(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekili, 22 Nisan 2003 tarihinde AYİM Başkanlığında kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacıların kardeşi olan ...........................un Diyarbakır Lice ilçesinde konuşlanmış bulunan 2 nci İç Güvenlik Tugayı 1 nci İç Güvenlik Tb Komutanlığı emrinde vatani görevini yapmakta iken 01.08.2002 tarihinde Lice kırsalında teröristlerle girişilen çatışmada şehit olduğunu, davacıların bu elim olay nedeniyle derin ve acı eleme kapıldıklarını, 24.01.2003 tarihli yazı ile zararlarının karşılanması için yaptıkları müracaatlarına idarece yanıt verilmediğini belirterek davacılara, ayrı ayrı 3.000.000.000 TL.(ÜÇERMİLYAR TL.) manevi tazminatın olay tarihinden isletilecek faiziyle birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı idare savunmasında, davacıların ilk dava dilekçelerinde toplam 4.000.000.000 TL. tazminat istenmiş olmasına rağmen, son dava dilekçelerinde toplam 6.000.000.000 TL. talep edildiği, 1602 sayılı AYİM Kanununun 36 ncı maddesine göre dava dilekçelerinde tazminat miktarının belirtilmesi gerektiğinden ilk dava dilekçesinin esas alınıp fazla istenen miktarın nazara alınmaması gerektiği ileri sürülmüş ise de ; 1602 sayılı AYİM Kanununun 56 ncı maddesinin atfı nedeniyle Askeri Yüksek İdare mahkemesinde de uygulanmakta olan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74 ncü maddesi gereğince, hakimin tarafların isteği ile bağlı olması ve tarafların istemlerini arttıramamaları kuralı ancak usulüne uygun biçimde açılmış davalarda geçerlidir. Taraflar dava dilekçelerinde istedikleri miktarla bağlıdır. 1602 sayılı AYİM Kanununun 43 ncü maddesinde öngörülen zorunlu idari başvuru, dava dilekçesi niteliğinde tarafları bağlayıcı bir dilekçe değildir. Bu nedenle davalı idarenin bu konuya ilişkin itirazı yerinde görülmemiş ve davanın esastan incelenmesine geçilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; Davacıların kardeşi ..................... Diyarbakır Lice ilçesinde konuşlanmış bulunan 2 nci İç Güvenlik Tugayı 1 nci İç Güvenlik Tb Komutanlığı emrinde vatani görevini yapmakta iken 01.08.2002 tarihinde Lice kırsalında operasyon esnasında Kilhoz Tepe - Homek Tepe istikametinde ilerlerken Alık Dere bölgesinde teröristlerle girişilen çatışmada yaralandığı ve hastaneye götürülürken yolda vefat ettiği anlaşılmaktadır. İdare Hukuku İlkelerine ve T.C.Anayasasının 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Davacıların kardeşinin, ölümü ile neticelenen olay, asayiş görevinin ifası sırasında ve teröristlerin eylemleri sonucu meydana geldiği, müteveffanın herhangi bir kusurunun da bulunmadığı hususlarında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Olayın meydana gelmesinde hizmetin kurulması ve isletilmesinden kaynaklanan idareye atfı kabil bir hizmet kusuru bulunmamakla birlikte zararlı sonucu doğuran olay ile hizmet arasında illiyet bağı bulunduğundan zararın zarar gören üzerinde bırakılmayarak tüm topluma yayılması adalet, hakkaniyet ve eşitlik esaslarına uygun düşeceğinden davacıların zararlarının kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince idarece karşılanması sonucuna varılmıştır.
Davacıların kardeşlerini kaybetmeleri nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı kısmende olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş şekli, tarihi, paranın alım gücü ve isletilecek yasal faiz dikkate alınarak olay tarihinden itibaren isletilecek yasal faiziyle birlikte takdir edilen manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacı kardeşler ............................. ve .............................a takdiren ve ayrı ayrı 1.000.000.000er TL.(BİRERMİLYAR TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
2. Hükmedilen manevi tazminatlara, olay tarihi olan 01 Ağustos 2002 tarihinden 31 Aralık 2002 tarihine kadar yıllık %60 (yüzde altmış ), 01 Ocak 2003 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (yüzde elli beş),01 Nisan 2003 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %30 (yüzde otuz) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
3. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin DAVALI İDAREYE YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince muaf tutulan idare aleyhine HARCA HÜKMEDİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
4. Davacılar tarafından peşin yatırılan 93.000.000 TL. (DOKSANÜÇMİLYON TL.) harcın istemleri halinde DAVACILARA İADESİNE,
5. Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 17.500.000 TL (ONYEDİMİLYONBEŞYÜZBİN TL.) posta giderinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACILARA VERİLMESİNE,
6. Hükmedilen manevi tazminat miktarları üzerinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince nisbi olarak hesap edilen 200.000.000 TL. (İKİYÜZMİLYON TL.) avukatlık ücretinin, DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACILARA VERİLMESİNE,
22 Ekim 2003 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy