(2709 S. K. m. 125)
Davacılar vekili 03 Aralık 2003 tarihinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; davacıların kardeşi
..nun Şanlıurfa-Akçakalede bulunan 263 ncü Hd.Tb.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yaptığı sırada 04 Ekim 2002 tarihinde yapılan koşuda rahatsızlanıp vefat ettiğini belirterek, davacılara ayrı ayrı 500.000.000 TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizleriyle birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinde; Davacıların yakını P.Er
. nun 3 ncü Hd. A.2 nci Hd.Tb. 8 nci Hd. Bl. K.lığı emrinde askerlik görevini yapmakta olduğu 04.10.2002 tarihinde Bölüğünün erbaş ve erleri ile birlikte teçhizatsız eğitim koşusu yapmakta iken rahatsızlanması üzerine Tabur Revirine görülüp ilk müdahalesinin yapıldığı, oradan ambulansla Devlet Hastanesine götürülürken yolda vefat ettiği, ölen Erin birliğine katılışını müteakip birlik revirinde tabi tutulduğu spor muayenesi yapan tabibe kalp çarpıntısının olduğunu söylemesi üzerine Tb. Atğm.
ün Erbaş ve Er Bedeni Yeterlilik Test ve Geliştirme Kartının sonuç bölümünde yer alan Hastane Sevk kısmının yanına + işareti koyarak Diyarbakır Asker Hastanesi kardiyoloji polikliniğine sevki uygundur şeklinde not düştüğü, 15.07.2002 tarihinde de Revir Baştabipliğinin hastaneye giden erbaş ve erleri takip etmek için kullandığı takip defterine Kardiyoloji Polikliniğine sevk edileceğine dair kayıt düşüldüğünün belirtildiği, olayla ilgili olarak Gaziantep 5 nci Zırhlı Tugay Komutanlığı Askeri Savcılığınca yapılan hazırlık soruşturmasında ölen Erden otopsi ile alınan organ ve doku parçalarını inceleyen Adli Tıp Morg İhtisas Dairesi Başkanlığının raporu ile ölümün kalp - damar hastalığı nedeniyle gelişen patolojik kökenli beyin kanaması sonucunda meydana geldiğinin tespit edildiği, Askeri Savcılık tarafından dinlenen Adli Tıp Uzmanı bilirkişinin davacıların yakınının uzun mesafeli koşmaya iştirak ettirilmesinin ölüm sebebini tetiklediği, ağır egzersiz sınıfına giren uzun mesafeli koşunun doğrudan ani kadriyak ölüm meydana getirdiği yönünde görüş bildirdiği, 5 nci Zh.Tuğ.K.lığı Askeri Savcılığının 28.03.2003 gün ve E. 2003/25, K.2003/195 sayılı iddianamesi ile P.Ütğm.
.in kanun, nizam ve kendisine tebliğ edilen emirlerde spora engel sağlık problemleri olan erleri spora dahil edilmemesi konusundaki emirlere aykırı olarak, kalp çarpıntısı nedeniyle hastaneye sevki gereken P.Er
ya koşmaya iştirak ettirmek ve ölümüne sebep olmak suretiyle tedbirsizlik veya dikkatsizlik veya nizamata emir ve talimata riayetsizlik neticesi bir kişinin ölümüne sebep olmak suçunu işlediği iddiası ile TCK. nun 455/1 nci maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle 5 nci Zh.Tuğ. K.lığı As. Mahkemesinde kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
İdare Hukuku İlkelerine ve T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin tazmin borcunun doğabilmesi için bir zararın mevcudiyeti, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması zorunludur.
Davacıların kardeşinin ölümü ile neticelenen olayın bölüğe toplu olarak yaptırılan 5 kilometre koşusu esnasında ve askeri hizmet sırasında meydana geldiği, müteveffanın meydana gelen olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Olayın meydana gelmesinde hizmetin kurulması ve isletilmesinden kaynaklanan idareye atfı kabil bir hizmet kusuru bulunmamakla birlikte zararlı sonucu doğuran olay ile hizmet arasında illiyet bağı bulunduğundan zararın zarar gören üzerinde bırakılmayarak tüm topluma yayılması adalet, hakkaniyet ve eşitlik esaslarına uygun düşeceğinden davacıların zararlarının kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince idarece karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacıların kardeşlerini kaybetmeleri nedeniyle duydukları ve ömür boyu duyacakları acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş şekli, tarihi, paranın alım gücü ve işletilecek yasal faiz dikkate alınarak olay tarihinden itibaren isletilecek yasal faiziyle birlikte takdir edilen manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir
Açılanan nedenlerle;
1. Takdiren ve istemlerine bağlı kalınarak davacı kardeşler
.,
..,
.,
..,
..ye ayrı ayrı 500.000.000er TL.(BEŞYÜZERMİLYAR TL.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE,
2. Hükmedilen manevi tazminatlara, olay tarihi olan 04 Ekim 2002 tarihinden 31 Mart 2003 tarihine kadar yıllık %55 (yüzde elli beş), 01 Nisan 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık %30 (yüzde otuz), 01 Ocak 2004 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %15 (yüzde on beş) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy