(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekili 16 Ekim 2003 tarihinde AYİM de kayda geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkili terhisli J.Er
.in Tunceli İl Merkez Jandarma Komutanlığı Alacık J.K.lığı emrinde askerlik görevini yaparken 15.03.2003 tarihinde kendisine verilen kıyma çekme görevini ifa ettiği esnada sağ elini kıyma makinesine kaptırdığını, baş parmak hariç dört parmağın dipten kopması sonucunda askerliğe elverişsiz hale geldiğini ve terhis edildiğini belirterek müvekkiline 35.000.000.000 TL maddi ve 10.000.000.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesini ve yargılamanın adli yardımlı olarak yapılmasını talep ve dava etmiştir.
Davacının adli yardım istemi, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 19 Kasım 2003 tarih GENSEK NO:2003/2579, ESAS NO:2003/958 sayılı kararı ile kabul edilmiştir.
Dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı
.in davacının Tunceli İl Merkez Alacık J.Krk.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yaparken 15 Mart 2003 tarihinde ahçi yardımcısı olarak görevlendirildiği mutfakta et kıyma makinesinde çalıştığı esnada sağ elini kıyma makinesine kaptırdığı, sağ el baş parmak hariç dört parmağının koptuğu, hakkında GATA K.lığının 01 Mayıs 2003 gün ve 4189 sayılı sağlık Kurulu raporu ile sağ el 2,3,4,5 parmak amputasyonu (toplam 8 falanks) tanısıyla D/65 F-3 Askerliğe Elverişli Değildir. Mevcut yaralanmadan dolayı hayati tehlike geçirmemiştir. Uzuv kaybı vardır. 10 gün iş ve gücünden kalmıştır. kararı verildiği, bu sağlık raporu üzerine davacının terhis edildiği, davacının vekili aracılığıyla davalı idareye yaptığı başvurusunun reddedildiği, bunun üzerine davacının vekili aracılığıyla 35.000.000.000 TL maddi ve 10.000.000.000 TL manevi tazminat ödenmesi istemiyle AYİM de dava açtığı anlaşılmaktadır.
İdare Hukuku ilkelerine ve T.C. Anayasanın 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği konusunda bir ihtilaf yoktur. İdarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması ve zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için de zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan dogması gerekmektedir. Olayımızda idareye atfı kabil bir hizmet kusurundan söz edilemez ise de; bir kamu görevinin ifası sırasında meydana gelen zarar ile görevden neşet eden eylem arasında sıkı bir illiyet bağı bulunduğundan kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince davacının uğradığı zararın davalı idare tarafından karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Ancak yaralama olayının meydana gelmesinde, davacının et kıyma makinesinin sorumlusundan başkasının kullanmaması gerektiğine ilişkin emirlere aykırı hareket ederek, sorumlusu olmadığı et kıyma makinesini kullanmasının rol oynadığı ve bu nedenle müterafik kusurunun bulunduğu kabul edilmiştir.
Mahkememizin yerleşik içtihatları uyarınca Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan kişilerin kamu hizmetinin ifası sırasında sakatlanmaları halinde kendilerine T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce bağlanan aylıklar ile ödenen tütün ikramiyeleri, olay sebebiyle sağlanan yarar kabul edilerek maddi zararlardan düşüldüğünden, maddi tazminat isteminde bulunan davacıya aylık bağlanıp bağlanmadığı, tütün ikramiyesi ödenip ödenmediği araştırılmış, T.C.Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 29 Nisan 2004 tarih ve B.07.1.EMS.0.10.01.01./82.416.022 sayılı yazısından; davacının vazife malullüğünün Yönetim Kurulunun 22 Ocak 2004 tarih ve 47 sayılı kararı ile kabul edilmesi üzerine Genel Müdürlüğün 16 Mart 2004 tarih ve 75759 sayılı işlemi ile 01 Haziran 2003 tarihinden itibaren 5 nci derece Türk Silahlı Kuvvetleri vazife malullüğü aylığı olarak 471.790.000 TL aylık bağlandığı, bağlanan bu aylıkların değişen katsayılar itibariyle yükseltilerek en son 01 Ocak 2004 tarihi itibariyle 577.410.000 TL.ye yükseltildiği, diğer taraftan ilgiliye 2003 yılına ait (yedi aylık) 531.125.000 TL. tütün ikramiyesi ödendiği anlaşılmıştır.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacının maddi zararlarının, sağladığı yararla karşılanıp karşılanmadığının, karşılanmamışsa karşılanmayan zarar miktarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 17 Haziran 2004 tarihli bilirkişi raporunda; davacının 67.063.454.461 TL. gerçek maddi zararına karşılık 155.642.671.533 TL. maddi yarar sağladığı, bu nedenle maddi hak edişinin mevcut olmadığı bildirilmiştir.
Davacı vekili, 08.07.2004 tarihinde Mahkememiz kaydına geçen dilekçesinde; davacıya T.C.Emekli Sandığınca vazife malulü aylığı bağlandığını, sakatlanması nedeniyle uğradığı maddi zararların bağlanan bu aylıkla karşılandığını belirterek maddi tazminat talebinden feragat ettiğini, davanın manevi tazminat talebi bakımından karara bağlanmasını talep etmiştir. Feragat, taraflar arasındaki uyuşmazlığı ortadan kaldıran kesin bir irade beyanı olup kesin hükmün bütün sonuçlarını doğurduğundan 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 56 ncı maddesinin gönderme yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 91-95 nci maddeleri gereğince davacının maddi tazminat istemi konusunda bir karar verilmesine yer olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Davacıya, olay sebebiyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş şekli, tarihi, davacının statüsü, sosyal durumu, sakatlık derecesi ve paranın alım gücü dikkate alınarak uygun miktarda ve olay tarihi olan 15.03.2003 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Feragat nedeniyle davacı
..in, MADDİ TAZMİNAT istemi konusunda BİR KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. Davacı
a takdiren ve müterafik kusuru dikkate alınarak 4.000.000.000 TL. (DÖRTMİLYAR TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3. Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 15 Mart 2003 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (YÜZDEELLİBEŞ), 01 Nisan 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDEOTUZ), 01 Ocak 2004 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %15 (YÜZDEONBEŞ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy