(2709 S. K. m. 125) (818 S. K. m. 41, 43, 47, 49) (1602 S. K. m. 71)
DAVAMIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat İstemi.
SAVUNMAMIN ÖZETİ: İdare Hukuku İlkelerine ve T.C. Anayasasının 125/7 nci maddesine göre, idarenin tazminle yükümlü tutulabilmesi için; bir zararın varlığı, zarar doğuran işlem ve eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuçla işlem veya eylem arasında illiyet bağının bulunması şartlarının birlikte tahakkukunun gerektiği, ölüm olayında davacıların bir zararı mevcut olmakla birlikte, ölüm olayının hizmetle bir ilgisinin olmadığı, idareye yüklenebilecek herhangi bir kusur bulunmadığı; davacılar yakınının ölümü olayında bilirkişi tarafından düzenlenen raporda sol ventikül kalınlaşmanın bünyesel nitelikte olduğu, oluşumunda kimsenin katkısının bulunmadığının anlaşıldığı, ayrıca müteveffanın tedavisi esnasında, idarenin herhangi bir ihmalinin de söz konusu olmadığı; talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğu, maddi tazminata idareye başvuru tarihinden itibaren, manevi tazminata ise karar tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği belirtilerek yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönünde savunma yapılmıştır.
BAŞSAVCILIĞIN DÜŞÜNCESİ: Davacıların yakını J.Er İsa ÇİMŞİR hakkında savcılık soruşturması sırasında dinlenen bilirkişi mütalaasında, kalp pili takılması halinde yaşam süresinin uzayacağı keza ani ölümünün önlenebileceği belirtildiği halde askeri hastanede bu tedavinin uygulanmadığı, bu tür bir tedavinin idarenin hizmeti kapsamında olması nedeniyle idarenin hizmet kusuru bulunduğu belirtilerek bilirkişiye tespit ettirilecek maddi ve takdir olunacak manevi tazminatın hüküm altına alınmasının uygun olacağı yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince, davalı idarenin istemi üzerine 07 Kasım 2001 Çarşamba günü saat 09.15'de davacıların yokluğunda, davacı vekili, Av. Hülya AYDIN, davalı idareyi temsilen Haz. Av. Ahmet GÜMÜŞ ve AYİM Savcısı Hak. Alb. Tanju GÜVENDİREN'in iştiraki ile açık duruşma yapılıp, Raportör Üye Topçu Kur. Alb. Metin ŞAHİN'in açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili, 12 Nisan 2000 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacıların yakını J.Er İsa ÇİŞMİRin 26.10.1998 tarihinde rahatsızlandığını, Sara nöbetine tutukluğu gerekçesiyle bölük karargahına alındığını 30.10.1998 tarihinde sara teşhisiyle Jandarma Bölge Komutanlığı revirine, oradan da 04.11.1998 tarihinde Elazığ Asker Hastahanesine, oradan da 12.11.1998 tarihinde Diyarbakır Asker Hastahanesi kardiyoloji servisine sevkinin yapıldığını, Mitral kapak gevşek yapıda teşhisi konularak birliğine sevk edildiğini, 06.04.1999 tarihinde de birliğinde yatağında ölü bulunduğunu, ölümünün mevcut hastalığa bağlı akciğer ödeminden meydana geldiğinin adli tıp kurumu raporundan anlaşıldığını, askerliğe elverişsizlik raporu verilmesi gerekirken hizmet kusuru nedeniyle raporun verilmediği belirterek 8.000.000.000 TL maddi ve 2.000.000.000 TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte hüküm alına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Yapılan yargılama sırasında AYİM 2 nci Dairesinin 22 Mart 2002 tarih ve ESAS NO:2002/633, K.2002/343 sayılı kararı ile davanın görev yönünden reddine oy çokluğu ile karar verilmiş, bu karara karşı davalı idare ve davacılar vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine yapılan incelemede; AYİM 2 nci Dairesinin 22 Ocak 2003 tarih ve GENSEK NO:2002/1765, ESAS NO:2003/77 sayılı kararıyla davalı idare ve davacılar vekilinin karar düzeltme istemlerinin kabulüyle davanın görev yönünden reddine ilişkin kararın kaldırılarak davaya kalındığı yerden devam edilmesine karar verilerek davanın esasının incelenmesine geçilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; J.Komd. Er İsa ÇİMŞİRin 25.02.1998 tarihinde askerlik şubesinden Manise Kırkağaç 6 ncı Jandarma Er Eğitim Alay Komutanlığı emrine sevk edildiği, temel eğitimi müteakip Tunceli İl Jandarma Komutanlığı emrine, dağıtımının yapıldığı, olay tarihinde Tunceli Mazgirt İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde görevli bulunduğu, 28 Ekim 1988 tarihinde rahatsızlık geçirdiği, sara nöbetine tutulduğu gerekçesiyle tim kuruluşundan geri hizmete kullanılmak üzere bölük karargahına alındığı, 30.10.1998 tarihinde epilepsi teşhisi ile Tunceli Jandarma Bölge Komutanlığı revirine sevkinin yapıldığı, Jandarma Bölge Komutanlığı revirinde yapılan muayenesi sonucunda 04 Kasım 1998 tarihinde Elazığ Asker Hastahanesine sevk edildiği, Elazığ Asker Hastahanesinde muayenesinin yapılarak 12.11.1998 tarihinde Diyarbakır Asker Hastahanesi kardiyoloji bölümüne sevkinin uygun görüldüğü, 16.11.1998 günü Diyarbakır Asker Hastanesi kardiyoloji bölümünde muayenesinin ve tetkiklerin ayaktan yapıldığı, mitral kapak gevşek yapıda teşhisi konularak işlem ve tedavi gerektirmediğinden birliğine sevk edildiği; 06 Nisan 1999 günü J.Komd. Er İsa ÇİMŞİRin akşam bölük gazinosunda oturduğu ve saat 22.00 sıralarında koğuşa geldiği, aynı birlikte görevli J.Komd, Er Uğur ÖZDEMİR, J.Komd. Er Rahmi ÇABUKER, J.Komd. Er Ekrem USLU ile sohbet ettiği ve daha sonra yatağına yattığı, saat 22.40 sıralarında J.Komd. Er Altuğ KARAKAN'ın koğuşa geldiği, J.Komd. Er İsa ÇİMŞİR'i yatağında yüz üstü yatarken gördüğü, J.Komd. Er İsa ÇİMŞİR'e gene sere sepe yatıyorsun dediği, ancak cevap alamadığı, yatağından çevirmeye çalıştığı, gözlerinin hafif açık ağzından köpükler gelmekte olduğunu gördüğü, bölük komutanına haber verdiği, bölük doktorunun ilk müdahalesini müteakip J.Komd. Er İsa ÇİMŞİRin Mazgirt Sağlık Ocağına götürüldüğü ve oradan da Tunceli Devlet Hastanesine sevk edildiği, saat 23.00 sıralarında yolda vefat ettiği, Elazığ Asker Hastanesinde yapılan otopsi sonucunda düzenlenen 07.04.1999 tarihli otopsi tutanağında; göğüs açıldığında sol ventrikülün hipertrofik olduğu, diğer kısımların makroskopik görünümün normal olduğu, aort pulmoner arter yapılarının normal olduğu, sol ventrikül açıldığında mitral kapak ön kapakçığı serbest kenarında minimal kalsifikasyon bulunduğu, sol ventrikül duvarının hipertrofik olduğu, aort, pulmoner triküspit kapak yapılarının normal olduğu, ceset üzerinde ateşli silah yara, bere, darp izninin bulunmadığı, kişinin ölümünün dış etkenlerden meydan gelmediği, otopsi esnasında makroskopik incelemelerden herhangi bir bulgu test edilemediği, kişinin ölümünü izah edebilecek bir bulgu tesbit edilemediğinden alınan numunelerin incelenmesinden sona tesbit edilecek laboratuvar bulguları ile birlikte değerlendirilmesi halinde ölüm nedeninin tesbitinin mümkün olabileceği, otopsi esnasında alınan numunelerin patolojik ve toksikolojik inceleme içki İstanbul Adil Tıp Kurumu Başkanlığına gönderildiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen 16.09.1999 tarihli Morg İhtisas Dairesinin 173/210/163339/8.4. 1999 sayılı raporunda sonuç olarak kanda etanol, metanol bulunmadığı, uyutucu uyuşturucu maddelerin ve aranan totsik maddelerden hiç birinin bulunmadığı, histopatolojik tetkik raporuna göre, myokardda hiperemi, postmortem değişiklikler, akciğerde intraalveoler ödem ve taze kanama postmortem değişiklikler, karaciğerde hiperemi, böbrekte hiperemi, beyinde hiperemi, pastromortem travmatik değişiklikler saptandığı, 1 nci İhtisas Kurulunun 22.09.1999 tarih A.T.NO:210-08041999-16339-42 karar no. ve 1418 sayılı mütalaasında sonuç olarak otopside haricen darp, cebir, iç organlarda travmatik değişim tesbit edilmediği, harici bir travma tesiri ile kişinin öldüğünün delillerinin bulunmadığı, kan, idrar ve iç organlarda aranan toksit maddelerden hiç birinin bulunmadığı, zehirlenerek öldüğünün de dellerinin bulunmadığı, kişinin ölümünün kendinde mevcut hastalığa bağlı akciğer ödeminden ileri geldiğinin oybirliği ile mütalaa edildiği; bilirkişi olarak dinlenen Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi kardiyoloji bölümü öğretim görevlisi kardiyoloji uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ilgın KARACA tarafından düzenlenen tıbbi değerlendirmede ise özetle; mitrai kapak gevşek yapıda olmasının ventrikül kasılması sırasında mitral kapağın artrluma doğru sarkması (bombeleşmesi) olduğu, mitral kapak kalınlığından artma ve dejenerasyonunun birlikte bulunduğu, çoğunlukla asemptomatik olmasına rağmen septom veren vakalarda göğüs ağrısı, çarpıntı hissi, nefes darlığı yapabildiği, komplikasyon olarak mitral yetmezliğine yol açabileceği, mitral yetmezliği şiddetti olursa akciğer ödemine yol açabileceği, otopsi esnasında sol ventrikül hipertrofisi tesbit edildiğinden mitral kapak gevşek yapıda olmasın m sol ventrikül hipertrofisine yol açmayacağı, akciğer eklemine yol açabilecek mitral kapağın gevşek yapıda olmasının mutlaka beraberinde şiddetli mitral yetmezliği olması gerektiği, mitral kapak gevşek yapıda teşhis edildiğinde kalp yetmezliği bulguları ile birleşmez ise hastaya hastalığın takibi, seyri acısında önerilerde bulunulduğu, çarpıntı, göğüs ağrısı gibi şikayetleri olanlara Kaç tedavisi önerildiği, ağır mitral yetmezlik ya da kalp yetmezliği oluşturmadı ise operasyonun (ameliyatın) önerilmediği, J.Komd. Er İsa ÇİMŞİRin otopsi raporunda belirtilen sol ventrikül kalınlaşmasının romantizmal aort darlığı, sistematik hipertansiyon veya hipertrofik kardiyomiyopati sonucunda meydana gelebileceği, bu nedenlerin akciğer ödemi tablosunu oluşturabileceği, J.Komd. Er İsa ÇİMŞİRin Diyarbakır Asker Hastahanesi poliklinik kayıtlarında hipotansiyon saptanılması nedeniyle sistematik hipertansiyonun bulunmadığı, otopsi raporunda aort kapağının normal yapıda olmasının tesbit edilmesi nedeniyle romantizmal aort darlığının ekarte edilmesi gerektiği, olayda hipertrofik kardiyomiyopati hastalığının varlığının kabulü gerektiği, ölüme neden olan akciğer ödeminin sebebinin sol ventrikül kalınlaşması olduğu, bu hastalığın sıklıkla kalıtsal olarak geçtiği, doğuştan itibaren başlayan ve gittikçe kalp duvarlarının kalınlığının artması ile ilerleyen çarpıntı atakları zaman zaman bayılma nöbetleri ile seyreden sıklıkla genç yaşta ani ölüm ile sonuçlanan kademe kademe ilerleyen bir hastalık olduğu, kesin tedavisinin bulunmadığı, tedavisinde kesin tip belirlenmesi yapıldıktan sonra tıbbi cerrahi ya da kalıcı kalp pili takılması ile yaşam süresinde uzamalar veya ani ölümlerin önlenebilmesinin sağlanabileceği yönünde tıbbi kanaat belirttiği; 8 nd Kor. K.lığı Askeri Savcılığınca yapılan soruşturma sonucunda J.Komd. Er İsa ÇİMŞİR'in kendisinde var olan hastalık sonucu olay günü rahatsızlanarak vefat ettiği ve olayda herhangi bir kimseye atfı kabil kusur bulunmadığı sonucuna varıldığından kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği anlaşılmıştır.
İdare Hukuku ilkelerine ve Anayasasının 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak, Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın varlığı, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması şarttır. Niyet bağının kesilmiş sayılması için zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Davacılar yakını müteveffa J. Er İsa ÇİMŞİR'deki rahatsızlığın bünyesel nedenlerle mi yoksa görevin sebep ve tesiriyle mi meydana geldiği, hastalığın teşhis ve tedavisinde gecikme ya da ihmalin mevcut olup olmadığı hususlarının incelenmesi için tıbbi bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda re'sen bilirkişi tayin edilen Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Lale TOKGÖZOĞLU, Prof. Dr. Serdar AKSÖYEK ve Prof. Dr. Kenan ÖVÜNÇ tarafından düzenlenip Mahkememize ibraz edilen 02 Temmuz 2003 tarihli bilirkişi raporunda; Kişinin askerlik görevi esnasında gece yatağında dinlenirken aniden öldüğü ve ölümüne yol açabilecek travma, ilaç-alkol zehirlenmesi gibi bir durumun olmadığı, ölümünden önce birkaç kez bayıldığı ve bu nedenle de epilepsi (sara) tanısıyla aktif görevden karargah görevine çekildiği öğrenilmiştir. Ekokardiyografi ve otopsi raporlarından ani kardiyak ölüme yol açabilecek iki kardiyak patolojisinin kişide varlığı görülmüştür. Hipertrofik kardiyomyopati ve mitral kapakta gevşeklik (hafif mitral valv prolapsusu?). Hipertrofik kardiyomyopatinin kesin tanısının otopsi ile konulmasına karşın ekokardiyografi tanıya yardımcı can yakmayan tekrarlanabilir önemli ve yararlı bir tetkiktir. Diyarbakır Asker Hastahanesinde 12.11.1998'de yapılan ekokardiyografide ventrikül hipertrofisi tanısı konmamıştır. Sadece mitral kapak gevşek yapısından söz edilmiştir. Otopside ise, sol ventikülün hangi kısımlarının hipertrofiye olduğu (lokal-genel?), duvar kalınlığının ne olduğu; kalbin toplam ağırlığının ne olduğundan söz edememektedir. Lokalize hipertrofi varlığı ekokardiyografik tanıyı zorlaştırılabilmek. Ayrıca, ekokardiyografik bulgular ne olursa olsun hipertrofik kardiyomiyopatide ani ölüm riskini önceden kesin olarak gösterebilecek klinik, laboratuvar hatta can yakıcı girişimsel yöntemler yoktur. Fakat hipertrofik kardiyomyopatili bir hastanın bayılma atakları olursa, kişide daha ileri tıbbi merkezlerde ayrıntılı ritm takipleri veya öldürücü özelliği olabilecek ventriküler taşiaritmillerin (hızlı ritm bozuklukları) can yakıcı girişimsel yöntemlerle arattırılması mutlak gereklidir. Çünkü bu hastalarda özel kalp pul uygulamaları (implante edilebilir kardiyovertördefibrilatör) ani ölüm riskini azaltmaktadır.
Diyarbakır Asker Hastahanesinde rapor edilen mitral kapak gevşekliğinin kapakta otopside önemli patoloji bulunmaması nedeniyle kapak patolojisinden çok nadiren gelişebilecek ventriküler kökenli taşlaritmilerle ölüme yol açabileceği açıktır.
Yukarıda belirtilen iki patoloji yanı sıra ani kardiyak ölüme yol açabilecek ve önceden kestirilmesi zor pek çok kardiyak nedeni de kişide ekarte etmek zordur.
Ölümün istirahatta ve aniden olması öldürücü ventriküler kökenli taşlaritminin ölüme yol açtığını, bunun da nedeninin görevden çok yapısal bozukluk olduğunu düşündürmektedir.
Hastalığın teşhisinde ve tedavisinde gecikme veya ihmal olup olmadığı konusunda otopsi ve ekokardiyografi raporlarındaki çelişkiler nedeniyle karar verilememiştir yönünde tıbbi kanaat belirtmişlerdir.
Bilirkişi tarafından hazırlanan rapora, davacılar vekili ve davalı idare tarafından; müteveffanın rahatsızlığının bünyesel nedenlerle mi yoksa görevin sebep ve tesiriyle mi meydana geldiği, hastalığın teşhis ve tedavisinde gecikme ya da ihmalin mevcut olup olmadığı hususlarında itiraz edilmiştir.
Davalı idare ve davacılar vekilinin itirazlarını karşılamak üzere ayrı bilirkişilerden ek rapor düzenlenmesi talep edilmiştir. Hacettepe Üniversitesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Giray KABAKÇI, Doç. Dr. Kudret AYDEMİR ve Doç. Dr. Necla ÖZER tarafından düzenlenen 24 Eylül 2004 tarihli ek bilirkişi raporunda; Bilirkişiler olarak 02 Temmuz 2003'de verilen bilirkişilerin kanaatine katılmaktayız. Mitral kapağın gevşek olması toplumda çok sık rastlanan bir bulgu olup, normal sınırlar içerisinde kabul edilebilir. Otopsi raporunda kafein hipertrofik olduğu gözlemsel olarak söylenmiş, histopatolojik incelemede hipertrofik kardiyomiyopati lehine bir bulgu belirtilmemiştir. Sol ventrikül hipertrofiilerinin tümü hipertrofik kardiyomiyopatiye bağlı değildir. Spor yapan sağlıklı kişilerde de sol ventrikül hipertrofisi olabilir.
Bu bilgiler ışığında:
1) Müteveffanın rahatsızlığının bünyesel nedenlerden kaynaklandığı kanısına varılmıştır. Bu rahatsızlık her türlü görev hatta istirahat esnasında bite oluşabilir.
2) Elimizdeki hikaye, fiziki muayene ve laboratuvar bilgileri ışığında hastanın teşhis ve tedavisinde gecikme veya ihmal olmadığı kanısına varılmıştır. tıbbi mütalaası bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen ek bilirkişi raporuna davacılar vekilince; iki bilirkişi raporu arasında çelişkiler olması nedeniyle üçüncü bir bilirkişi raporu alınması yönünde itirazda bulunulmuş ise de, düzenlenen ek bilirkişi raporu heyetimizce yeterli bulunmuştur.
Yukarıda açıklanan hususlar ve yaptırılan bilirkişi incelemeleri neticesinde; davacıların yakını müteveffa J.Komd. Er İsa ÇİMŞİRin rahatsızlığının bünyesel olduğu, ölümünde idarenin hizmet kusuru oluşturabilecek bir eylemin bulunmadığı, hastalığın teşhis ve tedavisinde gecikme veya ihmal olmadığı, meydana gelen olayda ortada bir zarar mevcut olmakla birlikte, davacıların zararlarının idareye yüklenebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı, zarar ite idare arasında illiyet bağının da bulunmadığı, dolayısıyla idarenin meydana gelen zararı tanzimle sorumlu tutulamayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE,
2. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun 71 nci maddesi gereğince sargılama giderlerinin (Posta giderleri ve tıbbi bilirkişi ücreti dahil) DAVACILAR ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
3. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümleri göre, 3.160.000 TL. başvurma harcı ile 4.240.000 TL. esas ilam harcı toplamı olan 7.400.000 TL. (YEDİMİLYONDÖRTYÜZBİNTÜRKLİRASI) harcın DAVACILAR ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, bu miktarın davacılar tarafından peşin yatırılan 126.300.000 TL. harçtan mahsubu ile arta kalan 118.900.000 TL. (YÜZONSEKİZMİLYONDOKUZYÜZBİN TÜRK LİRASI) harcın istemleri halinde DAVACILARA İADESİNE,
4. Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi tazminat miktarları üzerinden nisbi, manevi tazminat miktarları yönünden maktu olarak davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereğince hesap edilen 220.500.000 TL. (İKİYÜZYÜRMİMİLYONBEŞYÜZBİNTÜRKLİRASI) avukattık ücretinin DAVACILARDAN ALINARAK, DAVALI İDARELERE VERİLMESİNE,
5. Düzce Askerlik Şubesi Başkanlığınca HİZMETE ÖZEL gizlilik derecesi ile gönderilen şube şahsi dosyasının aynı gizlilik derecesi ile İADESİNE,
24 KASIM 2004 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy