(926 S. K. Ek m. 17) (1602 S. K. m. 21)
Davacı 08 Temmuz 2002 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi Rehabilitasyon Yüksek Okulundan mezun fizyoterapist olduğunu, Ocak 2002 tarihinden itibaren T.S.K.da çalışan sivil memurlara ödenmekte olan ek özel hizmet tazminatında tarif edilen meslek gruplarında yer almaması nedeniyle tazminatını diğerleri hanesinde belirtilen % 25 oranında aldığını, sayılan meslek gruplarından kütüphaneci ve sosyal hizmet uzmanına % 35 oranında tazminat ödendiğini belirterek işlemin iptalini, eksik ödenen miktarın yasal faizi ile birlikte tarafına ödenmesinin hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Davacının H.Ü. Fizik Tedavi Rehabilitasyon Yüksek Okulundan mezun olup halen Gülhane Askeri Tip Akademisi Komutanlığında Fizyoterapist olarak görev yaptığı, 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun EK-17 nci maddesi gereğince % 25 oranında Ek Özel Hizmet Tazminatı almakta olduğu konularında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık davacıya % 25 oranında ödenen ek özel hizmet tazminatının % 35 olarak ödenmesinin gerekip gerekmediği noktasındadır. Bu itibarla davacıya ek özel hizmet tazminatı ödenmesine esas alınan EK-17 nci maddesinin geçirdiği aşamaları irdelemek yararlı olacaktır.
926 sayılı TSK Personel Kanunun EK-17/C maddesinin ilk metninde Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı merkez karargahlarında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak görev yapan memurlara; anılan Kanuna tabi en yüksek Devlet Memuru aylığının (Ek gösterge dahil) brüt tutarının %35ini geçmemek üzere aylık derecelerine, görev unvanlarına, görev yeri ve özelliklerine, öğrenim durumlarına, çalışma şartlarının zorluğuna göre Milli Savunma Bakanlığının teklifi ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine belirlenecek miktar, oran, esas ve usuller dairesinde ek özel hizmet tazminatı ödenebilir hükmü yer almaktaydı. 26 Aralık 2001 tarihli 4730 sayılı Kanun ile 926 sayılı Kanunun EK-17 nci maddesinin (c/1) bendindeki merkez karargahlarda ibaresi kadrolarında şeklinde değiştirilerek, Türk Silahlı Kuvvetlerinin fiili kadrolarında görevli tüm sivil memurların ek özel hizmet tazminatından 15 Ocak 2002 tarihinden geçerli olarak faydalandırılması sağlanmıştır.
Görüldüğü gibi TSK bünyesinde 657 sayılı Kanuna tabi olarak çalışan lisans düzeyinde 4 yıllık yüksek okul mezunu personele 926 sayılı Personel Kanunu Ek-17 nci maddesinin (c) bendinde yer alan merkez karargahlarında ibaresinin 26.12.2001 tarihli 4730 sayılı Kanun ile kadrolarında şeklinde değiştirilmesi üzerine verilmesi gereken en Yüksek Devlet Memuru aylığı (ek gösterge dahil) brüt tutarın %35 ini geçmemek ve 15.01.2002 tarihinden geçerli olmak üzere belirlenen -a) aylık derecelerine, -b) görev unvanlarına, -c) görev yeri ve özelliklerine, -d) öğrenim durumlarına, -e) çalışma şartlarının zorluğuna göre şeklindeki bazı kıstaslar göz önüne alınarak MSB.lığının teklifi ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Maliye Bakanlığınca hazırlanan Ek Cetvel ile ek özel hizmet tazminatı ödenmeye başlanmıştır.
Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel müdürlüğünün 12 Nisan 2002 gün ve 6980 sayılı yazısı ve ekinde bulunan uygulama esaslarına ilişkin ek cetvelin 1 nci sütununda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi devlet memurlarından öğrenim durumu ve aylık derecesi itibariyle; şube müdürü, müdür, yazı işleri müdürü, şube müdür yardımcısı, uzman, uzman yardımcısı, kısım amiri, programcı, mütercim-tercüman, kütüphaneci, tabip, diş tabibi, eczacı, mühendis, mimar, istatistikçi, matematikçi, kimyager, fizikçi, avukat unvanlarına %35 oranında ek özel hizmet tazminatı ödeneceği, Diğer başlıklı sütunda bu sayılanların dışındakilere %25 oranında hizmet tazminatı ödeneceği öngörülmüştür.
Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunun Ek 17 nci maddesinin (c) bendinin Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak çalışan personeline ek özel hizmet tazminatı ödenmesi hususunda davalı idareye taktir yetkisi tanıdığında şüphe bulunmamaktadır. İdare, Ek 17 nci madde de belirlenen kıstaslar dahilinde düzenlemesini yaparak, Maliye Bakanlığının uygun görmesi halinde personele tespit edilen oranlarda ek özel hizmet tazminatı ödenecektir. Kanun bu tazminatı daha öncesinde Merkez Karargahlarda görevli personelle sınırlı tutmuş iken sonrasında yapılan değişiklikle merkez karargah dışında çalışan personele de ek özel hizmet tazminatı ödenmesini imkan dahiline sokarken, bu tazminat miktarlarının kime ne miktarda ödeneceği hususunu davalı idarenin tasarrufuna bırakmıştır. Bu tasarrufla ilgili kıstaslarda Kanunda tek tek sayılmak suretiyle belirlenmiştir. Bu durumda idare aylık dereceler, görev unvanları, görev yeri ve özellikleri, öğrenim durumu, çalışma şartlarının zorluğu gibi kıstasları da taktir yetkisini kullanırken göz önünde bulundurmak zorundadır. Yürürlükte mevcut Kanunlarla belirlenen kıstaslar ve hukukun genel ilkelerine aykırı kullanılacak taktir yetkisi bu yönüyle yargısal denetime tabidir. Bu denetimin sınırları 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 21 nci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Bu maddeye göre idari yargı yetkisi idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. Bu sınır aşılarak yerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin taktir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği anılan maddede hüküm altına alınmıştır.
Davalı idare hangi alanda ve ne nitelikte personele ihtiyacı olduğunu en iyi şekilde bilebilecek durumdadır. İhtiyacı olan personelden hangilerinin ne şartlarda çalıştığını, işlerinin zorluk derecelerinin ve istihdam mecburiyetini tespit edip, kendisine tanınan yetki çerçevesinde özlük hakları ile ilgili düzenlemeler yapabileceği açıktır. İdarenin Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 17 nci maddesinin kendisine tanıdığı taktir yetkisi çerçevesinde yaptığı düzenlemenin Maliye Bakanlığınca da onaylandığı, tanınan yetkinin objektif kriterler dikkate alınarak kullanılmadığı yönünde delil ve emare bulunmadığı, tesis edilen işlemin hukuka ve mevzuata uyarlı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
BU İTİBARLA; Davanın REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy