(2709 S. K. m. 25) (1602 S. K. m. 56) (1086 S. K. m. 91, 92, 93, 94, 95)
Davacı vekili,10 Eylül 2002 tarihinde Adana 2.nci İdare Mahkemesi aracılığıyla gönderdiği ve 13 Eylül 2002 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; davacının Kütahya Hava Er Eğitim Tugay Komutanlığı emrinde askerlik görevini yaptığı sırada 12.02.2002 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda sağ el parmaklarını kaybederek sonuçta askerliğe elverişsiz hale geldiğini belirterek 20.000.000.000 TL. maddi ve 2.000.000.000 TL. manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının Kütahya Hv.Er Eğt:tug.4üncü Tb.Hizm.Kt.Komutanlığı mutfağında görevli olduğu 15 Kasım 2001 tarihinde soyduğu soğanları makinede çektikten sonra satırla inceltmeye başladığı,satiri sağ eli ile bir süre kullandıktan sonra kolunun yorulması üzerine satırı sol eline aldığı, sol eli ile soğanları küçültmeye devam ettiği sağ eli ile de dağılan soğanları topladığı, bu işi yaparken bir anlık dalgınlığı sonucu savurduğu satirin sağ el işaret parmağına denk geldiği ve sağ el işaret parmağının birinci boğumundan kesilerek koptuğu, ilk tedavisinin Kütahya 100 Yataklı Hava Hastanesi Baştabipliğinde yapıldığı müteakiben Eskişehir 600 Yataklı Hava Hastanesi Baştabipliğine sevk edildiği, tüm müdahalelere rağmen kopan parmak kaynamadığı için hastanede Güdük revizyonu operasyonu yapılarak 23 Kasım 2001 tarihinde bir ay hava değişimi kararı ile taburcu edildiği, daha sonra Kütahya Hava Hastanesi Baştabipliğinin 19.02.2002 tarih ve 117-A sayılı raporu ile sağ elde 5(beş) falanks noksanlığı teşhisi konularak B/65-f-1 Askerliğe elverişli değildir kararı verilerek terhis edildiği, bu olay nedeniyle 1 nci Taktik Hava Kuvveti Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından hazırlık soruşturması yapıldığı, yapılan hazırlık soruşturması sonucunda davacının parmağının kesilmesi olayının tamamen kaza olduğu, olayın soğanların inceltilmesi sırasında kendi dikkatsizliği sonucu meydana geldiği, kendini askerliğe elverişsiz hale getirme kastının bulunmadığı belirtilerek 21.01.2002 tarih ve 2002/56 E-2002/174 K sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı verildiği, davacı vekilinin zararlarının karşılanması için davalı idare olan Milli Savunma Bakanlığına 20.05.2002 tarihinde müracaatta bulunduğu, davalı idarenin bu müracaata cevap vermediği, bunun üzerine 13.02.2003 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kayıtlarına geçen dilekçe ile 20.000.000.000 TL. maddi ve 2.000.000.000 TL. manevi tazminata hükmedilmesi istemiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açtığı anlaşılmıştır.
İdare Hukuku ilkelerine ve T.C.Anayasasının 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuçla eylem arasında doğrudan bir illiyet bağının bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Davacının sağ elinden yaralanıp sakat kalması olayında, idareye atfı kabil bir hizmet kusuru bulunmamakla birlikte zararın, askerlik hizmetinin ifası esnasında verilen bir görevin yapılması sırasında meydana geldiği, görevden kaynaklandığı, davacının da bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmakla zararın sadece zarar gören üzerinde bırakılmayıp tüm topluma yansıtılmasının adalet, eşitlik ve hakkaniyet prensiplerine uygun düşeceğinden, uğranılan zararın idarece kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince karşılanmasının gerektiği sonucuna varılmıştır. Mahkememizin yerleşik içtihatları uyarınca Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan kimselere olay sebebiyle T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri yarar kabul edilerek maddi zararlarından düşülmektedir. Bağlanacak emekli aylığının maddi karşılığı olduğu, yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında, bağlanmış bulunan aylıkların gözönünde tutulacağı öngörüldüğünden bu husus araştırılmıştır.
T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü Tahsisler Dairesi Başkanlığının 07.08.2003 tarih ve B.07.1.EMS.0.10.01.01/81.897.004 sayılı yazılarıyla Genel Müdürlüğün 27.06.2002 tarih ve 776929 sayılı işlemi ile 01.06.2002 tarihinden itibaren 6. derece Türk Silahlı Kuvvetleri vazife malullüğü aylığı bağlandığı, ilgiliye bu tarih itibariyle bir aylık 319.740.000 TL. olarak bağlanan emekli aylıklarının değişik tarihlerde tespit edilen katsayılar esas alınarak yükseltildiği ve son defa 01.07.2003 tarihinden itibaren 481.010.000TL.ye yükseltildiği, ayrıca 3480 sayılı Kanun uyarınca 2002 yılı için 440.184.000 TL. si tütün ikramiyesi ödendiği bildirilmiştir.
Davacının maddi zararlarının kendisine sağlanan yararlarla karşılanıp karşılanmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, Bilirkişi ücreti yatırılması için davacı vekiline naip hakim tarafından yazılan 01.10.2003 tarihli yazı üzerine davacı vekili, 10 Aralık 2003 tarihinde kayda geçen dilekçesinde, davacıya maaş bağlandığını bu sebeple maddi tazminat taleplerinden feragat ettiklerini, manevi tazminat taleplerinin karara bağlanmasını, davanın maddi tazminata ilişkin bölümü için ücreti vekalete hükmedilmemesini talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından maddi tazminat isteminden feragat edildiğinden ve feragat 1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 56 ncı maddesinin atfıyla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 91-95 nci maddelerine göre kesin hükmün bütün hukuki neticelerini doğurduğundan ve dava konusu uyuşmazlığı sona erdirdiğinden davacının maddi tazminat istemi hususunda bir karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerekmiştir.
Mahkememizin yerleşik içtihatlarına göre T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce ödenen maluliyet aylığı ve tütün ikramiyesi maddi tazminat miktarlarından düşülmektedir. Zira davacı bu olay nedeniyle T.C.Emekli Sandığında gerek maluliyet aylığı ve gerekse tütün ikramiyesinin ödenmesi uzun zamana ihtiyaç göstermekte ve başlangıçta bu aylığın bağlanması kesin olmadığından idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanlar bir yandan aylık bağlanması hususunda başvururken öte yandan da dava açma süresini geçirmemek için maddi tazminat verilmesi istemiyle bağlanacak aylıkları da içerecek şekilde tam yargı davası açmaktadırlar. Başka bir deyişle başlangıçta davacıların maddi tazminat istemiyle tam yargı davasını açma veya aylık bağlanması için başvuruda bulunma yollarından birini seçmeleri haklarının kaybolmasını önlemek yönünden imkan dahilinde bulunmamakta, zorunlu olarak iki yola birden başvurma durumunda kalmaktadırlar. Hal böyle olunca duruşmalı görülen davalarda mahsup muamelesinden dolayı maddi tazminat isteminin kısmen veya tamamen reddi halinde davacılar aleyhine vekalet ücretine hükmolunması haksızlığa ve hak aramak için başka çaresi olmayan davacının zarara uğramasına yol açmaktadır. Davacıların böyle bir durumla karşılaşmamak maksadıyla kendilerine T.C. Emekli Sandığından maluliyet aylığı ve tütün ikramiyesi ödemesinin yapılacağının bildirilmesini müteakip maddi tazminat istemlerinden feragat etme yoluna gitmelerinin normal karşılanması gerektiği kanaatine varılmakla Mahkememizdeki benzer davalarda ilgili uygulamalar da dikkate alınarak davacının maddi tazminat talebinden feragat etmesi sebebiyle aleyhe vekalet ücretine hükmolunmamıştır.
Davacının olay nedeniyle duyduğu ve ömür boyu duymaya devam edeceği acı ve ızdıraplarının kısmen de olsa telafisi amacıyla, olayın meydana geliş şekli, tarihi, davacının askerlik statüsü ve sosyal durumu paranın alım gücü ve işletilecek yasal faiz dikkate alınarak uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacı ................nin maddi tazminat talebi konusunda feragat nedeniyle bir KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2- Davacı ......................ye takdiren 500.000.000 TL. (BEŞYÜZMİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE,
3- Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 15.11.2001 tarihinden 31.12.2002 tarihine kadar yıllık % 60 (YÜZDE ALTMIŞ), 01.01.2003 tarihinden 31.03.2003 tarihine kadar yıllık %55 (YÜZDELLİBEŞ), 01.04.2003 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDEOTUZ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
4- 1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davalı idareye YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca muaf olan idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
5- Davacı tarafından 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca peşin yatırılan 304.530.000 TL. (ÜÇYÜZDÖRTMİLYONBEŞYÜZOTUZBİN TL.) harcın istek halinde davacıya İADESİNE,
6- Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 25.000.000 TL. (YİRMİBEŞMİLYON TL.) posta ücretinin davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7- Hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 60.000.000 TL. (ALTMIŞMİLYON TL.) Avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya VERİLMESİNE,
8- Dava duruşmalı olarak görüldüğünden reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen (Tarifenin 10 ncu maddesi de nazara alınarak) 60.000.000 TL. (ALTMIŞMİLYON TL.) Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye VERİLMESİNE,
17 Aralık 2003 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy