(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili 04 Mart 2003 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili .....nin muvazzaf askerlik hizmetini yapmakta iken Temmuz 2000 ayında terhis olmasına 1 ay kala sol ayağında aniden kuvvetsizlik hissettiğini, birliği revirine müracaat ederek şikayetlerini anlattığını, burada güneş çarpması, gıda zehirlenmesi, grip gibi hallerden şüphelenip ayakta tedavisinin yapılmaya çalışıldığını, terhis olmasına 8-10 gün kala rahatsızlığının had safhaya ulaştığını, yürürken tökezlediğini, tekrar revire çıktığında ayak parmaklarının uyuştuğunu söylemesine rağmen kendisine olur böyle şeyler denilerek basit ilaçlarla tedavisinin yapılmaya çalışıldığını, bilahare sinir sistemi iflas etmiş halde tekrar revire gittiğinde doktor tarafından bunun bir şeyi yok, askerlikten kaytarmak için böyle yapıyor denilerek gönderilmek istendiğini, ambulans şoförünün kaytarması için neden yok, terhisine birkaç gün kaldı, uçak biletini bile aldı diye uyarması üzerine Mardin Devlet Hastahanesine sevk edildiğini, buradan da Diyarbakır 600 Yataklı Asker Hastahanesine sevk edildiğini, Diyarbakır 600 Yataklı Asker Hastahanesinde de önce hasta olduğuna inanmadıkları askerlikten kurtulmaya çalıştığını düşündüklerini, kendisini götüren astsubayın bu teskereci demesi üzerine davacı ile ilgilenildiğini, burada 3 gün müşahade altında tutulduktan sonra babası ile görüşerek GATAya uçakla sevkinin yapıldığını, 12 Temmuz 2000 tarihinde GATAya yatırılarak 17 Temmuz 2000 tarihine kadar Nöroloji kliniğinde yoğun bakımda kaldığını, bilahare rehabilitasyon merkezine sevk edildiğini ancak hastalığın ilk belirtileri ortaya çıktığında kıta tabipliğince ciddiye alınmayıp tedavisine geç başlandığı için ayakta duramayacak biçimde felç olduğunu, GATAda davacıya hastalığın mikrobik olduğu ve süratle yayıldığı, zamanında erken teşhis yapılmış olsaydı tedavisinin mümkün olabileceğinin söylendiğini, bu hastalığın iğne ve kan nakli ile dışkıdan bulaşabileceğinin anlatıldığını, davacının askerlik görevi esnasında görevin sebep ve tesiri ile hastalandığını ve sağlık hizmetlerinin yetersiz olması, başlangıçta tabiplerin ihmali neticesinde sakat kaldığını, bu sebeple askerlik hizmeti sonrası elde edebileceği muhtemel gelirlerden mahrum kalarak maddi kayba uğradığını, diğer yandan sakat kalmakla büyük üzüntü duyarak manevi kayıplara uğradığını bu sebeple 50 milyar TL. maddi, 3 milyar TL. manevi tazminatın ödenmesinin uygun olacağını, davacının geliri bulunmadığı ve aylık bağlanmadığı için davanın adli yardımla görülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacının adli yardım istemi AYİM İkinci Dairesinin 26 Mart 2003 tarih ve Gensek No:2003/381, Esas No:2003/301 sayılı kararıyla kabul edilmiştir.
Dava dosyası ile davacının gördüğü tedavilere ilişkin bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Davacının Mardin 70 nci Mknz.P.Tug.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken ilk olarak 13 Temmuz 2000 tarihinde halsizlik şikayetiyle birlik revirine müracaat ettiği, yapılan muayenesi sonunda ilaç tedavisi uygulanarak 3 gün yatak istirahatinin uygun görüldüğü, durumunda değişiklik olmaması üzerine 14 Temmuz 2000 tarihinde tekrar birlik revirine müracaat ettiği, durumunun ciddiyeti üzerine derhal Mardin Devlet Hastahanesi acil bölümüne sevk edildiği, buradan aynı gün derhal Diyarbakır 600 Yataklı Asker Hastahanesine gönderildiği, 14 Temmuz 2000 tarihinde Diyarbakır 600 Yataklı Asker Hastahanesinde Guillian-Barne ön tanısı ile nöroloji servisine yatırıldığı ve tedavisine başlandığı, 18 Temmuz 2000 tarihine kadar burada tedavisi yapıldıktan sonra Tedavisinin devamı amacıyla (vantilatör eşliğinde) GATA/Ankara Nöroloji Kliniğine uçak ile nakli uygundur kararı verilerek GATAya sevk edildiği, 19.07.2000 tarihinde GATA Nöroloji Kliniğine yatırılarak tedavisine devam edildiği, 04.10.2000 tarihinde de rehabilitasyon için GATA FTR Kliğine nakledildiği, 07.02.2002 tarihine kadar tedavilerinin devam ettiği, GATA FTR Merkezinin 07.02.2002 tarih ve 25 sayılı raporu ile Askerliğe elverişli değildir kararı verildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili; hastalığa zamanında müdahale edilmemesi, teşhis ve tedavide gecikme ve doktor ihmali bulunması nedeniyle davacının zarara uğradığını iddia ettiğinden, bu hususların açıklığa kavuşturulması için tıbbi bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Davacının gördüğü tedavilere ilişkin tüm tıbbi evrakları (vizite, tetkik, teşhis müşahade dosyaları ve raporlar) getirtilerek dava dosyası ile birlikte resen tıbbi bilirkişi olarak seçilen Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyeleri Prof. Dr. ..... , Prof. Dr. ..... ve Doç. Dr. .....den oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilerek, davacının hastalığının bünyesel olup olmadığının, bu hastalığın askerlik hizmetinin sebep ve tesiri ile meydana gelip gelmediğinin, teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinde yapılan işlemlerde herhangi bir gecikme, eksiklik, hata ve ihmal bulunup bulunmadığının işlemlerin yeterli ve usulüne uygun olup olmadığının, davacının iddialarının tıbbi açıdan değerlendirilmesi istenilmiştir.
Resen seçilen bilirkişiler tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 12 Temmuz 2004 tarihli raporda; davacının Guillain-Barre Sendromunun ağır bir türü olan akut inflammatuar demyelinizan poliradikülonörapatinin sekonal dejenerasyonla seyreden formu olduğunun düşünüldüğü, davacının hastalığının başlamasından sonra en kısa zamanda Diyarbakır Asker Hastahanesine nakledildiği ve doğru tanı konulduğu, hastalığın başlangıçından sonra 1 hafta içinde davacının GATAya naklinin, hızlı bir tıbbi uygulama yapıldığının göstergesi olduğu, hastalığın teşhisinde ve tedavisinde herhangi bir uygulama hatasının bulunmadığı, modern tıbbin sunabileceği tüm olanakların davacıya yeterli bir şekilde uygulandığı, Guillain-Barre Sendromunun vücudun kendi bağışıklık sisteminin çevresel sinir dokusunda yaptığı tahribat, yani bünyesel nedenlerle ortaya çıktığı, bu hastalığın oluşumunda çevresel etkenlerin, özelliklede askerlik hizmetinin bir rolü olmadığı, hastalığın mikrobik olmadığı, yaklaşık yıllık görülme sıklığının 100.000 de 1 ile 4 arasında olduğu, hastalığın kirli iğne veya hijyenik koşulların yeterli olmaması nedeniyle, dışkı yoluyla bulaşmasının mümkün olmadığı, yapılan tedaviler sonrasında durumunda düzelme olmasının tedavisinin doğru uygulandığını gösterdiği tıbbi kanaati belirtilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna, davacı vekili tarafından aynı iddialar ileri sürülerek itirazda bulunulmuştur. Düzenlenen tıbbi bilirkişi raporu heyetimizce yeterli görülerek davacı vekilinin iddialarına ve istemine itibar olunmamıştır. İdare Hukuku ilkelerine ve T.C.Anayasasının 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bu gün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuçla eylem arasında doğrudan bir illiyet bağının bulunması, zarara yol açan eylemin bir hizmet kuram ve ilkelerinin uygulanmasına elverir nitelikte olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile tıbbi bilirkişi raporu dikkate alınarak; davacının askerliğe elverişsiz hale gelmesine neden olan Guillain - Barre sendromu hastalığının oluşumunda askerlik hizmetinin sebep tesirinin bulunmadığı, hastalığın tanı, tedavi ve bakım hizmetlerinde idareye yüklenebilecek herhangi bir ihmal ve hata bulunmadığı, idarenin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğunu gerektirecek bir durumun bulunmadığı dolayısıyla tazmin yükümlülüğünün bulunmadığı bu nedenle davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesinin gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Davacı .....nın maddi ve manevi tazminat istemiyle açtığı DAVANIN REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy