(2709 S. K. m. 125) (2918 S. K. m. 47, 57, 84)
Davanın Konusu: Maddi ve Manevi Tazminat İstemi
Savunmanın Özeti: İdarenin tazmin yükümlülüğünün doğabilmesi için bir zararın varlığının, zarar doğuran işlem veya eylemin idareye yüklenebilir olmasının, zararla işlem veya eylem arasında uygun nedensellik bağının bulunmasının sorunlu olduğu, bu şartlardan birinin olmaması halinde idarenin sorumluluğundan söz etmenin mümkün olmadığı, davacının meydana gelen trafik kazasında tamamen kusurlu olduğu, zararın davacının kusurundan meydana gelmiş olması nedeniyle zararla idari eylem arasındaki nedensellik bağının kesildiği dolayısıyla idarenin zarardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, ayrıca davacının 20 Ekim 1999 tarihinde meydana gelen kaza için idareye 17 Aralık 2002 tarihinde başvurduğu, bir yıllık idareye başvuru süresini geçirdiğinden davanın süre aşımı yönünden de reddinin gerektiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesinin gerektiği yönünde savunma yapılmıştır.
BAŞSAVCILIĞIN DÜŞÜNCESİ:
A. USUL YÖNÜNDEN: Davacının, zararını hakkında düzenlenen sağlık kurulu raporunun onay tarihinde öğrendiği, sağlık kurulu raporunun 10 Ekim 2002 tarihinde onaylandığı, maddi ve manevi tazminat istemiyle davalı idareye bir yıllık başvuru süresi içerisinde 17 Aralık 2002 tarihinde başvurduğu, davada süre aşımı bulunmadığı
B. ESAS YÖNÜNDEN: Davacının yaralandığı trafik kazasında kusurunun bulunup bulunmadığının bilirkişi marifetiyle tespit edilmesinden sonra, bilirkişi raporuna göre meydana gelen trafik kazasında davacının tam kusurlu olduğunun belirtilmesi halinde davanın reddine, aksi halde davacıya bilirkişiye tespit ettirilecek miktarın yasal faiziyle birlikte maddi, takdir edilecek miktarın yasal faiziyle birlikte manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilmesinin gerektiği yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince Raportör Üye Hv. Hak. Alb. Serdar AKSOYun açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilleri, 06 Mart 2003 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının Sahil Güvenlik İkmal Merkezi Komutanlığı emrinde araç şoförü sivil memur olarak görevli iken Ekim 1999 tarihinde sevk ve idaresindeki askeri araçla göreve gittiği sırada bir başka aracın kontrolsüz olarak yola çıkması nedeniyle aracın devrilmesiyle sonuçlanan trafik kazası neticesinde yaralanarak sakat kaldığını belirterek, davacıya 95.000.000.000 TL. maddi, 5 000.000.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizleriyle birlikte ödenmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davacının adli yardım istemi, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 26 Mart 2003 gün ve Gensek No: 2003/427, Esas No:2003/309 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Davalı İdare savunmasında, davacının 20 Ekim 1999 tarihinde meydana gelen trafik kazası için maddi ve manevi tazminat istemiyle idareye 17 Aralık 2002 tarihinde başvurduğunu, bir yıllık idareye başvurusu süresini geçirdiğinden davanın süre aşımı yönünden reddinin gerektiğini ileri sürmüştür. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin yerleşik içtihatlarında, idari eylem sonucu vücut bütünlüğü zarar görenler yönünden mecburi idari müracaat süresinin bu zararların tespit edilmesine ilişkin sağlık kurulu raporlarının yetkili makamlarca onaylandığı tarihten başladığı kabul edilmekte olup, dava konusu olayda davacı hakkında TSK. Rehabilitasyon ve Bakım Merkez Sağlık Kurulunca 10 Ekim 2002 tarihinde rapor tanzim edildiği, davacının 10 Ekim 2002 tarihinden itibaren bir yıllık başvuru süresi içerisinde 17 Aralık 2002 tarihinde idareye başvurduğu dolayısıyla davada süre aşımı bulunmadığı anlaşıldığından davalı idarenin süre itirazına itibar edilmemiştir.
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinde; Sahil Güvenlik İkmal Merkezi Komutanlığı emrinde sivil memur statüsünde şoför olarak görevli olan davacının, 20 Ekim 1999 tarihinde sevk ve idaresindeki 591272 plaka numaralı askeri araç ile birliğe ait hurda malzemeleri MKEK'na götürdüğü kullandığı kamyonun şoför mahallinde Astsb. Vedat KAZANCI ile Astsb. Sabri AKYOL'un da bulunduğu, İstanbul yönünden İzmit yönüne doğru otoyolda seyir halinde iken saat 10.30 sıralarında havanın yağışlı ve zeminin ıslak olduğu, İzmit girişi Sopalı Çiftliği mevkiinde otoyol kenarındaki bir benzin istasyonundan aniden otoyola çıkan plakası belirlenemeyen kırmızı renkli bir binek aracına çarpmamak için fren tedbirlerine başvurduğu, aracın kayarak yolun dışına çıkıp devrilmesi sonucu trafik kazası meydana geldiği, davacının yaralandığı, 20 Ekim 1999 tarihli trafik kazası tespit tutanağında davacının meydana gelen kazada tam kusurlu olduğunun belirtildiği, TSK. Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi Sağlık Kurulunun 10 Ekim 2002 gün ve 49 sayılı raporuyla davacıya Gauda Equina Sendromu tanısı konulup hakkında 1. TSK'da görev yapamaz, , 2. Hayatı tehlike geçirmiştir, 3. 45 gün iş ve güdünden kalmıştı, 4. Hastalığı ile ilgili ilaçları bir yıl süre ile temini ve kullanması uygundur, 5. Günde 6 adet 14 numara hidrofillik nelaton, sonda bir yıl süre ile temini VR kullanması uygundur, 6. Hastanın ambulans ile refakatli olarak İstanbul'a gidişi uygundur kararı verildiği, GATA Haydarpaşa Eğitim Hastahanesi Sağlık Kurulunun 07 Nisan 2003 gün ve 321 sayılı raporuyla davacıya Torkal 12 burst fraktürü+Transpediküler fiksasyon ameliyatlısı+ paraparazi cauda eguina sendromu tanısı konulup, hakkında 1 TSK.da görev yapamaz, 2. Hayati tehlike geçirmiştir, 3. 45 gün iş ve gücünden kalmıştır, 4. Hastalığı ile ilgili ilaçları bir yıl süreyle temini ve kullanması uygundur, 5. Hayatını idame ettirebilmede gerekli hareketleri yapmaktan mahrum ve bir başkasının desteğine muhtaçtır. kararı verildiği, meydana gelen trafik kazasıyla ilgili olarak Körfez Cumhuriyet Başsavcılığının 16 Mayıs 2000 gün ve Hazırlık No: 2000/1641, Karar No:2000/360 sayılı kararı ile ön ödeme nedeniyle Tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yaralamaya sebebiyet vermek suçundan dolayı takipsizlik kararı verildiği, 21 Mayıs tarihinde ilişiğinin kesilip emekliye ayrıldığı, Körfez Cumhuriyet Başsavcılığınca trafik kazası ile ilgili bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı anlaşılmıştır.
İdare Hukuku ilkelerine ve T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bu gün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk İlkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuçla eylem arasında doğrudan bir illiyet bağının bulunması, zarara yol açan eylemin bir hizmet kuram ve ilkelerinin uygulanmasına elverir nitelikte olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Meydana gelen trafik kazası ile ilgili olarak dosyada sadece trafik kazası tespit tutanağı bulunduğundan ve kaza ile ilgili bilirkişi incelemesi yaptırılmamış olduğundan; meydana gelen trafik kazasında davacının kusurlu olup olmadığı kusurlu ise ne oranda kusurlu olduğu hususunun açıklığa kavuşturulması için Dairemizce bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
T.C. Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Şubesi Müdürlüğünden re'sen seçilen bilirkişiler Mühendis Refik AKIN, Tekniker Suzan KÜÇÜKKILAVUZ, Mühendis Yaşar ŞENTÜRK tarafından düzenlenen 17 Haziran 2004 tarihli bilirkişi raporunda, benzin istasyonundan çıkan ve plakası belirlenemeyen araç sürücüsünün otoyol kenarına geldiğinde otoyolda seyir halinde olan taşıt trafiğini dikkatle kontrol etmesi ve ilk geçiş hakkını otoyolda seyir halinde olan araçlara tanıması gerekirken, aksine davranışla seyir halindeki olan askeri aracın aniden önüne geçtiği, otoyolda, kaygan zeminde arka arkaya seyir halindeki araçların arasına girmekle, seyir halindeki araçları ve diğer taşıl trafiğini tehlikeye düşürdüğü, böylece meydana gelen olayda 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 47/d, 57/a-b 4, 5, 7 ve 84/4 maddelerini ihlal etmekle birinci derecede 5/8 (sekizde beş) (%62,5) oranında kusurlu olduğu, davacı İsmail BİÇİCİnin yönetimindeki araç ile seyir halinde iken, yolun ön ilerisine ve yakın çevresine dikkat ederek tedbirli seyir etmiş olması gerekirken, aksine dikkatsiz seyirle bağlantı yolu kavşağına geldiğinde, ıslak zeminde tedbir almada geç kalarak aracını kaydırmak ve yolun sağ dış kenarına devirmek suretiyle ikinci derece 3/8 (sekizde üç) (%37,5) oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığının belirtildiği anlaşılmıştır.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacı vekili tarafından davacının kusursuz olduğu, davacıya izafe edilen kusur oranının yüksek olduğu ileri sürülerek, davalı idare tarafından davacıya daha yüksek kusur oranı izafe edilmesi gerektiği ileri sürülerek, itiraz edilmiş ise de, itiraz dilekçelerinde ileri sürülen hususlar bilirkişi raporu ile karşılanmış olduğundan ve bilirkişi raporu heyetimizce yeterli görüldüğünden, tarafların itirazlarına itibar edilmemiştir.
Şoför olarak görevli olan davacının sevk ve idaresindeki askeri araçla hizmet esnasında meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanıp sakat kalması olayında idareye atfı kabil bir hizmet kusurundan söz edilemez ise de: kamu görevinin ifası sırasında meydana gelen zarar ile hizmet arasında illiyet bağı bulunduğu anlaşıldığından, kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince davacının uğradığı zararın idare tarafından karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Ancak davacının meydana gelen trafik kazasında ikinci derecede kusurlu olması nedeniyle müterafik kusurunun bulunduğu kabul edilmiştir.
Mahkememizin yerleşik içtihatlarına göre, T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olan kimselerin kamu hizmetinin ifası sırasında sakatlanmaları halinde kendilerine T.C. Emekli Sandığınca bağlanan vazife malullüğü aylığı ile görev dışında sakatlanmaları halinde bağlanacak olan aylıklar arasındaki fark ve ödenen tütün ikramiyeleri olay sebebiyle sağlanan yarar olarak kabul edilerek maddi zararlardan düşüldüğünden maddi tazminat isteminde bulunan davacıya aylık bağlanıp bağlanmadığı, tütün ikramiyesi ödenip ödenmediği araştırılmış, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 30 Temmuz 2004 gün ve B.07.1.EMS.0.10.01. 01/68.134.203 sayılı yazısında; Genel Müdürlüğün 16 Haziran 2003 tarih ve 771758 sayılı işlemi ile toplam 7 yıl 9 ay 29 gün hizmetine karşılık 13 ncü derece 2 nci kademe intibakı üzerinden 15 Haziran 2003 tarihinden itibaren 617.920,000 TL. 1 nci derece vazife malullüğü aylığı bağlandığı, 1 nci derece bağlanan bu aylıkların 01 Temmuz 2004 tarihinden itibaren 803 630.000 TL. ye yükseltildiği, yedi yıllık hizmetine karşılık 15 Haziran 2003 tarihinde 3.379.200.000 TL emeklilik ikramiyesi, 01 Temmuz 2003 tarihinden geçerli olmak üzere 462.000.000 TL. ikramiye farkı olmak üzere toplam 3.841.200.000 TL. emeklilik ikramiyesi ödendiği, görevi dışında, görevle ilgisi olmayan bir sebepten yaralanması halinde adi maluliyet aylığı bağlanabilmesi için en az 10 tam hizmet yılının bulunması gerekmekte ise de, davacının maluliyeti 1 nci derece olduğundan 6741 sayılı Kanun gereğince 15 Haziran 2003 tarihinden itibaren 395.660.000 TL aylık bağlanabileceği bağlanan bu aylıkların 01 Temmuz 2004 tarihinden itibaren 512.930.000 TL.ye yükseltileceği, tütün ikramiyesi ödenmediği bildirilmiştir.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacının maddi zararının sağlanan yararlarla karşılanıp karşılanmadığının ve karşılanmayan zarar var ise bu miktarın tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, re'sen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz elden 06 Aralık 2004 tarihli bilirkişi raporundan, davacının maddi tazminat hak edişinin 167.300.115.000 TL olduğu anlaşılmıştır.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davalı idare tarafından bilirkişi hesap yönetimine yönelik olarak itiraz edilmiş ise de; bilirkişi hesaplama yöntemi Mahkememizin yerleşik içtihatlarına ve ilmi verilere uygun olduğundan davalı idarenin itirazlarına itibar edilmeyerek bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmış, davacının müterafik kusuru dikkate alınmış ancak davacının istemiyle bağlı kılınmıştır.
Davacının olay nedeniyle duyduğu acı ve ızdırabını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş şekli ve tarihi, davacının statüsü ve sosyal durumu, paranın alım gücü, sakatlık derecesi ve işletilecek yasal faiz göz önünde bulundurularak kendisine olay tarihinden itibaren işletilerek yasal faiziyle birlikte uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmiş ancak tazminatın takdirinde davacının müterafik kusuru dikkate alınmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca, müterafik kusuru dikkate alınarak ve istemine bağlı kalınarak davacı İsmail BİÇİCİye, 95.000,00 YTL (DOKSANBEŞBİN YENİ TÜRK LİRASI) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
2. Davacı İsmail BİÇİCİ'ye, takdiren ve müterafik kusuru dikkate alınarak ve istemi gibi 5.000,00 YTL (BESBİN YENİ TÜRK LİRASI) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
3. Hükmedilen maddi tazminat miktarına davacıya vazife malullüğü aylığı bağlandığı 16 Haziran 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDE OTUZ), 01 Ocak 2004 tarihinden 31 Aralık 2004 tarihine kadar yıllık %15 (YÜZDE ONBEŞ), 01 Ocak 2005 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %12 (YÜZDE ONİKİ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
4. Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 20 Ekim 1999 tarihinden 31 Aralık 1999 tarihine kadar yıllık %50 (YÜZDE ELLİ), 01 Ocak 2000 tarihinden 30 Haziran 2002 tarihine kadar yıllık %60 (YÜZDE ALTMIŞ), 01 Temmuz 2002 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (YÜZDE ELLİBEŞ), 01 Nisan 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDE OTUZ), 01 Ocak 2004 tarihinden 31 Aralık 2004 tarihine kadar yıllık %15 (YÜZDE ONBEŞ), 01 Ocak 2005 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %12 (YÜZDE ONİKİ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
5. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin (posta giderleri dahil) DAVALI İDAREYE YÜKLETİLMESİNE, 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca harçtan muaf tutulan davalı idare aleyhine HARCA HÜKMEDİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
6. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 180,00 YTL, (YÜZSEKSEN YENİ TÜRK LİRASI) bilirkişi ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACIYA VERİLMESİNE,
7. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 150,00 YTL,(YÜZELLİ YENİ TÜRK LİRASI) trafik bilirkişi Ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACIYA VERİLMESİNE,
8. Davacı tarafından peşin yatırılan 1.358,00 YTL. (BİNÜÇELLİSEKİZ YENİ TÜRK LİRASI) harcın istemi halinde, DAVACIYA İADESİNE,
9. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 82,00 YTL. (SEKSENİKİ YENİ TÜRK LİRASI) posta giderinin davalı idareden alınarak, DAVACIYA VERİLMESİNE,
10. Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ayrı ayrı nisbi olarak hesap edilen 7.870,00 YTL, (YEDİBİNSEKİZYÜZYETMİŞ YENİ TÜRK LİRASI) avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak, DAVACIYA VERİLMESİNE,
02 MART 2005 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy