(818 S. K. m. 41, 43, 47, 49) (2709 S. K. m. 125) (1136 S. K. m. 164)
Davacılar vekili, 08.08.2002 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; davacıların oğulları ve kardeşi olan Müteveffa J.Er
Ankara Altındağ İlçe Jandarma K.lığında er olarak askerlik görevini yaptığı sırada aynı yerde askerliğini yapan J.Er
. tarafından bilinmeyen bir nedenle (muhtemelen akli durumundaki bozukluk) hizmet nedeniyle verilen tüfeğin kullanılması suretiyle nöbete gitme hazırlığında iken kasten vurularak öldürülmesinden dolayı, davacı baba
10.000.000.000 TL. Maddi 4.500.000.000 TL. Manevi, davacı anne
.. 10.000.000.000 TL. Maddi 4.500.000.000 TL. Manevi ve davacı kardeşler
. ,
.. ve
..nın her birine 2.000.000.000. TL Manevi Tazminat olmak üzere toplam 35.000.000.000 TL. tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini ve davacıların adli yardım hükümlerinden yararlandırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davacının adli yardım istemi, AYİM İkinci Dairesinin 16 Ağustos 2002 gün ve E:2002/191 sayılı kararıyla kabul edilmiştir. Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Davacıların yakını olan J. Er
.ın, Ankara İl Jandarma Komutanlığı emrinde askerlik görevini yapmakta iken, 22.02.2002 tarihinde 20:00 - 22:00 nöbetine hazırlandığı sırada 19:45 sularında aynı birlikte görev yapan J. Er
..nun kaleşnikof silahını omzuna dayayarak ateş etmek suretiyle J. Er
..ı vurarak öldürdüğü, J.
ile ölen J.
. arasında bir husumet olmadığı olay günüde aralarında herhangi bir kavga ve tartışma geçmediği, J. Er
hakkında kasten adam öldürmek suçundan Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Mahkemesinde kamu davası açıldığı ve davanın halen devam ettiği anlaşılmıştır.
İdare Hukuku ilkelerine ve T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuçla eylem arasında doğrudan bir illiyet bağının bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Davacıların yakını olan J. Er
ın, bir kamu hizmeti olan askerlik hizmetini ifa ederken, idarenin ajanı olan J. Er
.nun idareye ait silahı kullanmak suretiyle suç teşkil eden eylemi sonucu vefat ettiği, müteveffanın olayda bir kusurunun da bulunmadığı, meydana gelen olayda, idareye atfedilecek bir hizmet kusuru bulunmamakla beraber zararlı sonuçla eylem arasında illiyet bağı bulunduğu, anlaşılmakla, davacıların zararlarının kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca idarece karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşmiş içtihatları uyarınca; T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan er ve erbaşların askerde iken ölümleri halinde yakınlarına sakat kalmaları halinde kendilerine bağlanan aylıklarla ödenen ikramiyeler ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat Kanununa göre ödenen tazminatlar davacıların zararlarının tespitinde kendilerine idarece sağlanan yararlar olarak kabul edildiğinden, bu hususlar araştırılmıştır.
Davacılardan anne
.. ve baba
.a 2330 sayılı Nakdi Tazminat Kanunu hükümlerine göre ayrı ayrı 15.392.430.000 TL. nakdi tazminat ödendiği, ancak T.C. Emekli Sandığınca kendilerine dul - yetim aylığı bağlanmadığı anlaşılmıştır.
Davacıların uğradıkları zararların tespiti için resen seçilen bilirkişinin tanzim ettiği 25.05.2004 tarihli bilirkişi raporunun tetkikinde davacı babanın 5.914.745.237 TL. zararına karşılık 23.969.435.000 TL. nakdi tazminat yararı sağladığı, maddi zararı fazlasıyla karşılanan bu davacının maddi hakedişi olmadığı, davacı annenin 7.112.590.830 TL. maddi zararına karşılık 23.969.435.000 TL. nakdi tazminat yararı sağladığı, maddi zararı fazlasıyla karşılandığından bu davacının da maddi tazminat hakedişi olmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili 02.06.2004 tarihinde kayda geçen dilekçe ile davanın devamı sırasında müvekkillerden baba
. ile anne
a nakdi tazminat ödenmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerinden feragat ettiklerini beyan etmiştir. Feragat taraflar arasındaki uyuşmazlığı ortadan kaldıran ve davanın esasına girilmesini önleyen kesin bir irade beyanı olduğundan feragat nedeniyle davacı anne ve babanın maddi tazminat istemiyle ilgili uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı kardeşlere yakınlarını kaybetmeleri nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş şekli, tarihi, müteveffanın askerlik statüsü, davacıların sosyal durumu, paranın alım gücü dikkate alınarak olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Diğer yönden, yukarıda işaret edildiği gibi Mahkememizin yerleşik içtihatlarına göre 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkındaki Kanun gereği ödenen nakdi tazminat davacıların maddi tazminat miktarından düşülmektedir. Davamızda davacılar maddi tazminat talebinden feragat etmiş ise de, bu husus davacıların isteminde haksız oluşundan değil haklı görülen talebinin nakdi tazminat ödenmesi halinde geriye hükmedilecek bir miktar kalmamasına dayandığından ve davacının davasını açtığı sırada henüz nakdi tazminat ödenmemiş olup (dava 08.08.2002 tarihinde açılmış olup, 06.11.2002 tarihinde tazminat ödenmesine karar verilmiş.) davacıların bu tazminatın ödenip ödenmeyeceği hususundaki İçişleri Bakanlığı nakdi tazminat Komisyonun kararını beklediği takdirde dava açma süresini geçirecek olduğundan, dava açılmasının bir hukuki zorunluluk olarak belirmesi karşısında yargılama giderlerinin özellikle maddi tazminat bakımından avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ilişkin davalı idare istemine iştirak edilmemiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacı baba
.. ile davacı anne
nın, maddi tazminat isteminden feragati nedeniyle maddi tazminata ilişkin uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına,
2- Davacı kardeşler
..,
,
a takdiren ve ayrı ayrı 1.750.000.000ar TL. (birmilyaryediyüzellişer milyon TL.) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait istemlerinin REDDİNE,
3- Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 22 Şubat 2002 tarihinden 30 Haziran 2002 tarihine kadar yıllık % 60 (yüzdealtmış), 01 Temmuz 2002 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (yüzdeellibeş), 01 Nisan 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık %30 (yüzdeotuz) 01 Ocak 2004 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık % 15 (yüzdeonbeş) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy