(1602 S. K. m. 21, 24) (2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili 28 Nisan 2003 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacıların yakini P.Onb. ................nin askerlik görevini yaparken ateşli silah yaralanması sonucu 06.06.2002 tarihinde vefat ettiğini, 1 nci Ordu K.lığı Askerî Savcılığınca yapılan soruşturma sonunda olayın intihar olarak değerlendirilip kovuşturulmaya yer olmadığı kararı verildiğini, söz konusu karar itiraz edildiğini, Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askerî Mahkemesince 1nci Or. K.lığı Askerî Savcılığının K.Y.O. kararının kaldırıldığını, olayın intihar olmayıp kaza olabileceğini, hatta çok zayıf bir ihtimal olmakla birlikte müteveffanın başka bir kimse tarafından kaza ile ya da kasten öldürülmüş olabileceğini belirterek davacı baba............... ve davacı anne................. için ayrı ayrı 3.000.000.000 TL. maddi ve 3.000.000.000 TL. manevi, kardeşler ........., .........., ......... ve .................... için ayrı ayrı 750.000.000 TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi, belge ve özellikle 1 nci Or. K.lığı Askerî Savcılığının 2002/1081 -531 E.K. sayılı dosyası incelendiğinde; davacıların yakını müteveffa P.Onb. ...............nin 23 ncü Mot. P.A. 2 nci Mot. P.Tb. K.lığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta olduğu, birkaç aydan beri Tb. K.V. P.Yzb. M. Kurugülün koruması olarak görev yaptığı, 06.06.2002 tarihinde akşam mesai bitiminden sonra evine dönecek olan tabur komutanını evine bırakmak üzere gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra tabur komutanı odası ile aynı katta bulunan haberci odasında tabur komutanının çıkışını beklediği, görev silahı olan MP-5 makineli tabanca ve mermilerinin saat 18.50 sularında müteveffaya teslim edilmiş olduğu, saat 19.15 sıralarında bir el silah sesi duyulduğu, P.Onb. ...............nin alnından vurulmuş yerde yatar şekilde bulunduğu, Balistik uzmanı J.Ütgm................... tarafından düzenlenen 29.10.2002 tarihli bilirkişi raporunda; müteveffanın bir başka şahıs tarafından kasten veya kaza ile öldürülmüş olması ihtimalinin bulunmadığının, silahla oynarken kaza ile kendisini vurmuş olması ihtimalinin yüksek olduğunun belirtildiği, 1 nci Or. K.lığı Askerî Savcılığının 19.06.2002 gün ve 2002/696-408 E.K. sayılı K.Y.O. kararında müteveffanın intihar ettiğinin belirtildiği, bu kararın itiraz neticesinde Kuzey Deniz Saha K.lığı Askerî Mahkemesince kaldırıldığı, bilahare 1 nci Or K.lığı Askerî Savcılığının 30.12.2002 gün ve 2002/1081-531 E.K. sayılı kararıyla müteveffanın intihar ettigi gerekçesiyle K.Y.O. karar verildigi anlasilmistir.
İdarenin hukuki sorumluluğunun dayanağı Anayasanın 125 nci maddesidir. Anayasanın 125 nci maddesine göre İdare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğu 1602 sayılı AYIM Kanununun 21 ve 24 ncü maddelerinde de düzenlenmiştir. Ancak gerek Anayasa da gerekse 1602 sayılı Kanunda idarenin sorumluluğunun hangi esaslara dayanacağı belirtilmemiştir. Bu meselenin halli doktrin ve yargı içtihatlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için, bir zararın mevcudiyeti zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Davcıların yakını P.Onb. ..............nin 06.06.2002 tarihinde görev silahı olan MP-5 makineli tabanca ile kazaen kendisini vurması neticesinde vefat ettiği, ölüm olayının idari bir eylemin sonucu olarak meydana geldiğini kabul etmenin mümkün olmadığı, zarar doğuran olay idareye bağlanamayacağı gibi, idarenin de zararın faili ve sorumlusu olarak tutulmasının mümkün olmadığı, zarar ile hizmet arasında uygun illiyet bağının kurulamadığı, tamamen davacıların yakını müteveffanın kişisel kusurundan doğan olayda idarenin kusurlu veya kusursuz sorumluluk kuram ve ilkesi uyarınca meydana gelen zarardan sorumlu tutulmayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Hukuki dayanaktan yoksun bulunan DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy