(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 71)
DAVANIN KONUSU: Maddi tazminat istemi
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacının Hepatit B hastalığına yakalanmasında idarenin bir kusurunun bulunmadığı, bu hastalığın askerlik hizmetinin sebep ve tesiriyle meydana gelmediği, Erbaş ve Erlerin sağlık muayenelerinin Askerlik Şubesi Başkanlıklarınca son yoklama esnasında yapıldığı, ancak bu muayenelerde mikrobiyolojik inceleme yapılmadığı, dolayısıyla Hepatit B virüsünü nerede ve hangi nedenlerle almış olabileceği konusunda konusun da kesin bir yargıya varmanın mümkün olamayacağı, davacının birliği olan Çınar ilçe jandarma Komutanlığında bulunan suyun sağlıksız olmadığı su tahlillerin her ay Diyarbakır Bölge Hıfzısıhha Enstitüsü Müdürlüğünce yapıldığı kullanımı engelleyici bakteriyolojik unsurun bulunmadığına dair raporların oldu, davacının icra edilen herhangi bir operasyona da katılmadığı, davacını rahatsızlanmasında idarenin bir tanzim yükümlülüğünün bulunmadığı belirtilerek hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi yönünde savunma yapılmıştır.
BAŞSAVCILIĞIN DÜŞÜNCESİ: Davacının askerliğe elverişsiz hale gelmesine sebep olan rahatsızlığın Hepatit-B virüsü (HBV Enfeksiyonu) taşıması olduğu, ayrıca davacı tarafından söz konusu rahatsızlığının idarenin somut bir eyleminden de kaynaklandığının ortaya konamadığı, dolayısıyla idarenin tazminle sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı belirtilerek yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesinin gerektiği yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince, Rapörtör Hak.Bnb. Şakir AYTAŞın açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, 10 OCAK 2003 tarihinde Tekirdağ vergi mahkemesine verdiği ve 16 Ocak 2003 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaydına geçen dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin Çınar İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde görev yaparken Kızılay tarafından alınan kan örneğinde Hep.B virüsü olduğunu anlaşıldığının bildirilmesi üzerine hastaneye sevk edildiğini ve askerlik görevine son verildiğini, müvekkilinin askerlik hizmetine başlarken sapasağlam olduğunu, askerlik hizmeti boyunca en ufak bir operasyon geçirmediğini, kan alışverişinde bulunmadığını, diş dahi çektirmediğini, birliğinde görev yaparken sağlıksız su kaynaklarını kullanmak zorunda kaldığını, operasyonlarda biriken yağmur sularını içmek zorunda kaldığını, bunun sonunda hastalanması nedeniyle idarenin hizmet kusurunun bulunduğunu belirterek, 25.000.000.000 TL. maddi tazminat ödemesini talep ve dava etmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesin de; davacının Diyarbakır-Çınar İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde J.Komd.Onb. olarak askerlik hizmetini yapmakta iken 05 Şubat 2002 tarihinde Diyarbakır 600 Yataklı Asker Hastanesine sevk edildiği, 11 Şubat 2002-13 Şubat 2002 tarihleri arasında yapılan muayene ve tetkiklerin sonucunda Hepatit-B virüs taşıyıcısı tanısı konularak 13 şubat 2002 tarih ve 924 sayılı sağlık kurulu raporuyla 6 ay hava değişimi kararı verildiği, hava değişimi raporunun bitiminde sevk edildiği Çorlu 600 Yataklı Asker Hastanesinde yapılan muayene ve tetkikler sonucunda hastalığın kronik hale geldiğinin tespit edilmesi üzerine 14 Ağustos 2002 tarih ve 924 sayılı sağlık kurulu raporu ile Kronik Hepatit-B Virüsü enfeksiyonu tanısı ile Askerliğe elverişli değildir kararı verildiği ve bu rapora istinaden terhis edildiği anlaşılmıştır.
İdare hukuku ilkelerine ve T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği ise Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran işlem veya eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması zararlı sonuçta işlem eylemin bir hizmet kusuru teşkil etmesi veya kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanmasına elveriri nitelikte olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Maddi olguda bu koşullardan birinin yokluğu idarenin tazmin sorumluluğunu kaldırır. Ortada bir zarar yoksa veya meydana gelen zarar idari eylem ya da işlemden doğmamış ise yahut zararla idari eylem vay işlem arasında nedensellik bağı kurulamıyorsa idarenin tazmin sorumluluğundan söz edilemez.
Hepatit B virüsünün bulaşma ve ortaya çıkma şekilleri daha önce benzer bir durum sebebiyle resmi bilirkişi olarak görüşlerine başvurulan GATA İnfeksiyon Hastalıkları Bölümü Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığında öğretim üyesi olarak görevli 2 profesör ve 2 doçent tarafından düzenlenen 17 ağustos 2001 tarih ve İN RHST: 2000-877-01 sayılı raporda; belirtilmiştir buna göre; Hepatit-Bnin, Hepatit B virüsü denilen bir virüs tarafından oluşturulan karaciğerin iltihaba hastalığının olduğu, bu virüsün cinsel temas, jilet, enjektör, diş fırçası, kulak deldirme gibi ortak kullanılan alet ve girişimlerle bulaştığı, virüs bulaşan erişkinlerin %90nın virüsü vücutlarından atma ihtimalinin bulunduğu, taşıyıcılık durumunda iş gücü kaybı yaratmadığı, virüsün aynı odada veya yemekhane gibi toplu yerlerde bulunmakta, içme ve kullanma suyu ile bulaşmasının mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Hastalığın bulaşma ve ortaya çıkma şekli itibariyle söz konusu rapor dikkate alındığında tıbbi Bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek görülmemiş davacının askerliğe elverişsiz hale gelmesine neden olan Hepatit-B enfeksiyon rahatsızlığının sağlıksız su kaynaklarının kullanımı sonucunda oluştuğuna ilişkin iddialarına dair itibar edilmeyerek zararı doğuran rahatsızlığı ile idare arasında sorumluluğu getirecek bir eylem veya işlem dolayısıyla illiyet bağı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle:
1. Davacı Cenk ABACInın MADDİ TAZMİNAT isteminin reddine,
2. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin (posta giderleri dahil) DAVACI ÜZERİNE BIRAKILMASINA,
3.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 492 Sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre 11.970.000.TL.(ONBİRMİLYONDOKUZYÜZYETMİŞBİN TL.) başvurma harcı ile 16.090.000.TL(ONALTIMİLYONDOKSANBİN TL.) esas ilam harcı toplamı olan 28.060.000.TL. (YİRMİSEKİZMİLYONALTMIŞBİN TL.) harcın DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, bu miktarın davacı tarafından peşin yatırılan 350.910.000 TL. (ÜÇYÜZELLİMİLYONDOKUZYÜZBİN TL.) harçtan mahsubu ile arta kalan 322.850.000 TL. (ÜÇYÜZYİRMİİKİMİLYON SEKİZYÜZELLİBİN TL.) harcın istemi halinde DAVACIYA İADESİNE,
24 KASIM 2004 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy