(1602 S. K. m. 20)
Davacı vekilleri, 30 Ekim 2003 tarihinde KAYSERİ İdare Mahkemesi ve 03.11.2003 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin Uzman J.Okulundan başarıyla mezun olarak görevine başladığını, bilahare görevde iken disiplinsizlik ve ahlaki nedenlerle TSKden ilişiğinin kesildiğini, TALAS Kaymakamlığı Mal Müdürlüğünce, müvekkilinden Eksik Mecburi hizmetinden dolayı okuldaki öğrenimi esnasında yapılan masraflar karşılığı olarak Saymanlıkça hesaplanan 5.230.950.000 TL. tutarındaki tazminatın ödenmesinin talep edildiğini, ödeme tebligatının haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek, öğrenim masrafları karşılığı olarak tazminat talebine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; ....................un Jandarma Genel Komutanlığında Uzman Jandarma olarak görev ifa ederken mecburi hizmet süresini tamamlamadan disiplinsizlik sebebiyle T.S.K. nden ilişiğinin kesilmesinden dolayı kendisinden 5.230.950.000 TL. eksik mecburi hizmetten dolayı öğrenim giderinin tahsili konulu kararın iptali için iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununa göre davanın görevli yargı yerinde açılıp açılmadığı, ilk inceleme sırasında davanın esasına girilmeden incelenecek hususlar arasında sayılmıştır. Zira görev, kamu düzeni ile ilgili olup davanın her safhasında dikkate alınması hukuk alanında ihtilafsız kabul edilen bir keyfiyettir. Bu nedenle Kurulumuzca öncelikle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin görevli olup olmadığı hususu incelenmiştir.
1602 Sayılı Kanunun 20 nci maddesine göre; Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin bulunan idari eylem ve islerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece çözüm yeri olarak denetimini ve diğer kanunlarda gösterilen görevi yapmakla yükümlü bulunmaktadır.
Bu kanunun uygulamasında asker kişiden maksat; Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlardır. Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda ilgilinin asker kişi olması şartı aranmamaktadır.
Bu hüküm karşısında bir davaya Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde bakılabilmesi için,
a) Davacının asker kişi olması veya uyuşmazlığın askerlik yükümlülüğünden doğmuş olması,
b) Dava konusu idari işlem ve eylemin askeri hizmete ilişkin bulunması şartlarının bir arada gerçekleşmesi zorunludur.
Uyuşmazlık davacının askeri öğrencilik dönemine ait öğrenim giderleri ile ilgili olup, bu bakımdan davacının asker kişi sayılacağı konusunda kuşku bulunmaktadır. Ancak davacının yükümlülüğünden doğan hazine alacağının tahakkuk ve tahsiline dair işlemler, idari işlem değildir. Zira idari işlem genel olarak, idari makam ve mercilerin kamu hukuku alanında, kamu gücünü kullanarak tesis ettikleri tek taraflı ve doğrudan uygulanabilir nitelikteki tasarruflar olarak tanımlanmaktadır.
Silahlı Kuvvetlerden çıkarılan bir asker kişiden gerek öğrenci iken gerekse daha sonra kendisine Devletçe yapılan masrafların istenmesinde idare, kamu gücünü kullanmamakta, alacağını tek taraflı olarak tespit edip Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanuna göre tahsil etmemektedir. Yaptığı masrafın tahsili için o kişiye ödeme konusunda tebligat yapmakta, muayyen süre tanımakta, tanınan süre için ödememesi halinde tahsil için adliye mahkemesinde dava açmakta, adliye mahkemesinin ilamına dayanarak ve icra iflas kanunu hükümlerine göre alacağının tahsili yoluna gitmektedir.
Görüldüğü gibi idare, personelinin yükümlülükten doğan masraflarının tahsili işlemini yürütürken bir özel hukuk tüzel kişisi gibi hareket etmektedir. Bu itibarla masraflarını istediği kişi ile arasındaki ilişki bir özel hukuk ilişkisidir.
Nitekim davacı hakkında da idare aynı şekilde hareket etmiş, tespit ettiği alacağının ödenmesini özel hukuk hükümlerine göre istemiştir. Davacı ya da kefillerinin ödememesi halinde idare, tahakkuk işlemini tek taraflı olarak icra edemeyecek mutlaka bir yargı kararı alması gerekecektir. Oysa, tahakkuk işlemi bir idari işlem olsaydı idare, yargı kararına gerek olmadan bu işlemini icra edebilecektir.
Bu bakımdan kurulumuz uyuşmazlığın adli yargı mercileri önünde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Davanın Görev Yönünden REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy