(2709 S. K. m. 125) (4721 S. K. m. 364)
Davacılar vekili, şehitlik statüsü verilmesi ve tazminat talibine ilişkin olan ve 11 Haziran 2003 tarihinde AYİM kayıtlarına giren dava dilekçesinin AYİM Daireler Kurulunun 18 Temmuz 2003 gün ve E.2003/70, K.2003/68 sayılı kararıyla reddi üzerine yenilediği ve 27 Ağustos 2003 tarihinde AYİM kayıtlarına giren dava dilekçesinde özetle; davacıların yakini J.Er
.in 03 Mayıs 2002 tarihinde aynı birlikte görevli J.Er
.. tarafından vurularak öldürüldüğünü, olayda idarenin hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu, davacı anne ve kardeşlerin gerek maddi gerekse manevi yönden zarara uğradıklarını belirterek, davacı anne lehine 22.000.000.000 TL. maddi ve 10.000.000.000 TL. manevi, davacı kardeşlerin her biri için 3.000.000.000 TL. maddi ve 5.000.000.000 TL. manevi olmak üzere toplam 80.000.000.000 TL. tazminata hükmedilmesini, davanın adli yardımlı görülmesini talep ve dava etmiştir.
Davacıların adli yardım istemi AYİM İkinci Dairesinin 05 Kasım 2003 gün ve E.2003/888 sayılı kararıyla kabul edilmiştir. Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Elazığ İl Merkez Jandarma Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapan ve 03 Mayıs 2002 tarihinde hazır kıta personeli olarak görevli bulunan müteveffa J.Er
in karakol nizamiye nöbetçisi J.Er
in çağrı zili üzerine bulunduğu yemekhaneden ayrılarak nizamiyeye gittiği, yarı yolda iken J.Er
..in, müteveffadan nöbetçi astsubay odasında bulunan traş malzemelerini aldığı ve nizamiyeye getirdiği, traş malzemelerini getirmesini istemesi üzerine dönerek traş malzemelerini aldığı nizamiyeye getirdiği, traş malzemelerini almaya gelen el sanatları ve eğitim merkezi öğrencisinin nizamiyeden ayrılmasından sonra müteveffa ile J.Er
in sohbet etmeye devam ettikleri, bu sırada müteveffanın J.Er
...in silahının kurma kolunu hafifçe çektiği ve bıraktığı, ardından silahın emniyetini açan
in silah boş zannı ile tetik düşürdüğü silahtan çıkan bir adet merminin karnına isabeti sonucu müteveffanın ölümüne neden olduğu, olayla ilgili olarak hazırlık tahkikatını yürüten Elazığ 8 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığınca, J.Er
. hakkında tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu silahla ölüme sebebiyet vermek suçundan kamu davası açıldığı, 8 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin 08 Ekim 2002 gün ve E.2002/1199, K.2002/912 sayılı kararıyla J.Er
olayda tam kusurlu görülerek müsnet suçtan mahkûm edildiği anlaşılmıştır.
Ölüm olayının; bir kamu hizmeti olan askerlik hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği, hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık yoktur. Davali idarece, olayda müteveffanın müterafik kusurunun olduğu iddia edilmiş ise de; Elazığ 8 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin gerekçeli kararı incelendiğinde, olayda J.Er
in tam kusurlu kabul edildiği dolayısıyla müteveffaya herhangi bir kusur atfedilmediği anlaşıldığından, davalı idarenin bu savunmasına itibar olunmamıştır.
İdare Hukuku İlkelerine ve T.C.Anayasasının 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuçla eylem arasında doğrudan bir illiyet bağının bulunması, zarara yol açan eylemin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk kuram ve ilkelerinin uygulanmasına elverir nitelikte olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Davacıların yakini J.Er
in ölüm olayını doğuran maddi olayın, askerlik gibi tehlike ve özellikli bir kamu hizmetinin ifası sırasında idarenin diğer bir ajanının yine idareye ait silahı kullanmak suretiyle tedbirsizlik ve dikkatsizlik suretiyle suç teşkil eden fiili sonucunda meydana geldiği ve müteveffanın herhangi bir kusurunun da bulunmadığı anlaşıldığından, davacıların zararlarının kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince davalı idare tarafından karşılanmasının gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşik içtihatları uyarınca, T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü iştirakçisi olmayan kimselere olay sebebiyle T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri yarar kabul edilerek davacıların maddi zararlarından düşüldüğünden, bu husus araştırılmış, T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 27 Nisan 2004 gün ve B.07.1.EMS.0.10.01.01/81.507.013 sayılı yazısından, Yönetim Kurulunun 27 Şubat 2003 tarih ve 924 sayılı yazısı ile vazife malullüğü hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi üzerine, T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğün 13 Mart 2003 tarih ve 720798 sayılı işlemi ile davacı anneye 01 Temmuz 2002 tarihinden itibaren 241.400.000 TL. 1 nci derece TSK. vazife malullüğü yetim aylığı bağlandığı, bağlanan aylığın değişen katsayılar itibariyle yükseltilerek en son 01 Ocak 2004 tarihinde 391.730.000 TL.ye yükseltildiği, ayrıca davacı anneye 2002 yılı için (5 aylık) 686.000.000 TL., 2003 yılı için ise 1.456.800.000 TL. tütün ikramiyesi ödendiği anlaşılmıştır.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacı annenin maddi zararlarının tespiti emeciyle bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 10 Haziran 2004 tarihli bilirkişi raporunda; davacı annenin 4.844.600.651 TL. maddi zararına karşılık 45.479.576.987 TL. maddi yarar sağladığı, bu nedenle maddi tazminat hak edişi bulunmadığı bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen ve itiraz edilmeyen bilirkişi raporu, Mahkememizce kabul edilen kıstaslara, ilmi verilere ve yerleşmiş içtihatlara uygun bulunduğundan bilirkişi raporu doğrultusunda işlem yapılmış, davacı annenin maddi tazminat hak edişi bulunmadığından bu yöndeki isteminin reddine karar verilmiştir.
Tüm davacılara, yakınlarını kaybetmeleri nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla, olayın meydana geliş şekli, tarihi, müteveffanın askerlik statüsü, davacıların sosyal durumları, paranın alım gücü ve isletilecek yasal faiz dikkate alınarak olay tarihinden itibaren isletilecek yasal faiziyle birlikte manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Ayrıca, müteveffa erin kardeşleri için manevi tazminatın yanı sıra maddi tazminatın da istendiği görülmektedir. Türk Medeni Kanunun 364 ncü maddesi uyarınca, kardeşlerin nafaka yükümlülüğünün oluşabilmesi için nafaka verecek tarafın refah içinde bulunması, nafaka alacak tarafın yardım görmemesi halinde maddi yönden zor duruma düşecek durumda bulunması gerekmektedir. Kardeşlerin nafaka yükümlülüğüne ilişkin bu şartların, kardeşlere destekten yoksun kalmaları karşılığında verilecek maddi tazminat yönünden de kabul edilmesi gerekmektedir. Bu durum karsısında müteveffanın ekonomik refah içinde bulunduğuna dair bir kanıt bulunmadığından, bu yöndeki istemlerin reddi gerektiği değerlendirilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca davacı anne
in maddi tazminat isteminin REDDİNE,
2- Davacı kardeşler
..,
..,
..,
,
ve
..in maddi tazminat istemlerinin REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy