(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 71)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi tazminat istemi
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacının 21.10.2003 tarihinde birliğe katılışında muayene yapıldığı, 24.01.2004 tarihinde Edirne Kızılay Kan Merkezine kan bağışı esnasında HbsAg Pozitif saptandığı, T.C Anayasasının 125/son maddesi gereğince idarenin kendi eylemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğu, kendi işlem ve eylemlerinden doğmamış zararlardan idarenin sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı, dava konusu olayda Bakanlığa atfı kabil herhangi bir hizmet kusurunun bulunmadığı, davacının beyan ettiği rahatsızlığı ile ilgili olarak hiçbir kısıtlamaya tabi tutulmadan tedavisinin temini maksadıyla ilgili sağlık kuruluşlarına sevk edildiği, sağlığına kavuşması için tüm imkanların seferber edildiği, yasal yükümlülüklerini yerine getiren Bakanlığın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, davacının maddi zararlarının nelerden ibaret olduğunun somut bir şekilde açıklanmadığı ve belgelendirilmediği, davacı lehine tazminat ödenmesi hainde Devletçe sağlanacak yararların maddi zararlardan mahsup edilmesinin gerektiği, istenilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğu belirtilerek hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi yönünde savunma yapılmıştır.
BAŞSAVCILIĞIN DÜŞÜNCESİ: Davacının askerliğe elverişsiz hale gelmesine sebep olan rahatsızlığın Hepatit-B virüsü (HBV Enfeksiyonu) taşıması olduğu, bunun yanı sıra bu rahatsızlığın maluliyete ve işgücü kaybına neden olup olmadığının tespit edilmemiş olduğu, davacının tazminata müstehak olup olmadığının tespit edilebilmesi için askerliğe elverişsiz hale gelmesine neden olan hastalığın bünyesel bir hastalık olup olmadığının tespiti gerektiği, hastalığın bünyesel olmayıp askerliğin sebep ve tesiri ile meydana geldiğinin tespit edilmesi halinde bilirkişiye tespit ettirilecek miktarın tazminat olarak ödenmesine, hastalığın bünyesel nedenlerden kaynaklandığının tespiti halinde davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince, Raportör üye Hak. Kd. Alb. H.Hasan MUTLU'nun açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, 20.02.2004 tarihinde Batman Asliye Hukuk Mahkemesine müracaatla bu kanala gönderilip 27 Şubat 2004 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; davacının 26.08.2000 tarihinde askerlik şubesine teslim olduğunu, acemi eğitimini müteakip Uzunköprü 4 ncü Mknz.P.Tug.Top.Tb.4 ncü Bt.K.lığına katıldığını, 26 Şubat 2003 tarihinde yapılan muayenede Hepatit-B virüsü taşıdığının ortaya çıktığını, askere tüm sağlık kontrollerinden geçtikten sonra sağlıklı olarak sevk edilen müvekkilinin, askerlik görevi sırasında birlikteki elverişsiz yaşam koşulları nedeni ile bir süre sonra Kronik Hepatit-B virüsü kaptığını, hastalığın müvekkilinin hayatında telafisi imkansız zararlara ve sıkıntılara neden olduğunu, belirterek 40 milyar TL. maddi ve 15 milyar TL. manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının 21.10.2003 tarihinde birliğe katılışında muayene yapıldığı, muayenesinde sağlıklı olarak tespit edildiği, bu muayene sırasında Hbs.Testi yapılmadığı için Hbs. Virüsünü önceden taşıyıp taşımadığının bilinmediği, 24.01.2004 tarihinde Edirne Kızılay Kan Merkezine kan bağışında bulunduğu, bu kanda HbsAg Pozitif saptandığı ve 26.02.2003 tarihinde Çorlu Asker Hastanesine sevk edildiği, HBsAg pozitifliği doğrulanarak Çorlu Asker Hastanesi Sağlık Kurulunun 26.02.2003 tarih ve 595 sayılı raporu ile 6 ay hava değişimi verildiği, hava değişimi sonunda sevk edildiği Diyarbakır Asker Hastanesinin 29.08.2003 tarih ve 4308 sayılı Sağlık Kurulu Raporu ile Hepatit B Enfeksiyonu teşhisiyle B-52, F-3 askerliğe elverişli değildir. Kararı verilerek terhis edildiği anlaşılmıştır.
İdare hukuku ilkelerine ve T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği ise Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran işlem veya eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuçla eylem veya işlem arasında doğrudan doğruya bir illiyet bağının bulunması, zarara yol açan işlem veya eylemin bir hizmet kusuru teşkil etmesi veya kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanmasına elverir nitelikte olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Maddi olguda bu koşullardan birinin yokluğu idarenin tazmin sorumluluğunu kaldırır. Ortada bir zarar yoksa veya meydana gelen zarar idari eylem ya da işlemden doğmamış ise yahut zararla idari eylem veya işlem arasında nedensellik bağı kurulamıyorsa idarenin tazmin sorumluluğundan söz edilemez.
Davacının, barışta askerliğe elverişsiz hale gelmesine neden olan Hepatit-B enfeksiyon rahatsızlığının, idari bir eylem veya istemden kaynaklandığına ilişkin somut bir iddia ve kanıt bulunmamaktadır. Davacının askerlik hizmeti sırasında Kızılay'a kan bağışı sırasında tespit edilen bu rahatsızlığı sonunda uğradığı zararın, idari bir eylem veya işlemden kaynaklandın a ilişkin somut bir iddia ve kanıt ortaya konulmadığından idarece tazmin edilmesi hukuken mümkün görülememiştir.
Somut bir iddia ve olay nedeniyle bu rahatsızlığa yakalandığına ilişkin bilgi ve belge bulunamadığından, daha önce benzer bir durum sebebiyle resmi bilirkişi olarak görüşlerine başvurulan GATA İnfeksiyon Hastalıkları Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığında öğretim üyesi olarak görevli 2 profesör ve 2 doçent tarafından düzenlenen 17.08.2001 tarih ve IN RHST; 2000-877-01 sayılı raporda; Hepatit-B'nin, Hepatit B virüsü denilen bir virüs tarafından oluşturulan karaciğerin iltihaba hastalığı olduğu, bu virüsün cinsel temas, ortak kullanılan jilet, enjektör, diş fırçası, kulak deldirme gibi ortak kullanılan alet ve girişimlerle bulaştığı, virüs bulan erişkinlerin %90'ının virüsü vücutlarından atma ihtimalinin bulunduğu, taşıyıcılık durumunda iş gücü kaybı yaratmadığı, virüsün aynı odada veya yemekhane gibi toplu yerlerde bulunmakla bulaşmasının mümkün olmadığının belirtildiği dikkate alınarak tıbbi bilirkişi incelemesi yaptırılmasının pratik bir faydasının olmayacağı düşünülerek, tıbbi bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek görülmemiş davacının zarar doğuran rahatsızlığı ile idare arasında sorumluluğu gerektirecek bir eylem veya işlem dolayısıyla illiyet bağı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacı Mehmet Ali ACAR'ın MADDİ ve MANEVİ TAZMİNAT istemlerinin REDDİNE,
2. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin (posta giderleri dahil) DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
3. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu hükümleri gereğince 15.300.000 TL. başvuru harcı ile 20.600.000 TL. esastan ilam harcı toplamı olan 35.900.000 TL, (OTUZBEŞMİLYONDOKUZYÜZBİN TL.) harcın DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, bu miktarın davacı tarafından peşin yatırılan 779.800.000 TL. harçtan mahsubu ile arta kalan 743.900.000 TL. (YEDİYUZKIRKÜÇMİLYONDOKUZYÜZBİN TL.) harcın istemi halinde DAVACIYA İADESİNE,
20 EKİM 2004 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy