(2709 S. K. m. 125) (1086 S. K. m. 413, 414)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi tazminat istemi
SAVUNMANIN ÖZETİ: T.C. Anayasasının 125/son maddesi gereğince idarenin kendi eylemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu, kendi işlem ve eylemlerinden doğmamış zararlardan idarenin sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı dava konusu olayda Bakanlığa atfı kabil herhangi bir hizmet kusurunun bulunmadığı, davacının beyan ettiği rahatsızlığı ile ilgili olarak hiçbir kısıtlamaya tabi tutulmadan tedavisinin temini maksadıyla ilgili sağlık kuruluşlarına sevk edildiği, sağlığına kavuşması için tüm imkanların seferber edildiği, yasal yükümlülüklerini yerine getiren Bakanlığın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, davacının maddi zararlarının nelerden ibaret olduğunun somut bir şekilde açıklanmadığı ve belgelendirmediği, davacı lehine tazminat ödenmesi halinde Devletçe sağlanacak yararların maddi zararlardan mahsup edilmesinin gerektiği, istenilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğu belirtilerek hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi yönünde savunma yapılmıştır.
BAŞSAVCILIĞIN DÜŞÜNCESİ: Davacının askerliğe elverişsiz hale gelmesine sebep olan rahatsızlığın Hepatit-B virüsü (HBV Enfeksiyonu) taşıması olduğu, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 23 Ocak 2002 tarih ve 2001/226 esas, 2002/102 sayılı kararında yer alan bilirkişi raporuna dayanılarak açıklanan bilgilerden de anlaşılacağı üzere bu virüsün cinsel temas, ortak kullanılan Jilet, enjektör, diş fırçası, kulak deldirme gibi ortak kullanılan alet ve girişimlerle bulaştığı, virüs bulan erişkinlerin %90nının virüsü vücutlarından atma ihtimalinin bulunduğu, taşıyıcılık durumunda iş gücü kaybı yaratmadığı, virüsün aynı odada veya yemekhane gibi toplu yerlerde bulunmakla bulaşmasının mümkün olmadığının belirtildiği, ayrıca davacı tarafından söz konusu rahatsızlığımı idarenin somut bir eyleminden de kaynaklandığının ortaya konamadı dolayısıyla idarenin tazminle sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı belirtilerek yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesinin gerektiği yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisi kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince, Raportör Üye Hak. Kd. Alb. H.Hasan MUTLU'nun açıklamaları dinlendikten ve deve dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, 20.01.2003 tarihinde Şanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği ve 27.01.2004 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkili Zülkif Maç'ın Tokat 48 nci P.A.K.lığında sağlıklı olarak askerlik hizmetine başladığını, birlideki elverişsiz yaşam koşulları nedeni ile bir süre sonra Kronik Hepatit-B virüsü hastalığına yakalandığım, Sivas Asker Hastanesinin 18.04.2002 tarih ve 271 sayılı raporu ile askerliğe elverişli değildir. raporu verildiğini, bu rapor üzerine terhis edildiğini, askere sağlam olarak giden davacının hiçbir hastalığı yok iken askerde hastalığı kapmış olabileceğini, bu hastalık nedeniyle davacının aile yaşamının bozulduğunu, psikolojisinde bozukluğa sebebiyet verdiğini, hastalığın bakımının önemi olduğunu, hastalığın sonucunun ölüm olduğunu, her altı ayda bir kontrollerini yaptırdığını, belirterek toplam 10 miyar TL. manevi ve 1 milyar TL. maddi tazminata hükmedilmesini, vazife malullüğü aylığı bağlanmaması işleminin iptalini talep ve dava etmiştir.
Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin 02 Nisan 2004 tarih ve Esas No 2003/175, Karar No: 2003/271 Sayılı kararı ile tazminat istemi ve vazife malullüğü aylığı bağlanmaması işleminin iptal istemi ile açılan davaların ayrı ayrı açılması gerekirken tek dilekçe ile dava edilmiş olması nedeni ile dilekçenin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili 20.05.2003 tarihinde Şanlıurfa Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği ve 26.05.2003 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaydına geçen tazminata dair taleplerini içeren dilekçesinde; müvekkili Zülkif Maç'ın Tokat 48 nci PAK.lığında sağlıklı olarak askerlik hizmetine başladığını, birlikteki elverişsiz yaşam koşulları nedeni ile bir süre sonra Kronik Hepatit-B virüsü hastalığına yakalandığını, Sivas Asker Hastanesinin 18.04.2002 tarih ve 271 sayılı raporu ile askerliğe elverişli değildir raporu verildiğini, bu rapor üzerine terhis edildiğini, askere sağlam olarak giden davacının hiçbir hastalığı yok iken askerde hastalığı kapmış olabileceğini, bu hastalık nedeniyle davacının aile yaşamının bozulduğunu, belirterek toplam 10 milyar TL. manevi ve 1 milyar TL. maddi tazminata hükmedilmesine talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının 15 Mart 2001 tarihinde Askerlik görevine başladığı, Tokat 48 nci P.A.K.lığında dağıtım sonucu da askerliğine devam ettiği, katılışından yaklaşık 40 gün sonra 25.04.2001 tarihinde Kızılay tarafından yapılan kan testinde HBV pozitif olarak tespit edildiği ve müteakiben sevk edildiği Sivas Asker Hastanesinin 14.08.2001 tarihli ve 11.12.2001 tarihi sağlık kurulu raporlarıyla iki kez üç ay hava değişimi verildiği, hava değişimi sonunda sevk edildiği Sivas Asker Hastanesinin 18.04.2002 tarih ve 271 sayılı Sağlık Kurulu Raporu ile Hepatit B Enfeksiyonu teşhisiyle B-52, F-3 askerliğe elverişli değildir Kararı verilerek terhis edildiği anlaşılmıştır.
İdare hukuku ilkelerine ve T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür Bu surette idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği ise Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin hali doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran istem veya eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuçta eylem veya istem arasında doğrudan doğruya bir illiyet bağının bulunması, zarara yol açan işlem veya eylemin bir hizmet kusuru teşkil etmesi veya kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanmasına eh/erir nitelikte olması sarflarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Maddi olguda bu koşullardan birinin yokluğu idarenin tazmin sorumluluğunu kaldırır. Ortada bir zarar yoksa veya meydana gelen zarar idari eylem ya da istemden doğmamış ise yahut zararla idari eylem veya işlem arasında nedensellik bağı kurulamıyorsa idarenin tazmin sorumluluğundan söz edilemez.
Davacının iddialarının doğru olup olmadığım, Hbv. virüsünü askerliğe başladıktan sonra kapmış olup olamayacağının tespiti için mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ancak, iki kez vekiline iki kez de davacın kendisi ile birlikte oturan yakınlarına tebligat yapılmasına rağmen bilirkişi ücreti yatırılmadığı için HMUK, 413 ve 414 ncü maddeleri uyarınca bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı için dosyada mevcut belgelere göre karar vermek gerekmiştir.
Davacının askerliğe elverişsiz hale gelmesine neden olan Hepatit-B enfeksiyon rahatsızlığının, idari bir eylem veya istemden kaynaklandığıma ilişkin somut bir iddia ve kanıt bulunmamaktadır. Davacının askerlik hizmeti sırasında Kızılay'a kan bağışı sırasında tespit edilen bu rahatsızlığı sonunda uğradığı zararın, idari bir eylem veya istemden kaynaklandığına ilişkin somut bir iddia ve kanıt ortaya konulmadığından idarece tazmin edilmesi hukuken mümkün görülememiştir.
Somut bir iddia ve olay nedeniyle bu rahatsızlığa yakalandığına ilişkin bilgi ve belge bulunamadığından, daha önce benzer bir durum sebebiyle resmi bilirkişi olarak görüşlerine başvurulan GATA İnfeksiyon Hastalıkları Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığında öğretim üyesi olarak görevli 2 profesör ve 2 doçent tarafından düzenlenen 17.08.2001 tarih ve İN RHST; 2000-877-01 sayılı raporda; Hepatit-B'nin, Hepatit B virüsü denilen bir virüs tarafından oluşturulan karaciğerin iltihaba hastalığı olduğu, bu virüsün cinsel temas ortak kullanılan jilet, enjektör, diş fırçası, kulak deldirme gibi ortak kullanılan alt ve girişimlerine bulaştığı virüs bulan erişkinlerin %90nının virüsü vücutlarından atma ihtimalinin bulunduğu, taşıyıcılık durumunda iş gücü kaybı yaratmadığı, virüsün aynı odada veya yemekhane gibi toplu yerlerde bulunmakta bulaşmasının mümkün olmadığının belirtildiği dikkate alınarak tıbbi bilirkişi incelemesi yaptırılmadan davacının zarar doğuran rahatsızlığı ile idare arasında sorumluluğu gerektirecek bir eylem veya işlem dolayısıyla illiyet bağı bulunmadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar yürümesi sonucuna ulaşılmıştır.
Açılanan nedenlerle;
1. Davacı Zülkif MAÇın, MADDİ ve MANEVİ TAZMİNAT isteminin REDDİNE,
2. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin (posta giderleri dahil) DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASNA,
3. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 482 sayılı Harçlar Kanunu hükümleri gereğince 11.970.000 TL, başvuru harcı ile 16.090.000 TL. esastan ilam harcı toplamı olan 28.060.000 TL, (YİRMİSEKİZMİLYONALTMIŞBİN TL.) harcın DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, bu miktarın davacı tararından peşin yatırılan 160.500.000 TL, (YÜZALTMIŞMİLYONBEŞYÜZBİN TL.) harçtan mahsubu ile arta kalan 132.440.000 TL, (YÜZOTUZİKİMİLYONDÖRTYÜZKIRKBİN TL.) harcın istemi halinde DAVACIYA İDESİNE,
24 KASIM 2004 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy