(2709 S. K. m. 125)
Davcılar vekili, 26 Aralık 2003 tarihinde Diyarbakır İdare Mahkemesi Başkanlığına verdiği ve 05 Ocak 2004 tarihinde AYİM kayıtlarına giren dava dilekçesinde özetle; davacıların oğlu
.nın askerlik görevi sırasında vefat ettiğini, ölüm nedeni olarak nöbet sırasında girdiği bunalım sonucu intihar ettiğinin kendilerine bildirildiğini, amirlerinin bunalıma giren bir eri fark etmeyerek kendisine silah verilmesinin hizmet kusuru olduğunu belirterek, davacılar için ayrı ayrı 15.000.000.000 TL. maddi ve 20.000.000.000 TL. manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Mardin Savur İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta olan müteveffa J. Er
nın 03 Ağustos 2003 tarihinde 09.00-13.00 saatleri arasında 7 numaralı mevzi nöbetçisi olarak görevlendirildiği, nöbet hizmetine kendisine el senedi mukabili teslim edilmiş yarım dolduruşta ve emniyeti kapalı olan 541363 seri numaralı G-3 piyade tüfeği ile başlayan müteveffanın nöbet değişimi için anılan mevziye gelen erlerce silahla vurulmuş vaziyette bulunduğu ve öldüğünün anlaşıldığı, olayla ilgili olarak hazırlık soruşturmasını yürüten 7 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığınca düzenlenen 17 Kasım 2003 gün ve E. 2003/3496, K. 2003/2224 sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığı kararında ...silah hakkında düzenlenen tetkik raporda silahın sağlam olduğunun belirtildiği..., boş kovanın müteveffanın kullanımındaki 541363 seri numaralı G-3 piyade tüfeğinden atılmış olduğu, ... sağ el avuc içi ve el üstü svaplarında atış artıklarına rastlandığı, ... ölü harici muayenesi sonucunda darp ve cebir izine rastlanmadığı, atışın bitişik atış şeklinde olduğu... tespitlerine yer verildikten sonra neticeten müteveffanın nöbetçi olduğu sırada silahına şarjör takarak silahının kurma kolunu çekip bırakmak suretiyle namluyu alın bölgesine dayayarak ateşlediği, müteveffanın kendi hayatına son verme kararını destekleyen ve konusu suç oluşturabilecek hiçbir eylem ve işlemin tespit edilemediği sonucuna ulaşılmıştır.
T.C.Anayasasının 125 nci maddesine göre; idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın idarenin sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varlığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuçla eylem arasında doğrudan doğruya bir illiyet bağının bulunması, zarara yol açan eylemin bir hizmet kusuru teşkil etmesi veya kusursuz sorumluluk kuram ve ilkelerinin uygulanmasına elverir nitelikte olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Birliğinde herhangi bir sorunu olmadığı tanık beyanlarından anlaşılan davacıların yakınının, iradi olarak nöbet silahını tam dolduruşa getirerek namluyu alın bölgesine dayamak suretiyle intihar etmesi ve mevcut 7 nci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığının Kovuşturmaya Yer Olmadığı kararı dikkate alındığında, zararlı sonuçla idare arasında doğrudan illiyet bağının bulunmadığı, ölüm olayının idarenin herhangi bir hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluğunu gerektirecek bir eylem veya işleminden kaynaklanmadığı, zararlı sonucun tamamen müteveffanın eyleminden meydana geldiği, davacıların uğradığı zararlı sonuçlardan idarenin sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığı, bu nedenle talep edilen maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Davacılar
. ve
.nın maddi ve manevi tazminat istemiyle açtıkları DAVANIN REDDİNE (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy