(2709 S. K. m. 125)
Davanın Konusu: Maddi ve Manevi Tazminat İstemi
Savunmanın Özeti: Dava konusu olayda idareye yüklenebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı, ayrıca idareden ön müracaatta talep edilen manevi tazminat miktarının dava dilekçesinde yüksek olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönünde savunma yapılmıştır.
Başsavcılığın Düşüncesi: Zararlı sonuç doğuran olay ile hizmet arasında nedensellik bağı bulunduğundan kusursuz sorumluluk ilkesine göre zararın zarar gören üzerinde bırakılmayarak topluma yayılmasının adalet, eşitlik ve hakkaniyet esaslarına uygun düşeceğinden davacının zararının karşılanması gerektiği bu nedenlerle davacının zararlarının kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca karşılanması gerektiğinden; meydana gelen maddi zararla ilgili olarak bilirkişi tarafından tespit olunacak bir miktarın yasal faizi ile birlikte maddi tazminat, duyulan acı, elem ve üzüntünün karşılığı olarak takdir edilecek bir miktarın yasal faizi ile birlikte manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilmesinin gerektiği yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince, davacı vekilinin istemi üzerine 24 Kasım 2004 Çarşamba günü saat 09.30'da davacının yokluğunda, davacı vekili Av. Vedat EREK, davalı idare vekili Haz. Av. Neriman AKKAYA ve AYİM Savcısı Hv. Hak. Bnb. Hakan ÖZBEK'in iştirakleriyle açık duruşma yapılıp, Raportör Üye Hak. Yb. Coşkun GÜNGÖR'ün açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, 26 Ocak 2004 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinin reddine karar verilmesi üzerine 11 Mart 2004 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin Tunceli-Hozat 51.İç Güv.Tug.Des.Kt.Lv.Bl.K.lığı emrinde aşçı olarak askerlik görevini yaparken 01.07.2003 tarihinde mutfakta çalışırken sağ elini kıyma makinesine kaptırdığını, sağ elinin orta üç parmağını (3, 4, 5.parmaklar) kaybettiğini, bir parmağını (2.parmak) ise kullanamaz hale geldiğini ve müvekkili hakkında askerliğe elverişli değildir raporu düzenlendiğini, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek 30 milyar TL maddi ve 10 milyar TL. manevi tazminatın yasal faiziyle ödenmesini adli yardım istemiyle birlikte talep ve dava etmiştir.
Davacının adli yardım istemi, AYİM İkinci Dairesinin 11 Şubat 2004 gün ve GENSEK NO:2004/219, ESAS NO:2004/120 sayılı kararıyla kabul edilmiştir.
Dava dosyası incelendiğinde; davacının Tunceli-Hozat 51.İç Güv.Tug.Des.Kt.Lv.Bl.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yaparken 01 Temmuz 2003 tarihinde aşçı olarak görev yaptığı birlik mutfağında sağ elini kıyma makinesine kaptırdığı, bu olay neticesinde davacı hakkında GATA K.lığı Sağlık Kurulunun 26.09.2003 tarih ve 7522 sayılı raporu ile Sağ el 3, 4 ve 5.parmaklar Ampote, 2.parmakta PIP ve dip eklem ankilozu tanısıyla D/65 F3 Askerliğe Elverişli Değildir. 10 gün iş ve gücünden kalmıştır. Hayati tehlike geçilmemiştir. Toplam % 17 uzuv tadili vardır kararı verildiği, davacı hakkında açılan soruşturma sonucu 8 nci Kor.K.lığı Askeri Savcılığı tarafından 29.12.2003 tarih ve E:2003/1925, K:2003/649 sayı ile Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı verildiği, davacının vekili aracılığıyla 22.10.2003 tarihli dilekçe ile davalı idareye başvurarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu, ancak bu başvuruya cevap verilmemesi üzerine davacının vekili arıcılığıyla maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle AYİM'de dava açtığı anlaşılmaktadır.
Davalı idare tarafından davacının idareden talep ettiği maddi ve manevi tazminat miktarından fazla bir miktardaki talep ile dava açamayacağı, artırılan miktar için idareye geçerli bir müracaat olmadığı, bu nedenle bu fazla miktarın reddi gerektiği belirtilmiş ise de; taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargı yoluna gidilmeden anlaşma yolu ile çözümünü amaçlayan bir müessesenin, idari yargıda talep edilen miktar açısından bir sınırlama teşkil edemeyeceği ve davacı açısından bağlayıcı bir durum yaratmayacağı değerlendirildiğinden davalı idarenin bu yöndeki itirazına itibar edilmemiştir.
Anayasanın 125 nci maddesine göre İdare kendi eylem ve işlemlerinde doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu açıdan idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş olup bu sorunun çözümü öğreti ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Genel kabule göre idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk esaslarına dayandırılmaktadır. Hangi esas üzerinde temellendirilirse temellendirilsin genel olarak idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir olması, zararlı sonuç ile eylem açısından doğrudan doğruya bir nedensellik bağının bulunması zorunludur.
Davacının 51 nci İç Güvenlik Tugayı Levazım BI.K.lığı emrinde kışla mutfağında aşçı olarak görevli iken 1 Temmuz 2003 tarihinde saat 19.30 civarında et kıyma makinasında ete ilave için yağ koymakta iken sağ elini makinaya kaptırdığı, neticesinde askerliği elverişsiz hale gelerek sakatlandığı konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Davacının yaralanmasında idareye yüklenebilir kusur bulunmamaktadır. Ancak olayın hizmetin ifası sırasında meydana gelmiş olması sebebiyle olay ile hizmet arasında nedensellik bağı bulunduğundan, meydana gelen zararın, kusursuz sorumluluk ilkesine göre, zararın zarar gören üzerinde bırakılmayarak topluma yayılmasının, adalet, eşitlik ve hakkaniyet kurallarına uygun düşeceğinden, davacının zararlarının karşılanması gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
Mahkememizin yerleşmiş uygulamalarına göre T.C. Emekli Sandığı İştirakçisi olmayan kimselere olay sebebiyle bağlanan aylıklar ve ödenen tütün ikramiyeleri maddi zararın hesaplanmasında sağlanan yarar kabul edildiğinden, bu husus araştırılmış, T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün 22.12.2004 tarih ve B.07.1.EMS.0.10.01.01/77.536.182 sayılı yazısından Genel Müdürlüğün 30.09.2004-05.11.2004 tarih ve 170565-190099 sayılı işlemleri ile davacıya 01.11.2003 tarihinden itibaren 583.590.000 TL. 4.derece vazife malullüğü aylığı bağlandığı, daha sonra değişen katsayılar itibariyle aylıkları arttırılarak en son 01.09.2004 tarihinde almakta olduğu vazife malullüğü aylığının 667.470.000 TL'ye yükseltildiği, ayrıca 3480 sayılı Kanun uyarınca 2003 yılı için iki aylık 169.960.000 TL tütün ikramiyesi ödendiği anlaşılmıştır.
Davacının maddi zararının hesaplanması için re'sen seçilen bilirkişi tarafından tanzim olunup Mahkememize ibraz edilen 11.02.2005 tarihli bilirkişi raporunda, davacının 77.975 YTL maddi zararına karşılık 186.902 YTL. maddi yarar sağladığı, bu nedenle maddi tazminat hakedişinin bulunmadığı bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna süresi içinde itiraz edilmemiştir. Mahkememizin yerleşik içtihatlarına ve ilmi verilere uygun bulunan bilirkişi raporuna göre uygulama yapılmasına karar verilmiştir.
Davacının olay nedeniyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla, olayın meydana geliş şekli, davacının askerlik statüsü, paranın alım gücü ve işleyecek yasal faiz dikkate alınarak uygun miktarda manevi tazminat verilmesine hükmedilmiştir.
Davacının maddi tazminat talebinin reddedilmesi isteminde haksız oluşundan değil, davanın açıldığı tarih olan 26.01.2004 tarihi itibariyle T.C. Emekli Sandığınca maluliyet aylığının bağlanmadığı, bu işlemin beklenmesi halinde dava açma süresinin kaybedilmesinin söz konusu olabileceği, nitekim T.C. Emekli Sandığınca davacıya 30.09.2004 ve 05.11.2004 tarihli işlemlerle emekli aylığının bağlanmış olduğu, Mahkememizin yerleşik içtihatlarına göre duruşmalı görülen davalarda sağlanan yararın mahsup muamelesinden dolayı maddi tazminat isteminin tamamen veya kısmen reddi halinde davacılar aleyhine avukatlık ücretine hükmolunmasının hakkaniyete uygun olmayacağı, hak aramak için başka çaresi olmayan davacıların zarara uğramasına yol açacağı düşüncesiyle, davacının maddi tazminat talebinin reddedilmesi nedeniyle davalı idare lehine vekalet ücretine hükmolunması talebinin reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Bilirkişi raporu uyarınca davacı Ramazan TIMRAŞ'ın, MADDİ TAZMİNAT isteminin REDDİNE,
2. Davacı Ramazan TIMRAŞ'a, takdiren 5.000,00 YTL (BEŞBİN YENİ TÜRK LİRASI) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
3. Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 01 Temmuz 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine yıllık %30 (YÜZDE OTUZ), 01 Ocak 2004 tarihinden 31 Aralık 2004 tarihine kadar yıllık %15 (YÜZDE ONBEŞ), 01 Ocak 2005 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %12 (YÜZDE ONİKİ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
4. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin (dava adli yaSrdımlı görüldüğünden resmi posta pulu sarfedilmek suretiyle harcanan posta giderleri dahil) DAVALI İDAREYE YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
5. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 100,00 YTL (YÜZ YENİ TÜRK LİRASI) bilirkişi ücretinin DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
6. Hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hükmün verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari ücret Tarifesi uyarınca nispi olarak hesap edilen 600,00 YTL. (ALTIYÜZ YENİ TÜRK LİRASI) avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak, DAVACIYA VERİLMESİNE,
7. Dava duruşmalı görüldüğünden hükmedilen manevi tazminat miktarı yeniden hükmün verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ve Tarifenin 10 ncu maddesi de dikkate alınarak nisbi olarak hesap edilen 600,00 YTL (ALTIYÜZ YENİ TÜRK LİRASI) avukatlık ücretinin davacıdan alınarak, DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE,
8. Dava duruşman görülmekle birlikte, reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden davalı idare lehine vekalet ücreti hükmolunması talebinin REDDİNE,
09 MART 2005 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy