(2709 S. K. m. 125)
Davcı vekili, 15 Ocak 2004 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının eşi Hv. SSO. Kd. Ütğm.
..un 09 Ocak 2003 tarihinde görev uçuşu esnasında içinde bulunduğu F-4 savaş uçağının dağa çarpması sonucu şehit olduğunu, olay sonrası davacıya bir kısım yasal ödemeler yapıldığını ancak bunların meydana gelen zararın çok gerisinde kaldığını, Emekli Sandığı tarafından bağlanan aylıkların yarar kabul edilmemesi gerektiğini, buna ilişkin Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun E.1978/1, K.1978/3 sayılı kararı bulunduğunu belirterek, davacı lehine 110.000.000.000. TL. maddi ve 7.500.000.000. TL. manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Malatya 7 nci Ana Jet Üs Komutanlığı emrinde görev yapmakta olan davacının eşi Hv. S.S.O. Ütğm.
ile Hv. Plt. Yzb.
.in, 09 Ocak 2003 günü saat 10.10da görev uçuşu için Hv. Plt. Yzb.
..in sevk ve idaresindeki RF-4E uçağı ile Erhaç meydanından havalandıkları, Hv. Plt. Yzb
.in lider olduğu kola Hv. Plt. Yzb
ve Hv. Plt. Ütğm.
..nun içinde bulunduğu RF-4E uçağının da dahil olduğu, kolda toplanmayı takiben bulut üstü yapmak amacıyla tırmanışa geçildiği, bu sırada her iki uçak 5300 feette iken radarla temaslarının kesildiği ve yapılan çağrılara cevap verilmediği, bilahare yapılan arama kurtarma faaliyetleri sonucu, her iki uçağın bulut içinde Akçadağ İlçesi Yalınkaya Köyü yakınlarındaki yoğun sisle kaplı bulunan kayalıklara çarptığı ve uçaklarda bulunan dört personelin olay anında vefat ettiklerinin belirlendiği, kazayı müteakip hazırlık soruşturmasını yürüten 1 nci Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığının 08 Temmuz 2003 gün ve E.2003/311, K.2003/652 sayılı kararı ile olay hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği anlaşılmıştır.
Anayasanın 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasamızda idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, isterse kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın genel olarak idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için; bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte bulunması ve zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Malatya 1 nci Ordu Komutanlığı Askeri Savcılığının kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararında da belirtildiği üzere, olayın meydana gelmesinde davalı idareye yüklenebilecek bir hizmet kusuru bulunmadığı gibi, davacının yakınının da bir kusuru mevcut değildir.
Ancak olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği göz önüne alındığında, hizmetle doğrudan doğruya ilgili olduğu, hizmetle zararlı sonuç arasında uygun illiyet bağının bulunduğu anlaşılmaktadır. Silahlı Kuvvetler tarafından yerine getirilen hizmetlerde, gerek hizmetin kendisi gerekse hizmetin ifasında kullanılan silah, bomba, uçak, helikopter gibi araç ve gereçler yapıları gereği hem kullanıcıları hem de üçüncü kişiler için tehlike arz ederler. Bu araçların taşıdığı tehlikelerin ne zaman ortaya çıkacağını tahmin edip önceden tedbir alarak önlemek mümkün olmaz. İşte bu gibi tehlike taşıyan hizmetlerle araç ve gereçlerden sağlanan yararlar nasıl ki bunların sahibine ait oluyor ise, doğan zararlarda sahibine ait olabilmelidir şeklinde ifade edilen risk ilkesinin bir gereği olarak davacının uğradığı zararın hizmetin sahibi idare tarafından karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olan kimselerin kamu hizmetinin ifası sırasında vefat etmeleri halinde mirasçılarına T.C. Emekli Sandığınca ödenen ve Mahkememizin yerleşik içtihatları uyarınca yarar olarak kabul edilen aylık ve ikramiyelerin davacıya ödenip ödenmediği hususu araştırılmıştır.
T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 24 Haziran 2004 gün ve B.07.1.EMS.0.10.01.01/ 73.691.034 sayılı yazısından, Genel Müdürlüğün 08 Mart 2003 gün ve 717418 sayılı işlemi ile davacıya 15 Ocak 2003 tarihinden itibaren 543.760.000. TL. harp malüllügü aylığı bağlandığı, bağlanan bu aylıkların değişen katsayılar itibariyle yükseltildiği ve en son 01 Ocak 2004 tarihinden itibaren 653.840.000. TL. olduğu, yine davacıya 2003 yılı için (11 ay 15 gün) 25 Ocak 2004 tarihinde 698.050.000. TL. tütün ikramiyesi ve 08 Nisan 2003 tarihli işlem ile de 22.598.060.000. TL. emeklilik ikramiyesi ödendiği, davacının eşinin vazifenin sebep ve tesiri dışında bir nedenle ölmesi halinde ise davacıya 2004 yılı katsayısıyla 290.310.000. TL. aylık ödeneceğinin bildirildiği görülmüştür.
Ayrıca, 2629 sayılı Kanun gereğince davacı eşe 17 Şubat 2003 tarihinde 19.433.700.000.TL. şehitlik tazminatı ödendiği Malatya 7 nci Ana Jet Üs Komutanlığının 22 Haziran 2004 gün ve PER.:3050-78-04/1.Ks.611 sayılı yazısından anlaşılmıştır. Aynı Kanun gereğince bu tazminatın davacıların maddi ve manevi zararlarının karşılığı ödendiği izahtan varestedir. Mahkememizce resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek ibraz edilen 21 Eylül 2004 tarihli bilirkişi raporunda, davacının maddi tazminat hak edişinin 60.434.872.130. TL. olduğu bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davacı vekilince, eksik hesaplama yapıldığı, davacı eşe yarbay ve albay emsali dönem ile emekli albaylık dönemi için ileriki yıllarda makam ve hizmet tazminatı ödenmeyeceği halde bunların ödenecekmiş gibi kabul edildiği, bilirkişinin hesabına esas teşkil eden Yüksek Mahkeme ilkelerinin sorumluluk hukukundaki gelişmeler çerçevesinde yeniden gözden geçirilmesi gerektiği belirtilerek itiraz edilmiş ise de; bilirkişi raporu Mahkememizin yerleşik içtihatlarına, kabul ettiği kıstaslara ve ilmi verilere uygun görüldüğünden, davacı vekilinin itirazları yerinde görülmemiş ve bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Davacının olay nedeniyle çektiği acı ve ızdıraplarını kısmen de olsa karşılanabilmesi amacıyla olayın meydana geliş şekli ve tarihi, davacının yakınının askerlik statüsü ve sosyal durumu, paranın alım gücü, işleyecek yasal faiz dikkate alınarak davacıya uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1- Bilirkişi raporu uyarınca davacı eş
.a 60.435.000.000.TL. (ALTMIŞMİLYAR-DÖRTYÜZOTUZBEŞMİLYON TL.) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
2- Takdiren davacı eş
.a 4.600.000.000. TL. (DÖRTMİLYARALTIYÜZMİLYON TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3- Hükmedilen maddi tazminat miktarına harp malüllügü aylığı bağlandığı 15 Ocak 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık % 30 (YÜZDEOTUZ), 01 Ocak 2004 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık % 15 (YÜZDE ONBEŞ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
4- Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 09 Ocak 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık % 30 (YÜZDE OTUZ), 01 Ocak 2004 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık % 15 (YÜZDE ONBEŞ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy