(492 S. K. m. 14) (1602 S. K. m. 43)
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelemesinden; davacılar yakını J.Er. ......................nın Cevizlik Jandarma Karakolunda askerlik hizmetini yaparken, 09.10.1994 günü saat 02.50 sularında J.Er ..................... ile birlikte nöbetçi oldukları, ......................ın nöbet esnasında hamili bulunduğu silah ile intihar ettiği, Diyarbakır 2 nci Taktik Hv.K.K.lığı Askeri Savcılığı tarafından yapılan soruşturma sonunda 01.05.1995 tarihinde 1995/195-129 sayı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bu karara itiraz üzerine aynı savcılığın 03.06.1996/1538-303 tarih sayılı iddianamesi ile , müteveffa ile birlikte nöbet tutan J.Er ...................... hakkında kasten adam öldürmek suçundan dava açıldığı, J.Astsb. .................... hakkında ise asta müessir fiilde bulunduğu iddiası ile dava açıldığı, sanık ...................... hakkında yapılan yargılama sonunda Siirt Ağır Ceza Mahkemesinin 04.12.2001 tarih ve 2000/11 esas ve 2001/126 karar sayılı hükmü ile beraatına karar verildiği, davacıların 09.08.2002 tarihinde İçişleri Bakanlığına yaptıkları başvuruya 26.09.2002 tarihinde olumsuz yanıt verildiği, 22.11.2002 tarihinde tazminat talebi ile, İçişleri Bakanlığı aleyhine dava açıldığı, davacıların harç yatırmaması üzerine, AYİM 2 nci Dairesinin 28.05.2003 tarih ve 2003/98 Esas, 2003/455 Karar sayılı kararı ile davacılar ......................, ......................, ......................, ...................... yönünden davanın açılmamış sayılmasına, asker olan ......................nın 492 Sayılı Harçlar Kanununun 14 ncü maddesi uyarınca harç yatırma yükümlülüğü olmadığından, bu davacı bakımından davanın devamına karar verilmiştir.
Davacılardan ......................nın dışındaki diğer davacıların adli yardım talebi AYİM 2 nci Dairesinin 20 Mart 2003 gün ve E: 2003/ 98 sayılı kararı ile reddedilmiş olup, süresi içinde harç yatırmamaları nedeni ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Dava ......................ya hasren incelenmiştir.
Davalı idarenin ve AYİM Başsavcılığının davanın süresinde açılmadığı yönünde iddialarının bulunması, dava açma süresinin kamu düzeni ile ilgili olması ve davanın her safhasında dikkate alınmasının hukuk alanında tartışmasız kabul edilen bir zorunluluk olması nedenleriyle işin esasına geçilmeden önce davanın süresinde açılıp açılmadığı hususu incelenmiştir.
1602 sayılı AYİM Kanununun 43 ncü maddesinin birinci fıkrasında İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce, bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve herhalde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler İkinci fıkrasında Görevli olmayan adli yargı mercilerine açılan tam yargı davasının görevden reddi halinde sonradan Askeri Yüksek İdare Mahkemesine açılan davalarda birinci fıkrada öngörülen idareye başvurma şartı aranmaz hükmünü amirdir.
Davacıların yakını er ......................nın askerlik hizmetini yaparken 09.10.1994 tarihinde nöbet tutmakta iken G.3 piyade tüfeği ile ateş edilmesi sonucu öldüğü anlaşılmış, ölümün meydana gelmesinde kendi eylemlerinden başka dış etkenlerin rol aldığı tespit edilememiştir.
Davacıların uğradıklarını iddia ettikleri zararlarını öğrendiklerini beyan ettikleri 11.10.1994 tarihinden itibaren bir yıl içinde ve her halde zararın öğrenildiği tarihten itibaren beş yıl içinde davalı idareye başvurmaları ve başvurularını takip eden yasal süreler içerisinde tam yargı davalarını ikame etmeleri gerekirken 09.08.2002 tarihinde davalı idareye yapılan başvurunun bir yıllık ve beş yıllık yasal süreler geçirildikten sonra yapıldığı, 15.11. 2002 tarihinde kayda geçen dilekçe ile açılan tam yargı davasının 1602 sayılı AYİM Kanununda hüküm altına alınan ve kesin olan yasal süreler geçirildikten sonra açıldığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davacı; dava zamanaşımının, sanık J.Er ......................hakkında kasten adam öldürmek suçundan açılan davanın karara bağlandığı 04.12.2002 tarihinde başlamasının gerektiği iddiasında bulunmuş ise de; davacının ölüm olayını 09.10.1994 tarihinde öğrendiği, ölüm sebebini de en geniş yorumla olayla ilgili kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılıp J.Eri ...................... hakkında kasten adam öldürmek suçundan kamu davasının açıldığı 03.06.1996 tarihinde öğrenmiş sayılabileceği, bu tarihten itibaren de bir yıl içinde davalı idareye başvurulmadığı nazara alınarak davacının bu iddiasına itibar edilmemiştir.
Bu itibarla;
Davanın süre aşımı yönünden REDDİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy