(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekili 20 Aralık 2002 tarihinde Kocaeli Vergi Mahkemesinde, 26 Aralık tarihinde AYİM de kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacıların yakını
..ün Kayseri 1nci Komd.Tuğ.K.lığı emrinde askerlik görevini yaparken 03.06.2002 tarihinde yanaşık düzen eğitimi sonunda takımın safta toplanması esnasında baygınlık geçirerek yere düştüğünü, ayılmaması üzerine önce birlik revirine oradan da Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servisine sevk edildiğini, burada yapılan müdahale ile nefes almaya başladığını ve yoğun bakıma alındığını, 05.06.2002 tarihinde vefat ettiğini belirterek, davacı anne ve baba için ayrı ayrı 7.000.000.000TL. maddi, 2.500.000.000TL. manevi davacı kardeşler için ayrı ayrı 2.000.000.000TL. manevi tazminat ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekilinin adli yardım istemi, AYİM 2 nci dairesinin 15 Ocak 2003 gün ve Gensek No:2002/3158 Esas No:2003/30 sayılı kararı ile kabul edilmiştir.
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacıları yakını
ün Kayseri 1nci Komando Tugay Komutanlığı emrinde P.Er olarak askerlik hizmetini yaparken 03.06.2002 tarihinde Çavuş Talimgah Bölüğünde saat 09.00 civarında yapılan yanaşık düzen eğitimi sonunda takım safta iken bayıldığı, ayılma belirtisi göstermemesi üzerine önce revire daha sonra Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servisine götürüldüğü, burada yapılan müdahale ile nefes almaya başladığı, bu esnada EKG çekilerek P.Er
.ün yaygın miyokard infaktrüsü (kalp krizi) geçirdiğinin tespit edildiği, daha sonra koroner yoğun bakımda takibe alındığı, yapılan anjiyoda LAD orta segmentle duvar düzensizliği, antero-lateral akinezi tespit edilip medikal tedavi önerildiği, cerrahi operasyona gerek duyulmadığı, yapılan tedaviye rağmen P.Er
..ün 05 Haziran 2002 tarihinde AkutMl+Hipoksikbeyin nedeniyle vefat ettiği anlaşılmıştır.
İdare Hukuku ilkelerine ve T.C.Anayasasının 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bu gün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuçla eylem arasında doğrudan bir illiyet bağının bulunması, zarara yol açan eylemin bir hizmet kuram ve ilkelerinin uygulanmasına elverir nitelikte olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Davacılar vekili davacıların yakını müteveffa P.Er
..ün efor gerektiren yanaşık düzen eğitiminin etkisiyle vefat ettiğini iddia ettiğinden; davacılarının yakınının ölümüne neden olan kalp krizinin sebeplerinin neler olduğu, rahatsızlığının bünyesel olup olmadığı, yanaşık düzen eğitiminin sebep ve tesirinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı konularının açıklığa kavuşturulması için müteveffaya ait tüm kayıt ve bilgiler getirtilerek tıbbi bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanlığından resen seçilen bilirkişiler Prof. Dr
., Prof. Dr
. ve Doç. Dr
.. tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; Akut miyokard infarktüsünün (kalp krizi) en sık ate rosklerotik koroner arter hastalığı sonucunda geliştiği, genç yaşta olan kalp krizlerinin ise konjenital koroner arter anomalisi, koroner vaskülit, kokain kullanımı, travma ve hızlanmış aterosklerroza neden olan ciddi disipidemilerde geliştiği, koroner anjiografileri normal olarak bulunan kalp krizleri geçirmiş olan hastalarda ise sebep olarak sıklıkla uzamış koroner spazmın veya koroner trombüsün (pıhtı) sorumlu olduğu, koroner anjiografileri normal olarak bulunan genç hastalarda kalp krizinin istirahatta veya efor sonrası olabildiği,
ün vefatına neden olan kalp krizinin bünyesel nedenlerle bağlı olduğu, yanaşık düzen eğitiminin sebep ve tesirinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı konusunda karar vermenin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Taraflara tebliğ edilen tıbbi bilirkişi raporuna itiraz edilmemiş, düzenlenen tıbbi bilirkişi raporu heyetimizce yeterli bulunmuştur.
Meydana gelen ölüm olayında idareye atfı kabil bir hizmet kusuru bulunmasa dahi ölüm olayının askerlik görevinin ifası sırasında eğitim alanında yapılan yanaşık düzen eğitiminin akabinde meydana geldiği, hizmetle ölüm olayı arasında illiyet bağı bulunduğu dikkate alınarak davacıların zararlarının, davacılar üzerinde bırakılmayarak tüm topluma yayılmasının hakkaniyete uygun olacağı düşünülerek meydana gelen zararın idarece kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca karşılanmasının gerektiği sonucuna ulaşılmış, ancak müteveffanın ölümüne neden olan kalp krizinin bünyesel olması müterafik kusur olarak kabul edilmiştir.
Mahkememizin yerleşik içtihatlarına göre T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan kimselere, olay sebebiyle T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri yarar kabul edilerek davacıların maddi zararlarından düşüldüğünden bu husus araştırılmış, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 28 Haziran 2004 tarihli yazısından müteveffanın ölümüne kalp krizinin neden olması nedeniyle müteveffa hakkında vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmadığı davacı anne ve babaya aylık bağlanmadığı, tütün ikramiyesi de ödenmediğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacıların maddi zararlarının tespiti amacıyla resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 21 Eylül 2004 tarihli bilirkişi raporundan, davacı anne
..ün 4.098.977.435 TL: davacı baba
ün 4.473.567.331 TL. maddi tazminat hak edişinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Taraflara tebliğ edilen ve itiraz edilmeyen bilirkişi raporu, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara, ilmi verilere ve yerleşmiş içtihatlara uygun bulunduğundan bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmış ancak tazminatın takdirinde müteveffanın bünyesel rahatsızlığından kaynaklanan müterafık kusuru dikkate alınmıştır.
Tüm davacılara olay sebebiyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş şekli, tarihi, müteveffanın askerlik statüsü, davacıların sosyal durumları, paranın alım gücü ve işletilecek yasal faiz dikkate alınarak uygun miktarlarda ve olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte manevi tazminat verilmesi kabul edilmiş ancak tazminatın takdirinde müteveffanın bünyesel rahatsızlığından kaynaklanan müterafık kusuru dikkate alınmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca ve müteveffanın bünyesel rahatsızlığından kaynaklanan müterafık kusuru dikkate alınarak davacı anne
e 2.000.000.000 TL. (İKİMİLYAR TL.) davacı baba
.e 2.250.000.000 TL: (İKİMİLYARİKİYÜZELLİMİLYON TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemlerinin REDDİNE,
2. Hükmedilen maddi tazminat miktarlarına müteveffanın yeniden gelir elde edebileceği farz edilen 22 Ocak 2004 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %15 (YÜZDEONBEŞ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
3. Takdiren ve müteveffanın bünyesel rahatsızlığından kaynaklanan müterafık kusuru dikkat alınarak davacı anne
ve davacı baba
a ayrı ayrı 1.600.000.000er TL. (BİRMİLYARALTIYÜZERMİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemlerinin REDDİNE,
4. Takdiren ve müteveffanın bünyesel rahatsızlığından kaynaklanan müterafık kusuru dikkate alınarak davacı kardeşler
.. ve
.e ayrı ayrı 850.000.000ar TL. (SEKİZYÜZELLİŞERMİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemlerinin REDDİNE,
5. Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihi olan 05 Haziran 2002 tarihinden 30 Haziran 2002 tarihine kadar yıllık %60 (YÜZDEALTMIŞ), 01 Temmuz 2002 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (YÜZDEELLİBEŞ), 01 Nisan 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDEOTUZ), 01 Ocak 2004 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %15 (YÜZDEONBEŞ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy