(2709 S. K. m. 125) (2330 S. K. m. 6) (1602 S. K. m. 71) (492 S. K. m. 13)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat İstemi
SAVUNANIN KONUSU: T.C. Anayasası'nın 125 nci maddesinin son fıkrasına göre, idarenin kendi işlem ve eylemlerinden doğan zararları ödemekte yükümlü olduğu; gerek hizmet kusuru gerekse objektif sorumluluk ilkesi uyarınca idarenin hukuki sorumluluğundan söz edilebilmesi için, idarenin zarar doğurucu bir davranışının olması, zarar doğuran eylem veya işlemin idareye yüklenebilir olması ve meydana gelen zarar ile idarenin eylem veya işlemi arasında uygun illiyet bağının birlikte bulunması gerektiği; dava konusu olayda idareye izafe edilebilecek herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığı; davacının, kendisine herhangi bir görev ve emir verilmeden sıralı komutanlarından habersiz olarak öğlen yemek istirahatinde garajda park halindeki MAN aracının kasasına çıktığı ve dikkatsizlik sonucu araçtan düştüğü; davacı tarafından talep edilen maddi tazminat miktarının çok yüksek olduğu ve tenkisinin gerektiği, davacı lehine maddi tazminata hükmedilse dahi faizin olay tarihinden değil, davacının yeniden gelir elde edeceği farzedilen tarihten itibaren hükmedilmesinin gerektiği; istenilen manevi tazminat miktarının çok yüksek olduğu ve manevi tazminata faiz yürütülmesi talebinin reddinin gerektiği belirtilerek yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönünde savunma yapılmıştır.
BAŞSAVCILIĞIN DÜŞÜNCESİ: Olayın askerlik hizmetinin ifası sırasında meydana davacının kendisine tevdi edilen MAN aracıyla maksadıyla aracın kasasına çıktığı sırada düşerek yaralandığı, bahse konu olayda idareye atfı kabil bir kusur bulunmasa da zarar ile hizmet arasında illiyet bağı mevcut olduğundan İdare Hukukunun genel ilkeleri, hakkaniyet ve nesafet gereği meydana gelen zararın zarar gören üzerinde bırakmayarak tüm topluma yansıtılması gerektiği; davacının yaralanması nedeniyle vücut fonksiyon kaybına uğradığının tespit edilmesi halinde bilirkişinin belirleyeceği miktarın maddi, olay nedeniyle duyulan acı ve üzüntü karşılığı takdir edilecek bir miktarın manevi tazminat olarak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi gerektiği yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince, Raportör Üye Topçu Kur. Alb. Metin ŞAHİN'in açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilleri, 13 Ağustos 2002 tarihinde Askeri Yüksek idare Mahkemesinde kayda geçen dava dilekçelerinin AYİM 2 nci Dairesinin 25 Eylül 2002 gün ve E.2002/643, K.2002/717 sayılı Dilekçenin Reddine İlişkin Karar ile reddedilmesi üzerine 04 Kasım 2002 tarihinde kayda geçen yenileme dilekçesinin de AYİM 2 nci Dairesinin 20 Kasım 2002 gün ve E.2002/899, K.2002/890 sayılı Dilekçenin Görevli Mercie Tevdiine İlişkin Karar ile davalı idareye tevdi edilmesi ve bahse konu dilekçeye yasal süre içinde idare tarafında cevap verilmemesi nedeniyle 26 Mart 2003 tarihinde kayda geçen dava dilekçelerinde özetle; davacının 65 nci Mknz. P. Tug. K.Yardımcılığı (Babaeski) 2 nci Mknz.P.Tb.Kh. ve Kh.Bl.K.lığı emrinde ağır araç şoförü olarak askerlik hizmetini ifa ettiğini, 30 Ocak 2001 tarihinde erzak taşımada kullanılan kendisine zimmetli bulunan MAN aracının yağmur tentelerinin bağlanması esnasında, aracın arka kapak kancalarının bozuk olması nedeniyle kapağın devrilmesi sonucu ıslak beton zemine düştüğünü; yapılan tedavi ve hava değişimi sonunda Çorlu Asker Hastahanesi Sağlık Kurulunun 16 Mayıs 2001 gün ve 948 sayılı raporuyla Askerliğe elverişli değildir. kararı verildiğini; meydana gelen sakatlanma sonucu davacının çalışamadığını ve bundan büyük bir acı ve elem duyduğunu belirterek 1.000.000.000. TL. maddi ve 3.000.000.000. TL. manevi olmak üzere toplam 4.000.000.000. TL. tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle biride ödenmesini talep ve dava etmişlerdir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının 30 Ocak 2001 tarihinde öğlen yemek istirahatinde, garajda park hakinde bulunan MAN aracının tentelerini bağlamak üzere aracın kasasına çıktığı ve kapağın açılması sonucu araçtan düşerek kafa travması geçirdiği, ilk müdahalenin revirde yapıldığı, daha sonra Çorlu 600 Yataklı Asker Hastahanesine sevk edildiği, Öpere sağ temporal epidural hematom tanısıyla aynı hastahanenin 07 Şubat 2001 tarih ve 267 numaralı Sağlık Kurulu Raporu ile üç ay hava değişimine gönderildiği, hava değişimini müteakip Çorlu Asker Hastahanesinin 16 Mayıs 2001 tarih ve 948 numaralı raporuyla Epidural hematom ameliyatına bağlı kranial defekt (21 Cm2) tanısı konularak 14/B F-2, Askerliğe elverişli değildir, kararı verildiği, bu raporun 13 Ağustos 2001 tarihinde onaylandığı ve bu rapora istinaden terhis edildiği anlaşılmıştır.
İdare Hukuku ilkelerine ve T.C.Anayasasının 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekte yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak, Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Davacının, sorumlusu olduğu erzak aracının tentelerini bağlarken aracın arka kapağının açılması sonucu araçtan düşerek kafa travması geçirmesi olayında, hizmetin kurulması ve işletilmesinden kaynaklanan, idareye atfı kabil bir hizmet kusuru bulunmamakla biride, olayın davacının bir kamu hizmeti olan askerlik görevinin ifası sırasında meydana geldiği, zararın hizmetten kaynaklandığı, hizmet ite zarar arasında illiyet bağının bulunduğu, davacının olayın meydana gelmesinde bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla, meydana gelen zararın davalı İdare tarafından kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince karşılanmasının gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşik içtihatları uyarınca Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan kimselere olay sebebiyle T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri yarar kabul edilerek davacıların maddi zararlarından düşülmektedir. Diğer taraftan 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinde, bu Kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığının maddi ve manevi zararlar karşılığı olduğu, yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak kurumların ödenekte yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu Kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ite bağlanmış bulunan aylıkların göz önünde tutulacağı öngörülmüştür.
T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü Tahsisler Dairesi Başkanlığının 20 Nisan 2004 tarih ve B.07.1.EMS.0.10.01.01/80.416.046 sayılı yazısıyla; davacı Ferdi EROĞLU'nun durumunun Sandık Yönetim Kurulunca incelenerek 12 Eylül 2002 tarih ve 848 sayılı kararı ile hakkında 5434 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği, buna istinaden Genel Müdürlüğün 22 Ekim 2002 tarih ve 654519 sayılı istemi ite 01 Şubat 2002 tarihinden itibaren 312.340.000 TL. 6 ncı derece TSK. vazife malullüğü aylığı bağlandığı, bağlanan bu aylıkların değişik tarihlerde tespit edilen katsayılar esas alınarak yükseltildiği ve son olarak 01 Ocak 2004 tarihinde tespit edilen katsayı uyarınca aylığının 551.720.000. TL. ye yükseltildiği, ayrıca 2002 yılı için 11 aylık 691.720.000. TL. tütün ikramiyesi ödendiği bildirilmiştir.
Davacının maddi zararlarının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, re'sen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 15 Temmuz 2004 tarihli bilirkişi raporunda; davacı Ferdi EROĞLU'nun 75.445.813.337 TL. gerçek maddi zararına karşılık, 153.054.811.044 TL. maddi yarar sağladığı, bu nedenle maddi tazminat hakedişinin bulunmadığı bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna itiraz edilmemiş olup düzenlenen raporun Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun olduğu anlaşıldığından bilirkişi raporu doğrulusunda uygulama yapılmıştır.
Davacı Ferdi EROĞLU'nun olay nedeniyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdıraplarının kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olayın meydana geliş şekli, tarihi, davacının askerlik statüsü, sosyal durumu, paranın alım gücü ve işletilecek yasal faiz dikkate alınarak uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca, davacı Ferdi EROĞLU'nun, MADDİ TAZMİNAT İSTEMİNİN REDDİNE,
2. Davacı Ferdi EROĞLU'na, takdiren 2.000.000.000 TL. (İkimilyar Türk Lirası) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya alt isteminin REDDİNE,
3. Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 30 Ocak 2001 tarihinden 30 Haziran 2002 tarihine kadar yıllık %60 (Yüzdealtmış), 01 Temmuz 2002 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (Yüzdeellibeş), 01 Nisan 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık %30 (Yüzdeotuz), 01 Ocak 2004 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %15(yüzdeonbeş) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
4. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin DAVALI İDAREYE YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
5. Davacı tarafından peşin yatırılan 67.500.000 TL. (Altmışyedimilyonbeşyüzbin Türk Lirası) harcın istemi hafinde DAVACIYA İADESİNE,
6. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 45.000.000 TL. (Kırkbeşmilyon Türk Lirası) posta giderinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACIYA VERİLMESİNE,
7. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 90.000.000 TL. (Doksanmilyon Türk Lirası) bilirkişi ücretinin DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
8. Hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nısbi olarak hesabedilen 240.000.000 TL. (İkiyüzkırkmilyon Türk Lirası) avukatlık ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACIYA VERİLMESİNE,
11. Çubuk / Ankara Askerlik Şubesi Başkanlığınca HİZMETE ÖZEL gizlilik derecesi ile gönderilen askerlik şahsi dosyasının aynı gizlilik derecesi ile İADESİNE,
13 EKİM 2004 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy