(2709 S. K. m. 125)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat İstemi
SAVUNMANIN ÖZETİ: TC. Anayasasının 125 nci maddesinin 7 nci fıkrasına göre, idarenin kendi işlem ve eylemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu, olay nedeniyle davacı hakkında tedbirsizlik ve dikkatsizlik, talimatlara riayetsizlik sonucu başkalarının yaralanmasına sebebiyet vermek suçundan 15 nci Kolordu K.lığı Askeri Mahkemesince davacının mahkumiyetine karar verildiği ve kararın Askeri Yargıtay tarafından onandığı, dava konusu olayda idareye izafe edilebilecek herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığı gibi davacının müferafik kusurunun da göz önüne alınması gerektiği, istenilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğu, maddi tazminata dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği, manevi tazminata ise faiz yürütülmesi talebinin reddinin gerektiği belirtilerek hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi yönünde savunma yapılmıştır.
BAŞSAVCILIĞIN DÜŞÜNCESİ: Davalı idarenin hizmet kusuru uyarınca, davacının zararlarını tazmin etmesi gerektiği; olayın oluşumunda davacının müterafik kusurunun göz önünde bulundurulmasının gerektiği, patlama sonucu davacının hangi oranda çalışma gücü kaybına uğradığının sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi gerektiği belirtilerek meydana gelen maddi zarara karşılık olmak üzere hesap bilirkişisine tespit ettirilecek miktar üzerinden davacının müterafik kusuru da dikkate alınarak takdir edilerek bir miktarın yasal faiziyle birlikte maddi tazminat, davacının yaralanması sebebiyle yaşadığı ve yaşayacağı acı ve üzüntüye karşılık olmak üzere müterafik kusuru da dikkate alınarak takdir edilecek bir miktarın yasal faiziyle birlikte manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi gerektiği yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yangı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince Raportör Topçu Kur. Alb. Metin ŞAHİNin açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilleri, 19 Şubat 2004 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacının Kandıra/Kocaeli 1 nci P.Tug. 2 nci P Tb. 6 ncı P Bl. Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yaptığı esnada 30 Mayıs 2002 günü etrafında yasak levha işareti bulunmayan birlik içerisindeki bir bölgede mühimmat patlaması sonucu sağ gözünden yaraladığını yapılım tıbbi tedavi sonucunda sağ gözüne protez göz implantasyonu yapıldığını, davacının iş gücü kaybına uğradığını, ayrıca manevi zararın da söz konusu olduğunu, olayın meydana gelmesinde davalı idarenin kusurunun bulunduğunu belirterek 55.000.000.000 TL. maddi 20.000.000.000 TL. manevi olmak üzere toplam 75.000.000.000 TL. (Yetmişbeşmilyar Türk Lirası) tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı Cumhur BAĞCI'nın 26 Şubat 2002 tarihinde temel eğitim yapmak üzere Sivas 2 nci Makineli Tüfek Tb.K.lığı emrine sevk edildiği, temel eğitimi müteakip 08 Nisan 2002 tarihinde Kandıra 1 nci P.Tug. 2 nci P.Tb 6 ncı P.Bl.K.lığına katıldığı, 30 Mayıs 2002 günü saat 16.00 sıralarında yanında P. Er Liman VATANSEVER ve P. Er Mehmet TORUNOĞULLARI ile birlikte 200 metre atış alanı civarında bulunan ağaçlık bölgeye erik toplamak amacıyla gittiği, bulundukları yere 30-40 metre mesafede bulunan nöbetçi tarafından oraya girmemeleri hususunda düdükle uyarıldıkları, ancak nöbetçi ile aralarındaki mesafenin birbirlerini duyma mesafesinin dışında bulunması nedeniyle nöbetçinin ne demek istediğini tam olarak anlamadıklarından yasak bölgeye girdikleri, erik koparıp yedikten sonra davacının burada daha önceki atışlardan kaldığı değerlendirilen yerde bulmuş olduğu patlamamış DM 22 tüfek bombasını eline alarak kurcaladığı ve inceledikten sonra tüfek bombasını taşa vurmak veya yere doğru fırlatmak suretiyle patlamasına neden olduğu, bu patlama sonucunda P.Er Liman VATANSEVER ve Mehmet TORUNOĞULLARInın 15er gün iş ve güçlerinden kalacak şekilde yaralanmalarına, kendisini de sağ gözünün kör olmasına ve askerliğe elverişsiz hale gelecek şekilde yararlanmasına sebep olduğu, atış alanlarına girilmeyeceğine ve civardaki meyve ağaçlarından meyve yenilemeyeceğine ilişkin Bl.K.lığı emrini ihtiva eden günlük emir defterinin bu olay meydana gelmeden önce 11 Nisan 2002 ve 26 Nisan 2002 tarihlerinde bölüğe okunduğu ve davacının da bu sırada hazır bulunduğu bilirkişi mütalaasında davacının nöbetçi tarafından ikaz edilmiş olmasına ve atış alanı bölgesine girilmemesi hususu tebliğ edilmiş olmasına rağmen tüfek bombasını kurcalayıp patlamak suretiyle 5/8, idarenin de atıştan sonra yeteri kadar arama yapmamak ve bu mühimmatın imhasını sağlamamak yanında atış alanı bölgesine yasak bölge levhası koymamak ve atış alanı bölgesini yeterince emniyet ve muhafaza altına almamak suretiyle ikinci derecede 3/8 oranında kusurlu olduğunun beyan edildiği, 15 nci Kor.K.lığı Askeri Mahkemesince davacı hakkında açılan silah ve cephanesi hakkında dikkatsizlik ve tedbirsizlik, talimatlara riayetsizlik sonucu başkalarının yaralanmasına sebebiyet vermek suçundan yapılan yargılaması sonucunda mahkumiyetine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
İdare Hukuku İlkelerine ve T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Devlet adına kamu hizmetini yürüten idarenin, halin icaplarına ve ihtiyaçlarına göre hizmeti devamlı ve en iyi şeklide topluma arz etmesi kamu hizmetini yürütürken kimsenin zarara uğramaması için gerekli önlemleri alması zorunludur. Bu zorunluluğun eksik yerine getirilmesi hali bile hizmetin kusurlu işlediğinin açık delilidir. Bahse konu olayda, davacının kendisine tebliğ edilen emir ve talimatlar ile nöbetçinin ikazlarına uymayarak girilmesi yasak olan atış alanları bölgesine girdiği ve bu burada yerde bulduğu tüfek bombası ile oynayarak patlamasına sebep olduğu, yaralanma olayının kendi eyleminden kaynaklandığı, yapılan yargılama sonucunda dikkatsizlik ve tedbirsizlik, talimatlara riayetsizlik sonucu başkalarının yaralanmasına sebebiyet vermek suçundan mahkumiyetine karar verildiği; ancak, atış alanı bölgesini yeterince emniyet ve muhafaza altına almamak ve etrafına yasak bölge işaret ve levhası koymamak suretiyle denetim ve gözetim görevini gerektiği gibi yerine getirmemiş olması nedeniyle olayın meydana gelmesinde idarenin de ikinci derece kusurlu olduğu, meydana gelen zararın davacının müterafik kusuru da dikkate alınarak hizmet kusuru ilkesi gereğince davalı idare tarafından karşılanmasının gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşik içtihatları uyarınca, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce davacıya olay sebebiyle bağlanan maluliyet aylıkları ve ödenen tütün ikramiyeleri yarar kabul edilerek maddi zararlardan düşüldüğünden, bu husus araştırılmış, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 13 Mayıs 2004 gün ve 340 sayılı kararı ile 5434 sayılı T C. Emekli Sandığı Kanunu uyarınca davacının vazife malullüğüne karar verildiği, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 25 Haziran 20004 gün ve 117611 sayılı işlemi ile 01 Aralık 2002 tarihinden itibaren 448.990.000 TL. 5 nci derece ordu vazife malullüğü aylığı bağlandığı, 01 Temmuz 2004 tarihinde değişen katsayılar nedeniyle 612.130.000 TL. ye yükseltildiği, 3480 sayılı Kanun uyarınca 2002 yılı için (1 aylık) 71.460.000 TL 2003 yılı için 910.500.000 TL. tütün ikramiyesi ödendiği bildirilmiştir.
Davacının maddi zararlarının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, re'sen seçilen bilirkişi tarafından düzenlenerek Mahkememize ibraz edilen 05 Kasım 2004 tarihli bilirkişi raporunda davacı Cumhur BAĞCInın 71.449.533.475 TL. maddi zararına karşılık 189.001.620.600 TL. maddi yarar sağladığı, maddi tazminat hakedişinin bulunmadan bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporu dava vekili tarafından bahse konu raporda sigortasız asgari ücretin esas alındığı ve gelir artış oranına %5 olarak kabul edildiği, aslında davacının askerlik öncesi serbest çalıştığı ve asgari ücretin çok üzerinde gelir elde ettiği, bu nedenle de hesaplamanın buna göre yapılması gerektiği hususunda ibraz edilmiş ise de: düzenlenen bilirkişi raporu Mahkememizin yerleşik içtihatlarına ve ilmi verilerine uygun bulunduğundan davacı vekilinin itirazlarına itibar olunmamış, bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Davacının olay nedeniyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdıraplarının kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olayın meydana geliş şekli, tarihi, davacının askerlik statüsü, sosyal durumu, paranın alım gücü, davacının müterafik kusuru ve işletilecek yasal faiz dikkate alınarak uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca davacı Cumhur BAĞCI'nın, MADDİ TAZMİNAT İSTEMİNİN REDDİNE,
2. Davacı Cumhur BAĞCIya, takdiren ve müterafik kusuru dikkate alınarak 2.000.000.000 TL (İKİMİLYAR TÜRK LİRASI) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3. Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 30 Mayıs 2002 tarihinden 30 Haziran 2002 tarihine kadar yıllık %60 (YÜZDEALTMIŞ), 01 Temmuz 2002 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (YÜZDEELLİBEŞ), 01 Nisan 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDEOTUZ), 01 Ocak 2004 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %15(YÜZDEONBEŞ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
4. Hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nisbi olarak hesap edilen 240.000,000 TL. (İKİYÜZKIRKMİLYON TÜRK LİRASI) avukatlık ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACIYA VERİLMESİNE,
5. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin (posta giderleri dahil) DAVALI İDAREYE YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
6. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 28,500.000 TL (YİRMİSEKİZMİLYON BEŞYÜZBİN TÜRK LİRASI) posta ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE,
7. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarfedilen 90.000.000 TL, (DOKSANMİLYON TÜRK LİRASI) bilirkişi ücretinin DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
8. Davacı tarafından peşin yatırılan 1.029.800.000 TL (BİRMİLYARYİRMİDOKUZ MİLYON SEKİZYÜZBİNTÜRK LİRASI) harcın istemi halinde DAVACIYA İADESİNE,
01 ARALIK 2004 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy