(1602 S. K. m. 35, 42, 43, 44, 45)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat İstemi
SAVUNMANIN ÖZETİ: USUL YÖNÜNDEN: Davacılar yakını Ahmet ÖZLÜ'nün; 07 Ağustos 2002 tarihinde vefat ettiği, davacıların bu olayla ilgili olarak tazminat talebi ile idareye başvurularının 12 Ağustos 2003 tarihinde olduğu, olaya ıttıla tarihi üzerinden 1602 Sayılı AYİM Kanununun 43 ncü maddesinde öngörülen bir yıl içinde başvuru şartının gerçekleşmediği ve davada zamanaşımı olduğu, öncelikle bu hususun göz önünde bulundurulması gerektiği,
ESAS YÖNÜNDEN: P.Er Ahmet ÖZLÜ'nün kaydı silinen demir barakanın yıkımı sırasında, biriket parçalarının yerdeki demir parçasının üzerine düşmesi ve demirin müteveffanın alnına çarpması sonucu alnından yaralandığı, kaldırıldığı hastanede ameliyat edilmesine rağmen kurtarılmayarak vefat ettiği, gerekli emniyet tedbirlerinin alındığı ve yaralanmasından sonra derhal tedavi imkanlarının seferber edildiği, ameliyat uygulandığı, hastanenin tüm imkanlarının kullanıldığı, dava konusu olayda idareye izafe edilecek kusurdan bahsedilemeyeceği, dava konusu olayda yasal yükümlülüklerini sonuna kadar yerine getiren davalı idarenin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, yasal dayanaktan yoksun olan davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönünde savunma yapılmıştır.
BAŞSAVCILIĞIN DÜŞÜNCESİ: USUL YÖNÜNDEN: Davacılar yakını Ahmet ÖZLÜ'nün; 07 Ağustos 2002 tarihinde vefat ettiği sabit ise de, ölüm olayından davacıların hangi tarihte haberdar olduklarına dair dosyada belge bulunmadığı, davacılar vekili tarafından 06.08.2003 tarihli dilekçe ile davalı idareye başvurularak tazminat istendiği, bu dilekçenin 12.08.2003 tarihinde idarenin kaydına girdiği, 1602 Sayılı AYİM Kanununun 43 ncü maddesi kapsamında davacıların davalı idarenin eylemini öğrenme tarihleri açık olmadığından süre aşımının bulunmadığı,
ESAS YÖNÜNDEN: P.Er Ahmet ÖZLÜ'nün kaydı silinen demir barakanın yıkımı sırasında, biriket parçalarının yerdeki demir parçasının üzerine düşmesi ve demirin müteveffanın alnına çarpması sonucu alnından yaralandığı, kaldırıldığı hastanede ameliyat edilmesine rağmen kurtarılamayarak vefat ettiği, davalı idarenin yıkım sırasında gerekli emniyet tedbirlerini atmış olması nedeniyle, idarenin hizmet kusurundan bahsedilemeyeceği, zarar ile hizmet arasında illiyet bağının bulunması nedeniyle kusursuz sorumluluk ilkeleri uyarınca zararın davalı idarece karşılanması gerektiği yönünde düşünce bildirilmiştir,
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince; davacılar vekilinin istemi üzerine 24 Kasım 2004 günü saat 09.30. da davacıların katılımı olmaksızın, davacılar vekili Av. Abdullah ÖZİLHAN, Davalı idare vekili Haz. Av. Neriman AKKAYA, AYİM Savcısı Hv.Hak.Bnb.Hakan ÖZBEK'in katılım ile duruşma yapılıp, Raportör Üye Hak.Kd.Alb.H.Hasan MUTLU'nun açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekil, 11.11.2003 tarihinde Çorlu Asliye Hukuk Mahkemesinde ve 08.12.2003 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen dilekçesinde özetle; müvekkillerinin yakını Ahmet ÖZLÜ'nün Amasya 15 nci P.Er Eğt.Tug.12 nci P.Er Eğt.A. da askerlik hizmetini yaparken 07 Ağustos 2002 günü kaydı silinen demir barakanın yıkımında görevlendirildiğini, yıkım sırasında, biriket parçalarının yerdeki demir parçasının üzerine düşmesi ve demirin müteveffanın alnına çarpması sonucu alnından yaralandığını, kaldırıldığı hastanede ameliyat edilmesine rağmen kurtarılamayarak vefat ettiğini, olayla ilgili olarak yapılan soruşturmada Kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, olayda müteveffanın hiçbir kusurunun olmadığını, gerekli emniyet tedbirleri alınmadan yıkım yapılması nedeniyle davacıların yakınını yaralandığını ve müteakiben vefat ettiğini, idarenin hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkeleri çerçevesinde davacıların uğradığı zarar karşılığı olarak 60 Milyar TL. maddi 10.000.000.000 TL. manevi olmak üzere toplam 70.000.000.000. TL. tazminatın hüküm altına alınmasını, talep ve dava etmiştir.
Davacıların adli yardım istemi AYİM 2 nci Dairesinin 17.12 2003 tarih ve Esas No: 2003/1019 sayılı kararı ile kabul edilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacıların yakını Ahmet ÖZLÜnün, Amasya 15 nci P.Er Eğt.Tug.12 ncs P.Er Eğt.A. da askerlik hizmetini yaparken 07 Ağustos 2002 günü kaydı silinen demir barakanın yıkımında görevlendirildiği, yıkım sırasında, biriket parçalarının yerdeki demir parçasının üzerine düşmesi ve demirin müteveffanın alnına çarpması sonucu alnından yaralandığı, kaldırıldığı hastanede ameliyat edilmesine rağmen kurtarılamayarak aynı gün (07 08.2002 günü) vefat ettiği, davacılar vekilinin 06.08 2003 tarihli tazminat talebine dair dilekçesinin 06.08.2003 tarihinde Çorlu'dan postaya verildiği bu başvurunun 12.08.2003 tarihinde MSB, Evrak memuruna teslim edildiği ve 13.08.2003 tarihinde MSB.nin evrak kayıtlarına girdiği, böylece Milli Savunma Bakanlığına yapılan müracaatın zarar sebebi ölüm olayından bir yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra yapıldığı anlaşılmıştır.
1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu hükümlerine göre davanın süresinde açılıp açılmadığı ilk inceleme sırasında davanın esasına girilmeden incelenecek hususlar arasında sayılmıştır.
Dava açma süresi, kamu düzeni ile ilgili olup hak düşürücü niteliktedir. Davanın her safhasında dikkate alınması hukuk alanında tartışmasız kabul edilen bir zorunluluktur. Bu nedenle, davalı vekilinin ileri sürdüğü davanın süresinde açılıp açılmadığı hususu incelenmiştir.
1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun iptal ve tam yargı davaları başlığını taşıyan 42 nci maddesi ilgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davaları ile birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı, icra tarihinden itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 35 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır. hükmünü amir olup aynı Kanunun ihtiyari müracaat ve idari makamların sükutu başlığını taşıyan 35 nci maddesinde de a) ihtiyari müracaat: Kesin işlem yapmaya yetkili makamlarca tesis edilen idari işlemlerin geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması, üst makamlardan yoksa işlemi yapmış olan makamdan idari dava açmak için belli olan süre içinde istenebilir. Bu müracaat işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur. - Altmış gün içinde cevap verilmez ise istek reddedilmiş sayılır. - İsteğin reddi üzerine dava açma süresi başlar ve müracaat tarihine kadar geçmiş olan süre de hesaba katılır. b) İdari makamların sükutu: - İlgililer haklarında idari davaya konu olabilecek bir eylem veya işlemin yapılmaması için idari makamlara başvurabilirler. Bu halde yetkili makamlar en çok altmış gün içinde bir cevap verirler. - Bu süre içinde cevap verilmez ise, istek reddedilmiş sayılır ilgililer altmış günün bitiminden itibaren idari dava açma süresi içinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler. Dava açılmayan haller ile davanın altmış günlük süre geçtikten sonra açılması sebebiyle dilekçenin reddi halinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra cevap verilirse, bunun tebliğinden itibaren dava açma süresi yeniden işlemeye başlar. Müracaatçıya kayıt tarihi ve sayısını gösterir imzalı ve mühürlü pulsuz bir alındı kağıdı verilir hükmü öngörülmüştür. Yine aynı kanunun 43/1 nci maddesinde idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açmadan önce bu eylemlerin yazılı bildirimi üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yetkili makama başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri lazımdır. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde bu konudaki işlemin tebliği tarihinden ve altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren altmış gün içinde tam yargı davası açabilirler hükmüne yer verilmiştir.
1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun 44/f ve 45/A maddeleri gereğince, dava açma süresi geçirildikten sonra açılan davaların reddine karar verileceği belirtilmiştir.
Davacının zarara yol açtığını iddia ettiği eylem, davacılar yakını Er Ahmet ÖZLÜnün 07.08.2002 günü ölümü olayıdır. Davacıların ölüm olayını aynı gün öğrendikleri anlaşılmaktadır. Bu tarihten itibaren 1602 Sayılı AYİM Kanunun 43 ncü maddesinde öngörülen bir yıllık süre geçtikten sonra 13.08.2003 tarihinde Milli Savunma Bakanlığına yapılan başvuruda süre aşımı bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davanın SÜRE AŞIMI YÖNÜNDEN REDDİNE,
2. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin (posta giderleri dahil) DAVACILARA YÜKLETİLMESİNE,
3. Dava adli yardımlı görüldüğünden, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununun 1 Sayılı tarifesi uyarınca 11.970.000 TL. başvuru harcı ile, 7.880.000 TL. esas dışı maktu ilam harcı toplamı olan 19.850.000 TLnin DAVACILARA YÜKLETİLMESİNE, bu miktarın davacılar tarafından peşin yatırılan 32.600.000 TL. harçtan mahsubu ile kalan 12.750.000 TLnin istemleri halinde davacılara İADESİNE,
4. Dava duruşmalı görüldüğünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen maddi tazminat tutarı ürerinden nisbi ve reddedilen manevi tazminat tutarı üzerinden maktu olarak hesap edilen 5.970.000.000. TL. (BEŞMİLYARDOKUZYÜZYETMİŞMİLYON TL.) Avukatlık ücretinin davacılardan alınarak, DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE.
08 ARALIK 2004 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy