(2709 S. K. m. 125) (818 S. K. m. 47)
Davacılar vekili, 11 Ekim 2002 tarihinde GAZİANTEP 1 nci Asliye Hukuk Mahkemesi ve 22 Ekim 2002 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Şahinbey/Gaziantep İlçe Jandarma Komutanlığında görevli J. Uzm.Çvş.
ile aynı birlikte çalışan J.Kd.Üçvs
.in 24.04.2000 günü mesai esnasında tabancasında arıza bulunup bulunmadığını denemekte iken elindeki silahın ateş alması sonucu J.Uz.Çvş.
..in yaralandığını, karın boşluğuna ve omuriliğe isabet eden mermiden dolayı 7 ayı askın yoğun bakımda kaldığını, karın boşluğunun deri yamanmak suretiyle geçici olarak kapatıldığını, desteksiz eğilip kalkamayan davacının korse takmak zorunda olduğunu, eşinin başında refakatçi olarak kaldığını, iki çocuğunun mağdur olduğunu, bütün ailenin maddi kayıplara uğradığı gibi manevi acılar çektiğini belirterek davacılardan
.. için 10 milyar TL. maddi, 25 milyar TL. manevi, eş
için 15 milyar manevi, çocukları
. ve
.. için ayrı ayrı 5 milyar TL. manevi tazminat olmak üzere, toplam 60 milyar TL. tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacılardan
in Gaziantep İl Jandarma Alay Komutanlığı emrinde görev yaptığı, 24 Nisan 2000 günü, 14.30 sıralarında Karakol Komutanı J.Üçvş.
..in odasında yanında davacılardan
.. olduğu halde kendisine el senedi ile teslim edilen Astra marka tabancanın horozundaki boşluğu gidermek için tabancanın namlusuna tükenmez kalem sokup tetik düşürdüğü sırada silahın patladığı ve çıkan merminin
..in karnına isabet ettiği; bahse konu yaralanma nedeniyle
in bir çok kez ameliyat olduğu ve uzun süre tedavi gördüğü, neticede GATA Sağlık Kurulunun 02 Ağustos 2002 tarih ve 5753 sayılı raporu ile B/45 F-10 sınıfı görevini yapamaz, TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin KKK.lığına ait 2 No.lu çizelgede (+) işaretli sınıflarda görevlendirilmesi uygundur. kararı verildiği; davacılardan
..in Uzman Jandarma IV. Kademe Çavuş rütbesinde iken 16 Nisan 2003 tarihinden itibaren adi malul olarak TSK.den ilişiğinin kesildiği; davacılar vekilinin davalı
.. ve davalı idare olarak Milli Savunma Bakanlığı aleyhine 2001 tarihinde GAZİANTEP Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada bu mahkemenin 21.01.2002 tarih ve ESAS 2001/571-KARAR:2002/9 sayılı ilamıyla, 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 20 ve 21 nci maddelerine göre davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevine girmesi nedeniyle davanın görevden reddine, tarafların süresi içinde görevli bulunan Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmakla muhtariyetlerine ve istek halinde dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verildiği, kararın davalı şahısların vekiline 17.06.2002 ve davalı idare vekiline 17.06.2002 tarihinde tebliğ edildiği, 03.10.2002 tarihinde kesinleşme şerhi verildiği, davacı vekilinin 11.10.2002 tarihli dava ve dosyasının görevli mahkemeye sevki talepli dilekçelerine istinaden dava dosyasının bunlarla birlikte Askeri Yüksek İdare Mahkemesine gönderildiği ve dilekçenin 25 Nisan 2003 tarihinde AYİMde kayda girdiği; AYİM İkinci Dairesinin 14 Mayıs 2003 tarih ve E.2003/539, K.2003/398 sayılı kararıyla dilekçenin reddine karar verildiği; eksiklikleri tamamlanan yenileme dilekçesinin ise 27 Haziran 2003 tarihinde Gaziantep İdare Mahkemesi ve 03 Temmuz 2003 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda girdiği anlaşılmıştır.
İdare Hukuku İlkelerine ve T.C.Anayasasının 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak, Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan dogması gerekmektedir.
Davacılardan
.in yaralanma olayını doğuran maddi olayın, askerlik gibi tehlikeli ve özellikli bir kamu hizmetinin yerine getirilmesi sırasında idarenin diğer bir ajanının yine idareye ait silahı kullanmak suretiyle suç teşkil eden kusurlu eylemi sonucu gerçekleştiği, olayda davacılardan
.in kusurunun bulunmadığı, meydana gelen zararla eylem arasında illiyet bağı bulunduğu, davacılardan
..in uğradığı zararların hizmet kusuru olmasa dahi kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca davalı idare tarafından karşılanmasının gerektiği sonucuna varılmıştır. Mahkememizin yerleşik içtihatları uyarınca T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olan kimselerin kamu hizmetinin ifası sırasında yaralanmaları halinde meydana gelen olay sebebiyle T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri yarar kabul edilerek maddi zararlardan düşülmekte, diğer taraftan 2629 sayılı Kanun kapsamında ödenen tazminat, maddi ve manevi zararlar karşılığı ödendiğinden bunlar da yarar kabul edilerek maddi zararlardan düşüldüğünden bu hususlar araştırılmıştır.
T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü Tahsisler Dairesi Başkanlığının 08 Mart 2004 tarih ve B.07.1.EMS.0.10.01.01/68.211.062 sayılı yazısıyla, Yönetim Kurulunun 16 Mayıs 2003 tarih ve 314 sayılı kararı ile 5434 sayılı Kanuna göre vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi üzerine Genel Müdürlüğün 28 Mayıs 2003 tarih ve 762088 sayılı işlemi ile toplam 18 yıl 2 ay hizmeti vazife malulü olması nedeniyle 30 yıl kabul edilerek 6 ncı derece 3 ncü kademe intibakı üzerinden 15 Mayıs 2003 tarihinden itibaren 565.960.000. TL. 4 ncü derece TSK vazife malullüğü aylığı bağlandığı, bağlanan bu aylığın son olarak 01 Ocak 2004 tarihinde 683.790.000. TL.ye yükseltildiği ve halen bu tutar üzerinden ödenmekte olduğu, ayrıca davacılardan
.in ikramiyeye esas 18 tam hizmet yılına karşılık (ikramiye farkı dahil olmak üzere) 10.607.140.000. TL. emeklilik ikramiyesi yine 3480 sayılı Kanun uyarınca 2003 yılı için (7,5 aylık) 637.350.000. TL. tütün ikramiyesi tahakkuk ettirilerek ödendiği bildirilmiştir.
Ayrıca, davacılardan
a; olayın 2330 sayılı Kanun kapsamında yer almaması sebebiyle J. Genel Komutanlığı Nakdi Tazminat Komisyonunun 10 Nisan 2001 gün ve 2001/137 sayılı kararı ile nakdi tazminat ödenmemesine karar verilmiştir. Davacı
in maddi zararlarının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 25 Mayıs 2004 tarihli bilirkişi raporunda, maddi tazminat hak edişinin 77.640.490.000. TL. olduğu bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna itiraz edilmemiş olup düzenlenen raporun Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmi verilere uygun olduğu anlaşıldığından bilirkişi raporu doğrultusunda ve davacıların istemlerine bağlı kalınarak uygulama yapılmıştır.
Manevi tazminat isteme hakkı Borçlar Kanununun 47 nci maddesine göre, cismani zarara uğrayana ya da ölüm halinde ailesine aittir. Zira, bu hak kişiye sıkı sıkı bağlı haklardandır. Yakın olmak, zarara uğrayanın ailesinden bulunmak bu yolda bir hak sağlamaz. Diğer taraftan, bu tür olaylarda aile fertlerinin az ya da çok üzüntü ve acı duyacakları kuskusuzdur. Ancak, böyle bir elem ve ızdırap nedeniyle cismani zarara uğrayanların yakınları hakkında manevi tazminata hükmedilmesine yukarıda değinilen tazminat hukuku kuralı da engeldir. Yakınların manevi tazminat istemlerinin kabul edilmesi için kişisel haklarının doğrudan doğruya zarara uğraması gerekmektedir. İstem nedeni olayda doğrudan doğruya zarara uğrayan davacı
.dir. Davacılardan eş ve çocukların uğradığı zarar ise doğrudan doğruya değil yansıma yoluyla oluşan bir zarardır. Bu itibarla, davacı eş ve çocukların davacı koca/babalarının yaralanması olayından dolayı üzüntü duydukları bir vakıa olmakla birlikte bu üzüntüleri koca/babalarının zararının kendilerine yansımasının bir tezahürüdür.
Dava dosyasında davacının eşi ve çocukları için de manevi tazminat isteminde bulunulduğu görülmüştür. Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında davacı eş ve çocukların yansıma yoluyla uğradığı zarar nedeniyle manevi tazminat istemlerinde bulunmalarının yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Davacılardan
..a olay nedeniyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdıraplarının kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olayın meydana geliş şekli, tarihi, davacının askerlik statüsü, sosyal durumu, paranın alım gücü ve işletilecek yasal faiz dikkate alınarak uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacı
a bilirkişi raporu uyarınca ve istemine bağlı kalınarak 10.000.000.000. TL. (Onmilyar Türk Lirasi) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
2. Davacı
.a takdiren 5.000.000.000 TL. (Besmilyar Türk Lirasi) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
3. Davacılar
,
ve
.in MANEVİ TAZMİNAT İSTEMLERİNİN REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy