(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 71)
Davanın Konusu: Maddi ve Manevi Tazminat İstemi
Savunmanın Özeti: Davacının askerlik hizmetine kabul edilmeden önce Aralık 1997 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı oluşan sağ femur 1/3 proksimali parçalı traktörü ile bu rahatsızlığın tedavisine yönelik yapılan ameliyatların sonucu oluşan sağ bacak kısalığı bulunduğu, Ankara Mevki Asker Hastanesinin 13.05.1998 tarih ve 2322 sayılı Sağlık Kurulu raporu ile Sağ femur cisim kırığı teşhisi konularak Intramedüller fiksasyon yapıldığının belirtildiği ve C-59 ertesi yıla bırakma kararının verildiği, davacının söz konusu rahatsızlık nedeniyle ertelemeler sonucunda askerlik hizmetine kabule esas muayenesi yapılmak üzere yeniden sevk edildiği GATA K.lığınca yapılan muayene ve tetkikler sonucunda düzenlenen 25.10.2001 tarihli raporda sağ femur kırık sekeli, askerliğe elverişlidir. Komando olamaz kararı verildiği ve davacının 19.12.2001 tarihinde askere sevk edildiği, davacının askerlik hizmetine kabul edinceye kadar yedi defa ameliyat edildiği, askerlik hizmeti esnasında şikayetleri nedeniyle sevk edildiği İzmir Mevki Asker Hastahanesinde söz konusu rahatsızlığına bağlı olarak femura ait 4 cm kısalığın tespit edildiği ve davacının mevcut durumunun düzeltilmesi isteminde bulunması üzerine rızası doğrultusunda tedaviye başlanıldığı ve 28 Mart 2002 tarihinde ameliyat edildiği, ameliyattan sonra 1 yıl süreyle takip ve tedavi altında bulundurulan davacının toplam 5 defa hava değişimine gönderildiği ve son aşamada A/58 F-1, A/59 F-1 Askerliğe Elverişlidir kararı verildiği, birliğine gönderilen davacının askerlik hizmetini tamamladığı; T. C. Anayasasının 125 nci maddesinin son fıkrasına göre idarenin kendi işlem ve eylemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu, davacının mevcut rahatsızlığının sivil hayatta geçirilen trafik kazasına bağlı olduğu, idarenin herhangi bir kusurunun olmadığı hizmet ile olay arasında illiyet bağı bulunmadığı, bu itibarla idarenin kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince de tazmin sorumluluğu bulunmadığı, talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğu belirtilerek, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönünde savunma yapılmıştır.
Başsavcılığın Düşüncesi: Dava konusu uyuşmazlığın davacının askere sevk tarihinden önce kendisinde mevcut alan ve 7 kez ameliyata tabi tutulmasına neden olan bacak kısalığı nedeniyle askerlik hizmetini yaparken sevk edildiği asker hastahanelerinde yapılan ameliyat ve tedavi sıramda idarenin bizmut kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında odaklandığı, bacağının uzatılması için ameliyat talebinde bulunan ve buna rıza gösteren davacının tedavisinde ve ameliyatlarında tıbbi hata bulunup bulunmadığının, mevcut sağlık durumuna göre varsa oluşan sekellerin ve sakatlığın ameliyat riski içinde kalıp kalmadığının uzman bilirkişi heyeti tarafından ortaya konması ve belirtilen tıbbi kanaate göre karar verilmesi gerektiği, uzman bilirkişi heyeti tarafından davacının mevcut sağlık durumu incelenerek herhangi bir sakatlığın tespiti ve bu durumun ameliyat riski dışında ve uygulanan hatalı tedavi sonucu oluştuğunun ortaya konması durumunda idarenin hizmet kusuru bulunduğu sonucuna ulaşılacağından bilirkişiye tespit ettirilecek bir miktarın maddi tazminat olarak ve duyulan acı ve üzüntü karşılığı olmak üzere takdir edilecek bir miktarın manevi tazminat alarak yasal faiziyle birlikte ödenmesine; aksi durumda davanın reddine karar verilmesinin gerektiği yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince, Raportör Üye Topçu Kur. Alb. Metin ŞAHİN'in açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilleri, 26 Ocak 2004 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen dava dilekçelerinde özetle; davacı terhisli P.Er Levent ÜNLÜ'nün sağ bacağı bir santim kısa olarak askere sevk edildiğini, Edremit 19 ncu P.Tug. K.lığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta iken bacağının uzatılması amacıyla 19 Mart 2002 tarihinde İzmir 600 Yataklı Mevki Asker Hastanesinde sağ femur kemiğinden ameliyata alındığını, dört defa 1,5 aylık sürelerle hava değişimine gönderildiğini, 26 Haziran 2003 tarihinde koşu ve spora katılmaz şeklinde kesin sağlık raporu verildiğini, ancak davacının yapılan ameliyat nedeniyle sakat kaldığını, idarenin sağlık hizmetlerinde kusurunun bulunduğunu, sivil hayatta oto tamirciliği işini yapan davacının bu sakatlığı nedeniyle işini yapamadığını ve işgücü kaybına uğradığını, ayrıca tedavi sırasında acı ve üzüntü çektiğini belirterek 50.000.000.000 TL. maddi, 2.000,000.000 TL, manevi olmak üzere toplam 52.000.000,000 TL. (Elliikimilyar Türk Lirası) tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesini talep ve dava etmiş, adli yardım talebinde bulunmuşlardır.
Davacı vekillerinin adli yardım talepleri, AYİM İkinci Dairesinin 18 Şubat 2004 gün ve GENSEK NO.:2004/224, ESAS NO.:2004/152 sayılı kararıyla kabul edilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı Levent ÜNLÜnün 19 Aralık 2001 tarihinde askere sevk edildiği, askere sevk edilmeden önce Aralık 1997 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı oluşan sağ femur 1/3 proksimali parçalı fruktura rahatsızlığı nedeniyle sağ bacağında kısalık bulunduğu ve bu rahatsızlıktan yedi kez ameliyat olduğu, mevcut durumu itibariyle davacının askerliğe sevkinin 2001 yılına kadar 4 yıl süre ile ertelendiği, son olarak GATA Komutanlığı'nın 25 Ekim 2001 gün ve 12704 sayılı raporu ile Sağ femur kırık sekeli tanısıyla, Askerliğe elverişlidir, komando olamaz kararı verildiği; askerlik hizmetinin ifası esnasında eğitim ve spor yapamama şikayetlerinin bulunması üzerine davacının İzmir 600 Yataklı Mevki Asker Hastahanesi'ne sevk edildiği ve burada yapılan muayenede davacının femura ait 4 cm. kısalığın bulunduğunun tespit edildiği, bahse konu rahatsızlığı olan davacının kendi rızası ve talebi üzerine tedaviye tutulan davacı hakkında toplam beş kez olmak üzere ayrı ayrı 10 ay hava değişimi kararı verildiği ve son aşamada A/58 F-1, A/59 M askerliğe elverişidir kararıyla askerlik hizmetini tamamlayarak 01 Ağustos 2003 tarihinde terhis edildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekillerinin, davacının bacağının uzatılması amacıyla 19 Mart 2002 tarihinde İzmir 600 Yataklı Mevki Asker Hastahanesinde yapılan ameliyatın hatalı olduğu ve bunun sonuncunda davacının kaldığı iddialarının tıbbi nitelikte olması nedeniyle, bu hususların açığa kavuşturulması için tıbbi bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Davacıya ait tıbbi evraklar getirtilerek dava dosyası ve davacıya ait şube şahsi dosyası ile birlikte re'sen bilirkişi olarak seçilen Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim üyeleri Prof Dr. Haluk YETKİN, Prof. Dr. Erdal CİLA ve Prof Dr. Sacit TURANLI'dan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilerek, davacının ameliyatında ve ameliyat sonrası bakımda gerekli özenin gösterilip gösterilmediği, ameliyatta herhangi bir hata olup olmadığı hususlarının tıbbı açıdan değerlendirilmesi istenmiştir.
19 Ekim 2004 tarihinde Mahkememize ibraz edilen tıbbi bilirkişi raporuna göre; davacı Levent ÜNLÜnün askere alınmadan önce 1997 yılında, sivil hayatta geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle sağ femur 1/3 distal bölgede çok parçalı femur kırığı nedeni ile tedavi edildiği saptanmıştır. Böyle bir kırığın tedavisinin ve sonrasındaki rehabilitasyon sürecinin zaman almasından dolayı, hasta 1998-2001 yılları arasında askerlik görevini erteletmiştir. Kırık iyileşmesi ve kaynaması tamamlanan hasta, 2001 yılında Gülhane Askeri Tıp Akademisinin kırık sevkli, askere elverişlidir, komando olamaz, kararı ile askere alınmıştır. Bu rapor doğrultusunda 19 Aralık 2001 tarihinde askere sevk edilmiştir. Askerliğin dördüncü ayında, sivil hayatta oluşan rahatsızlığının tedavisi amacıyla, kendi isteğiyle askeri hastahaneye sevk edilmiştir. Mart-2002 ayı içerisinde, 600 Yataklı İzmir Mevki Asker Hastahanesi Ortopedi ve Travmatoloji bölümünce gerekli muayene ve tetkikleri yapılmıştır. Hastanın muayenesinde sağ uylukta geçirilmiş ameliyatlara bağlı operasyon izleri, eski akıntılara ait fiztül ağızlarının skarları incelenmiş olup, çekilen grafilerden kırık tarafında 4 cm. kısalığı olduğu saptanmıştır. Ameliyat öncesinde gerekil rutin incelemeleri usulüne uygun bir şekilde tamamlanarak günümüzde ekstremite kısalıklarının tedavisinde seçkin tedavi yöntemi olarak kabul edilen ilizarov sirküler ekstenal fiksatörü ile uzatma ameliyatı yapılmıştır. Hasta uzatma ve kaynama süreçleri aşamasında ameliyata bağlı ciddi bir komplikasyonla karşılaşmayıp 8 aylık bir dönemde uzatma işlemi tamamlanmıştır. Uzatma sonrasında askerliğe elverişlidir raporu ile tekrar birliğine dönerek askerlik hizmetini tamamlamıştır. Hastanın tedavi aşamaları incelendiğinde kısalık için planlanan tedavinin uygun bir yöntem olduğu dikkati çekmektedir. Zira ilizarov yöntemi, uzatma ameliyatları için seçkin ve etkinliği kanıtlanmış bir cerrahi prosedürdür. Ancak uygun tedavi yöntemi seçilmiş olmasına rağmen her cerrahi müdahalenin istenmeyen sonuçlarının var olması kaçınılmazdır. Uzatma osteotomilerinden sonra nadir görülmekle birlikte, kesilerek uzatılan kemiğin tekrar kaynamaması veya çok geç dönemde ve ek cerrahi girişimlerle kaynaması, enfeksiyon, eklem sertlikleri gelişmesi, halen ortopedik cerrahların önünde istenmeyen bir problem olarak durmaktadır. Ancak söz edilen hastada bu komplikasyonların hiçbiri gelişmemiş olup, uzatma işlemi başarı ile tamamlanarak hasta birliğine geri gönderilmiştir.
Sonuç olarak dosya incelendiğinde; hasta tanı, tedavi ve takip aşamalarının tıbbi sürece uygun olarak planlandığı, tıbbi açıdan eksiklik veya uygulama hatası olmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Taraflara tebliğ olunan tıbbi bilirkişi raporuna davacı vekillerince, dosyanın Adli Tıp Kurumunun ilgili ihtisas dairesine gönderilerek davacının sakatlığının nedeni hakkında yeni bir rapor aldırılması talep edilmiş ise de mevcut rapor Mahkememizce yeterli görüldüğünden bu talebe itibar edilmemiştir.
İdare Hukuku ilkelerine ve T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu surette idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı karalarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması içki zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmaltoloji Ana Bilim Dalında görevli üç öğretim üyesi tarafından düzenlenen tıbbi bilirkişi raporu dikkate alınarak; davacının rahatsızlığının oluşumunda ve gelişiminde askerlik hizmetinin sebep ve tesirinin bulunmadığı, rahatsızlığın muayene, tanı, tedavi, ameliyat ve bakım hizmetlerinde idareye yüklenebilecek herhangi bir ihmal ve hata olmadığı, idarenin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğunu gerektirecek bir durumun bulunmadığı, dolayısıyla tazmin yükümlülüğünün olmadığı, bu nedenle davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesinin gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının, maddi ve manevi tazminat istemiyle açtığı DAVANIN REDDİNE,
2. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin (posta giderleri ve tıbbi bilirkişi ücreti dahil) DAVACIYA YÜKLETİLMESİNE,
3. Dava adli yardımlı görüldüğünden, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümleri gereğince 15,300.000 TL. başvurma harcı ile 20.600.000 TL esas ilam harcı toplamı olan 35,900.000 TL.(Otuzbeşmilyondokuzyüzbin Türk Lirası) harcın DAVACIDAN ALINMASINA,
4. Dava adli yardımlı görüldüğünden 38,500.000 TL.(Otuzsekizmilyonbeşyüzbin Türet Lirası) resmi posta giderinin DAVACIDAN ALINARAK, DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE,
5. İzmir 600 Yataklı Mevki Asker Hastahanesi Baştabipliğince HİZMETE ÖZEL gizlilik derecesiyle gönderilen davacıya ait sağlık kurulu raporları ve müşahede dosyası ile Bala/Ankara Askerlik Şubesi Başkanlığınca HİZMETE ÖZEL gizlilik derecesiyle gönderilen davacıya ait şube şahsi dosyasının aynı gizlilik derecesiyle gönderildikten makamlara İADESİNE,
24 KASIM 2004 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy