(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 43, 56)
Davacılar vekili 14 Ocak 2003 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacıların yakını J.Astsb.Kd. Üçvs.
in görevli bulunduğu Siirt İl J. K.lığı Asayiş Şubesinde vazifesi başında iken, 12 Ağustos 2002 tarihinde aynı birlikte görevli J.Astsb.
in silahı ile oynadığı sırada silahın ateş alması sonucu vurularak vefat ettiğini belirterek, davacı es
ve davacı çocuklar
ve
için ayrı ayrı 15.000.000.000 TL. maddi ve
ile
. için ayrı ayrı 5.000.000.000 TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren isletilecek yasal faizleriyle birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacılardan
in esi,
ve
in babaları olan J.Astsb.Kd.Üçvs
in Siirt İl J.K.lığı Asayiş Şube Olay Yeri İnceleme Tim K.lığı emrinde görevli olduğu, 12.08.2002 tarihinde olay yeri inceleme tim komutanı odasında J.Astsb. Bçvs.
., J.Astsb.Üçvs.
.., J.Astsb.Üçvs.
. ve J.Uzm. Çvs.
.. ile birlikte oturdukları sırada J.Astsb.Bçvs.
.in kendisine ait olan tabancayı sökmeye başladığı, tabancanın üst kapağını çıkardığı, daha sonra söktüğü parçaları takmaya çalıştığı, tabancanın yüzüğünü takmaya çalıştığı sırada mekanizmayı geriye doğru ittiği, bu sırada silaha şarjör takılı olduğundan tabancanın namlusuna mermi sürüldüğü, Astsb
..in tetiğe basması sonucu silahın ateş aldığı, çıkan merminin Astsb.
..in sol avuç içinden geçerek J.Astsb.Kd.Üçvs
.in başına isabet ettiği, J.Astsb.Kd.Üçvs
in vefat ettiği. 2.nci Tak.Hv.K.K.lığı Askeri Mahkemesinin 14.03.2003 gün ve E:2003/377 K:2003/128 sayılı kararı ile J.Astsb
in olayda tamamen kusurlu bulunarak Tedbirsizlik ve Dikkatsizlik Sonucu Silahla Ölüme Sebebiyet Vermek suçundan dolayı Mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. Davalı idare savunmasında, davacılar vekilinin ön müracaat dilekçesinde talep ettiği tazminat miktarlarını dava dilekçesi ile arttırdığını, ön müracaatın talepte bulunanları bağlayıcı nitelikte olması nedeniyle fazla istenilen kısmın karar verilirken göz önüne alınmaması gerektiğini ileri sürmüş ise de; 1602 sayılı AYİM Kanunun 56 nci maddesinin atfı nedeniyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde de uygulanmakta olan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 74 ncü maddesi gereğince, hakimin tarafların isteğiyle bağlı olması ve tarafların istemlerini arttırmamaları kuralı ancak usulüne uygun biçimde ayrılmış, açılmış davalarda geçerlidir. 1602 sayılı AYIM Kanunun 43 ncü maddesinde öngörülen zorunlu idari başvuru dilekçesi, dava dilekçesi niteliğinde olmadığından Davalı idarenin bu konuya ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir.
İdare Hukuku ilkelerine ve T.C.Anayasasının 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuçla eylem arasında doğrudan bir illiyet bağının bulunması, zarara yol açan eylemin bir hizmet kuram ve ilkelerinin uygulanmasına elverir nitelikte olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Davacıların yakının ölümü ile sonuçlanan olayın meydana gelmesinde hizmetin kurulması ve işletilmesinden doğan idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığı söz konusu değil ise de; davacıların yakını müteveffa J.Astsb.Kd.Üçvs.
.in bir kamu hizmet olduğunda şüphe bulunmayan askerlik görevi sırasında idarenin diğer bir ajanın silahı ile oynarken kaza ile silahın ateş alması neticesinde vurularak vefat ettiği, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunduğu söz konusu zararın kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince Davalı idare tarafından karşılanmasının gerektiği, müteveffanın olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Mahkememizin yerleşik içtihatlarına göre T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olan kimselerin kamu hizmetinin ifası sırasında ölmeleri halinde varislerine bağlanan vazife malullüğü aylığı ve 3480 sayılı Kanun uyarınca ödenen tütün ikramiyeleri olay nedeniyle sağlanan yarar kabul edildiğinden bu husus araştırılmış, T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 24.06.2003 tarihli yazısından Genel Müdürlüğün 22.11.2002 tarih ve 671031 sayılı işlemi ile 14 yıl 7 ay 23 gün toplam hizmeti ve 6.nci derece 2.nci kademe intibakı +1150 ek gösterge rakamı üzerinden 15.08.2002 tarihinden itibaren davacı eş
e 148.270.000er TL. davacı çocuklar
ve
e ayrı ayrı 74.140.000 TL. aylık bağlandığının bağlanan bu aylıkların en son 01 Ocak 2003 tarihi itibariyle eş için 197.830.000 TL.ye ve çocuklarının her biri için 98.920.000er TL.ye yükseltildiğinin, T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 20 Şubat 2004 tarihli yazısından müteveffa hakkında vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasına karar verildiğinden Genel Müdürlüğün 07 Ocak 2004 tarih ve 40207 sayılı işlemi ile 15 Ağustos 2002 tarihinden itibaren 1 nci derece TSK Vazife Malullüğü aylığı olarak davacı eş
..e 278.750.000 TL, davacı çocuklar
.. ve
.e ayrı ayrı 139.380.000er TL., aylık bağlandığının, bağlanan aylıkların en son 01 Ocak 2004 tarihinde eşinin aylığının 433.380.000 TL.ye, çocuklarının aylıklarının ise 216.690.000er TL.ye yükseltildiğinin, ayrıca 2002 yılı için (4,5 aylık) davacılara ayrı ayrı 171.500.000er TL. 2003 yılı için davacılara ayrı ayrı 485.600.000 TL. tütün ikramiyesi ödendiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacıların zararlarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 29 Mart 2004 tarihli bilirkişi raporundan, davacı eş
..in maddi tazminat hak edişinin 37.835.588.970 TL., davacı çocuk
..in maddi tazminat hak edişinin 7.206.682.000 TL., davacı çocuk
..in maddi tazminat hak edişinin 15.075.609.000 TL. olduğu anlaşılmıştır.
Taraflara tebliğ edilen ve itiraz edilmeyen bilirkişi raporu, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara, ilmi verilere ve yerleşmiş içtihatlara uygun bulunduğundan bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmış, ancak davacı eş
.. ve davacı çocuk
in istemleriyle bağlı kalınmıştır.
Davacı eş
ile davacı çocuk
e olay sebebiyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş sekli, tarihi, müteveffanın askerlik statüsü, davacıların sosyal durumları, paranın alim gücü ve isletilecek yasal faiz dikkate alınarak uygun miktarlarda ve olay tarihinden itibaren isletilecek yasal faiziyle birlikte manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir. Davacı çocuk
.. için manevi tazminat talep edilmediğinden manevi tazminata hükmedilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca ve istemlerine bağlı kalınarak davacı eş
. ve davacı çocuk
.e ayrı ayrı 15.000.000.000er TL. (onbeşer milyar TL.) maddi tazminat VERİLMESİNE,
2. Bilirkişi raporu uyarınca davacı çocuk
.e 7.210.000.000 TL. (yedi milyar ikiyüzon milyon TL.) maddi tazminat verilmesine, fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE,
3.Davacılar
. ve
..e takdiren ve ayrı ayrı 3.200.000.000ar TL. (üç milyar ikiyüz milyonar TL.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerinin REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy