalı idarenin ajanı olan Kara Havacılık Okulu Komutanı Kr.Plt.Alb. ................... tarafından davacı hakkında verilen ikaz (uyarma) disiplin cezasının, Anayasanın 129 ncu maddesinin ikinci fıkrası ve 1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 175 nci maddelerinin açık hükümleri karşısında davacının savunması alınmadan uyarı cezası ile tecziye edilmesi halinin idari işlemin (disiplin cezasının) şekil unsurundaki ağır ve bariz sakatlığı ortaya koyduğu gibi Askeri Ceza Kanununun 171 nci maddesine bağlı merbut cetvele göre Albayların albaylara uyarı cezası verme yetkileri bulunmadığından, yetkisiz kişi tarafından işlem tesis edilmesinde ağır bir yetkisizlik halini oluşturduğu belirtilerek, yok hükmünde olduğunun tespiti ile işlemin iptaline karar verilmiştir. Davacıya verilen ikaz cezasının, idare ajanının kanuna açıkça aykırılık teşkil eden ağır hizmet kusurundan kaynaklandığı ve hukuka aykırı olduğu anlaşılmakla davacının uğradığı zararın davalı idare tarafından karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacıya, haksız ve hukuka aykırılığı mahkeme kararı ile saptanan ikaz cezası verilmesi sebebiyle duyduğu acı ve ızdırabını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla ceza tarihi, şekli davacının sosyal durumu ve statüsü dikkate alınarak uygun miktarda ve istemine bağlı kalınarak cezanın verildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiz ile birlikte manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacı .....................a takdiren, ve istemi gibi 2.000.000.000 TL. (İkimilyar TL.) manevi tazminat VERİLMESİNE,
2- Hükmedilen manevi tazminat miktarına davacının ikaz cezası aldığı 21 Mart 2002 tarihinden 31 Aralık 2002 tarihine kadar yıllık %60 (yüzdealtmış), 1 Ocak 2003 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (yüzdeellibeş), 01 Nisan 2003 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %30 (yüzdeotuz) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
3- 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davalı idareye yükletilmesine, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca muaf olan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
4- Davacı tarafından peşin yatırılan 39.000.000 TL. (otuzdokuzmilyon TL.) harcın istemi halinde davacıya İADESİNE,
5- Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 7.000.000 TL. (yedimilyon TL.) posta giderinin davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy