(2709 S. K. m. 72) (765 S. K. m. 59, 95, 493, 522) (647 S. K. m. 4, 6) (1632 S. K. m. 30, 31) (926 S. K. m. 50) (276 S. K. m. 8) (1076 S. K. m. 3, 8) (1111 S. K. m. 5)
DAVANIN KONUSU: Yedek subay aday adayı olarak alınan askerlik kararının er olarak tadili ile 15 aylık er statüsünde askere sevk edilme işleminin iptali istemi.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacının askere sevkinden önce Kara Kuvvetleri Komutanlığınca yaptırılan arşiv araştırması sonucu, Gökçeada Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.02.1999 gün ve E: 1998/48, K 1999/12 sayılı hükmü ile hırsızlık suçundan eylemine uyan TCK'nun 493/1, 522 ve 59/1 inci maddeleri gereğince on ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının 647 sayılı Kanunun 4 ve 6 ncı maddeleri gereğince paraya çevrilerek ertelenmesine karar verildiği ve kararında kesinleştiğinin anlaşıldığı, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bir subayın, hangi suçlardan ne cins ve süreli bir ceza aktığı takdirde subaylıktan çıkarılacağının 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 4551 sayılı Kanunla değişik 30/B maddesi ile 926 sayılı TSK Personel Kanununun 50 nci maddesine 4699 sayılı Kanunla eklenen (d) fıkrasında gösterildiği, buna göre davacının hırsızlık suçundan hükümlülüğünün ertelenmiş, para cezasına çevrilmiş, affa uğramış olsa bile subaylıktan çıkarılmayı gerektirdiği, davacının sabıka kaydının Gökçeada Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2004 gün ve E:2004/2, K:2004/2 saydı kararı ile adli sicil kaydından silinmesinin hükümlülüğü ortadan kaldırmadığı, bu nedenle daha önce yedek subay aday adayı olarak alınan askerlik kararının er olarak tadil edildiği belirtilerek, yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi yönünde savunma yapılmıştır.
BAŞSAVCILIĞIN DÜŞÜNCESİ: Davacının işlediği TCK.nun 493/1 nci maddesinde düzenlenen hırsızlık suçundan hükümlülük hali, Askeri Ceza Kanununun 30/B maddesinde yazılı TSK.den çıkarılmayı gerektiren bir suç ise de, mahkumiyeti ertelenmiş olduğundan ertelenmiş hükümlülüklerin bu madde kapsamında bulunmadığı, ancak 926 sayılı TSK Personel Kanunu'nun 50/d maddesine göre hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet hükmü ertelenmiş olsa bile Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılmayı gerektirdiği, Yedek Subay ve Yedek Askeri Memur Kanunu'nun 8/1-2 maddelerinde, Türk Silahlı Kuvvetlerinde subaylıktan çıkarılmayı gerektiren bir suçtan mahkumiyet halinin TSK'den çıkarılmayı gerektirmesine rağmen, her iki yasada da mahkumiyetin tecil edilmesi durumunda, deneme suresi içinde yeniden bir suç işlememesi sebebiyle esasen mahkumiyetin vaki olmamış sayılması halinde, bu ertelemeli mahkumiyetin yedek subay olmaya engel olup olmayacağı hususlarının düzenlenmediği, tecilin cezaların infazına engel olması yanında deneme süresi sonunda mahkumiyetin esasen vaki olmamış sayılması sonucunu da doğurduğu, bu itibarla 1997 yılında işlediği hırsızlık suçundan mahkum olup cezası ertelenen davacının beş yıllık deneme süresi içinde yeni bir suç işlememesi nedeniyle hükümlülüğünün adli sicilden çıkartıldığı, TCK'nun 95/2 nci maddesi uyarınca bu mahkumiyetin esasen vaki olmamış sayıldığı, bu nedenle davacının askerlik kararının uzun dönem er olarak tadil edilerek bu statüde sevk edilmesine hukuken olanak bulunmadığı, davacı hakkında tesis edilen işlemin sebep ve amaç yönünden hukuka aykırı olduğu belirtilerek, davacı hakkında tesis edilen yedek subay aday adayı askerlik kararının er olarak tadiline ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince, Raportör Hak.Bnb Fikret BARAN'ın açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin, 24 Mayıs 2004 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; davacının 08.04.2004 tarihinde tebliğ olunan askere sevk çağrı tebligatı ile üniversite mezunu olmasına rağmen piyade er olarak tertip edildiğini, yedek subay yerine er olarak tertip edilmesine gerekçe olarak, Gökçeada Asliye Ceza Mahkemesinin davacı hakkında hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararı ile adli sicil sabıka kaydının gösterildiğini, davacı hakkındaki mahkumiyet kararına ilişkin suçun 14.09.1998 tarihinde işlendiğini ve hükmün 26.05.1999 tarihinde kesinleştiğini, bu tarihler itibariyle yürürlükte olan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 30 ncu maddesi uyarınca hırsızlık suçundan altı ay veya daha fazla hapis cezasına mahkumiyet halinde tard cezasına hükmedilebileceği, davacı hakkındaki mahkumiyet hükmü ertelemeli para cezası olduğundan TSK'den ilişiğinin kesilmesi sonucu doğurmayacağım ayrıca davacı hakkındaki hükmün adli sicil kaydından silindiğini, TCK'nın 95 nci maddesi uyarınca hükmün hukuk dünyasında esasen vaki olmamış sayıldığını belirterek, davacının yedek subay olarak alınan askerlik kararının er olarak tadil edilmesi işleminin iptalini, açık hukuka aykırı işlemin uygulanması halinde ileride telafisi imkansız zarar söz konusu olduğundan yürütmenin durdurulmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesini talep ve dava etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi AYİM İkinci Dairesinin 09 Haziran 2004 tarih ve Gensek No:2004/1486, Esas No:2004/464 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu olan davacının askerliğe yedek subay aday adayı olarak karar alınıp, Kasım 2003 celbinde sevkinin planlandığı, sevk öncesi Kara Kuvvetleri Komutanlığınca yaptırılan arşiv araştırması sonucunda, davacı hakkında, Gökçeada Asliye Ceza Mahkemesinin 11.02.1999 tarih ve E.1998/48, K. 1999/12 sayılı, 23.03.1999 tarihinde kesinleşmiş hükmü ile, pencere kırmak suretiyle bina içinde hırsızlık suçundan, TCK'nun 493/1, 522 ve 59/1 nci maddeleri tatbik edilerek 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, verilen hapis cezasının 647 sayılı Kanunun 4 ncü maddesi uyarınca 1.500.000 TL ağır para cezasına çevrilmesine ve 647 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiğinin tespit edildiği, bunun üzerine davacının yedek subay aday adayı olarak alınan askerlik kararının Milli Savunma Bakanlığının 13 Şubat 2004 tarih ve MİY:4017-41-04/ASAL D.Yd.Sb.Şb.CST.Ks. (141) sayılı işlemi ile er olarak tadil edildiği ve davacının 09 Haziran 2004 tarihinde 15 ay er statüsünde hizmete sevkini sağlamak üzere askerlik şubesine davet edildiği, bu arada Gökçeada Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2004 tarih ve E 2004/2, K 2004/2 sayılı kararı ile davacının belirtilen mahkumiyetine dair sabıka kaydının silinmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
T.C. Anayasasının 72 nci maddesinde, askerlik hizmetinin her Türkün hakkı ve ödevi olduğu, bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağının kanunla düzenleneceği öngörülmüştür.
Anayasanın bu hükmüne uygun olarak askerlik hizmeti, 1111 Sayılı Askerlik Kanunu ve 1076 Sayılı Yedek Subay ve Yedek Askeri Memurlar Kanununda düzenlenmiştir.
1076 sayılı Kanunun 3 ncü maddesinde, dört yıl ve daha fazla süreli fakülte, akademi, yüksekokul ve enstitüler ile Milli Eğitim Bakanlığınca bunların dengi olduğu kabul edilen yurtdışı öğrenim kurumu mezunu olup da, Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmediğine göre askerliğe elverişli olanlar yedek subay olabilecekleri, ancak yükümlülerin Silahlı Kuvvetlerin ihtiyaç duyduğu yedek subay miktarından fazla olması halinde isteklilerin, yükümlülüklerini erbaş-er olarak yerine getirebilecekleri, isteklilerin ayrılmasından sonra kalan yükümlüler ihtiyaçtan fazla ise Silahlı Kuvvetlerin ihtiyacının bunların arasından seçilerek saptanacağı, yedek subayların hizmet sürelerinin 18 ay olduğu, hizmet sürelerinin barışta Genelkurmay Başkanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararı ile on iki aya kadar indirilebileceği belirtilmiştir.
1111 sayılı Askerlik Kanununun 5 nci maddesi de, 1076 sayılı Kanun hükmüne tabi yükümlülerden; bu yükümlülüklerini istekleriyle veya seçim sonucu yedek subay adayı olmadıkları için erbaş veya er olarak yerine getireceklerin hizmet süresinin, aynı celbe tabi olup yedek subay adayı olarak ayrılanların hizmet süresinin yarısı kadar olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Bakanlar Kurulunun 23 Haziran 2003 tarih ve 2003/5795 sayılı kararı ile, 15 Temmuz 2003 tarihinden geçerli olmak üzere ve silah altındaki yükümlüleri de kapsayacak şekilde, askerlik hizmetinin erbaş ve erler için 18 aydan 15 aya, yedek subaylar için 16 aydan 12 aya indirilmesine karar verildiğinden bugün için yedek subay adayı olarak ayrılanların hizmet süresi 12 ay olarak belirlenmiş olup, yedek subay olabilme imkanı ve hakkı mevcutken yedek subay adayı olamadıkları için yükümlülüklerini erbaş ve er olarak yerine getirecek olanların hizmet süresi belirtilen 12 aylık sürenin yarısı olan 6 aydır. Bu kapsamda 6 aylık hizmete tabi tutulacak yükümlülerde öncelikle yedek subay adayı olabilme şartı aranacaktır. Yedek subay adayı ve dolayısıyla yedek subay olabilme şartlarını taşımayan kişiler ise 1111 sayılı Askerlik Kanunu gereğince, er statüsünde asker edilecekler ve bunların muvazzaflık hizmet süreleri aynı Kanunun 5 nci maddesi gereğince 15 ay olacaktır.
1076 sayılı Yedek Subay ve Yedek Askeri Memurlar Kanununun 8 nci maddesinde Yedek subay adayı olarak askere sevkten evvel veya yedek subay yetiştirilmekte iken aşağıda engel hali olduğu anlaşılanlar askerlik hizmetlerini durumlarına göre er veya erbaş olarak tamamlarlar.
a) 1. Türk Silahlı Kuvvetlerinde subaylıktan çıkarmayı gerektiren bir suçtan mahkum olanlar,
2. Kamu hizmetlerinden müebbeden yasaklı olanlar,
3. Hileli müflis olduğu ilan edilenler,
b) Yönetmelikte belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde;
1. Disiplinsizlik ve ahlaki durumları sebebiyle yedek subay çıkarılması uygun görülmeyenler,
2. Türk Silahlı Kuvvetlerinin manevi şahsiyetine gölge düşüren veya askerliğin şeref ve haysiyetiyle bağdaşmayacak eylemlerde bulunanlar ile tutum ve davranışlarıyla yasa dışı siyasi, yıkıcı, bölücü ideolojik görüşü benimsemiş olduğu anlaşılanlar,
Okul disiplin kurallarının vereceği subay olamaz kararı üzerine er olurlar.
c) Yedek subay öğreniminde başarı gösteremeyenler, erbaş olurlar,
Bunların yerine getirecekleri hizmet süresi 1111 sayılı Kanunun 5 nci maddesinin 1 nci fıkrasında belirtilen süre kadardır. hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre; Türk Silahlı Kuvvetlerinde subaylıktan çıkarmayı gerektiren bir suçtan mahkum olanların yedek subaylık statüsünü kazanamayacakları dolayısıyla yedek subay veya bu statüde erbaş ve er olamayacakları, açıkça belirtilmiştir.
1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 30 ncu maddesinde Aşağıda yazılı hallerde subay, astsubay, uzman jandarmalar ve özel kanunlarında bu cezanın uygulanacağı belirtilen asker kişiler hakkında, askeri mahkemeler veya adliye mahkemelerince asit ceza ile birlikte, Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma cezası da verilir Bu husus mahkeme hükmünde belirtilmemiş olsa dahi, Silahlı Kuvvetlerden çıkarmayı gerektirir.
A) Taksirli suçlardan verilen cezalar hariç olmak üzere ölüm, ağır hapis, bir seneden fazla hapis cezası ile hükümlülük halinde,
B) Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla basit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık dolandırıcılık, sahtecilik inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından biriyle hükümlülük halinde Taksirli suçlardan verilen cezalar hariç olmak üzere, askeri mahkemelerce üç aydan fazla hapis cezası ile birlikte Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma cezası da verilebilir.
Aynı Kanunun 31 nci maddesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma cezasının niteliği, hükümlünün Silahlı Kuvvetlerden ilişiğinin kesilmesidir. Bu ceza, ayrıca bir hükme gerek kalmaksızın;
A) Askeri rütbe ve memuriyetlerin kaybedilmesi,
B) Subay, astsubay, uzman jandarma ve Devlet memuru olarak tekrar Türk Silahlı Kuvvetlerine kabul edilmeme, sonuçlarını doğurur. hükümleri yer almıştır.
926 sayılı TSK.leri Personel Kanununun 50/d maddesi ile de Aşağıda belirtilen suçlardan hükümlü olma nedeniyle ayırma: Ertelenmiş, para cezasına veya tedbire çevrilmiş, affa uğramış olsalar bile, Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 131 inci maddesinin birinci fıkrasının az vahim hali hariç basit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas, iftira gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı nitelikteki suçlardan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma suçlarından hükümlü olan subaylar hakkında, hizmet sürelerine bakılmaksızın Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır hükmü getirilmiştir.
Davacının, Gökçeada Asliye Ceza Mahkemesinin 11 Şubat 1999 gün ve E.1998/48, K.1999/12 sayılı ilamı ile hırsızlık suçundan paraya çevrilerek ertelenmiş mahkumiyet kararının bulunduğu hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Davacının bu mahkumiyetinin Türk Silahlı Kuvvetlerinde subaylıktan çıkarmayı gerektiren bir suç olup olmadığının öncelikle çözümlenmesi gerekmektedir.
Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bir subayın hangi suçlardan ne cins ve süreli bir ceza aldığı takdirde subaylıktan çıkarılacağı Askeri Ceza Kanununun 4551 sayılı Kanunla değişik 30 ncu maddesi ile, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 50 nci maddesine 4699 Sayılı Kanun ile eklenen (d) fıkrasında gösterilmiştir.
Buna göre, ertelenmiş, para cezasına veya tedbire çevrilmiş, affa uğramış olsa bile hırsızlık suçundan hükümlülük hali TSK. Personel Kanununun 50 nci maddesinde yazılı suçlardan olması nedeniyle subaylıktan çıkarılmayı gerektirmektedir. Bu suretle 1076 Sayılı Kanunun 8 nci maddesi ile subaylıktan çıkarılmayı gerektiren suçtan mahkum olanların yedek subay statüsüne girmeleri baştan önlenmiştir. Bu çerçevede davacının yedek subay aday adayı olarak alınan askerlik kararının işlem tarihi itibariyle idarece 15 ay er olarak tadil edilmesi işleminde hukuka ve mevzuata aykırı bir yön bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE,
2. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
27 EKİM 2004 tarihinde OYÇOKLUĞU ile karar verildi.
KARŞİ OY GEREKÇESİ
Davacının hırsızlık suçundan dolayı Gökçeada Asliye Ceza Mahkemesinin 11.02.1999 tarih ve E 1998/48, K.1999/12 sayılı ilamı ile, TCK'nun 493/1, 522 ve 59/1 nci maddeleri tatbik edilerek 10 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı, verilen hapis cezasının 647 sayılı Kanunun 4 ncü maddesi uyarınca 1.500.000 TL ağır para cezasına çevrildiği ve 647 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca ertelendiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır.
Ancak, Gökçeada Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2004 tarih ve E.2004/2, K.2004/2 sayılı kararı ile mahkumiyetin esasen vaki olmamış sayılması sebebiyle adli sicil kaydından silinmesine karar verilmesi karşısında, T.S.K. Personel Kanunu'nun 50/d ve ASCK.nun 30/B maddelerinin hükümlerinin bu duruma etkisinin irdelenmesi gerekmektedir.
Davacının işlediği TCK.nun 493/1 nci maddesinde düzenlenen hırsızlık suçundan hükümlülük Askeri Ceza Kanununun 30/B maddesinde yazılı TSK. den çıkarmayı gerektiren bir suç ise de, mahkumiyet ertelenmiş bulunduğundan ertelenmiş hükümlülükler bu madde kapsamında bulunmamaktadır. Ancak 926 sayılı TSK. Personel Kanununun 50/d maddesinde, hırsızlk suçundan verilen mahkumiyet hükmü ertelenmiş olsa bile Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarmayı gerektirmektedir Zira 926 Sayılı Kanunun 50/d maddesi sadece görevde iken suç İşleyen şahıslara uygulanmaktadır.
Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu'nun 8/1-2 maddesi ve 926 sayılı TSK. Personel Kanununun 50/d maddesinde, hırsızlık suçundan ertelemeli mahkumiyet halinin TSK.den çıkartılmayı gerektirdiği hüküm altına alınmış ise de, her iki yasada da, mahkumiyetin tecil edilmiş bulunması ve deneme süresi içersinde yeniden bir suç istenmemesi sebebiyle esasen mahkumiyetin vaki olmamış sayılması halinde, bu ertelemen mahkumiyetin yedek subay olmaya engel olup olmayacağı, TSK.den çıkarma sebebi sayılıp sayamayacağı hususları düzenlenmemiştir.
Bu konuda hukuki bir çözüme ulaşabilmek için tecil müessesesinin sonuçlarına değinmek gerekmektedir. Tecil, öğretide kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların yerine konmuş bir hukuki müessese olarak tanımlanmıştır. Tecilin ilk sonucu cezaların infazına engel oluşudur. Ancak tecilin esas sonucu, deneme süresinin sonunda husule getir. Mahkumiyetin esasen vaki olmamış sayılması sonucunu doğurur. Türk Ceza Kanununun 95/II nci maddesi: Cürüm ile mahkum olan kimse hüküm tarihinden itibaren beş sene içinde işlediği diğer bir cürümden dolayı evvelce verilen ceza cinsinden bir cezaya yahut hapis veya ağır hapis cezasına mahkum olmazsa cezası tecil edilmiş olan mahkumiyeti esasen vaki olmamış sayılır. Aksi takdirde her iki ceza ayrı ayrı tenfiz olunur. hükmünü emirdir.
Bu durumda, 14.09.1997 tarihinde işlediği hırsızlık suçundan 11.02.1999 tarihinde mahkum olan ve hüküm tarihinden itibaren beş yıllık deneme süresi içerisinde yeni bir suç işlemediğinden mahkumiyet kararı adil sicilden çıkartılan, TCK.nun 95/II maddesi uyarınca tecil edilmiş mahkumiyeti esasen vaki olmamış sayılan davacının, yedek subay aday adayı olarak alınan askerlik kararının Milli Savunma Bakanlığının 13 Şubat 2004 tarih ve MİY:4017-41-04/ASAL D.Yd.Sb.Şb.CST.KS.(141) sayılı işlemi ile er olarak tadil edilerek askere bu statüde sevk edilme işlemine esas alınmasına hukuken olanak bulunmamaktadır. Zira işlem tesis edildiği tarihte (13.02.2004) davacının 14.09.1997 tarihinde işlediği suçta ilgili ertelemeli 11.02.1999 tarihli mahkumiyet hükmünün üzerinden 5 yıldan fazla zaman geçmiştir ve hukuk nazarında esasen vaki olmamıştır.
Hukuken vaki olmamış sayılan mahkumiyetin hüküm ve sonuçlarını devam ettiriyormuş ve hayatiyetini koruyormuşçasına bir idari işleme esas alınması idari işleme hukuki geçerlik kazandırmaz. 926 sayılı Kanunun 50/d maddesindeki subaylıktan ayırmayı gerektiren tecilli mahkumiyet hükmü, ancak erteleme süresi tamamlanmamış ve mahkumiyet hükmü esasen vaki olmamış sayılmasından önceki evrede, deneme süresi içerisinde tesis edilecek işlemlere esas teşkil edebilir. Dolayısıyla mahkumiyetinden sonra şartları gerçekleştirdiği için adli sicil kaydı silinen davacının, karar tarihinden itibaren bütün ehliyetsizlikleri kalkmış olduğundan yeniden yedek subay olma yeteneğini kazandığını kabul etmek gerekmektedir.
Açıkladığım gerekçelerle, davacının yedek subay statüsünde askerlik hizmetine tabi tutulması gerekirken, statüsünün er olarak tadili işleminin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı bulduğumdan davanın reddi şeklinde gerçekleşen çoğunluk görüşüne katılamadım. 27.10.2004 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy