(211 S. K. m. 70) (765 S. K. m. 80, 240)
Davacı vekili, 10 Aralık 2002 tarihinde kayda geçen dilekçesinde özetle; müvekkilinin Elazığ Orduevinde görevli iken TCKnin 240 nci ve 80 nci maddeleri gereğince mahkum edildiğini ve rütbesinin geri alınmasına karar verildiğini, cezanın infaz edildiğini, 4616 sayılı Kanunun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi üzerine TCK 240 nci maddesinde düzenlenen suçun da 4616 sayılı Kanun kapsamına alındığını, 4616 sayılı Kanunun içeriği itibariyle af kanunu olduğunu bu nedenle bu Kanun gereğince davacıya verilen feri cezanın da aftan yararlanması gerektiğini, dolayısıyla davacıya askeri kimlik kartı, sağlık fişi, ordu evleri ve askeri dinlenme tesislerinden faydalanma hakkinin tanınması gerektiğini belirterek MSB. lığı tarafından aksi yönde tesis edilen işlemin iptalini talep etmiştir.
Dava dosyası incelendiğinde; davacının 24 Ocak 1994 tarihinde isteği ile emekliye ayrıldığı, ancak görevde iken işlemiş olduğu Memuriyet Görevini Kötüye Kullanmak suçundan dolayı Askeri Yargıtay tarafından da onanan 8 nci Kor. K.ığı Askeri Mahkemesinin 13 Haziran 1992 tarih ve 1992/403-317 sayılı kararı ile hakkında hapis ve rütbenin geri alınması cezası verilen davacının Milli Savunma Bakanlığının 16.10.1996 gün ve 1996/02 sayılı işlemi ile yedekte astsubay statüsünden er statüsüne geçirildiği, davacı vekilinin 12.09.2002 tarihli bir dilekçe ile MSB. lığına başvurarak askeri kimlik kartı, sağlık fişi, ordu evleri ve askeri dinlenme tesislerinden faydalanma hakki gibi sosyal hakların iadesini istediği, Milli Savunma Bakanlığının 26.09.2002 tarihli yazısı ile dilekçenin KKK. lığına havale edildiği, bu makamın 10 Ekim 2002 tarihli yazılı cevabi ile talebinin reddedildiğinin bildirilmesi üzerine 23.12.2002 tarihinde bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın çözümü kavuşturulabilmesi için öncelikle dava konusunun açık ve net bir şekilde tespit edilmesi gerekmektedir. Dava dilekçesi ile davacı vekilinin MSB. lığına başvuru dilekçesi ve bu dilekçeye KKK. lığı tarafından verilen 10 Ekim 2002 tarihli cevap incelendiğinde davacının kendisine ve ailesine askeri kimlik kartı, sağlık karnesi verilmesi ile orduevlerinden ve askeri dinleme tesislerinden faydalanma hakkının verilmesini talep ettiği görülmektedir. Orduevlerinden ve diğer askeri tesislerden faydalanmak askeri kimlik kartı sahibi olmaya bağlı olduğundan, davacının asıl taleplerinin askeri kimlik kartı ve sağlık karnesi verilmesi olduğu söylenebilir.
Bu açıklamalar ışığında, MSB. lığının, husumet mevkiine T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün de sokulması gerektiği yönündeki iddiası üzerinde durulmalıdır.
Askeri kimlik kartı verilmesi işlemlere TSK. Kimlik kartı Yönergesi hükümlerine göre askeri makamlar tarafından yürütülmekte olup bu taleple ilgili olarak açılan davada davalı idarenin Milli Savunma Bakanlığı olduğu açıktır.
211 sayılı TSK. İç Hizmet Kanununun 70 nci maddesinde, emekli subay ve astsubayların sağlık karnelerinin T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce tarafından verileceği öngörülmektedir. Dolayısıyla sağlık karnesi verme işlemlerin Emekli Sandığı tarafından tesis edilecektir. Somut davada davacı veya vekili tarafından sağlık karnesi verilmesi talebiyle Emekli Sandığına yapılan bir başvuru ve buna bağlı olarak da Emekli Sandığı tarafından tesis edilmiş bir işlem mevcut değildir. Bilindiği üzere, iptal davasının ön koşullarından birisi de dava konusu olabilecek bir idari işlemin varlığıdır. Eğer ortada idari işlem yoksa bu işlemin iptali için dava açılması söz konusu olamaz. Davacı hakkında sağlık karnesi verilmemesi yönünde Emekli Sandığınca tesis edilen bir işlem bulunmadığından davacının bu konudaki talebinin konusu da bulunmamaktadır. Bu sebeple sağlık karnesi verilmemesi işleminin iptali talebiyle açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Emekli TSK. personellerine ve ailelerine askeri kimlik kartı verilmesi konusu MSY 52-7 (A) TSK. Kimlik kartı Yönergesinde düzenlenmiştir. Yönergenin 5/b-c maddelerine göre TSK. emeklilik statüsünü muhafaza eden astsubaylar ile aile fertlerine kimlik kartı verilebilmektedir.
Yönergenin Kimlik kartı verilmeyecek personel başlıklı 6 nci maddesinin (a) fıkrasında, Mahkeme kararı ile veya hakkında verilen mahkûmiyet kararının sonucu olarak TSKden tard veya ihraç edilenler, rütbesinin geri alınmasına hükmolunanlar, kamu hizmetlerinden yasaklı bulunanlar yer almıştır.
Dosyada bulunan belgelerden anlaşıldığı üzere davacı memuriyet görevini kötüye kullanmak suçundan 8 nci Kor. K.lığı As. Mah.nin 18.06.1992 tarih 1992/403-317 sayılı hükmü ile mahkum edilmiş ve rütbesinin geri alınmasına karar verilmiştir.
Hüküm Askeri Yargıtay tarafından onanmak suretiyle kesinleşmiş ve karar gereğince MSB. lığının 16 Ekim 1996 gün 1996/02 sayılı işlemi ile rütbesi geri alınmıştır. Bu durumu itibariyle davacı TSK. Kimli kartı Yönergesinin 6/a maddesi kapsamında bulunduğundan kendisine ve ailesine kimlik kartı verilmesine yasal imkan bulunmamaktadır.
Davacı vekili, 4616 sayılı Kanun hükümlerinden davacıya ve ailesine sosyal hakların iadesi konusunda yeni bir hak tanındığını, 4616 sayılı Kanunun içeriği itibariyle bir af kanunu olduğunu ileri sürmüş ise de, bu görüşe katılmak mümkün değildir. 4616 sayılı Kanun hükümleri incelendiğinde, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş ve infazı tamamlanmış mahkumiyetlerle ve bunlara bağlı idari yaptırım ve sonuçlarla ilgili bir düzenleme getirmediği görülmektedir. Kanunda bu yönde bir hüküm olmamasına rağmen yürürlük tarihinden önce kesinlesen ve infaz edilen mahkumiyetlerle ilgili olara ilgililer lehine sonuç doğurduğu iddiasının kabulü idarede istikrar ve güveni kökünden sarsıcı sonuçlar doğuracaktır.
Diğer tarafından, TCKnun 98 nci maddesi karşısında, 4616 sayılı Kanunun af niteliğinde bir kanun olarak kabulünün de bir önemi bulunmamaktadır. Zira bu maddeye göre aksine açık bir kural ihtiva etmedikçe bir af Kanununun veya kararnamesinin feri cezaları etkilemesi ve ortadan kaldırması, dolayısıyla davacının er statüsünde değişiklik yapması mümkün değildir.
Bu itibarla, davacıya askeri kimlik kartı verilmemesi işleminde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Davacıya sağlık Karnesi verilmeme işleminin iptali talebinin konusunu oluşturacak şekilde Emekli Sandığı tarafından tesis edilmiş bir işlem bulunmadığından bu istemin konusunda bir karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
Davacının Askeri Kimlik kartı verilmemesi işleminde hukuka aykırılık bulunmadığından iptaline ilişkin talebin REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy