(2709 S. K. m. 125, 157) (466 S. K. m. 1)
Davacı vekili, 30.01.2002 tarihinde Ankara 9 ncu İdare Mahkemesinde açtığı ve 30.04.2002 tarihinde Yetkisizlik kararı verilerek Eskişehir İdare Mahkemesine gönderilip ve 06.11.2002 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmesi üzerine, 18 Aralık 2002 tarihinde İstanbul 3.İdare Mahkemesine verilip; 25 Aralık 2002 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesine kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 26.06.2001 günü İstanbul Atatürk Hava limanına geldiği saat 14.30da asker kaçağı olduğu gerekçesiyle gözaltına alındığını, hakkında yapılan araştırma süresince Bakırköy Askerlik Şubesi Başkanlığında gözaltında tutulduğunu, askerliğini yaptığının anlaşılması üzerine 27.06.2001 günü saat 15.30da serbest bırakıldığını, müvekkilinin haksız yere gözaltına alınması nedeniyle çektiği üzüntünün telafisi için manevi tazminat istemiyle AYİMde dava açmak durumunda kaldıklarını belirterek 2.000.000.000 TL. manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Anayasanın 157 ve 1602 sayılı Kanunun 20 nci maddelerine göre AYİM. in bir davaya bakabilmesi için dava konusu işlem ve eylemini asker kişiyi ilgilendirmesi ve askere hizmete ilişkin olması şartlarını birlikte tahakkuku gerekir. Bir davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevine girmesi için işlemin asker kişiyi ilgilendirmesi yanında, aynı zamanda o işlemin askere hizmete ilişkin bulunması gerekir. Bir işlemin askeri hizmete ilişkin olduğunun belirlenmesinde işlemi tesis eden makamın askeri bir makam olup olmamasının bir önemi ve rolü yoktur. Kanun koyucu tarafından askeri olmayan makamlarca tesis edilseler bile askeri bir hizmete ilişkin olmaları ve askeri şahsi ilgilendirmeleri koşuluyla eylem ya da işlemlerden doğan uyuşmazlıkların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görüleceği kabul edilmiştir. Bu itibarla, davalı idarenin davacının isteminin 466 sayılı Kanun kapsamında olduğu ve görev yönünden reddi gerektiği yönündeki istemlerine itibar olunmamıştır.
Dava dosyası ile davacının askerlik şubesi şahsi dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Porsuk/Eskişehir Askerlik şubesi yükümlüsü olan davacının süresinde yoklamasını yaptırmaması nedeniyle uzun bir süre yoklama kaçağı olarak arandığı ve bu amaçla hakkında çeşitli resmi makamlarla çok sayıda yazışma yapıldığı, davacının bu şekilde yurt içinde aranması devam etmekte iken dövizle Askerlik hizmetinden yararlanmak üzere T.C. Zürih Başkonsolosluğuna başvurduğu, başvurusunun uygun görüldüğü ve ödemesi gereken dövizin ilk taksidini 07.04.2000 tarihinde yatırması üzerine Başkonsoloslukça 11.04.2000 tarihinde başvurusunun kabul edilerek düzenlenen Başvuru Belgesinin davacının Askerlik Şubesine gönderildiği, Askerlik Şubesince davacının dövizle Askerlik Hizmetinden yararlanmak için gerekli şartları taşıdığı belirlenerek 20 Nisan 2000 tarihinde kaynağa alındığı, 26.06.2001 günü 14.30da İstanbul Atatürk Havalimanına geldiğinde Bakaya olarak arandığı gerekçesiyle, mevcutlu olarak götürüldüğü Bakırköy Askerlik Şubesi Başkanlığında, hakkında yapılan araştırma süresince burada bekletildiği, Bakırköy Askerlik Şubesi Başkanlığının 27.06.2001 tarihli faks yazısı ile, davacının mevcutlu getirildiği belirtilerek durumunun çok ivedi bildirilmesinin Porsuk/Eskişehir Askerlik Şubesi Başkanlığından istenildiği, Porsuk/Eskişehir Askerlik Şubesi Başkanlığının 26 Haziran 2001 tarihli yazısı ile davacının düzenlenmiş olan Terhis Çizelgesinin onaylanmak üzere Afyon Askerlik Dairesi Başkanlığına gönderildiği, yine 27 Haziran 2001 tarihinde Eskişehir Valiliğine yazılan yazı ile Bakaya olarak aranan davacının işlemlerinin tamamlandığının belirtilerek takibinin durdurulmasının istenildiği, Porsuk/Eskişehir Askerlik Şubesi Başkanlığınca Bakırköy Askerlik Şubesi Başkanlığına yazılan 27 Haziran 2001 tarihli faks yazısında davacının dövizle askerlik hizmetinden yararlanması nedeniyle terhis edildiğinden serbest bırakılmasının istenildiği, davacının Terhis Belgesinin 31 Temmuz 2001 tarihinde Afyon Askerlik Dairesi Başkanınca onaylandığı, davacı vekilinin 30.10 2001 tarihli dilekçe ile Milli Savunma Bakanlığından haksiz yere gözaltına alınması nedeniyle davacıya bir miktar manevi tazminat ödenmesini istediği, başvurusuna cevap verilmemesi üzerine Ankara 9 ncu İdare Mahkemesinde manevi tazminat davası açtığı, Mahkemenin 30.04.2002 gün ve E.:2002/121, K.:2002/650 sayılı kararıyla davacının Eskişehir Porsuk İlçesi Askerlik Şubesince yürütülen hizmetten kaynaklanan nedenlerle manevi tazminat isteminde bulunduğu ve bu nedenle davaya bakmaya Eskişehir İdare Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilerek dava dosyasının Eskişehir İdare Mahkemesine gönderildiği, Eskişehir İdare Mahkemesinin 06.11.2002 gün ve E.:2002/1204, K.:2002/1611 sayılı kararıyla davaya bakma görevinin Askeri Yüksek İdare Mahkemesine ait olduğu belirtilerek davanın görev yönünden reddine karar verildiği, bunun üzerine davacı vekilinin 18 Aralık 2002 tarihinde kayda giren dilekçesi ile işbu davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre; idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş; bu esasların tespiti doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Doktrin ve yargı kararları idarenin sorumluluğunu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırmaktadır. Her iki ilke için de geçerli olmak üzere genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için; bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir, nitelikte bulunması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Yukarıda belirtilen tespitler doğrultusunda dava konusu istem değerlendirildiğinde; Bakaya kalması nedeniyle bir süre arandıktan sonra dövizle askerlik hizmetinden yararlanmak için başvurması ve Askerlik Şubesince gerekli şartları taşıdığının belirlenmesi sonucunda 20 Nisan 2000 tarihinde kaynağa alınan davacının, aranması hususunda daha önce idari makamlara yazılan yazılar gereğince yapılan arama işlemi sırasında, davacının 26.06.2001 günü saat 14.30da yurt dışından yurda giriş için İstanbul Atatürk Hava Limanına geldiğinde, hakkında daha önce Bakaya kalmış olması nedeniyle Porsuk/Eskişehir Askerlik Şubesi Başkanlığınca yazılan yazı gereğince mevcutlu olarak Askerlik Şubesine getirilip bekletilmesinin davacının pasaportunda askerlik hizmetini yaptığına dair bir kaydın bulunmaması nedeniyle askerlik hizmetini yaptığının teyidi için Porsuk Askerlik Şubesi Başkanlığına çekilen faks cevabinin beklenmesinden kaynaklandığı, davacının Bakırköy Askerlik Şubesi Başkanlığında bekletilmesinden itibaren en seri vasıtalarla yapılan haberleşme sonucunda, askerlik hizmetini yaptığının tespitini müteakip derhal serbest bırakılmış olduğu göz önünde bulundurulduğunda idareye yüklenecek herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığından davacının manevi tazminat isteminin reddi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Davacının Manevi Tazminat isteminin REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy