(1602 S. K. m. 43) (5434 S. K. m. 61)
Davacı vekili 04 Kasım 2002 tarihinde Adana 2.nci İdare Mahkemesinde, 08 Kasım 2002 tarihinde AYİMde kayda geçen, AYİM İkinci Dairesinin 15.01.2003 tarihli kararıyla reddedilen dilekçesinden sonra, 19 Şubat 2003 tarihinde Adana 1.nci İdare Mahkemesine verdiği ve 24 Şubat 2003 tarihinde kayda geçen yenileme dilekçesinde özetle; davacının askerlik hizmetini yaparken 29.05.1986 tarihinde eğitim esnasında düşüp kısmı felç olduğunu, çeşitli hastahanelerde tedavi gördükten sonra GATA Komutanlığının 27.05.2002 tarihli raporuyla hakkında tamamen felç olduğuna karar verildiğini belirterek davacıya 100.000.000.000 TL. bakıcı ücreti tazminatı ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin adli yardım istemi AYİM İkinci Dairesinin 20.11.2002 gün ve Gensek No:2002/2380 Esas No:2002/901 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Dava dosyasında bulunan belge ve bilgilerin incelenmesinde; davacının 45.nci P.A.1.nci Tb.3.NCÜ Bl.K.lığı emrinde P.Er olarak askerlik hizmetini yaparken 29.05.1986 tarihindeki spor testi sırasında yaptırılan yüksek atlama eğitiminde düşerek yaralandığı, yapılan tedavileri sonucunda GATA Hastahanesi Sağlık Kurulunun 23.10.1987 gün ve 12664 sayılı raporu ile paraplezi tanısı konulup, hakkında D/10 F-1 Askerliğe Elverişli Değildir. Kararı verildiği, raporun 16.11.1987 tarihinde onaylandığı, daha sonra rahatsızlığının ilerlemesi üzerine başvurduğu GATA Hastahanesi Sağlık Kurulunun 27.05.2002 gün ve 4944 sayılı raporu ile Tetraplepsi tanısı konulup hakkında 1)Mutad taşıt aracı ile seyredemez, uçak ile refakatli olarak Gaziantepe gitmesi uygundur. 2) İki yıl süre ile nelaton sonda F14-F16 haftada bir kullanması uygundur. 3) Yaşamak için gerekli hareketleri yapmaktan aciz yaşamını bir başkasının yardım ve desteğiyle sürdürebilecek şekilde maluldür kararı verildiği, davacı vekilinin 19.07.2002 tarihinde maddi tazminat talebiyle davalı idareye başvurduğu, başvurusuna cevap verilmemesi üzerine 04.11.2002 tarihinde maddi tazminat talebiyle dava açtığı anlaşılmaktadır.
Davalı idare savunmasında süre aşımı itirazında bulunduğundan Kurulumuza öncelikle davanın süresi içerisinde açılıp açılmadığı hususu incelenmiştir. Zira dava açma süresi kamu düzeni ile ilgili olup davanın her safhasında dikkate alınması hukuk alanında ihtilafsız kabul edilen bir keyfiyettir.
1602 sayılı AYİM Kanununun 43 ncü maddesinin birinci fıkrasında İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanlar Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve herhalde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler. denilmektedir.
Davacının askerliğe elverişli olmadığına ilişkin sağlık kurulu raporu 16.11.1987 tarihinde onaylanmıştır. Davacının, zararını öğrendiği 16.11.1987 tarihinden itibaren 1602 Sayılı Kanunun 43.ncü maddesi gereğince bir yıl içinde en geç 16.11.1988 tarihine kadar idareye müracaatta bulunması gerekirken, bu süre geçtikten yaklaşık 14 yıl sonra 19.07.2002 tarihinde idareye başvurduğu, dolayısıyla davanın yasal süreler geçirildikten sonra açıldığı, ancak davacının 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 61 ve müteakip maddeleri gereğince T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne başvurarak değişen maluliyet durumu ve bakıcıya muhtaç hale gelmesinden dolayı şartları mevcutsa maluliyet derecesinin yükseltilmesi ve bakıcı ücreti talebini de bulunabileceği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Davanın süre aşımı yönünden REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy