(2709 S. K. m. 125)
Davacı vekilleri, 07 Mayıs 2005 tarihinde Edirne İdare Mahkemesine verdikleri ve 13 Mayıs 2005 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; Edirne 55 nci Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini ifa etmekte olan davacının, 09 Mart 2003 tarihinde eğitim esnasında kundağı motorlu topun namlusunun koluna çarpması sonucu yaralandığını, hava değişiminde iken terhis edildiğini belirterek, davacı lehine 55.000 YTL. maddi, 5.000 YTL. manevi tazminata hükmedilmesini, davanın adli yardımlı görülmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davacının adli yardım istemi, AYİM İkinci Dairesinin 02 Haziran 2005 gün ve Esas No.:2004/449 sayılı kararıyla kabul edilmiştir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Edirne Süloğlu 55 nci Mekanize Piyade Tugay Topçu Tabur Komutanlığı emrinde askerlik görevini ifa etmekte olan davacının, 09 Mart 2003 tarihinde birlik personeliyle birlikte alarm tatbikatına katıldığı, tatbikat sonrası davacının komutanlığını yaptığı kundağı motorlu topun namlusunun mesnet kilidine alınarak sabitlendiği, dönüş sırasında destek almak amacıyla yükseliş el çarkından tutunan davacının koluna, meydana gelen sarsıntıların etkisiyle harekete geçen el çarkının dönü olarak çarptığı ve davacının kolunun kırıldığı, tedavileri sonucunda davacının kati rapor aldırılmaksızın terhis edildiği, Mahkememizce alınan ara kararı uyarınca İzmir Asker Hastanesine sevk edilen davacı hakkında Hastane Sağlık Kurulunun 07 Ekim 2005 gün ve 5119 sayılı raporuyla, Sol Radius Eski Kırığı Ameliyatlısı 59/A/F1- Askerliğe Elverişlidir... kararı verildiği anlaşılmıştır.
İdare hukuku ilkeleri ve T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. İdarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği Anayasada belirtilmemiş olup, bu meselenin halli doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır. İster hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarenin tazminle sorumlu tutulabilmesi için bir zararın varıldığı, zararı doğuran eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zararlı sonuçla eylem arasında doğrudan bir illiyet bağının bulunması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Olayın bir kamu hizmetinin ifası sırasında meydana geldiği konusunda ihtilaf yoktur. İdarenin hukuki sorumluluğu için bir zararın mevcudiyeti zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması ve zararla eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için de zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir. Olayımızda idareye atfı kabil bir hizmet kusurundan söz edilemez ise de; bir kamu görevinin ifası sırasında meydana gelen zarar ile görevden neşet eden eylem arasında sıkı bir illiyet bağı bulunduğundan kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince davacının uğradığı zararın davalı idare tarafından karşılanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Maddi tazminat isteminde bulunan davacının maddi zararlarının, sağladığı yararla karşılanıp karşılanmadığının, karşılanmamışsa karşılanmayan zarar miktarının tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir.
Davacının maddi zararının tespiti için resen seçilen bilirkişinin tanzim ettiği 28 Kasım 2005 tarihli bilirkişi raporunda, maddi tazminat hakedişinin 53.517 YTL. olduğu bildirilmiştir.
Taraflara tebliğ olunan bilirkişi raporuna itiraz edilmemiş, ilmi verilere, Mahkememizin yerleşik uygulamalarına ve içtihatlarına uygun bulunan bilirkişi raporu doğrultusunda uygulama yapılmıştır.
Davacıya, kolunun kırılması sebebiyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdırabını kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla olayın meydana geliş şekli, tarihi, davacının statüsü, sosyal durumu, sakatlık derecesi ve paranın alım gücü dikkate alınarak uygun miktarda ve olay tarihi olan 09 Mart 2003 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacı
..a, bilirkişi raporu uyarınca 53.517,00 YTL. (ELLİÜÇBİNBEŞYÜZONYEDİ YENİ TÜRK LİRASI) MADDİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin isteminin REDDİNE,
2. Davacı
..a, takdiren 2.000,00 YTL. (İKİBİN YENİ TÜRK LİRASI) manevi tazminat verilmesine, fazlaya ait isteminin REDDİNE,
3. Hükmedilen maddi tazminat miktarına davacının yeniden gelir elde edeceği kabul edilen 27 Ekim 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDEOTUZ), 01 Ocak 2004 tarihinden 31 Aralık 2004 tarihine kadar yıllık %15 (YÜZDEONBEŞ), 01 Ocak 2005 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %12 (YÜZDEONİKİ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
4. Hükmedilen manevi tazminat miktarına olay tarihi olan 09 Mart 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDEOTUZ), 01 Ocak 2004 tarihinden 31 Aralık 2004 tarihine kadar yıllık %15 (YÜZDEONBEŞ), 01 Ocak 2005 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %12 (YÜZDEONİKİ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
5. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin DAVALI İDAREYE YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince muaf tutulan idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
6. Davacı tarafından peşin yatırılan ve sarf edilen 100 YTL. (YÜZYENİ TÜRK LİRASI) bilirkişi ücretinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
7. Hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarları üzerinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nispi olarak hesap edilen 5.001,00 YTL. (BEŞBİNBİR YENİ TÜRK LİRASI) Avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy