(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 71) (492 S. K. m. 1) (AYİM 2.D 23.01.2002 T. 2001/226 E. 2002/102 K.)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi tazminat istemi.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacının Hepatit B hastalığına yakalanmasında idarenin bir kusurunun bulunmadığı, bu hastalığın askerlik hizmetinin sebep ve tesiriyle meydana gelmediği, dava konusu olayın hizmet gereklerinden değil, davacının bünyesel rahatsızlığından kaynaklandığı, için zarar ile idare arasında illiyet bağının kurulamadığı, dolayısıyla idarenin bir tazmin yükümlülüğünün bulunmadığı bertilerek hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi yönünde savunma yapılmıştır.
BAŞSAVCILIĞIN DÜŞÜNCESİ: Davacının askerliğe elverişsiz hale gelmesine sebep olan rahatsızlığın Hepatit-B virüsü (HBV Enfeksiyonu) taşıması olduğu, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinin 23 Ocak 2002 tarih ve 2001/226 esas, 2002/102 sayılı kararında yer alan bilirkişi raporuna dayanılarak açıklanan bilgilerden de anlaşılacağı üzere bu virüsün cinsel temas, ortak kullanılan Jilet enjektör, diş fırçası, kulak deldirme gibi ortak kullanılan alet ve girişimlerle bulaştığı, virüs bulan erişkinlerin %90'nının virüsü vücutlarından atma ihtimalinin bulunduğu, taşıyıcılık durumunda iş gücü kaybı yaratmadığı, virüsün aynı odada veya yemekhane gibi toplu yerlerde bulunmakla bulaşmasının mümkün olmadığını belirtildiği, ayrıca davacı tarafından söz konusu rahatsızlığının idarenin somut bir eyleminden de kaynaklandığının ortaya konamadığı, dolayısıyla idarenin teminle sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı belirtilerek yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesinin gerektiği yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince, Raportör Hak. Bnb. Şakir AYTAŞ'ın açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilleri, 23 Şubat 2004 tarihinde Siirt Asliye Hukuk Mahkemesine müracaatla bu kanalla gönderilip, 02 Mart 2004 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Babaeski 65 nci Mknz. P.Tug.Mknz,P.Tb.K.lığı emrinde vatani hizmetini yaptığı sırada Hepatit - B virüsünü kaptığını, Bakanlığın askeri birliklerde ve özellide bulaşıcı hastalık virüslerinin yaygın olduğu mutfak ve yemekhanelerde gerekli tıbbi önlemleri almaması nedeniyle bu hastalığa yakalandığını, önce 11 Aralık 2002 tarihinde 6 ay hava değişimi verildiğini daha sonra, müvekkili hakkında HBSAG Pozitifliği tanısıyla Askerliğe Elverişli Değildir Sağlık Kurulu raporu düzenlendiğini ve askerlik görevine son verildiğini, müvekkilinin askerlik hizmetini yaparken hastalanması nedeniyle idarenin hizmet kusurunun bulunduğunu ve ayrıca kusursuz sorumluluğunun da söz konusu olduğunu belirterek, 15.000.000000 TL. maddi ve 5.000.000.000 TL. manevi tazminat ödenmesine, öncelikle adli yardım istemlerinin kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacının Adli Yardım İstemi AYİM İkinci Dairesinin 17 Mart 2004 tarih ve Gensek No:2004/534, Esas No:2004/239 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının 65 nci Mknz. P.Tug.Mknz. P.Tb.K.lığı emrinde askerlik hizmetini ifa ederken 06 Kasım 2002 tarihinde portör muayenesi için başvurduğu Çorlu 600 Yataklı Asker Hastahanesinde yapılan tetkikler sonucunda Hepatit - B virüsü taşıdığının tespit edildiği aynı hastahanede tedavisine başlandığı, buradan 11 Aralık 2002 tarih ve 3590 sayılı Sağlık Kurulu raporu ile C/52 SMK 6 Ay Hava Değişimi kararı verildiği hava değişimi sonunda davacı hakkında Çorlu 5 nci Kor.K.lığı 600 Yataklı Asker Hastanesi tarafından 23 Haziran 2003 tarih ve 1799 sayılı Sağlık Kurulu raporu ile Kronik Hepatit - B virüs Enfeksiyonu tanısıyla 52/B/F3 Askerliğe Elverişli Değildir kararı verildiği anlaşılmaktadır.
İdare hukuku ilkelerine ve T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği ise Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran işlem veya eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuçla eylem veya işlem arasında doğrudan doğruya bir illiyet bağının bulunması, zarara yol açan işlem veya eylemin bir hizmet kusuru teşkil etmesi veya kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanmasına elverir nitelikte olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Maddi olguda bu koşullardan birinin yokluğu idarenin tazmin sorumluluğunu kaldırır ortada bir zarar yoksa veya meydana gelen zarar idari eylem ya da istemden doğmamış ise yahut zararla idari eylem veya işlem arasında nedensellik bağı kurulamıyorsa idarenin tazmin sorumluluğundan söz edilemez.
Davacının, askerliğe elverişsiz hale gelmesine neden olan Hepatit B enfeksiyonu rahatsızlığının, idari bir eylem veya işlemden kaynaklandığına ilişkin somut bir iddia ve kanun bulunmamaktadır. Davacının askerlik hizmeti sırasında tespit edilen bu rahatsızlığı sonunda uğradığı zararın, idari bir eylem veya işlemden kaynaklandığına ilişkin somut bir iddia ve kanıt ortaya konulamadığından idarece tazmin edilmesi hukuken mümkün görülmemiştir.
Somut bir iddia ve olay nedeniyle bu rahatsızlığa yakalandığına ilişkin bilgi ve belge bulunamadığından, daha önce benzer bir durum sebebiyle resmi bilirkişi olarak görüşlerine başvurulan GATA İnfeksiyon Hastalıkları Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığında öğretim üyesi olarak görevli 2 profesör ve 2 doçent tarafından düzenlenen 17.08.2001 tarih ve İN RHST; 2000-877-01 sayılı raporda; Hepatit-B'nin, Hepatit B virüsü denilen bir virüs tarafından oluşturulan karaciğerin iltihaba hastalığı olduğu, bu virüsün cinsel temas ortak kullanılan jilet, enjektör, diş fırçası, kulak deldirme gibi ortak kullanılan alet ve girişimlerle bulaştığı, virüs bulan erişkinlerin %90nın virüsü vücutlarından atma ihtimalinin bulunduğu, taşıyıcılık durumunda iş gücü kaybı yaratmadığı, virüsün aynı odada veya yemekhane gibi toplu yerlerde bulunmakta bulaşmasının mümkün olmadığının belirtildiği dikkate alınarak tıbbı bilirkişi incelemesi yaptırılmasının pratik bir faydasının olmayacağı düşünülerek, tıbbi bilirkişi incelemesi yaptırılmalına gerek görülmemiş davacının zarar doğuran rahatsızlığı ile idare arasında sorumluluğu gerektirecek bir eylem veya işlem dolayısıyla illiyet bağı bulunmadığından davarın reddine karar verilmesi sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacı İdris KAYAN'ın, MADDİ ve MANEVİ TAZMİNAT istemlerinin REDDİNE,
2. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin (posta giderleri dahil) DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
3. Davanın açtığı tarihte yürürlükte bulunan 492 Sayılı Harçlar Kanunu hükümlerine göre 15.300.000.TL. (ONBEŞMİLYONÜÇYÜZBİN TL.) başvurma harcı ile 20.600.000 TL. (YİRMİMİLYONALTIYÜZBİN TL.) esas ilam harcı toplamı olan 35.900.000.TL. (OTUZBEŞMİLYONDOKUZYUZBİN TL.) harcın DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, bu miktarın davacı tarafından peşin yatırılan 287.100.000 TL (İKİYÜZSEKSENYEDİMİLYONYÜZBİN TL.), harçtan mahsubu ile arta kalan 251.200.000 TL (İKİYÜZELLİBİRMİLYONİKİYÜZBİN TL.). harcın istemi halinde DAVACIYA İADESİNE
27 EKİM 2004 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy