(1602 S. K. m. 52) (2577 S. K. m. 20) (2709 S. K. m. 145, 157) (3466 S. K. m. 32)
Davacı vekillerinden Av.Y.............., 08.05.2003 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; davacının 2002-2003 öğretim yılında Jandarma Genel Komutanlığı Ankara Okullar Komutanlığı bünyesinde bulunan Uzman Jandarma Okuluna askeri öğrenci olarak girdiğini, başarılı bir biçimde öğrenimine devam ederken yapılan güvenlik soruşturmasında kendi tahminine göre ağabeyi ................in adının karıştığı bazı olaylar nedeniyle olumsuz sonuca varıldığı için askeri öğrencilikten çıkarıldığını, işlemin hukuka aykırı olduğunu, davacı öğrenci ve hakkında güvenlik soruşturması yapılan TSK personel adayları hakkında güvenlik soruşturması yapılırken şahsiliğin göz önüne alınmasının gerektiğini, Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliğine göre kişinin sadece kendisi ile ilgili soruşturma yapılacağını, anne-baba ve kardeşlerin soruşturmasının yapılamayacağını ve bunlarla ilgili olumsuzlukların kişiyi etkilemeyeceğinin öngörüldüğünü, bu itibarla davacının şahsi ile ilgili olmayan, kardeşinin özel durumları ile ilgili olumsuzlukların güvenlik soruşturmasında dikkate alınmamasının gerektiğini, bu nedenle sebep ve amaç unsurları itibariyle hukuka aykırı olan okuldan çıkarılma işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile idarece gizli gizlilik derecesiyle gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinde; Davacının, 2002-2003 Eğitim-Öğretim yılında Beytepe Uzman Jandarma Okuluna kaydının yapıldığı, Uzman Jandarma adayı öğrencisi olarak öğrenimine devam etmekte iken hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması sonucunda kardeşi ..............in Mersin 1 nci Sulh Ceza Mahkemesinin 17.01.1989 tarih ve 1988/29 Esas, 1989/3 Karar sayılı ilamıyla hırsızlık suçundan dolayı 491/ilk, TCK.522 ve 647 sayılı Kanunun 4 ncü maddeleri gereğince neticeden; 27.000 TL. Ağır para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiğinin anlaşılması üzerine okuldan ilişiğinin kesildiği anlaşılmıştır.
Davanın esasına girilmeden önce, davacı ve vekiline gizli belgelerin incelettirilmemesinin hukuka aykırı olduğuna ve Anayasa Mahkemesine başvurulmasına ilişkin Başsavcılığın düşüncesi karşısında 1602 sayılı AYİM Kanununun 52 nci maddesinin son fıkrası hükmü ile ilgili kısa bir değerlendirme yapılmasında yarar görülmüştür.
1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 52 nci maddesinin son fıkrasında; Su kadar ki, görevli daire veya kurul veya savcılar tarafından getirtilen veya idarece gönderilen gizli her türlü belge ve dosyalarla reddi hâkim istemi üzerine reddedilen hâkim tarafından bu hususta verilen cevap, taraf ve vekillerine incelettirilmez. hükmü öngörülmüştür. Benzer bir düzenlemenin yer aldığı 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20 nci maddesindeki hüküm ise 10.6.1994 tarih ve 4001 sayılı Kanunla kaldırıldığından, halen idari yargı yönünden benzer bir kısıtlamanın mevcut olmadığı bilinmektedir. Bu bakımdan, ilk nazarda 1602 sayılı Kanunun 52 nci maddesinin son fıkrasında yer alan bu hükmün, genel idari yargı ve askeri idari yargı bakımından bir eşitsizliğe yol açtığı, bunun ise Anayasaya aykırı düştüğü, özellikle hak arama özgürlüğü önünde bir engel teşkil ettiği ve mevcut düzenlemenin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kimi kararlarında belirtilen Silahların eşitliği ilkesiyle uyum içinde olmadığı söylenebilecektir. Ancak, böylesine bir yorum ve varılan hüküm, Anayasanın 157 nci maddesi dikkate alındığında bambaşka bir veçhede değerlendirilebilecektir.
Gerçekten, Anayasanın Askeri Yargı başlıklı 145 nci maddesinin son fıkrasında Askeri Yargı Organlarının kurulusu, işleyişi, askeri hakimlerin özlük isleri... mahkemelerin bağımsızlığı, hakimlik teminatı, askerlik hizmetinin gereklerine göre kanunla düzenlenir... hükmü yer almaktadır. 1602 sayılı AYİM Kanunu da, gerek Anayasanın 157nci maddesi, gerek belirtilen 145 nci maddesinin amir düzenlemesi ışığında yürürlüğe konulmuştur. Diğer bir deyişle, anayasal bir kriter-norm olan Askerlik hizmetinin gerekleri askeri yargı organlarının (ki AYİM de bir yüksek askeri yargı organıdır) kuruluş ve işleyişinde dikkate alınması gerekli ve lüzumlu bir ölçü teşkil etmektedir. Milli Savunma kamu hizmetinin yürütülmesinden, bu meyanda Silahlı Kuvvetlerin bilfiil icra ettiği görevlerin bünyesinden kaynaklanan gizlilik , askerlik hizmetinin doğal bir gereğidir. Belirtilen milli savunma kamu hizmetinin yürütülmesi esnasında tesis edilen idari işlemlerin büyük çoğunluğu gizlilik esasına göre vücut bulur ve ancak bilmesi gereken prensibine göre, yetki verilen makam ve kişilerce içeriklerine muttali olunabilir.
Ne var ki, mahkememizde dava konusu yapılan işlemlerde idarenin her bilgi ve belgeye gizlilik derecesi vermesi ve savunmanın kapalı biçimde yapılması halinde de, davacıların iddialarını ispat yolunda ciddi güçlükle karşılaşabilecekleri de bir gerçektir. Ancak, Mahkememizin istikrarlı uygulamasında, askeri hizmetin gerekli ve lüzumlu kıldığı anlamda gizlilik kriteri geliştirilmiş ve bu kriter kapsamına girmeyen bilgi ve belgelerin, üzerlerine hangi gizlilik derecesi basılırsa basılsın, içeriklerinin karar gerekçesinde islenmesi yoluna gidilmektedir. Bu durumda da, ortada eşitsizliğe yol açıcı bir durumun varlığından söz edilemeyecektir. Eğer savunma ekinde gönderilen bilgi ve belgeler askeri hizmetin gerekli ve lüzumlu kıldığı anlamda gizlilik taşıyorsa, artik Anayasanın 145 nci maddesinin öngördüğü kısıtlama çerçevesi içinde kaldığı değerlendirilerek, bunlarla ilgili bir incelemeye izin verilmemekte, içerikleri konusunda da ancak varsa ifşasında mahzur olmayan kadarı gerekçede yer almakta veya hiç temas edilmeyerek genel hukuki değerlendirme yapılması yoluna gidilmektedir. Nitekim görülmekte olan bu davada da davacının okuldan çıkarılmasına neden olan sebep kararda açıkça belirtilmiştir. Bu bakımdan, 1602 sayılı Kanunun 52 nci maddesinin son fıkrasının Anayasaya aykırı olduğu yolundaki düşünce ciddi görülmemiş ve davanın esasına geçilmiştir.
3466 sayılı Uzman Jandarma Kanununun 32 nci maddesinde, uzman jandarmalarda aranacak nitelikler, duyuru, müracaat sekil ve zamanı, müracaatın kabul edilmesi, sınav, öğrenim ve eğitim süresi ile tabi olacakları hususların Uzman Jandarma Okulu Yönetmeliğinde gösterileceği belirtilmiş olup anılan Yönetmeliğin okuldan çıkarılma başlığını taşıyan 34 ncü maddesinin (b) bendinde, geçici veya kesin kaydını müteakip uzman jandarma adayı olma niteliğini kaybeden veya bu niteliği taşımadığı anlaşılanlar ile haklarında yapılacak arşiv araştırması ve resmi güvenlik soruşturmaları olumlu çıkmayan uzman jandarma adaylarının adaylıkla ilişiklerinin kesileceği ve okuldan çıkarılacakları hükmü öngörülmüştür.
Silahlı Kuvvetlere alınacak askeri öğrenciler hakkında yapılacak güvenlik soruşturmasının usul ve esasları TSK. leri İstihbarata Karşı Koyma, Koruyucu Güvenlik ve İşbirliği Yönergesinde düzenlenmiş olup, Yönergenin Üçüncü Bölüm Birinci Kısım 9 ncu maddesinde, güvenlik soruşturmasının öğrencinin kendisiyle birlikte anne, baba ve kardeşlerini kapsadığı belirtilmiş, 9/d-9 maddelerinden birisinin zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, sahtecilik inancı kötüye kullanmak, cinsi sapıklık, kaçakçılık, yalan beyan, yalan şahadet, yalan yemin, dolandırıcılık ve hırsızlık suçlarından hüküm giymiş ve yargılanmasının devam ediyor olması askeri öğrenci olmayı engelleyen sakıncalı haller arasında sayılmıştır.
Türk Silahlı Kuvvetlerine alınacak personel hakkında güvenlik soruşturması yapılması, bunların temiz bir geçmişe sahip olmaları şartının aranması şüphesiz kamu yararına uygun bir faaliyettir. Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri gereği hem öğrenciliği öncesindeki durumu, hem de uzman çavuş naspedileceği tarihe kadar uzman jandarma aday öğrenciliği aşamasında mevzuatta öngörülen niteliklere kendisi, ana, baba ve kardeşlerden oluşan yakınlarının sahip olmaları ve bu nitelikleri korumaları gereklidir. Mevzuatın amir hükümleri karşısında gerek öğrencilik statüsüne girişten önce gerek öğrenciliğin devam ettiği sürede sahip olunacak zorunlu koşul ve niteliklerden birisinin bozulması ve bu durumun idare tarafından bilinir hale idare, kişiyi askeri öğrencilikten çıkararak okulla ilişiğini kesme zorunda kalacaktır.
Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri gereğince, davacı hakkında yaptırılan güvenlik soruşturması sonucunda, kardeşi ............in, Mersin 1 nci Sulh Ceza Mahkemesinin 17.01.1989 tarih ve 1988/29 Esas, 1989/3 Karar Sayılı ilamıyla hırsızlık suçundan dolayı hükümlü olduğu tespit edildiğinden, davacının bu sebeple askeri öğrenciliğine son verilerek okulla ilişiğinin kesilmesi işleminin mevzuata ve hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Davacı ...........in, Uzman Jandarma Okulundan çıkarılması işleminin iptaline yönelik yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy