(1111 S. K. m. 2) (1602 S. K. m. 71) (1086 S. K. m. 237)
DAVANIN KONUSU: 1111 sayılı Askerlik Kanunu'nun 2 nci maddesine 3802 sayılı Kanunla eklenen ek fıkra hükmünden yararlandırılarak askerlik yükümlülüğünden muaf tutulmasına ilişkin işlemin iptali istemi.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacının 1958 doğumlu olması nedeniyle 01 Kasım 1977 tarihinden itibaren yoklama kaçağı takibine alındığı, 07 Ekim 1980-20 Kasım 1981 tarihleri arasında Irak'ta askerlik hizmetini yaptığını beyan etmesi üzerine durumunun İzmir Askerlik Dairesi Başkanlığından sorulduğu ve cevaben Bakanlar Kurulu Kararına istinaden halen Irak'ın askerlik hizmeti kabul edilen ülkeler kapsamında olmaması nedeniyle askerlik hizmetini Türkiye'de yapmakla mükellef olduğunun bildirildiği; 31 Mart 1994 tarihinde davacının aynı istemle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde dava açtığı ve anılan davanın AYİM 2 nci Dairesinin 18 Ocak 1995 gün ve E. 1994/703, K. 1995/22 sayılı kararıyla reddedildiği; davacının doğumundan itibaren Türk Vatandaşı olduğu, Irakta yapmış olduğu askerlik hizmeti nedeniyle Türkiye'deki askerlik hizmetinden muaf tutulmasının mümkün olmadığı belirtilerek yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönünde savunma yapılmıştır.
BAŞSAVCILIĞIN DÜŞÜNCESİ: Davacının açtığı bu davanın; tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ve daha önce 31 Mart 1994 tarihinde açılmış olan dava ile aynı olduğu ve kesin hükümle sonuçlandırdığı anlaşıldığından, HUMK. nun 237 nci maddesi uyarınca kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince, Raportör Üye Topçu.KurAlb.Metin ŞAHİN'in açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı, 31 Mayıs 2004 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde kayda geçen dava dilekçesinde özetle; babasının çalışmak için gittiği Bağdat'da 1968 yılında doğduğunu, Türkiye'ye izne geldiklerinde 1960 yılında Türkiye vatandaşı olduğunu, annesinin ölmesi üzerine bahasının Irak'lı bir kadınla evlendiğini ve kendisinin de 1975 yılında Irak vatandaşlığına kaydının yapıldığını, 7 yıl süre ile Irakta askerlik hizmeti yaptığını, daha sonra 1990 yılında Türkiyeye kaçtığını, Türkiye'ye geldikten sonra 25 Şubat 1994 tarihli dilekçe ile askerlikten muaf tutulmak için talepte bulunduğunu, ancak bu talebinin reddedildiğini belirterek askerlik hizmetinden muaf tutulmasına ilişkin işleminin iptalini ve yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi, AYİM Nöbetçi Dairesinin 11 Ağustos 2004 gün ve GENSEK NO,:2004/1587, ESAS NO: 2004/153 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Davacıya ait Şube Şahsi Dosyası ve AYİM Arşivinden getirtilen GENSEK NO: 1994/1069, Esas No: 1994/703 ve Karar No: 1995/22 sayılı dava dosyasında yapılan inceleme sonucunda; davacının ad ve soyadının Hilal İbrahim olduğu, davacının Kazan Asliye Hukuk Mahkemesinin 03 Ekim 1994 gün ve E.:1994/185, K.:1994/145 sayılı kararı ile İBRAHİM olan soyadını ALTINSOY Hilal olan adına da Halil olarak tashih ettirdiği, davacının Hilal İBRAHİM adı ile 31 Mart 1994 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesi ile Askerlik hizmetinden muaf tutulmama işleminin iptali istemiyle dava açtığı, anılan davanın AYİM 2 nci Dairesinin 18 Ocak 1995 gün ve E. 1994/703, K.: 1995/22 sayılı kararı ile esastan reddedildiği, 22 Eylül 1995 tarihinde kayda geçen dilekçe ile karar düzeltme talebinde bulunan davacının bu talebinin de AYİM 2 nci Dairesinin 25 Ekim 1995 gün ve E. 1995/909, K.1995/711 sayılı kararı ile reddedildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 237 nci maddesinin ikinci fıkrası Kaziyei muhkeme, mevcuttur denilebilmek için iki tarafın ve müddeabihin ve istinat olunan sebeplerin müttehit olması lazımdır, hükmünü amirdir.
Anılan hükme göre kesin hükmün mevcudiyetinin kabulü için; davanın konusunun, sebeplerinin ve taraflarının aynı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gereklidir. Bu şartlardan birinin gerçekleşmemesi halinde kesin hükmünden söz edilemez.
Kesin hüküm tarafları, konusu ve nedeni aynı olan bir davanın kesinleşmiş bir yargısal kararla sonuçlandıktan sonra yargı önüne getirilememesi, getirilmiş olsa bile esası görüşülmeden mahkemece reddedilmesi anlamına gelmektedir.
Bu açıklamalar ışığında davacının 31 Mart 1994 tarihinde açtığı ve AYİM 2 nci Dairesince reddedilen dava ile 31 Mayıs 2004 tarihinde açtığı davanın konusu, sebepleri ve taraflarının aynı olduğu, dolayısıyla HUMK'un 237 nci maddesinde öngörülen tüm koşullarının birlikte gerçekleşmesi nedeniyle bu davada kesin hükmün var olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN KESİN HÜKÜM NEDENİYLE REDDİNE,
2. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin (posta giderleri dahil) DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
3. Davalı idare tarafından HİZMETE ÖZEL gizlilik derecesiyle gönderilen davacı Halil ALTINSOY (Hilal İBRAHİM)'a ait şahsi dosyanın aynı gizlilik derecesiyle İADESİNE,
03 KASIM 2004 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy