(2709 S. K. m. 125)
Davacıların vekilleri, 24 Nisan 2003 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacıların yakınının kuduz bir köpek tarafından nöbet hizmeti sırasında ısırıldığını Kiliste başlayan tedavisinin GATA da ölüm ile sonuçlandığını, davacıların yakının tıbbi tedaviyi yapan idare ajanlarının gösterdiği ihmal sonucu vefat ettiğini, aynı zamanda davalı idarenin kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu belirterek, davacı kardeşlere ayrı ayrı 1.500.000.000 TL. olmak üzere toplam 4.500.000.000 TL. manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden ; Kilis 1 nci Hudut Alay 2 nci Hudut Tabur Komutanlığı emrinde askerlik görevini ifa etmekte olan davacıların yakını müteveffa P.Onb.............in, 01 Mart 2002 tarihinde 22.00 - 02.00 saatleri arasında Dogançay Hudut Karakolu Batı-1 nöbet yerinde devriye nöbetçisi olduğu, devriye nöbeti sırasında karakola 750 metre mesafedeki birinci hat yolu üzerinde sarı renkli, boynunda deri kemerden adi bir tasma taşıyan bir köpeğin müteveffaya saldırarak müteveffayı alın bölgesinden ısırdığı, nöbetçi diğer personelin silah ile havaya ateş etmesi üzerine köpeğin müteveffayı bırakarak tel örgüden Suriye tarafına geçtiği, birlik revirindeki ilk müdahaleyi müteakip müteveffanın, önce Kilis Devlet Hastanesi, ardından da İskenderun 200 Yataklı Deniz Hastanesindeki tedavisini müteakip en son GATA Hastanesi İntaniye Kliniğine yatırıldığı, 07 Mart 2002-17 Mart 2002 tarihleri arasındaki tedavisini müteakip son doz aşısının birliğinde yapılmasına karar verilerek hastaneden taburcu edildiği, 26 Mart 2002 tarihine kadar birliğinde görevine devam eden müteveffanın 27 Mart 2002 tarihinde tekrar rahatsızlanması üzerine İskenderun 200 Yataklı Deniz Hastanesi kanalıyla GATA ya gönderildiği, ancak hastaneye ulaşamadan aynı gün vefat ettiği, olay ile ilgili olarak hazırlık soruşturmasını yürüten Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığının 05 Mart 2003 gün ve E.2003/97, K.2003/26 sayılı kararı ile sorumlu doktorlar hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği anlaşılmıştır.
İdare Hukuku İlkelerine ve T.C.Anayasasının 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuçla eylem arasında doğrudan bir illiyet bağının bulunması, zarara yol açan eylemin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanmasına elverir nitelikte olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Davacıların kardeşi olan P.Onb................in ölümü olayının, nöbet hizmeti sırasında kuduz bir köpeğin ısırması sonucu gerçekleştiği, olayda müteveffanın bir kusurunun bulunmadığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık yoktur. Meydana gelen ölüm olayında idareye atfı kabil bir hizmet kusuru bulunmasa dahi ölüm olayının nöbet hizmeti esnasında meydana geldiği, hizmetle ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu dikkate alınarak davacıların zararlarının, davacılar üzerinde bırakılmayarak tüm topluma yayılmasının hakkaniyete uygun olacağı düşünülerek meydana gelen zararın idarece kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca karşılanmasının gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacılara, kardeşlerini kaybetmeleri nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı kısmende olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş şekli, tarihi, müteveffanın askerlik statüsü, davacıların sosyal durumları, paranın alım gücü ve isletilecek yasal faiz dikkate alınarak olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle ;
1- Davacı kardeşler ..............., ...................... ve .....................e takdiren ve ayrı ayrı 950.000.000 TL. (dokuzyüzellimilyon TL) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
2- Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihi olan 27 Mart 2002 tarihinden 31 Aralık 2002 tarihine kadar yıllık %60 (yüzde altmış), 01 Ocak 2003 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (yüzde elli beş), 01 Nisan 2003 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %30 (yüzde otuz) YASAL FAİZ YÜRÜTÜLMESİNE,
3- 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin DAVALI İDAREYE YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
4- Davacılar tarafından peşin yatırılan 72.750.000 TL. (yetmişikimilyonyediyüzellibin TL.) harcın istemleri halinde DAVACILARA İADESİNE,
5- Davacılar tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 7.000.000 TL. (yedimilyon TL.) posta ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACILARA VERİLMESİNE,
6- Hükmedilen manevi tazminat miktarları üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri uyarınca nispi olarak hesap edilen 285.000.000 TL. (ikiyüzseksenbeşmilyon TL.) avukatlık ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACILARA VERİLMESİNE,
01 Ekim 2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy