(2709 S. K. m. 125) (765 S. K. m. 459) (1632 S. K. m. 137) (2330 S. K. m. 6) (1602 S. K. m. 71)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat İstemi
SAVUNMANIN ÖZETİ: 23 Ağustos 2000 tarihinde saat 10.30 civarında Tnk.Onb.Bülent ÖZ yönetimindeki 264087 plaka numaralı Landrower askeri aracın Diyarbakır-Ergant karayolundan Ergani istikametine seyir halindeyken Erganiye 18 km, uzaklıkta Dereboyu Köyü mevkiinde yol kenarında bulunan sivil aracın kontrolsüz olarak yola çıkması neticesinde şoförün dikkatsizlikle hatalı sollama yaparak aşırı hızlanması üzerine, karşıdan gelen aracı fark eden araç komutanı olan davacı P.Uzm.Çvş. Erkan AKKUYU'nun ikazı ile heyecan ve paniğe kapılarak direksiyonu sağa, ardından sola doğru ani kırması sonucu, aracın kontrolünü kaybederek yol üzerinde takla atması üzerine maddi hasarlı ve tek taraflı araç kazasının meydana geldiği, hazırlanan idari tahkikat raporuna göre davacı P.Uzm.Çvg.Erkan AKKUYU'nun aracın önünde bulunan sivil araca emniyetli mesafe ve süratle yaklaşması için şoförü ikaz etmediğinden, araç komutanı görev ve sorumluluğunu yerine getirmediğinin anlaşıldığı, idarenin kendi eylemlerinden doğmamış zararlardan sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı, meydana gelen zarar ile idarenin eylemi ve işlemi arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı, dava konusu olayda davacının müterafık kusurunun mevcudiyetinin tartışmasız kabul edilerek mahkemece gözönünde bulundurulmasının gerektiği, yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesinin gerektiği yönünde savunma yapılmıştır.
BAŞSAVCILIĞIN DÜŞÜNCESİ: Davacı Erkan AKKUYU'nun, sakat kalması sonucunu doğuran olayın bir kamu Hizmeti olduğunda Kuşku bulunmayan askerlik mesleğinin İfası sırasında, idarenin aynı hizmetle istihdam ettiği ajanı olan diğer bir asker kişinin dikkatsiz ve tedbirsiz araç kullanmasından kaynaklandığının sabit olduğu, idarenin askeri araç kullanan sürücülerini iyi bir şeklide, Kendilerine ve başkalarına zarar vermeyecek bir biçimde yetiştirmesi yükümlülüğünün bulunduğu, tedbirsiz ve dikkatsiz davranarak zararlı sonucu doğuran ajanın iyi yetiştirilememesi ve sonucunda zararın meydana gelmesinde, idarenin hizmet kusurunun bulunduğu, bu sebepte meydana gelen zararın idarece karşılanmasının gerektiği, öncelikle davacının uğradığı iş gücü kaybının tespit edilerek bilirkişiye tespit ettirilecek bir miktarın maddi, ömür boyu duyacağı acı ve ızdıraba karşılık takdir edilecek bir miktarın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilmesinin gerektiği yönünde düşünce bildirilmiştir,
TÜRK M İLLET İ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince, raportör Hak.Bnb. Şakir AYTAŞın açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, 01 Mart 2002 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesinin AYİM 1 nci Dairesinin 14 Mayıs 2002 tarih ve Gensek No: 2002/566. Esas No:2002/886, Karar No:2002/758 sayılı kararı ile reddine Karar verilmesi üzerine 16 Ağustos 2002 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesi ile davasını yenilediği AYİM 2 nci Dairesinin 18 Eylül 2002 tarih ve Gensek No:2002/2183, Esas No;2002/617, Karar No:2002/663 sayılı kararı ile davacının maddi ve manevi tazminat istemi ile davalı idareye başvurmaması nedeniyle dilekçenin görevli mercii olan Milli Savunma Bakanlığına tevdiine karar verildiği, bu kararın davalı Milli Savunma Bakanlığına 01.10.2002 tarihinde, davacı vekiline 10.10.2002 tarihinde tebliğ edilmesinden sonra davacı vekili, 02 Ocak 2003 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Diyarbakır 16 ncı Zh.Tug.K.lığı emrinde görevli uzman çavuş olduğunu, 23 Ağustos 2000 tarihinde davalı idareye ait askeri araçta araç komutanı olarak görevli olup seyir halindeyken trafik kazasına maruz kaldığını, kolundan ve ayaklarından yaralandığım, bu yaralanma nedeniyle Diyarbakır Askeri Hastanesinde tedaviler gördüğünü, yapılan operasyonlar sonrasında ayağında diğer ayağına göre 2,5 veya 3 cm bir kısalma meydana geldiğini, Manisa Devlet Hastanesinden buna ilişkin rapor aldıklarını davacıda önemli performans kaybı oluştuğunu: görevlerini yerine getiremediği için sözleşmesinin feshedildiğini, uğradığı maddi ve manevi zararları karşılığı 40 milyar TL, maddi, 3 milyar TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; 16 ncı Zh.Tug.K.lığı emrinde görevli P.Uzm.Çvş. olan davacının 23.08.2000 tarihinde Tnk.Gnb. Bülent ÖZ yönetimindeki 264087 plaka numaralı Land Rower marka askeri araçta araç komutanı olarak görevlendirildiği saat 10.30 sıralarında sağlık taraması yapmak üzere görevlendirilen 2 araçlık konvoya katılmak üzere yola çıktıkları, Diyarbakır-Ergani karayolunda Geyiktepe Karakolunu 7-8 km geçtikten sonra kendilerine 150 mt. civarında uzakta bulunan bir sivil aracın kontrolsüz olarak yola çıktığı, bunun üzerine davacının araç şoförüne hızını yavaşlatması için uyarıda bulunduğu, şoförün bizim yavaşlatamadığı, yola çıkan aracı sollamak istediği, karşı şeritten gelen bir başka aracı görünce kendi şeridine geçmek istediği, bu karışıklık esnasında aracın direksiyon hakimiyetini kaybettiği, bunun sonucunda askeri aracın takla attığı ve devrildiği aracın içinde bulunan davacının vs diğer personelin yaralı olarak araç içerisinden çıkarıldıkları, davacının yapılan tedavisi sonunda Diyarbakır Askeri Hastanesinin 16 Mayıs 2001 tarih ve 576503 sayılı raporu ile sağ kolun Femoris Kırığı tanısı ile tedavisi tamamlanmıştır, durumu A/59 F/12'ye uyar askerliğe elverişlidir, hayati tehlike atlatmamıştır, yaralanma uzuv kaybı ve zaafiyeti yaratmamıştır, yaralanma 90 gün iş ve güç kaybına sebep olarak 9 ayda iyileşmiştir. Kati Rapordur kararı verildiği, olay nedeniyse Diyarbakır 7 nci Kolordu K.lığı Askeri Savcılığı tarafından yapılan hazırlık soruşturması sonucunda Araç şoförü Tnk.Onb. Bülent ÖZ'ün kazanın oluşumunda 8/8 oranında kusurlu olduğu tespit edilerek 13.04.2001 tarih ve 2001/90-283 Esas ve Karar sayılı iddianame ile Hizmette Tekasül sonucu harp malzemesinin hasarına ve birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet vermek suçundan kamu davası açıldığı, 7 nci Kolordu K.lıg Askeri Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda da araç şoförü Tnk.Onb.Bülent ÖZ'ün .8/8 oranında kusurlu olduğu tesbit edilerek 22.03.2004 tarih ve 2004/99-172 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK'nun 459/2-3 ncü maddeleri gözönüne alınarak ASCK'nun 137 nci maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verildiği, davacıya bu olay nedeniyle sağ bacağının sola göre 2 cm kısa görünümünde tespit edildiğine ilişkin Manisa Devlet Hastanesi Baştabipliği Ortopedi Servisinden 04.09.2002 tarih ve 3530 sayılı rapor verildiği anlaşılmıştır.
İdare Hukuku ilkelerine ve T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğunu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin haili doktorun ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bu gün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlık sonuçta eylem arasında doğrudan bir illiyet bağının bulunması, zarar yol açan eylemin bir hizmet kuram ve ilkelerinin uygulanmasına elverir nitelikte olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Yaralanma olayının meydana gelmesinde hizmetin kurulması ve işletilmesinden doğan idareye atfı kabil bir hizmet kusurunun varlığı söz konusu değil ise de; davacının bir kamu hizmeti olduğuna şüphe bulunmayan askerlik görevi sırasında idarenin diğer bir ajanının 8/8 oranında kusurlu olacak şeklide dikkatsiz araç kullanması neticesinde meydana gelen araç kazası sonucunda yaralandığı, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunduğu, söz konusu zararın kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince davalı idare tarafından karşılanmasının gerektiği, davacının olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Milli Savunma Bakanlığı Nakdi Tazminat Komisyonunun 25.10.2001 tarih ve 2001/319 sayılı kararı ile davacıya 20 gün İş ve gücü karşılığı 4.734.800,000 TL. nakdi tazminat ödendiği anlaşılmıştır.
Davacının maddi zararlarının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 14 Ocak 2005 tarihli bilirkişi raporunda; davacının görev süresi içerisinde görev aylıklarını tam, sağlam emsallerine göre %2,3 oranında daha fazla efor sarf ederek elde edebileceğini, bununda maddi zarara yol açacağını, ancak 3.337,00 YTL gerçek maddi zararına karşılık, 5.796,00 YTL. nakdi tazminat yararı sağladığını, yarar tuzlasının 2.459,00 YTL. olduğunu, bu nedenle maddi tazminat hakkedişinin mevcut olmadığını belirtmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna, davacı vekili tarafından bilirkişinin tazminat hesabına bir diyeceklerinin olmadığı, ancak bilirkişi raporunda davacının meslekten uzaklaştırıldığı tarih ve mahkeme kanalıyla göreve başlatıldığı tarih arasında geçen ve ödenmeyen maaş ve ilave tediyelerinin tazminat alacağı hesabında gösterilmemesi nedeniyle ek bilirkişi raporu alınmasını talep ederek itirazda bulunulmuş, davalı İdare tarafından itiraz edilmemiştir.
Davacının dava konusu tazminat isteminin meydana gelen araç kazası sonucu yaralanması eylemine bağlı olduğu, bilirkişi tarafından da bu doğrultuda inceleme yapıldığı, davacının meslekten uzaklaştırıldığı süreye ilişkin alacaklarının bu davaya dayandırılmasının hukuken imkan bulunmadığı dikkate alınarak 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Sağlanması Hakkında Kanunun 6 ncı maddesi gereğince, bu Kanun kapsamında ödenen nakdi tazminatın maddi ve manevi zararlar karşılığı olduğu ve bunun dikkate alınacağı amir hükmü karşısında, Mahkememizce verilen talimata uygun -şekilde düzenlenen bilirkişi raporu. Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun bulunduğundan davacı vekilinin itirazına itibar edilmeyerek davacının maddi ve manevi tazminat istemleriyle ilgili olarak bilirkişi raporu ve 2330 sayısı Kanun gereğince ödenen nakdi tazminat ıraktan dikkate alınarak uygulama yapılmıştır.
Davacıya 2330 sayılı Kanun gereğince nakdi tazminat ödenmiş olup, Kanun gereğince bu tazminatın maddi ve manevi zararlar karşılığı ödendiği izahtan varestedir. Sağlanan nakdi tazminat yararı sonucunda maddi hak edişi mevcut olmayan, 2330 sayılı Kanun uyarınca ve maddi tazminat hak edişinden fazla olarak ödenen nakdi tazminatın manevi zararlar karşılığı olarak kaldığı manevi zararların karşıtlığı olarak kalan bu miktarın Mahkememizin emsal olaylarla takdir ettiği manevi tazminat miktarlarından fazla olduğu anlaşılmakla davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle:
1. Bilirkişi raporu uyarınca ve 2330 sayılı Kanun gereğince sağladığı nakdi tazminat yararı dikkate alınarak davacı Erkan AKKUYU'nun, MADDİ ve MANEVİ TAZMİNAT istemlerinin REDDİNE,
2. 1602 sayılı Askeri Yüksek idare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin (posta giderleri ile bilirkişi Ücreti dahil) DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
3. Davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince 7,63 YTL, (YEDİ YENİ TÜRK LİRASI ELLİÜÇ YENİ KURUŞ) başvurma harcı ile 10,12 YTL (ON YENİ TÜRK LİRASI ONİKİ YENİ KURUŞ) harcın ilam harcı toplamı olan 17,65 YTL, (ON YEDİ YENİ TÜRK LİRASI ALTMIŞBEŞ YENİ KURUŞ) harcın DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, bu miktarın davacı tarafından peşin yatırılan 582,47 YTL. BEŞYÜZDOKSANİKİ YENİ TÜRK LİRASI KIRKYEDİ YENİ KURUŞ) harçtan mahsubu ile geriye kalan 574.S2 YTL, (BEŞYÜZYETMİŞDÖRT YENİ TÜRK LİRASI SEKSENİKİ YENİ KURUŞ) harcın istemi halinde DAVACIYA İADESİNE,
16 MART 2005 tarihinde OYBİRLİĞİ ile kabul edilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy