(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili, 07.03.2003 tarihinde Gaziantep İdare Mahkemesine verdiği ve 13.05.2003 tarihinde AYİM de kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının Şubat 2002 tarihinde askerlik hizmetine başladığını, askerlik hizmetini yerine getirmekte iken yakalandığı Hepatit-B hastalığı nedeni ile askerliğe elverişli olmadığı gerekçesi ile 15 Kasım 2002 tarihinde askerden terhis edildiğini, tüm sağlık kontrollerinden geçtikten sonra sağlam olarak silah altına alınan davacının tamamen içinde bulunduğu şartlardan kaynaklanan hastalığa yakalanmasında idarenin ağır hizmet kusurunun olduğunu, sağlığını, çalışma ve iş gücünü tamamen kaybeden davacının çalışmamaktan maddi zararının ayrıca hastalığı nedeniyle duyduğu ve duyacağı üzüntülere karşılık manevi zararının doğduğu, bu nedenle 20 milyar TL. maddi ve 10 milyar TL. manevi olmak üzere 30 milyar TL. tazminatın yasal faizleriyle birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyası ile davacının askerlik şubesinden getirilen şahsi dosyadaki belgenin incelenmesinden, davacı
..'un 27.02.2002 tarihinde askerlik şubesinden sevk edilerek bir gün sonra Bilecik 2 nci J.Er. Egt. Tuğ. Komutanlığına katıldığı, acemi askerlik hizmetini tamamladıktan sonra 29.03.2002 - 07.04.2002 tarihlerinde dağıtım izni kullandığı, aşçı olarak Bilecik İl Jandarma Komutanlığına buradan da Büyük İlçe Jandarma Komutanlığına dağıtım edildiğini, katılışından sonra 19.04.2002 tarihinde Bilecik Devlet Hastanesinde yapılan portör muayenesinde hastalığın tespit edilmesi üzerine sevk edildiği Eskişehir 600 Yataklı Asker Hastanesi Baştabipliğinde HBV pozitif tespit edilerek bu hastanenin 03.05.2002 tarih ve 617 sayılı Sağlık Kurulu Raporu ile önce altı ay hava değişimi aldığı, hava değişimi sonunda Aynı Hastanenin 15.11.2002 tarih ve 2085 sayılı Sağlık Kurulu Raporu ile HBV infeksiyonu, B/52 F3, barışta askerliğe elverişli değildir. Kararı verildiği, bu rapora istinaden davacının tesis edildiği anlaşılmaktadır.
İdare Hukuku İlkelerine ve T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre; idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zarara yol açan eylem arasında doğrudan doğruya bir illiyet bağının bulunması, zarara yol açan eylemin bir hizmet kusuru teşkil etmesi veya kusursuzu sorumluluk kuram ve ilkelerinin uygulanmasına elverir nitelikte olması şartların birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Madde olguda bu koşullardan birinin yokluğu, idarenin tazmin sorumluluğunu kaldırır. Ortada bir zarar yoksa veya meydana gelen zarar idari eylem ya da işlemden doğmamış ise yahut zararla idari eylem veya işlem arasında nedensellik bağı kurulamıyorsa idarenin tazmin sorumluluğundan söz edilemez.
Davacı vekili, davacının Askerlik hizmetini yapmakta iken hastalığa yakalandığı Hepatit-B hastalığı nedeni ile askerliğe elverişli olmadığı gerekçesiyle askerden terhis edildiğini, tüm sağlık kontrollerinden geçtikten sonra sağlam olarak silah altına alınan davacının tamamen içinde bulunduğu şartlardan kaynaklanan hastalığa yakalanmasında idarenin ağır hizmet kusurunun olduğunu, sağlığını, çalışma ve iş gücünü tamamen kaybettiğini iddia etmiş olması nedeni ile iddia konusunun tıbbi bilgi gerektiren hususlara dayanması ve zararın doğumunda idarenin kusurlu bir eyleminin bulunup bulunmadığı, zarar ile idarenin eylemi veya işlemi arasında uygun bir nedensellik bağının var olup olmadığının araştırılması gerekmiştir.
Davacının, askerliğe elverişsiz hale gelmesin sonucunu doğuran Hepatit B Virüsü Enfeksiyonu hastalığının bünyesel olup olmadığını, bu hastalığın askerlik hizmetinin sebep ve tesirinden meydana gelip gelmeyeceğinin, teşhis, tedavi ve bakim hizmetlerinde yapılan işlemlerinde herhangi bir gecikme, eksiklik ve hata bulunup bulunmadığını, işlemlerin yeterli ve usulün uygun olup olmadığının, tıp ilmiyle ilgili bir keyfiyet olduğu kuskusuzdur.
Bu itibarla; davacının Eskişehir 600 Yataklı Asker Hastanesinde gördüğü tedavilere ilişkin tüm bilgi ve belgeler getirtilerek Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanlığından resen seçilen üç öğretim üyesinden oluşan heyete bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Bilirkişi olarak seçilen İç Hastalıkları Aba Bilim Dalından, Prof. Dr.
, Prof. Dr.
., Prof. Dr.
.. tarafından düzenlenen ve taraflara tebliğ edilen 29.06.2004 tarihli raporlarında özetle, HBV nin korumasız cinsel ilişki, kesici-delici alet veya ortak diş fırçası kullanımı, veya cilt bütünlüğünün bozulduğu durumlarda virüs içeren kan ile temas sonucu bulaşabileceği, aynı odada bulunmak, yemekhane gibi toplu yerlerde yukarıda belirtilen temas şekillerinin olmaması halinde buluşmanın söz konusu olmayacağı, bu virüsü taşımasının asçılık dahil iş yapmasına engel olmayacağı, HBV; pozitif saptandığı 19.04.2002 tarihinden geriye doğru 2-12 haftada bulaşma olabileceği, HBV virüsü taşıyan kişinin eşi de aşı yaptırmak sureti ile evlilik hayatını devam ettirmesinde sakınca olmadığı tıbbi kanaati bildirilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile davacının hastalığı konusunda ihtisas sahibi olan bilirkişiler tarafından düzenlenen rapordaki görüşler sonucu, davacının askerliğe elverişsiz hale gelmesine neden olan Hepatit B Virüsü Enfeksiyonu hastalığının askerliğin sebep ve tesirinden meydana gelmediği, teşhis tedavi ve bakim hizmetlerinde herhangi bir hata, gecikme ve eksiklik bulunmadığı, zararlı sonuçla idarenin davranışı arasında uygun nedensellik bağının bulunmadığı, idareyi sorumlu tutacak herhangi bir kusurlu hareket veya kusursuz sorumluluğu gerektirecek bir durumun bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin iddia ve itirazlarına itibar olunmayarak davacının askerliğe elverişsiz hale gelmesinden davalı idarenin sorumlu tutulmayacağı, bu nedenle davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddinin gerektirdiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Davacı
..un MADDİ ve MANEVİ TAZMİNAT isteminin reddine. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy