(1111 S. K. m. 10) (YİBK 27.01.1973 T. 1972/6 E. 1973/2 K.)
Davacı, 17.05.2004 tarihinde AYİM kaydına giren dava dilekçesinde özetle; ağabeyi Hv.Plt.Ütğm
..in 28.04.1986 tarihinde görev uçuşu sırasında geçirdiği kaza sonucu şehit olduğunu, 1988 yılında askerlik hizmetini yapmak üzere Babaeski Askerlik Şubesine müracaatında ağabeyinin görev sırasında şehit olması nedeniyle isterse askerlik hizmetinden muaf tutulabileceğinin söylenmesi üzerine bu konuda dilekçe verdiğini, dilekçesinin uygun görülerek askerlik hizmetinden muaf tutulduğunu, bu kapsamda 1992 yılında ayn şubede acemi ihtiyat yoklaması yaptırdığını bu kez Babaeski Askerlik Şubesinin 14.04.2004 tarihli yazısı ile askerlik hizmetinden muaf tutulması işleminin hatalı olduğu gerekçesiyle askere sevk edilmek üzere Şubeye başvurmasının istendiğini, işlemin üzerinden 16 yıl geçtikten sonra hiç hatası bulunmadığı halde 43 yaşında askere sevkinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasını ve işlemin iptalini talep ve dava etmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinde; 1961 doğumlu olan davacının 01 Ocak 1980 tarihinde askerlik çağına girdiği, 1984 tarihinde fakülte mezunu olarak 21 Kasım 1984 tarihinde son yoklamasını yaptırarak yedek subay aday adayı olarak askerliğine karar alındığı, Öğretmen olarak Özel Akasya Lisesinde görev yapması nedeniyle İstanbul İl Milli Eğitim Gençlik ve Spor Md. lügünce ertelemesi teklif edildiği ve askerliği 33 yaş sonuna kadar ertelendiği, daha sonra özel bir okulda görev yapması nedeniyle hakkındaki erteleme kararının kaldırılarak Mart 1989 celbinde sevke tabi tutulacağı konusunda celp için çağrı pusulası gönderildiği, davacının, 14.10.1988 tarihli bir dilekçe ile ağabeyi Hv.Plt.Ütğm.
..in Balıkesir 191 nci filoda görevli iken 14 Ekim 1988 tarihinde eğitim uçuşunda şehit olduğunu belirterek 1111 sayılı Kanunun 10/9 ncu maddesi gereğince askerlik hizmetinden muaf tutulmayı talep ettiği, muaf tutulma talebinin kabul edilerek üzerine kütük defterindeki hanesine 1960-11 sıradaki kardeşi
.. silah altında iken öldüğünden 1111 sayılı Kanunun 10 ncu Md.(c) fıkrası (2) nci bendi uyarınca silah altına alınmayıp acemi ihtiyat olarak yedekliğe geçirildiği, bu işlemin Askerlik Şubesi Başkanı Per. Kd. Bnb.
ile Svl.Me.
in imzasını taşıdığı ve mühürlemek tasdik edildiği, davacının askerlik hizmetinden muaf tutulmasından sonra; kütük, bilgisayar, dosya ve diğer tüm kayıtlarına askerlik hizmetinden muaf olduğu şeklinde işlenmesinden dolayı bu tarihten sonra askerlik işlemleri bu şekilde devam ettiği ve 12 Ocak 1989 tarihinde askerlik hizmetinden muaf olduğu gerekçesiyle yurt dışına çıkabilmesi için kendisine belge verildiği, daha sonra, 5-6 Haziran 2004 tarihinde ASAL Müfettişlerince yapılan denetleme esnasında yapılan işlemin yanlışlığı ortaya çıkması ve askerlik şubesince yapılan bu yanlışlığa istinaden davacı hakkında 7 Nisan 2004 tarihinde karar tadili yapıldığı ve Ağustos 2004 celbinde askere sevki için celp çağrı pusulası gönderildiği anlaşılmıştır.
1111 sayılı Kanunun 10/9 ncu maddesi; Bir baba veya dul ananın oğullarından birisi, barışta veya savaşta askerlik hizmetini yerine getirmekte iken ölmüş veya görev sırasında ve kendilerine 5434 sayılı T.C.Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre maluliyet aylığı bağlanmasını gerektirecek biçimde malul olmuş veyahut savaşta akıbeti meçhul kalmış veya hakkında gaiplik kararı alınmışsa, ondan sonra gelen ilk oğlu, istekli olmadıkça silah altına alınmaz. hükmünü amirdir.
Somut olayda uyuşmazlığın çözümü için öncelikle davacının yaklaşık 16 yıldır tabi olduğu statüsüne, ilk işlemin hatalı olduğundan bahisle başka bir idari işlemle son verilmesi olgusunun idare hukuku kuram ve uygulaması yönünden tahlili zorunlu bulunmaktadır.
Bilimsel öğretide, idareye bir süre ile sınırlı olmaksızın tasarrufunu her zaman geri alma olanağı tanınacak olursa uyuşmazlıkların sonunun gelmeyeceği, idarenin işlemi tesis ederken daha uyanık olamayacağı, dolayısıyla idare edilenlerin hukuki güvenliklerinin sağlanamayacağı esasi kabul edilmiş bulunmaktadır.
Yine doktrinde kabul edilen esaslara nazaran, hukuka aykırı bir işlem ancak muayyen bir süre sonraya kadar geri alınabilir. Bu süre geçtikten sonra geri almak olanaksızdır. Muayyen bir süre geçtikten sonra hukuka aykırı işlemin geri alınması da hukuka aykırı olur. Belirli bir sürenin geçmesiyle işlem hukuka aykırı olsa dahi kazanılmış hak olmaktadır.
Hukukun bir amacı da kişilerin gerek birbirleriyle gerekse devletle olan ilişkilerde güven ve sürekliliği sağlamaktır. Kanuna aykırı sakat bir işlemin uzun bir süre sonra geri alınması adalet, hakkaniyet, kamu düzeni ve istikrar ilkelerine, dolayısıyla hukuka aykırı olur. Topluma ve kişiye hizmetle yükümlü bir hukuk devleti kişiye haksızlık yapmamak ve kendisinin yararlandığı bir süreden kişiyi de yararlandırmak zorundadır.
Kanuna aykırı idari işlemlerin bazı haklar doğurması halinde, (Fransız Hukukunda kanunsuz yapıldığı gerekçesiyle) ancak idari dava açma süresi içinde geri alınabilir. Türk Hukukunda ise, kazanılmış hakkın mevzuata uygun yapılmış idari işlemlerden doğabileceği, hukuka aykırı bir işlemin kazanılmış hak doğurmayacağı, ancak yerleşmiş kazanılmış durum yaratabileceği, bu tür işlemlerin dava açma süresi geçtikten sonra geri alınamayacağı kabul edilmektedir.
Yargıtayın 27.01.1973 gün ve Esas No: 1972/6, Karar No:1973/2 sayılı İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı ile Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 gün ve Esas No. 1968/8, Karar No:1973/14 sayılı kararında belirtildiği gibi çok ciddi ve ağır ölçüde hukuka aykırı olmaları nedeniyle hiçbir hukuki değere sahip olmayan ve hukuken yok hükmündeki idari işlemler, yönetilenlerin gerçek olmayan beyan ve bilgilerle idareyi aldatarak yaptıkları işlemler, hile ile elde edilmiş işlemlerle, idare edilenlerin kolayca anlayabileceği açık hataya dayalı işlemler hukuka aykırı olacakları için bir hak doğurmazlar ve idarece her zaman geri alınabilir.
Sözü edilen bu kararlarda yokluk, mutlak butlan, ilgilinin gerçek dışı beyanı veya hilesi olmamak koşuluyla iyi niyetli kişiler yönünden yanlış bir idari tasarrufun iptal davaları için kanunen müesses (60) günlük dava açma süresinin geçmesinden sonra geri alınması, idari istikrarı, toplumun güven duygusunu ve kamu düzenini zedeleyeceği cihetle sakıncalı görülmüş, bu tür sakat işlemlere yapay bir sıhhat tanınarak idare edilenler, haklarında yapılmış işlemlerin süresiz olarak geri alınabileceği endişe ve tehdidinden kurtarılmış, dolayısıyla kişi ile idare arasında eşit ve adil bir denge sağlanmış olmaktadır.
Davcının 14.05.1988 tarihinde Lüleburgaz Askerlik Şubesinde kayda giren dilekçesi ile askerlik hizmetinden muaf tutulma isteminde herhangi bir hile, yanıltma olmamış, Askerlik Şubesi Başkanlığının 19.10.1988 tarihli işlemiyle davacı acemi ihtiyat olarak yedeğe alınmış, müteakip yıllarda (1989, 1991, 1992, 1993, 1994) yedeklik yoklaması yapılmıştır.
Davalı idarenin davacı hakkında tesis ettiği işlemden, 16 yıl kadar bir süre geçtikten sonra, işlemi geri almasının idari istikrar ilkesine ve hukuka uyarlı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
Davacı
.in, askere sevki yönünde tesis edilen İŞLEMİN İPTALİNE, (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy