(2709 S. K. m. 125)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve manevi tazminat istemi
SAVUNMANIN ÖZETİ: USUL YÖNÜNDEN: Davacıların ön müracaat dilekçelerinde toplam 30.000.000.000 TL. destekten yoksun kalma tazminatı istemelerine rağmen dava dilekçesi ile bu meblağı arttırdıkları, fazla olan meblağın dikkate alınmaması gerektiği yönünde savunma yapılmıştır.
ESAS YÖNÜNDEN: Dava konusu olayın meydana gelmesinde idarenin sorumluluğunun ve tazmin yükümlülüğünün bulunmadığı, davacılar yakını müteveffa ere her türlü tıbbi müdahalenin zamanında ve gecikme olmaksızın yapıldığı, buna rağmen kurtarılamadığı ve vefat ettiği, idareye izafe ettirilecek bir kusurun bulunmadığı, dava Konusu ölüm olayının davacılar yakınının henüz tesbit edilememiş bünyesel bir rahatsızlığından doğduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmesinin gerektiği yönünde savunma yapılmıştır.
BAŞSAVCILIĞIN DÜŞÜNCESİ: Davacılar yakınının ölümüne neden olan hadisede idareye atfedilebilecek bir hizmet kusurundan bahsetmek mümkün değil ise de bir kamu hizmeti olan askerlik görevi esnasında savaş beden eğitimi için hazırlık ve ısınma hareketlerini yaparken solunum durması nedeniyle meydana gelen zararın sadece zarar gören üzerinde bırakılmayarak tüm topluma yansıtılmasının hakkaniyet gereği olduğu, idarenin kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince, davacılar yakınının ölüm nedeni olan çiğnenmemiş ceviz büyüklüğündeki et parçalarının davacılar yakını tarafından yeterince çiğnenmemiş olmasının müterafik kusur olarak kabulü ile davacı anne ve babaya bilirkişiye tespit ettirilecek bir miktarın maddi, tüm davacılara takdir olunacak bir miktarın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi gerektiğine dair düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince, Raportör Hak.Bnb. Şakir AYTAŞ'ın açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekilleri 16 Aralık 2002 tarihinde AYİM kaydına giren dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin yakını olan müteveffa Muhammet PASLIKILIÇ'ın 55002 nci Balıkesir-Susurluk Mühimmat Depo K.lığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken 17.10.2001 tarihinde saat 16-17 sıralarında yapılan spor esnasında vefat ettiğini, yaşam ve askerlik hizmeti boyunca hiçbir rahatsızlık geçirmeyen davacılar yakınının askerlik hizmetinin sevk ve idaresinde bulunduğu sırada öldüğünü, müteveffanın ölümünü engelleyecek acil müdahalelerde bulunulmadığı gibi, sorumsuzca ilk yardım müdahalelerinde bulunulduğunu, ambulansın geç geldiğini, müteveffanın ölüme terkedildiğini, otopsi raporunda belirtilen sıyrık ve morlukların ölümün harici etkilerle meydana gelmiş olabileceği İhtimalini güçlendirildiğini, meydana gelen ölüm olayı nedeni ile davacı anne, baba ve kardeşlere ayrı ayrı 1.001.000.000 TL. maddi, 7.500.000.000 TL. manevi tazminatın ödenmesine, öncelikle adil yardım istemlerinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davacıların adli yardım istemi, AYİM 2 nci Dairesinin 15 Ocak 2003 tarih ve Gensek No.:2002/3065, Esas No.:2003/36 sayılı kararıyla kabul edilmiştir.
Dava dosyasındaki belge ve bilgiler incelendiğinde; davacıların yakını Ord.Er Muhammet PASKILIÇ'ın, 55002 nci Mühimmat Depo K.lığı emrinde askerlik hizmetinin ifası sırasında 17 Kasım 2001 tarihinde saat 16.45 sıralarında savaş beden eğitimi yapmak için içtima alanına intikalden sonra ısınma ve esneklik hareketlerini yapılmaya başladığı sırada aniden kusmaya başladığı ve akabinde bayıldığı, spor alanında bulunanlarca ilk müdahalenin yapıldığı (özellikle Sağlık Meslek Lisesi mezunu Ord.Onb.özgür GÜLER tarafından), nefes almasının temini için ters V konumuna getirilerek ağzındaki kusmuğun boşaltıldığı, spor alanında bulunan ambulans şoförü Ord.Er Sefer GÜR'ün derhal ambulansı olay yerine getirdiği, ambulansla gecikme olmaksızın Muhafız Takım Komutanı nezaretinde Susurluk Devlet Hastahanesine sevkedildiği, yolda Sağlık Meslek Lisesi mezunu Ord.Onb.özgür GÜLER tarafından ilk yardıma devam edildiği, Susurluk Devlet Hastahanesinde Dr. Namık ŞAHİN tarafından ilk tıbbi müdahalenin yapıldığı, hayati fonksiyonlarının olmadığının tesbit edilmesi üzerine canlandırmak için tıbbi girişimlerde bulunulduğu, ancak bunun mümkün olmadığı ve davacılar yakınının vefat ettiği, Bursa Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca yapılan otopsi sonucunda ölüm nedeninin mide muhtevasının larenks girişinin tıkanmasına bağlı mekanik asfiksi ve solunum durması olduğuna, vücut üzerinde tesbit edilen küçük çizik tarzı yaraların ve ekimozların düşme sırasında husulünün mümkün olduğuna, ölümü üzerine etkili harici başkaca bir nedenin tesbit edilmediğine karar verildiği, Donanma K.lığı Askeri Savcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucunda ölüm olayından kusurlu ya da sorumlu olduğu tesbit edilen herhangi bir personel olmadığı belirtilerek 17.12.2003 tarih ve 2003/1649-1260 E.K. sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır.
İddiaların niteliği itibariyle teknik olarak Tıp ilmiyle ilgili bulunduğu, zararı doğuran ölüm olayının meydana gelmesinde davacılar vekilinin iddia ettiği gibi tıbbi müdahalenin geç ya da gereği gibi yapılmamasının etken olup olamayacağının, davalı idarenin tıbbi yönden ihmal ve ya da icrai kusurlu bir davranışının söz konusu olup olmadığının, hizmet kusuru bulunup bulunmadığının uzmanlarınca tespiti gerektiği kuşkusuzdur. Zira hizmet kusurunun varlığı veya yokluğu, ölüm olayının askerliğin sebep ve tesiri ile meydana gelip gelmediğinin tespiti davalı idarenin zararlardan hukuki sorumluluğu ya da sorumsuzluğunun nedeni olacaktır.
Bu amaçla AYİM İkinci Dairesinin 11 Şubat 2004 tarihli Ara Kararı ile, davacılar yakınının ölümü olayının askerliğinin sebep ve tesiri ile meydana gelip gelmediğinin, müdahalede geç kalınmasının ölüm olayına katkısının olup olamayacağının, mevcut bir durum ve hastalığın ya da başka bir nedenin olup olmayacağının tesbiti için tıbbi bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, 02 Haziran 2004 tarihli düzenlenen bilirkişi raporunda Ord.Er Muhammet PASLIKILIÇ'ın ölüm olayının, spor hazırlığı sırasında aniden rahatsızlanmasından itibaren kısa sürede ani ölüm tablosu içerisinde geliştiği, ani ölümün doğumsal koroner arter hastalıkları sonucu gelişebileceğini, müteveffanın rahatsızlanması ile Susurluk Devlet Hastahanesine nakline kadar herhangi bir doktor müdahalesi olmamakla beraber ilk müdahale de bulunan kişinin bilinci kapalı ve kusmakta olan bir kişiye yapılması gereken tüm manevraları yaptığını, olay yeri koşuları ve hastanın bilincinin kapalı olduğu gözönüne alındığında sadece doktorun varlığının bile sonucu çok fazla değiştiremeyebileceğini, böyle bir duruma yeterli müdahaleden söz edilebilmek için daha teşekküllü hastahane koşullarının gerekli olabileceğine dair kanaat bildirildiği, Mahkememizce 30.06.2004 tarihli ara kararı ile açıklayıcı ek tıbbi bilirkişi raporu düzenlenmesinin istendiği, 20.08.2004 tarihli ek bilirkişi raporu ile davacılar yakınının ölümüne neden olan olayın bünyesel bir nedenle ani olarak dışardan bir etki olmaksızın kendiliğinden başladığı ve geliştiği, ölüm süresinin başlangıç ve gelişimi sırasında tıbbi müdahalelerin olay yeri ve şartları gözönüne alındığında yeterli olduğu, ölüm olayının askerlik hizmetinin sebep ve tesiri He meydana gelmediğine dair kanaat belirtildiği görülmüştür.
Davacılar vekilince bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ise de tıbbi verilere dayanılarak hazırlanan bilirkişi raporuna itibar edilerek davacılar vekilinin itirazı dikkate alınmamıştır.
İdare hukuku ilkelerine ve Anayasamızın 125/7 maddesine göre, idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için; bir zararın varlığı, zararı doğuran işlem veya eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararla işlem veya eylem arasında nedensellik (illiyet) bağının bulunması gerekir. Bu koşullardan birisinin yokluğu, idarenin tazminle sorumlu tutulma yükümlülüğünü ortadan kaldırır. Bir zarar yoksa veya meydana gelen zarar idari eylem ya da işlemden doğmamış ise veyahut zararla idari işlem ve eylem arasından nedensellik bağı kurulamıyorsa idarenin tazmin sorumluluğundan söz edilemez, Davacıların yakınlarının ölümü sonucu uğradığını iddia ettikleri zararın hizmetin yanlış kurulup yürütülmesinden kaynaklanmadığı, idarenin kusurlu bir davranışından ileri gelmediği, zararlı sonuçla idarenin davranışı arasından nedensellik bağının bulunmadığı bilirkişilerin raporuyla kanıtlanmıştır. Bu bağlamda, davacının yakınlarının ölümü sonucu meydana gelen zararların hizmetten kaynaklanmadığı, bünyesel olduğu, idareye yöneltilecek herhangi bir kusurlu hareketin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bünyesel bir rahatsızlığın sonuçlarından idarenin sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur. Bu durumda davalı idarenin meydana geldiği iddia edilen zararlardan sorumlu olamayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacılar Ali PASLIKILIÇ, Merdane PASLIKILIÇ, İsmail PASLIKILIÇ ve Abdurrahman PASLIKILIÇ'ın, maddi ve manevi tazminat istemlerinin REDDİNE,
2. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin (posta giderleri ile bilirkişi ücreti dahil) DAVACILARA YÜKLETİLMESİNE,
3. Dava adli yardımlı görüldüğünden resmi posta pulu kullanılmak üzere sarfedilen 47.600.000 TL. (KIRKYEDİMİLYON BEŞYÜZBİN TL.) posta giderinin DAVACILARDAN ALINARAK, DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE,
4. Dava adli yardımlı görüldüğünden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince 7.530.000 TL. (YEDİMİLYONBEŞYÜZOTUZBİN TL.) başvurma harcı ile 10,120.000 TL.(ONMİLYONYÜZYİRMİBİN TL.) esas ilam harcı toplamı olan 17.650.000 TL. (ONYEDİMİLYONALTIYÜZALTIYÜZELLİBİN TL.) harcın DAVACILARDAN ALINMASINA,
01 ARALIK 2004 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy