(2709 S. K. m. 125) (2330 S. K. m. 3)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat istemi
SAVUNMANIN ÖZETİ: 25 Nisan 2002 tarihinde Yenikent Ziir (Sincan/Ankara) Mühimmat Depolarında TIR araçlarına mühimmat yüklenmesi sırasında meydana gelen patlama sonucunda davacıların yakını olan ve Jandarma Lojistik Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini ifa eden Jandarma Er İlker AKKAYA'nın hayatını kaybettiği, Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Savcılığınca yapılan hazırlık soruşturması sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, olay yerinin, tedariki yapılan mühimmatın ilk girdiği ana depo olması sebebiyle, fabrikasından söz konusu depoya nakliyesi esnasında normal şartlarda taşınmış bir mühimmatın ancak üretimdeki bir hatadan dolayı, küçük darbe, sarsıntı, vb. etkilerle tapasının kurulmasına sebebiyet verebileceği ve müteakiben kısa mesafeden düşürülme ve özellikle tapa üzerine darbeye maruz kalma neticesinde infilakının mümkün olacağı, sandık içerisinde tapası kurulu bulunan (üretimdeki bir hatadan) en az bir mühimmatın sandıkla birlikte darbeye maruz kalması nedeniyle patlamanın meydana gelebileceği, patlamanın MRG 40 mm HE M6 Bombaatar mühimmatından kaynaklandığı, muhtemelen mühimmatın bir adedinin üretim hatası nedeniyle kurulu hale geldiği ve bir darbe etkisiyle patladığı kanaatine varıldığı, söz konusu bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere; bir üretim hatası olma ihtimali büyük olduğundan, idareye yüklenebilecek herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığı belirtilerek yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi yönünde savunma yapılmıştır.
BAŞSAVCILIĞIN DÜŞÜNCESİ: Olayda idareye atfı kaba bir hizmet kusurunun varlığından söz edilmeyeceği, zira patlamanın sebebini teşkil eden MRG40 mm HEM6 Bombaatar mühimmatının düzeneğinin ne şekilde kurulu hale geldiğinin tespit edilemediği ve bu durumun imalat hatasından da kaynaklanabileceği ihtimali bulunduğundan idarenin hizmeti gereği gibi işletememesi sebebiyle olayın meydana geldiğini söylemenin mümkün olmadığı, müteveffanın ölüm olayını doğuran maddi olayın askerlik gibi tehlikeli ve özellikli bir kamu hizmetinin ifası esnasında ve müteveffanın mühimmat taşıma görevini ifa ettiği sırada meydana geldiği ve böylelikle zararın hizmete yabancı unsurlardan kaynaklanmadığından, zarar doğuran eylem ile zarar arasında illiyet bağının bulunduğu ve zararın tehlikelilik (risk) ilkesi kapsamında kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince tazmini gerektiği, davacının oğlunun ölümü nedeniyle desteğinden yoksun kalması nedeniyle uğradığı zararın tazmini için hesap bilirkişisine belirlenecek tutar üzerinde takdir edilecek miktarın yasal faiziyle birlikte maddi tazminat olarak ödenmesine, davacının oğlunun ölüm olayı nedeniyle yaşadığı ve yaşayacağı üzüntüye karşılık olmak üzere takdir edilecek bir miktarın yasal faizi ile birlikte manevi tazminat ödenmesine, davacının destekten yoksun kalma tazminatı dışında maddi tazminat ödenmesi isteminin reddine karar verilmesi yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince, Raportör Üye Dz. Kur. Alb. H. Tuğrul DİKÇ'in açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili, 20 Ağustos 2003 tarihinde İstanbul Nöbetçi İdare Mahkemesi ve 27 Ağustos 2003 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacıların yakını J. Er İlker AKKAYA'nın, askerlik görevini yaparken 25 Nisan 2002 tarihinde Ziir Müh.İk.Bkm Tk. K.lığı depolarında mühimmat yüklemesi yapılırken meydana gelen infilak olayı neticesinde vefat ettiğini, olay sebebi ile müvekkillerinin büyük acılar yaşadığını belirterek davacı dul anne Aysun KARATEKE (AKKAYA) için 10.000.000 000 TL. maddi, 20.000.000.000 TL. de destekten yoksun kalma ve 20.000.000.000 TL.de manevi olmak üzere toplam 50.000.000.000 TL tazminat, davacı baba Cemal AKKAYA için 10.000 000.000 TL. maddi, 20.000.000.000 TL. de destekten yoksun kalma ve 20.000.000.000 TL de manevi olmak üzere toplam 50.000.000.000 TL tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tazminini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; J. Er İlker AKKAYA'nın, J.Loj.K.lığı Mühimmat İkmal Bakım Takım K.lığı emrinde askerlik hizmetini yaparken 25 Nisan 2002 günü ZİİR Mühimmat İkmal Bakım ve Takım K.1ığı depolarında mühimmat yüklemesinde görevlendirildiği, 11.40 sıralarında mühimmatın yüklenildiği tır aracından şiddetli bir patlamanın meydana geldiği ve patlama sebebiyle aralarında J. Er İlker AKKAYA'nın da bulunduğu 4 askerin öldüğü, 5 personelin de yaralandığı, olay sebebiyle Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Savcılığınca yürütülen hazırlık soruşturması neticesinde patlamanın MRG40 mm HE M6 Bomba atar mühimmatından kaynaklandığı, söz konusu mühimmatın nasıl kurulu hale geldiğinin belirlenemediği, olayda birlik personelinden herhangi bir kimsenin kusurlu ve ihmali davranışının bulunmaması sebebiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği müteveffa J. Er İlker AKKAYA'nın yakınlarının da uğradıkları maddi ve manevi zararların tazmini için iş bu davayı açtıkları anlaşılmıştır.
İdare Hukuku ilkelerine ve T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Bu surette idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre bekleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Davacılar yakını J. Er İlker AKKAYA'nın ölümü olayında, idareye yüklenebilecek bir hizmet kusuru bulunmamaktadır. Müteveffanın da herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmıştır. Ancak olayın bir kamu hizmeti sırasında meydana geldiği dikkate alındığında, hizmetle doğrudan doğruya ilgili olduğu, hizmetle zararlı sonuç arasında uygun illiyet bağının bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerek öğretide gerekse yargı kararlarında kabul edildiği üzere, özellikle Silahlı Kuvvetler tarafından yerine getirilen bazı hizmetlerle, hizmetin ifasında kullanılan uçak, helikopter, silah, top, mayın gibi araç ve gereçler yapılan gereği hem ilgililer hem de üçüncü kişiler için tehlike arz ederler. Bunların taşıdığı tehlikelerin ne zaman ortaya çıkacağını tahmin edip önceden tedbir alarak önlemek mümkün olamaz. İşte bu gibi tehlike taşıyan hizmetlerle araç ve gereçlerden sağlanan yararlar nasıl ki bunların sahibine ait oluyor ise doğan zararlarda onların sahibine ait olmalıdır, şeklinde ifade edilebilecek alan risk ilkesinin bir gereği olarak davacıların uğradığı zararların, hizmetin sahibi olan idare tarafından kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca karşılanmasının gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşmiş içtihatları uyarınca, T.C. Emekli Sandığı iştirakçisi olmayan er ve erbaşların yararlanıp sakat kalması halinde kendilerine, ölümleri halinde yakınlarına T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce olay nedeniyle bağlanan vazife malullüğü aylığı ve ödenen tütün ikramiyesi yarar kabul edilerek maddi zararlardan düşülmekte, ayrıca 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında ödenen nakdi tazminat ve bağlanan emekli aylıkları maddi ve manevi zararlar karşılığı olduğundan, bu kapsamda yapılan ödemeler de maddi ve manevi zararlardan düşülerek yarar olarak kabul edildiğinden bu hususlar araştırılmıştır.
T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü Tahsisler Dairesi Başkanlığının 22 Mart 2004 tarih ve B.07.1.EMS.0.10.01.01/81.185.005 sayılı yazısıyla; Yönetim kurulunun 08 Ağustos 2002 tarih ve 713 sayılı kararı ile davacılar hakkında 6434 sayılı Kanunun vazife malullüğü kabul edilerek, hakkında aynı yasanın 45 nci maddesi hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi üzerine T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü 14.04.2003 tarih ve 741030 sayılı istemce 01.03.2003 tarihinden itibaren ilgilinin annesine 322.050.000 TL 1. derece vazife malullüğü aylığı bağlandığı, bağlanan bu aylığın değişen katsayılar itibariyle yükseltildiği ve son olarak 01 Nisan 2004 tarihi itibariyle 392.940.000 TL. ye yükseltildiği, ayrıca 3480 sayılı kanun uyarınca 2003 yılı için (10 aylık) 1.214.000.000 TL. tütün ikramiyesi ödenmiş er olması nedeniyle sandık hizmeti olmadığından emeklilik İkramiyesinin ödenmediği bildirilmiştir. Davacı baba Cemal AKKAYA da Sosyal Sigortalar Kurumundan emekli aylığı aldığından TC. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün Vazife malullüğü aylığı bağlamasının mümkün olmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca Jandarma Genel Komutanlığı Nakdi Tazminat Komisyonu tarafından 2330 sayılı Kanun uyarınca 29 Ağustos 2003 tarihinde davacı baba Cemal AKKAYA ve anne Aysun KARATEKE (AKKAYA) ya ayrı ayrı 16.170.350.000 TL. (ONALTIMİLYARYEDİYÜZYETMİŞ MİLYONÜÇYÜZELLİBİN TÜRK LİRASI) nakdi tazminat ödendiği anlaşılmıştır.
Davacıların maddi zararının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, resen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 17 Ocak 2005 tarihli bilirkişi raporunda: davacının dul anne Aysun KARATEKE (AKKAYA)' nın 8.466.00 YTL zararına karşılık 117.977,00 YTL. maddi yarar sağladığı, ayrıca sağladığı nakdi tazminat yararının 21.513.00 YTL olduğundan maddi tazminat hak edişinin mevcut olmadığı, davacı baba Cemal AKKAYA' nın 7.022.00 YTL zararına karşılık 21.513.00 YTL nakdi tazminat yararı sağladığından maddi tazminat hakedişinin mevcut olmadığı bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna itiraz edilmemiş Mahkememizin yerleşik içtihatlarına ve ilmi verilere uygun bulunan bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Davacıların maddi zararlarının sadece maddi yararlarla fazlasıyla karşılandığı, ayrıca kendilerine 2330 sayılı Kanun uyarınca ödenen tazminatın manevi zararlar karşılığı olarak kaldığı, maddi tazminat hesabında dikkate alınmadığından ve davacının manevi zararlarının karşılığı olarak kalan bu tazminatın Mahkememizin emsal olaylarda takdir ettiği manevi tazminat miktarından fazla olduğundan, davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca ve 2330 sayılı Kanun gereğince sağladıkları nakdi tazminat yararı dikkate alınarak davacı anne Aysun KARATEKE (AKKAYA) ile davacı baba Cemal AKKAYA' nın, MADDİ ve MANEVİ TAZMİNAT istemlerinin REDDİNE,
2. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin (posta giderleri ve bilirkişi ücreti dahil) Davacılar Üzerinde Bırakılmasına,
3. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre 11,97 YTL(ONBİR YENİ TÜRK LİRASI DOKSANYEDİ YENİ KURUŞ) başvurma harcı ile 16,09 YTL.(ONALTI YENİ TÜRK LİRASI DOKUZ YENİ KURUŞ) esas ilam harcı toplamı olan 28.06 YTL, (YİRMİSEKİZ YENİ TÜRK LİRASI ALTI YENİ KURUŞ) harcın Davacılar Üzerinde Bırakılmasına, bu miktarın davacılar tarafından peşin yatırılan 1.364,90 YTL. harçtan mahsubu ile arta kalan 1.336,84 YTL. (BİNÜÇYÜZOTUZALTI YENİ TÜRK LİRASİ SEKSENDÖRT YENİ KURUŞ) harcın istemleri hafinde Davacılara İadesine,
16 MART 2005 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy