(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 71)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat istemi
SAVUNMANIN ÖZETİ: İdari eylemlerden hakları ihlal edilenlerin eylemi öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve herhalde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde idareye müracaat etmesi gerektiği, bu nedenle öncelikle davanın süre aşımı yönünden reddinin gerektiği, ayrıca esas yönünden de; davacının sporda yaralanmadığı, rahatsızlığın doğumsal bir anomali olduğu ve askerlik hizmetinin tesir ve esnasında meydana gelmediği belirtilerek davanın reddine karar verilmesi yönünde savunma yapılmıştır.
BAŞSAVCILIĞIN DÜŞÜNCESİ: İdarenin cevabının davacıya 16.07.2003 tarihinde tebliğ edildiğinden davanın öncelikle süre aşımı yönünden reddine, süreye ilişkin düşünceye itibar edilmeyecek olursa esas yönünden; davacının bilirkişi muayenesine tabi tutularak; hastalığının veya rahatsızlığının oluşumunda askerlik hizmetinin görev koşullarının etkisinin bulunmadığının belirtilmesi durumunda, davanın reddine, davacının hastalığının veya rahatsızlığının oluşumunda askerlik hizmetinin görev koşullarının etkisinin bulunduğunun tespiti halinde; davacıya bilirkişiye tespit ettirilecek bir miktarın yasal faiziyle birlikte maddi tazminat olarak ödenmesine, davacıya olay nedeniyle çekilen acı ve ızdırabı unutturmaya yönelik olarak takdir edilecek bir miktarın yasal faiziyle birlikte manevi tazminat olarak ödenmesine, karar verilmesinin gerektiği yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince, Raportör Üye Hak. Yb.Coşkun GÜNGÖR'ün açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 18.09.2003 tarihinde AYİM'de kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının hastaneye yatmadan 2 ay kadar önce spor yaparken düşmesi sonucu hastaneye sevk edildiğini, tedavisi yapıldıktan sonra 18.04.2002 tarihinde GATA Haydarpaşa As. Hastanesince Askerliğe Elverişli Değildir raporu verildiğini, idarenin kusurlu olduğunu, bu nedenle 20 milyar TL. maddi, 5 milyar TL. manevi manevi tazminat ödenmesini, adil yardım istemiyle birlikte talep ve dava etmiştir.
Davacının adli yardım istemi, Dairemizin 03.12.2003 gün ve 2003/977 Esas sayılı kararıyla kabul edilmiştir.
Davalı İdare ve Başsavcılığın davada süre aşımı olduğu yönündeki görüşleri öncelikle incelenmiş, yapılan incelemede davacı hakkında GATA Haydarpaşa Hastanesinin askerliğe elverişli değildir raporunun 17.04.2002 tarihli olduğu, bu raporun 21.06.2002 tarihinde onaylandığı, davacı vekilinin 13.06.2003 tarihinde davalı idareye (Milli Savunma Bakanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığına hitabıyla) başvurduğu, K.KK. lığınca 16 Temmuz 2003 gün ve PER.5633-247-03/Per. İşl. D.Sht.İşl.Ş.Nm.-Taz.Ks.(RED) 315537 sayılı yazısıyla cevap verildiği, davacı vekilinin bu yazıyı 25.07.2003 tarihinde tebellüğ ettiğini dava dilekçesinde belirttiği, aksi yönde tebliğ belgesinin davalı idarece ortaya konamadığı, esasen 16.07.2003 günü yazılan bir yazının 26.07.2003 tarihinde davacı vekiline tebliğ edilmiş olmasının olağan koşullara uygun olduğu, bu duruma göre 18.09.2003 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinde, davacının 24.08.2001 tarihinde Askerlik Şubesinden sevkedildiği, eğitim birliğindeki eğitimini tamamladıktan sonra 20.11.2001 tarihinde son kıtasına katıldığı, rahatsızlanması üzerine 08.04.2002 tarihinde GATA Haydarpaşa Hastanesine yatırıldığı ve 17.04.2002 tarih ve 2574 sayılı rapor ile Rota Skolyoz teşhisi ile B/63 F-1 Askerliğe Elverişli Değildir kararı ile taburcu edildiği ve buna istinaden 18.04.2002 tarihinde terhis edildiği anlaşılmaktadır.
GATA Haydarpaşa As. Hst. nin 17.04.2002 tarihli raporunda ...yaklaşık 2 ay önce spor yaparken düşme sonucu lomber travma hikayesi olan hasta ... şeklinde ibare bulunmakta olup her ne kadar bir rapor ya da belge olmasa da idare davacıdaki rahatsızlığın doğumsal bir anomali olup askerlik hizmeti tesir ve esnasında meydana gelmediğini savunmuştur. Bu çelişkilerin giderilmesi için davacının rahatsızlığının askerlik hizmetinin sebep ve tesiriyle meydana gelip gelmediğinin, uzman bir bilirkişi heyetince tespiti gerekmiştir.
Dava dosyası, getirtilen tıbbi kayıtlar ve şube şahsi dosyası Mahkememizce resen bilirkişi olarak görevlendirilen Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Şükrü AKYOL, Prof. Dr. Toygun ORBAY, Doç. Dr. Fikret DOĞULU'dan teşekkül edilen kurulca incelenmiş, bilirkişilerce tanzim edilen 27.10.2004 tarihli raporda özetle; Davacının askerlik vazifesi sırasında düşmesi ile ortaya çıkan bel ve bacak ağrısı sonrası yapılan muayene ve tetkikler sonucu teşhis edilen rahatsızlıkları doğumsaldır. Davacı askerliği sırasında sonradan eklenen kalıcı bir hastalığa maruz kalmamıştır. Doğumsal rahatsızlığının teşhisinden hemen sonra davacı mağdur edilmeden terhis edilmiştir. Dava edilen tarafın tıbbi açıdan suçlu olmadığı kanaatindeyiz şeklinde kanaat belirtilmiştir.
Taraflara tebliğ olunan bilirkişi raporuna, davacı vekilince itiraz edilerek, hakkaniyete uygun olmadığı belirtilerek itirazda bulunulmuş ve bilirkişi raporuna itibar edilmemesi talep olunmuş ise de tıbbi bilirkişi raporu ilmi verilere uygun görülmekle itiraza itibar olunmamıştır.
T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu açıdan idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş olup bu sorunun çözümü öğreti ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Genel kabule göre idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk esaslarına dayandırılmaktadır. Hangi esas üzerinde temellendirilirse temellendirilsin genel olarak idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için, bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir olması, zararlı sonuç ile eylem arasında doğrudan doğruya bir nedensellik bağının bulunması zorunludur.
Dava dosyası, tıbbi kayıtlar ve bilirkişi raporu dikkate alındığında, davacının rahatsızlığının meydana gelmesinde, teşhisinde ve sonraki tedavi aşamalarında, idareye yüklenebilir illiyet bağının bulunmadığı dolayısıyla idarenin meydana gelen zararı tazminle sorumlu tutulamayacağı kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmesi sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacı Adil AKDAĞ'ın maddi ve manevi tazminat istemlerini içeren DAVANIN REDDİNE,
2. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin (bilirkişi ücreti dahil) DAVACIYA YÜKLETİLMESİNE,
3. Dava adli yardımlı görüldüğünden resmi posta pulu kullanılmak üzere sarfedilen 38.500.000 TL. (Otuzsekizmilyonbeşyüzbin TL.) posta giderinin davacıdan alınarak, davalı idareye VERİLMESİNE,
4. Dava adli yardımlı görüldüğünden davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümleri gereğince 11.970.000 TL. başvurma harcı ile 16.090.000 TL. esas ilam harcı toplamı olan 28.060.000 TL.(Yirmisekizmilyonaltmışbin TL.) harcın davacıdan ALINMASINA,
5. Çüngüş Askerlik Şubesi Başkanlığınca Hizmete Özel gizlilik derecesiyle gönderilen davacıya ait şube şahsi dosyasının, aynı gizlilik derecesiyle İADESİNE,
08 Aralık 2004 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy