(2709 S. K. m. 125/7) (1602 S. K. m. 65) (1086 S. K. m. 61, 65)
Davanın Konusu: Maddi ve Manevi Tazminat istemi
Savunmanın Özeti: T.C. Anayasası'nın 125 nci maddesinin 7 nci fıkrasına göre idarenin kendi istem ve eylemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu; dava konusu olayda idareye izafe edilebilecek herhangi bir hizmet kusurunun bulunmadığı, yasal yükümlülüklerini sonuna kadar yerine getiren idarenin herhangi bir sorumluluğu olmadığı; davacıya ilk müdahaleden sonra gerekli takip ve tedavilerin ilgili askeri hastanelerde tıbbi kuralar dahilinde yapıldığı, davacının tıbbi seyrine bakıldığında olayın gerçekleştiği andan kesin işlemle taburcu edildiği ana kadar yapılan tüm tıbbi, farmakolojik ve endoskopik işlemlerde yetersizlik ve gecikme olmadığı dava konusu olayda davacının müteferrik kusurunun olduğu ve bu hususun göz önüne alınmasının gerektiği; davacı lehine tazminata hükmedilmesi halinde talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğu, maddi tazminata idareye müracaat tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği, manevi tazminata faiz talebinin ise reddedilmesinin gerektiği belirtilerek, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karat verilmesi yönünde savunma yapılmıştır.
Başsavcılığı Düşüncesi: İdare Hukuku ilkelerine ve T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekte yükümlü olduğu, Anayasa'da idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceğinin belirtilmediği, bu sorunun çözümünün öğreti ve yargı kararlarına bırakıldığı, genel kabule göre idarenin sorumluluğunun hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırıldığı, idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması ve zarar ile eylem arasında İlliyet banının bulunmasının zorunlu
olduğu, illiyet bağının kesilmiş sayılması için zararın tümüyle hizmete ve idarenin tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğmasının gerektiği; olayda, idarenin ajanlarını iyi eğitmemesi, kontrol ve denetim görevini yeterince yerine getirememesi sonucu idarenin ajanı olan diğer bir personelin içerisinde koroziv madde bulunan bir bidonu yemekhanenin bulaşıkhane bölümüne kontrolsüz olarak bıraktığı, bahse konu olayda hizmetin kötü istediği ve idarenin ağır hizmet kusuru bulunduğu, bu nedenle meydana zararın da idarece karşılanmasının gerektiği; ancak, hiçbir kontrol yapmadan ve tedbir almadan doğrudan doğruya içinde koroziv madde bulunan bidondan su sanılarak yanlışlıkla içilmesi şeklindeki davacının eyleminin olayın meydana gelmesinde müterafik kusur olarak değerlendirilmesi gerektiği, davacının sakatlık ve çalışma gücü kayıp oranının kesin olarak tespiti için davacının sağlık muayenesi işlemine tabi tutulması gerektiği; davacıya olay nedeniyle çektiği acı ve ızdırabı unutturmaya yönelik olarak takdir edilecek bir miktarın davacının müterafik kusuru da dikkate alınarak yasal faizi ile birlikte manevi tazminat olarak ödenmesi gerektiği, davacının sakatlık ve çalışma gücü kayıp oranının kesin tespitinden sonra takdir edilecek bir miktarın yasal faiziyle birlikte maddi, davacıya olay nedeniyle çekilen acı ve ızdırabı unutturmaya yönelik olarak takdir edilecek bir miktarın da yasal faiziyle birlikte manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi gerektiği yönünde, düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince, Raportör Üye Topçu Kur. Alb. Metin ŞAHİNin açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, 26 Şubat 2004 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen dava dilekçesinde özette; davacının, Yayladere/Bingöl 17 nci İç Güvenlik Alayı 2 nci İç Güvenlik Taburu emrinde askerlik hizmetini yaparken, 12 Ocak 2003 tarihinde aynı birlikte görevli arkadaşı Zafer KAYA'nın birlik yemekhanesinde bulunan ve üzerinde hiçbir uyarı ve işaret bulunmayan su bidonundan doldurduğu suya benzer sıvıyı içtiğini; su bidonunda bulunan ve asit içeren deterjanı içmesini müteakip davacının fenalaştığını, olay sonrası önce birlik revirine daha sonrada Elazığ Asker Hastanesine sevk edildiğini, gördüğü tedavilere rağmen iyileşemeyen davacı hakkında askerliğe elverişli değildir raporu düzenlendiğini belirtilerek olay nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararların telafisi için 50.000.000.000 TL. maddi, 5.000.000.000 TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi île birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacının, Yayladere/Bingöl 17 nci İç Güvenlik Alayı 2 nci İç Güvenlik Taburu emrinde askerlik hizmetini yaparken 11 Ocak 2003 tarihinde, saat 00.30 sularında hava şartlarının aşırı soğuk olması nedeniyle Kışla Nöb. Amiri tarafından nöbetçilerin yemekhanede toplu vaziyette beklemesi emrinin verildiği; nöbetçilerin, Kh.Ds.Bl. Yemekhanesine gelmeleri ve bu sırada su ihtiyacını gidermek isteyen davacının su içmek için bulaşıkhaneye girdiği ve içinde ne olduğunu bilmediği bir kutudaki sıvıyı (deterjanı) içtiği, davacının olaydan hemen sonra kışla revirine götürüldüğü ve ilk müdahaleyi müteakip Elazığ Asker Hastanesine sevk edildiği; yapılan tedavi sonucu 20 gün istirahat ile kıtasına taburcu edildiği, hava değişimini müteakip Elazığ Asker Hastanesince GATA Komutanlığı (Ankara)ya sevk edildiği, burada yapılan tedavileri müteakip SMK. lı olarak hava değişimine gönderildiği; terhisini müteakip Askerlik Şubesi Başkanlığınca Gümüşsüyü Asker Hastanesine sevk edildiği, oradan da GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesine sevk edildiği burada yapılan tedavi sonucunda aynı Hastanenin 21 Mart 2003 gün ve 1672 sayılı raporunda belirtken özefagusta darlık tanısıyla davacı hakkında, Askerliğe Elverişli Değildir. raporu düzenlendiği; dava konusu olayla ilgili yapılan soruşturma sonucu davacının kendisini askerliğe elverişsiz hale getirmeye teşebbüs etmek suçu nedeniyle mahkeme dosyasının tanzim edildiği ve 8 nci Kolordu Komutanlığı Adli Müşavirliğinin sanığın fiilin disiplin tecavüzü teşkil ettiği ve cezalandırma yetkisinin disiplin amirliğinde olduğu gerekçesiyle dosyanın Birliğine iade edildiği anlaşılmıştır.
İdare Hukuku İlkelerine ve T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada, idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş bu meselenin hali doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarinin hukuki sorumluluğu için bir zararın varlığı, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Davacı Suat ÇEVİKin, askerliğe elverişsiz hale gelmesi olayında, idareye izafe edilebilecek bir hizmet kusuru bulunmamakla birlikte olayın bir kamu hizmeti olan askerlik görevinin ifası sırasında ve bulaşıkhanede bulunan bir bidon içindeki sıvı deterjanın su sanılarak yanlışlıkla içilmesi sonucu meydana geldiği, davacının da herhangi bir kusurunun bulunmadığı, meydana gelen zararla eylem arasında illiyet bağı bulunduğu, uğradığı zararların hizmet kusuru olmasa dahi kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca, davalı idarece karşılanmasının gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı vekil, 07 Şubat 2005 tarihli dilekçesinde; davacıya T.C. Emekli Sandığınca vazife malulü aylığı bağlandığını, sakatlanması nedeniyle uğradığı maddi zararların bağlanan bu aylıkla karşılandığını belirterek maddi tazminat talebinden feragat ettiğini, davanın manevi tazminat talebi bakımından karara bağlanmasını talep etmiştir.
Feragat, taraflar arasındaki uyuşmazlığı ortadan kaldıran kesin bir irade beyanı olup kesin hükmün bütün sonuçlarını doğurduğundan 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 65 nci maddesinin gönderme yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 91-95 nci maddeleri gereğince davacının maddi tazminat istemi konusunda bir karar verilmesine yer olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı Suat ÇEVİK'in, olay nedeniyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdıraplarının kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olayın meydana geliş şekli, tarihi, askerlik statüsü, sosyal durumu, paranın alım gücü ve işletilecek yasal faiz dikkate alınarak uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle:
1. Feragat nedeniyle davacı Suat ÇEVİKin MADDİ TAZMİNAT İSTEMİ KONUSUNDA BİR KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. Davacı Suat ÇEVİK'e takdiren 3,000.00 YTL. (Üçbin Yeni Türk Lirası.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3. Hükmedilen manevi tazminat miktarına, olay tarihi olan 11 Ocak 2002 tarihinden 30 Haziran 2002 tarihîne kadar yıllık %60 (YÜZDEALTMIŞ), 01 Temmuz 2002 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (YÜZDEELLİBEŞ), 01 Nisan 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDEOTUZ), 01 Ocak 2004 tarihinden 31 Aralık 2004 fariline kadar yıllık %15 (YÜZDEONBEŞ), 01 Ocak 2005 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık % 12 (YÜZDEONİKİ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
4. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin DAVALI İDAREYE YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
5. Hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nispi olarak hesap edilen 360,00 YTL (Üçyüz Altmış Yeni Türk Lirası) Avukatlık ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK. DAVACIYA VERİLMESİNE,
6. Aşkale/Erzurum Askerlik Şubesi Başkanlığınca Hizmete Özel gizlilik derecesiyle gönderilen davacıya ait askerlik şahsi dosyasının aynı gizlilik derecesiyle İADESİNE,
7. Davacı tarafından peşin yatırılan 760,00 YTL. (Yediyüz Altmış Yeni Türk Lirası) harcın istemi halinde DAVACIYA İADESİNE,
8. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 38,00 YTL. (Otuzaltı Yeni Türk Lirası) posta giderinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACIYA İADESİNE,
09 ŞUBAT 2005 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy