(2709 S. K. m. 125) (818 S. K. m. 41, 47)
Davanın Konusu: Maddi ve manevi tazminat istemi
Savunmanın Özeti: Davacıların yakını P.Er Muhammet ÖZGÜN'ün vefat etmesi olayında Bakanlığa izafe edilebilecek bir kusurun bulunmadığı, 15 ncı Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucunda müteveffanın ölümünde kusuru olan herhangi bir personelin ve şüpheli bir durumun olmadığının, ölüm sebebinin otopsi raporunda belirtildiği üzere adhezıf araknorde bağlı hidrosefali sonucu meydana geldiği belirtilerek 31 Aralık 2002 tarih ve 2002/1108-1246 E.K. sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verildiği, müteveffanın ifadesinin alınmasını müteakip derhal cezaevine gönderilmediği, cezaevine ifadesi alındıktan 20 gün sonra gönderildiği, bu süre içerisinde revire çıkmak için bir müracaatının olmadığı, cezaevine alınmadan önce doktor kontrolünden geçirildiği, cezasının infazına engel bir hali bulunmadığına dair doktor tarafından rapor düzenlendikten sonra ceza infazına başlandığı, Bakanlığa izafe edilebilecek bir kusur bulunmadığından zarar ile idare arasında illiyet bağı kurabilmenin mümkün bulunmadığı, bu sebeple davanın reddine karar verilmesinin gerektiği yönünde savunma yapılmıştır.
Başsavcılığın Düşüncesi: Dava dosyası içerisinde bulunan tanık ifadelerine nazaran gerek cezaevine alınmadan önce, gerekse cezaevine alındıktan sonra başım ağrıyor, kafamda su var gibi, başım dönüyor şeklinde beyanları olmasına, yürümesinde düzensizlik bulunmasına rağmen davacılar yakını Muhammet ÖZGÜN'e gerekli tıbbi tedavinin yapılmaması, cezaevinde iken ilk ranzadan düşme olayından sonra aradan geçen 8 saatlik süre içerisinde idarenin ajanları olan gardiyanların gerekli ilgiyi göstermeyip tıbbi müdahale yapılmasını sağlamamalarının hizmet kusuru olarak kabul edilmesinin gerektiği, zararlı sonuç ile eylem arasında illiyet bağının bulunduğu, zararın idarece karşılanmasının gerektiği, dava dilekçesinde maddi tazminat isteminde bulunan davacı kardeşlere Er Muhammet ÖZGÜN'ün nafaka yükümlülüğünün bulunmaması nedeniyle kardeşler yönünden maddi tazminat isteminin reddine, davacılar anne ve babaya bilirkişiye tespit ettirilecek miktarın maddi tazminat olarak ödenmesine, yakınlarını yitirmeleri nedeniyle duydukları üzüntüye karşılık olmak üzere tüm davacılara takdir edilecek bir miktarın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilmesinin gerektiğine, dair düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince, davalı idarenin istemi üzerine 26 Mayıs 2004 Çarşamba günü saat:09.30'da davacılar Ahmet ÖZGÜN ve Hatice ÖZGÜN, davacılar vekili Av. Mustafa ÇALICIOĞLU, davalı İdare temsilcisi Haz. Av. Nükhet KILIÇAY ve AYİM Savcısı Hak. Kd. Bnb. Yasin TEKAKÇAnın İştirakleriyle açık duruşma yapılıp. Raportör Hak. Bnb. Şakir AYTAŞ'ın açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili, 02.10.2003 tarihinde Zonguldak İdare Mahkemesi ve 09.10.2003 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; davacılar yakını P.Er Muhammet ÖZGÜN'ün, Kocaeli/Kandıra 1 nci Piyade Tugayı 3 ncü Piyade Taburu Muharebe Destek Bölük Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken 16.05.2002 tarihinde garaj nöbeti esnasında oturduğunun tesbit edildiğini, bu sebeple Bölük Komutanı tarafından 6 gün hapis cezası ile cezalandırıldığını, Garnizon Revir Baştabipliğinden Tbp. Atğm Muammer ERSÖZ'ün müteveffayı muayene ederek genel muayenesi yapıldı, disiplin koğuşuna girmesinde sakınca yoktur, ancak spor yapamaz arz ederim şeklinde rapor düzenlenmesi üzerine 6 gün hapis cezasının infazı için Disiplin Cezaevine kapatıldığını, disiplin cezaevine kapatıldığı gün sabaha karşı müteveffanın ranzadan düştüğünü, diğer mahkumlar tarafından müdahale edilerek alt ranzaya yatırıldığını, müteveffaya diğer mahkumlar tarafından sorulduğunda bir şeyim yok, başımda sulanma oluyor diyerek cevap verdiğini, küçük bir çocuk gibi zor yürüyebilen, ayakta durmakta dahi zorlanan müteveffanın revire götürülmek yerine yatağında yatmasına göz yumulduğunu, aynı gün müteveffanın saat 11.30 sıralarında yatağına ve yastığına istifra etmiş bir halde bulunması üzerine önce revire, sonra hastahaneye sevk edildiğini, fakat zaten ölmüş olduğunun tespit edildiğini, müteveffanın ilk ifadesi alındığında başım dönüyordu bu sebeple nöbet yerinde kendimden geçmişim şeklinde ifadesi olmasına rağmen revire sevkedilmediğini, cezaevine kapatılmadan önce basit bir muayene ile dahi rahatsızlığının tespiti mümkün iken bunun tespitinin yapılamadığını, olay günü ranzadan ilk düştüğünde gardiyan tarafından revire götürülmesi gerekirken götürülmediğini, bunun da bir hizmet kusuru olduğunu beyanla davacılar anne ve baba için ayrı ayrı 7,5 milyar TL. maddi, 3,5 milyar manevi, davacı kardeşler için ayrı ayrı 2'şer milyar TL. manevi tazminat olmak üzere toplam 28 milyar TL. maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; davacılar yakını müteveffa P.Er Ahmet ÖZGÜN'ün, Kocaeli/Kandıra 1 nci Piyade Tugay 3 ncü Piyade Tabur Muharebe Destek Bölük Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken 18.05.2002 tarihinde garaj nöbetçisi olduğu bir sırada saat 12.00 civarında tüfeğini bir metre kadar yakınına bırakarak oturmuş vaziyette olduğunun tesbit edildiği, 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kanunu gereğince Nöbet talimatına aykırı hakaret etmek suçunu oluşturan bu eylemi nedeniyle Bölük Komutanı tarafından ifadesi alınarak ASCK'nun 162 ve 171 nci maddeleri ile 477 sayılı Disiplin Mahkemeleri Kanununun 47 nci maddesi gereğince 6 (altı) gün oda hapsi cezası ile tecziye edildiği, 29.06.2002 tarihinde birlik revirine sevkedilerek tıbbi yönden ceza infazı için Disiplin Cezaevine girmesine mani hali olup olmadığının tesbitinin istendiği, birlik revirinde 29.05.2002 tarihinde 5050 protokol numarası ile yaptırılan muayenesi sonucunda Komutanlık önüne, Genel muayenesi yapıldı. Disiplin koğuşuna girmesinde sakınca yoktur, ancak spor yapamaz, Arz ederim şeklinde rapor düzenlendiği, bu rapora istinaden verilen disiplin cezasının infazı için 08 Haziran 2002 tarihinde saat 12.00 da 1 nci P.Tuğ.K.Yrd.cılığı Disiplin ve Tutukevine kapatıldığı, 09 Haziran 2002 tarihinde saat 03.30 sıralarında iki katlı ranzanın üst katında yatarken yere düştüğü, bunun üzerine diğer bir tutuklu P.Er Mehmet KAYA tarafından düştüğü yerden kaldırılarak tuvalete götürüldüğü, herhangi bir şeyinin olmadığını söylemesi üzerine tekrar getirilerek ranzanın alt katına yatırıldığı, aynı gün sabah saat 07.00 sıralarında bütün tutuklu ve hükümlülerinin kalkmasına ve yemekhaneye gitmelerine rağmen davacılar yakını P.Er Muhammet ÖZGÜN'ün gardiyan Ercan KAYA'ya uyumak istediğini, kendini iyi hissetmediğini söyleyerek yatağından kalkmadığı, saat 11.00 sıralarında koğuşa gelindiğinde P.Er Muhammet ÖZGÜN'ün yatağına kusmuş, idrarını kaçırmış ve başı yerde olacak şekilde bulunduğu, derhal ambulans çağrıldığı, gelen ambulans ile Kandıra Devlet Hastahanesine sevk edildiği, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak vefat ettiği, M. Kazım DİNÇ Kandıra Devlet Hastahanesi tarafından düzenlenen 09.06.2002 tarih ve 12658 kayıt numaralı adli rapor formunda da belirtildiği üzere tüm tıbbi müdahalelere rağmen yanıt alınamaması üzerine saat 12.40 itibariyle ex (ölü) olarak kabul edildiği, Kocaeli 15 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından olay nedeniyle soruşturma yapıldığı, soruşturma kapsamında yapılan otopsi sonucunda müteveffa P.Er Muhammet ÖZGÜN'ün ölümünün Adheziv araknoidite bağlı hidrosefal sonucu meydana geldiğinin tesbit edildiği, müteveffa P.Er Muhammet ÖZGÜN'ün birliğinde problemli bir personel olmadığı, uyuşturucu alkol gibi alışkanlıklarının bulunmadığı, arkadaşlarına bacaklarının ve başının ağrıdığını, sanki beyninde su olduğunu söylediği, disiplin cezaevi koğuşunda da arkadaşlarına aynı şikayetlerini söylediği yönünde tanık ifadelerinin bulunduğu, bu tanık ifadelerinin yapılan hazırlık soruşturması sırasında tesbit edildiği, müteveffanın vefatında şüpheli bir durumun ve başka bir kimsenin sorumluluğu ve kusurunun bulunmadığı belirtilerek ölüm olayı nedeniyle 15 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından 31 Aralık 2002 tarih,ve 2002/1108-1248 E.K. sayılı Kavuşturmaya Yer Olmadığına Dair karar verildiği anlaşılmıştır.
İdare Hukuku İlkelerine ve T.C. Anayasanın 125 nci maddesine göre; idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak idarenin sorumluluğunu hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için zararın tümüyle hizmete ve İdare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Davacılar vekili; müteveffanın nöbet yerinde oturur vaziyette tespit edilmesinden sonra verdiği ifadesinde Başım ağrıyor, kendimi kaybettim, bayılmışım şeklinde beyanlarına rağmen revire sevkedilmediğini, basit bir muayene ile davacılar yakını müteveffanın rahatsızlığının tesbiti ve önlem alınması mümkün olduğu halde disiplin cezaevine alınmadan önce yapılan muayenede bu hususun tesbit edilmediğini ve yaşama şansının elinden alındığını iddia ettiğinden bu hususların açığa kavuşturulması için tıbbi bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Müteveffa P.Er Muhammet ÖZGÜN'ün, birliğinde görev yaptığı süre içerisinde gördüğü tedavilere ilişkin revir kayıtları ile disiplin cezaevinde rahatsızlanmasını müteakip ilk müdahalelerde bulunan Kandıra Devlet Hastahanesi ve Gölcük Asker Hastahanesinden getirtilen tüm tıbbi evraklar, dava dosyası ile davacıya ait askerlik şubesi şahsi dosyası birlikte değerlendirilmek üzere re'sen tıbbi bilirkişi olarak seçilen Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim üyeleri Prof. Dr. Şükrü AYKOL, Prof.Dr. Toygun ORBAY ve Doç.Dr. Fikret DOĞULU'dan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilerek, müteveffanın ölümüne sebep olan adheziv araknoidite bağlı hidrosefair rahatsızlığının askerlik hizmetinin sebep ve tesiri ile oluşup oluşmayacağı bu rahatsızlığın bünyesel olup olmadığı, bünyesel olması ve askerlik hizmetinin başlangıcında var olduğunun tesbiti halinde askerlik hizmetinin sebep ve tesiri ile ilerlemesinin mümkün olup olamayacağı, kendi şikayet ve beyanı olmaz ise birlik reviri imkanları ile yapılacak basit bir muayene ile tesbitinin mümkün olup olamayacağı, disiplin cezaevine kapatılmasının rahatsızlığın ilerlemesinde tesirinin bulunup bulunmadığı, yapılan tıbbı müdahalelerde gecikme ya da ihmalin olup olmadığı hususlarının tıbbi açıdan değerlendirilmesi istenilmiştir.
24.09.2004 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaydına giren 20.07.2004 tarih ve 251/04 sayılı tıbbi bilirkişi raporuna göre; müteveffa P.Er Muhammet ÖZGÜNün, rahatsızlanarak ölümüne neden olan unsurların tıbbi değerlendirilmesi sonucunda davacılar yakınının rahatsızlığının askerlik hizmetinin sebep ve tesiri ile ortaya çıkmadığı, bu rahatsızlığın (araknoidite bağlı hidrosefali) bünyesel olmadığı, ancak otopsi sonucunda yapılan incelemelerde mononükteer hücre infiltrasyonunun görülmesinin rahatsızlığın ani ortaya çıkmış olmayıp uzun yıllar öncesinden süregeldiğinin göstergesi olduğunu düşündürdüğü, kendisinin arkadaşlarına başında su olduğunu söylemesinin, aile fertlerinin müteveffanın daha önceden sara hastası olduğunu söylemelerinin rahatsızlığın askerlik öncesinden var olduğunu düşündürdüğü, kafa içinde basıncı artıran bu rahatsızlığın tesbiti halinde mutlak tedavi edilmesi gereken bir durum olduğu, yorgunluk, stres gibi kan basıncının yükseldiği durumlarda kafa içi basıncının daha yükselmesi ile ani ölümlere yol açabileceği, askerlik muayenesi sırasında (hasta rahatsızlığını gizler ise) her zaman muayene ile saptamanın mümkün olamayabileceği, bu rahatsızlıkla, zaman zaman kafa içinde yükselen basıncın tek belirtisinin baş ağrısı, dönmesi, dengesizlik gibi şikayetler olabileceği, nöbet yerinde basının döndüğünü, hatta kendinden geçtiğini belirten bir kişinin yakınmalarının olayda olduğu gibi çok ciddi bir hastalığın belirtileri olabileceği, bu nedenle disiplin cezası yerine öncelikle hekime sevkedilmesi, genel bir muayeneden geçirilerek konunun uzman hekimlere (nörolog, nöroşirurjiyen ya da psikiyatrisi) danışılmasının kurtarıcı olabileceği düşüncesinde oldukları, müteveffanın dolabında hemen hemen tümü kullanılmış bir ağrı kesici bulunması, birçok kez baş ağrısından yakınması, daha önce revire başvurduğu, halde psikosomatik rahatsızlık tanısı almasının (kafaiçi basınç artışlarında kişilik bozukluluklarının görülebileceği) rahatsızlığın öncesinin olduğunu ancak revir şartlarında gözden kaçtığı kanısını uyandırdığı, yine bu aşamada pratisyen hekimin sorumluluğu kendi alarak karar vermesi yerine uzman hekim bulunduran bir merkeze sevkinin uygun olacağı, disiplin koğuşunda peltek konuşma, bebek gibi yürüme şeklinde hareketlerde bulunan müteveffanın bir uzman hekime muayene ettirilmesinin şart ve gerekli olduğu, bu belirtilerin tıpta disfazi ve spastik yürüyüş olarak adlandırılan son derece önemli klinik belirtiler olduğu, bu belirtiler geliştiği sırada bir uzman hekime sevkedilmiş olsaydı yaşama şansının olabileceği, ranzadan düşme öyküsü bulunan bir kişinin de düşme sonrası kendisini kötü hissettiğini söylemesine rağmen istirahatın yeterli olduğuna karar vermenin hastanın son teşhis ve tedavi şansını da ortadan kaldırdığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Bahse konu tıbbi bilirkişi raporu davacılar vekiline 06.10.2004 tarihinde, davalı idareye 01.10.2004 tarihinde tebliğ edilmiş olup davalı idare tarafından yeterli inceleme yapılmadan bilirkişilerce rapor düzenlendiği, davacılar yakınına her türlü tıbbi müdahalenin gereğince yerine getirilmiş olduğu, ölümüne neden olan rahatsızlığın belirtilerinin olaydan önce var olmadığı belirtilerek itirazda bulunulmuş, davacılar tarafından ise itiraz edilmemiştir.
Tıbbi bilirkişiler tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen bilirkişi raporu ilim ve fenne mahkememiz uygulamalarına uygun olarak düzenlenmiş olduğundan davalı idarenin itirazına itibar olunmamıştır.
Devlet adına kamu hizmetini yürüten idarenin, halin icaplarına ve ihtiyaçlarına göre hizmeti devama ve en iyi şekilde topluma arzetmesi, hizmeti yürütürken kimsenin zarara uğramaması ve gerekli önlemleri alması zorunludur. Bu zorunluluğun gereği gibi yerine getirtmemesi hizmetin kusurlu işlediğinin açık delilidir.
Tıbbi bilirkişiler tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere müteveffa P.Er Muhammet ÖZGÜN'ün rahatsızlığının, birlik komutanı ve cezaevine alınmadan önce yapılan muayene sırasında anlaşılamaması, disiplin cezaevinde iken peltek konuşma ve bebek gibi yürüme şeklinde davranışları olmasına rağmen revire sevkedilmemiş olması, yine disiplin cezaevinde iken ilk ranzadan düşme olayından sonra revire sevkedilmeyip görevli gardiyan tarafından istirahat etmesi ve uyuması için koğuşta yalnız bırakılması hususları dikkate alındığında idarenin hizmet kusurunun bulunduğu anlaşılmakla ölüm olayı nedeniyle zarara uğrayan davacıların zararlarının davalı idarece karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Mahkememizin yerleşmiş içtihattan uyarınca Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan kimselere olay sebebiyle T.C, Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri yarar kabul edilerek davacıların maddi zararlarından düşüldüğünden bu husus araştırılmış, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü Tahsisler Dairesi Başkanlığının 01.12.2004 tarih ve B.07.01.EMS.0.10.01.01/81.392.028 sayılı yazısıyla; davacılar yakını hakkında Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca düzenlenen 03.10.2002 tarih ve 210 sayılı raporun Sandık Sağlık Kurulunca 30.01.2003 tarih ve 436 sayı ile yapılan incelemesi sonucunda ... ölümüne neden olan hastalığın oluşunda görevinin neden ve etkisinin bulunmadığına, .... Teşhis: Kafa içinde beyin omurilik sıvısının artması, kafatasının hacim olarak büyümesi Hidrosefali: Bünyesel şeklinde karar verildiği, malullüğü kabul edilmeyen müteveffa Muhammet ÖZGÜN'ün anne ve babasına (davacılara) aylık bağlanmadığı ve tütün ikramiyesi ödenmediği bildirilmiştir.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacıların maddi zararlarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, re'sen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 06.01.2005 tarihli bilirkişi raporunda; davacı anne Hatice ÖZGÜN'ün maddi tazminat hakedişinin 3.751,51 YTL (ÜÇBİNYEDİYÜZELLİBİR YENİ TÜRK LİRASI ELLİBİR YENİ KURUŞ) davacı baba Ahmet ÖZGÜN'ün maddi tazminat hakedlşinin 3.930,04 YTL. (ÜÇBİNDOKUZYÜZÖTUZ YENİ TÜRK LİRASI DÖRT YENİ KURUŞ) olduğu bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacılar tarafından; bilinmeyen dönem kazançlarının hesaplanmasında %5 artış yapılarak hesaplama yapıldığı, bu hesaplamada uygulanacak oranın Yargıtay uygulamalarında olduğu gibi %10 olması gerektiği, bilirkişi raporunun gerekçesinin yeterli olmadığı, denetime uygun olacak şekilde yeniden bilirkişi raporu alınmasının gereli olduğu belirtilerek itirazda bulunulmuş, davalı idare tarafından itiraz edilmemiştir. Mahkememizce kabul edilen kıstaslara ve ilmî verilere uygun bulunduğundan bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılarak davacılar vekilinin itirazına itibar edilmemiştir.
Tüm davacılara olay sebebiyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla, olayın meydana geliş şekli, tarihi, müteveffanın askerlik statüsü, davacıların sosyal durumları ve paranın alım gücü dikkate alınarak olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca davacı anne Hatice ÖZGÜN'e 3.752,00 YTL (ÜÇBİNYEDİ YÜZELLİİKİ YENİ TÜRK LİRASI) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE,
2. Bilirkişi raporu uyarınca davacı baba Ahmet ÖZGÜN'e 3.030,00 YTL. (ÜÇBİNDOKUZ YÜZOTUZ YENİ TÜRK LİRASI) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin İsteminin REDDİNE,
3. Davacı anne Hatice ÖZGÜN ile davacı baba Ahmet ÖZGÜN'e, takdiren ve ayrı ayrı 3.200,00er YTL. (ÜÇBİNİKİYÜZER YENİ TÜRK LİRASI) MANEVİ TAZMİNAT
VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemlerinin REDDİNE,
4. Davacı kardeşler Kamil ÖZGÜN, Savaş ÖZGÜN ve Hanife ÖZGÜN'e, takdiren ve ayrı ayrı 1.700,00'er YTL. (BİNYEDİYÜZER YENİ TÜRK LİRASI) MANEVİ TAZMİNAT
VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemlerinin REDDİNE,
5. Hükmedilen maddi tazminat miktarlarına müteveffanın yeniden gelir elde edebileceği kabul edilen 21.07.2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine yıllık %30 (YÜZDEOTUZ), 01 Ocak 2004 tarihinden 31 Aralık 2004 tarihine kadar yıllık %15 (YÜZDEONBEŞ), 01 Ocak 2005 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %12 (YÜZDEONİKİ) yasal faiz. YÜRÜTÜLMESİNE,
6. Hükmedilen manevi tazminat miktarlarına olay tarihi olan 09.08.2002 tarihinden 30 Haziran 2002 tarihine kadar yıllık %60 (YÜZDEALTMIŞ), 01 Temmuz 2002 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (YÜZDEELLİBEŞ), 01 Nisan 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDEOTUZ), 01 Ocak 2004 talihinden 31 Aralık 2004 tarihine kadar yıllık %15 (YÜZDEONBEŞ), 01 Ocak 2005 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %12 (YÜZDEONİKİ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
7. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin DAVALI İDAREYE YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince muaf tutulan idare aleyhine HARCA HÜKMEDİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
8. Davacılar tarafından peşin yatırılan 392,86 YTL (ÜÇYÜZDOKSANİKİ YENİ TÜRK LİRASI SEKSENALTI YENİ KURUŞ) harcın istemleri halinde DAVACILARA İADESİNE,
9. Davacılar tarafından peşin yatırılıp sarfedilen 53,00 YTL. (ELLİÜÇ YENİ TÜRK LİRASI), posta giderinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACILARA VERİLMESİNE,
10. Davacılar tarafından peşin yatırılan 300,00 YTL. (ÜÇYÜZ YENİ TÜRK LİRASI) tıbbi bilirkişi ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACILARA VERİLMESİNE,
11. Davacılar tarafından peşin yatırılıp sarfedilen 90,00 YTL. (DOKSAN YENİ TÜRK LİRASI) hesap bilirkişi ücretinin davadaki haklılık oranına göre 44,00 YTL. (KIRKDÖRT YENİ TÜRK LİRASI)nın DAVACILAR ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, 46,00 YTL. (KIRKALTI YENİ TÜRK LİRASI)nın DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACILARA VERİLMESİNE,
12. Hükmedilen maddi ve manevi tazimat miktarları üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nisbi olarak hesaplanan 2.138,20 YTL. (İKİBİNYÜZOTUZSEKİZ YENİ TÜRK LİRASI YİRMİ YENİ KURUŞ) avukatlık ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACILARA VERİLMESİNE,
13. Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarı üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nisbi olarak hesaplanan 1.021,80 YTL. (BİNYİRMİBİR YENİ TÜRK LİRASI SEKSEN YENİ KURUŞ), avukatlık ücretinin DAVACILARDAN ALINARAK, DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE,
14. Bartın Askerlik Şubesi Başkanlığı tarafından 27 Nisan 2004 tarihli yazı ile Hizmete Özel gizlilik derecesi ile gönderilen müteveffa P.Er Muhammet ÖZGÜN'e alt şube şahsi dosyasının aynı gizlilik derecesi ile İADESİNE,
15. Davalı idare tarafından 20 Ekim 2004 tarihînde Hizmete özel gizlilik derecesi ile gönderilen belgelerin aynı gizlilik derecesi ile İADESİNE,
16 Şubat 2005 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy