(926 S. K. m. 50) (765 S. K. m. 59, 72, 342) (647 S. K. m. 6) (1076 S. K. m. 3, 6, 8) (1111 S. K. m. 5) (1632 S. K. m. 30, 31, 71, 131)
Davanın Konusu: Yedek subay aday adayı olarak alınan askerlik kararının er olarak tadilli ile 15 aylık er statüsünde askere sevk edilme işleminin iptali istemi.
Savunmanın Özeti: Davacının askere sevkinden önce yaptırılan arşiv araştırması sonucunda; Sakarya 1 nci Ağır Ceza Mahkemesinin 05.10.2000 gün ve E.1998/32, K.2000/201 sayılı kararı ile sahte resmi evrakı bilerek kullanmak suçundan paraya çevrilerek ertelenmiş mahkumiyet kararı bulunduğunun tespit edildiği, 926 sayılı TSK. Personel Kanununun 50/d maddesine göre Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırmayı gerektiren sahtecilik suçundan hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunan davacının er olarak askere sevkinin hukuka uygun olduğu belirtilerek, yasal dayanaktan yoksun hükmen davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönünde savunma yapılmıştır.
Başsavcılığın Düşüncesi: Davacı hakkındaki ertelenmiş mahkumiyet kararının 926 sayılı TSK.leri Personel Kanunu'nun 50/d maddesi kapsamına girmesi nedeniyle TSK.lerinde subaylıktan çıkarılmayı, dolayısıyla Silahlı Kuvvetlerden ilişiğinin kesilmesi sonucunu gerektiren bir mahkumiyet olarak kabulünün gerektiği, davacının daha önce yedek subay aday adayı olarak alınan askerlik kararının 15 aylık er statüsüne tadili ve bu statüde askere sevkine ilişkin işlemin hukuka uygun olduğu, ayrıca anılan mahkumiyetin ertelenmesine ilişkin deneme süresinin de tamamlanmadığı belirtilerek, yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADİNA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ikinci Dairesince, Raportör Hv.Hak.Yzb. Murat YAMAN'ın açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
Davacı vekili, 29 Haziran 2004 tarihinde Sakarya idare Mahkemesine verdiği ve 08 Temmuz 2004 tarihinde AYİM kayıtlarına geçen dava dilekçesinde özetle; davacının T.C.K. nun 342/3 ncü maddesi uyarınca mahkumiyetine ilişkin kararda tecil hükmü bulunduğunu, kararda ayrıca haktan mahrumiyet ibaresi olmadığını, davacının buna dayanılarak er olarak askere sevkinin Anayasanın eşitlik ilkesi ile 1111 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olduğunu belirterek, işlemin iptalini ve yürütmenin durdurulmasını talep ve dava etmiştir.
Davacının yürütmenin durdurulması istemi Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Nöbetçi Dairesinin 25 Ağustos 2004 gün ve E.2004/37 sayılı kararları ile reddedilmiştir.
Dava dosyasındaki mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Sakarya Üniversitesi Mühendislik Fakültesi mezunu olan davacının askerlik kararının yedek subay aday adayı olarak alındığı ve sevkinin Mart 2002 celbine planlandığı, bilahare hakkında yapılan arşiv araştırması sonucunda davacının, Sakarya 1 nci Ağır Ceza Mahkemesini 05 Ekim 2000 gün ve E.1998/32, K.2000/201 sayılı kararıyla resmi evrakın suretinde yapılan sahtecilik sonucu bu evrakı bilerek kullanmak suçundan eylemine uyan T.C.K.nın 342/3 ve 59 ncu maddeleri uyarınca neticeten 10 ay ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve anılan cezanın 647 saydı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca ertelenmesine dair karar bulunduğunun tespiti üzerine, davacı hakkında yedek subay aday adayı olarak alınan askere sevk kararının tadil edilerek, 15 aylık er statüsünde askere sevkine karar verildiği anlaşılmıştır.
T.C. Anayasasının 72 nci maddesinde, askerlik hizmetinin her Türk'ün hakkı ve ödevi olduğu, bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şeklide yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağının kanunla düzenleneceği öngörülmüştür.
Anayasanın bu hükmüne uygun olarak askerlik hizmeti, 1111 sayılı Askerlik Kanunu ve 1076 sayılı Yedek Subay ve Yedek Askeri Memurlar Kanununda düzenlenmiştir.
1076 sayılı Kanunun 3 ncü maddesinde, dört yıl ve daha fazla süreli fakülte, akademi, yüksekokul ve enstitüler ile Milli Eğitim Bakanlığınca bunlara dengi olduğu kabul edilen yurtdışı öğrenim kurumu mezunu olup ta Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğine göre askerliğe elverişli olanlar yedek subay olabilmekte ancak yükümlülerin Silahlı Kuvvetlerin İhtiyaç duyduğu yedek subay miktarından fazla olması halinde isteklerinin, yükümlülüklerini erbaş-er olarak yerine getirebilecekleri, isteklilerin ayrılmasından sonra kalan yükümlüler ihtiyaçtan fazla ise Silahlı Kuvvetlerin ihtiyacının bunların arasından seçilerek saptanacağı, yedek subayların hizmet sürelerinin 12 ay olduğu, hizmet sürelerinin barışta Genelkurmay Başkanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararı ile oniki aya kadar indirilebileceği belirtilmiştir. 1111 sayılı Askerlik Kanununun 5 nci maddesinde de, 1076 sayılı Kanun hükmüne tabi yükümlülerden; bu yükümlülüklerini istekleriyle veya seçim sonucu yedek subay adayı olmadıkları için erbaş veya er olarak yerine getireceklerin hizmet süresinin, aynı celbe tabi olup yedek subay adayı olarak ayrılanların hizmet süresinin yarısı kadar olduğu hükmüne yer verilmiştir.
Bugün için yedek subay adayı olarak ayrılanların hizmet süresi 12 ay olarak belirlenmiş olup yedek subay olabilme imkanı ve hakkı mevcutken yedek subay adayı olamadıkları için yükümlülüklerini erbaş ve er olarak yerine getirecek olanların hizmet süresi belirtilen 12 aylık sürenin yarısı olan altı aydır. Bu kapsamda 6 aylık hizmete tabi tutulacak yükümlülerde öncelikle yedek subay adayı olabilme şartı aranacaktır. Yedek subay adayı ve dolayısıyla yedek subay olabilme şartlarını taşımayan kişiler ise 1111 sayılı Askerlik Kanunu gereğince, er statüsünde asker edilecekler ve bunların muvazzaflık hizmet süreleri aynı Kanunun 5 nci maddesi gereğince 15 ay olacaktır.
1076 sayılı Yedek subay ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu'nun 8 nci maddesinde Yedek subay adayı olarak askere sevkten evvel veya yedek subay yetiştirilmekte iken aşağıda engel hal olduğu anlaşılanlar askerlik hizmetlerini durumlarına göre er veya erbaş olarak tamamlarlar. -a)1. Türk Silahlı Kuvvetlerinde Subaylıktan çıkarmayı gerektiren bir suçtan mahkum olanlar, -2. Kamu hizmetlerinden müebbeden yasaklı olanlar, -3. Hileli müflis olduğu ilan edilenler, -b) Yönetmelikte belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde; -1. Disiplinsizlik ve ahlaki durumları sebebiyle yedek subay çıkarılması uygun görülmeyenler, -2. Türk Silahlı Kuvvetlerinin manevi şahsiyetine gölge düşüren veya askerliğin şeref ve haysiyetiyle bağdaşmayacak eylemlerde bulunanlar ile tutum ve davranışlarıyla yasa dışı siyasi, yıkıcı, bölücü ideolojik görüşü benimsemiş olduğu anlaşılanlar, okul disiplin kuralarının vereceği subay olamaz kararı üzerine er olurlar. -c) Yedek subay öğreniminde başarı gösteremeyenler, erbaş olurlar, -Bunların yerine getirecekleri hizmet süresi 1111 sayılı Kanunun 5 nci maddesinin 1 nci fıkrasında belirtilen süre kadardır hükmü öngörülmüştür.
Buna göre; Türk Silahlı Kuvvetlerinde subaylıktan çıkarmayı gerektiren bir suçtan mahkum olanların yedek subaylık statüsünü kazanamayacakları, dolayısıyla yedek subay veya bu statüde erbaş ve er olamayacakları, açıkça belirtilmiştir.
1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 30 ncu maddesinde Aşağıda yazılı hallerde subay, astsubay, uzman jandarmalar ve özel kanunlarında bu cezanın uygulanacağı belirtilen asker kişiler hakkında, askeri mahkemeler veya adliye mahkemelerince asıl ceza ile birlikte, Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma cezası da verilir. Bu husus mahkeme hükmünde belirtilmemiş olsa dahi, Silahlı Kuvvetlerden çıkarmayı gerektirir. -A) Taksirli suçlardan verilen cezalar hariç olmak üzere ölüm, ağır hapis, bir seneden fazla hapis cezası ile hükümlülük halinde, -B) Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla basit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı suçtan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçlarından biriyle hükümlülük halinde, -Taksirli suçlardan verilen cezalar hariç olmak üzere, askeri mahkemelerce üç aydan fazla hapis cezası ile birlikte Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma cezası da verilebilir
Aynı Kanunun 31 nci maddesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma cezasının niteliği, hükümlünün Silahlı Kuvvetlerden ilişiğinin kesilmesidir. Bu ceza ayrıca bir hükme gerek kalmaksızın -A) Askeri rütbe ve memuriyetlerin kaybedilmesi, -B) Subay, Astsubay, Uzman Jandarma ve Devlet memuru olarak tekrar Türk Silahlı Kuvvetlerine kabul edilmeme, sonuçlarını doğurur. hükümleri yer almıştır.
926 sayılı TSK.leri Personel Kanunu'nun 50/d maddesi ile de Aşağıda belirtilen suçlardan hükümlü olma nedeniyle ayırma: ertelenmiş, para cezasına veya tedbire çevrilmiş, atfa uğramış olsalar bile, Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 131 nci maddesinin birinci fıkrasının az vahim hali hariç basit ve nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas, iftira gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı nitelikteki suçlardan veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma suçlarından hükümlü olan subaylar hakkında, hizmet sürelerine bakmaksızın Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır. hükmü getirilmiştir.
Davacının, Sakarya 1 nci Ağır Ceza Mahkemesinin 05 Ekim 2000 gün ve E.1998/32, K.2000/201 sayılı ilamı ile resmi evraktan suretinde yapılan sahtecilik sonucu bu evrakı bilerek kullanmak suçundan ertelemeli mahkumiyet kararının bulunduğu hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Davacının bu mahkumiyetinin Türk Silahlı Kuvvetlerinde subaylıktan çıkarmayı gerektiren bir suç olup olmadığının öncelikle çözümlenmesi gerekmektedir.
Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bir subayın hangi suçlardan ne cins ve süreli bir ceza aktığı takdirde subaylıktan çıkarılacağı Askeri Ceza Kanununun 4551 sayılı Kanunla değişik 30 ncu maddesi ye 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun 50 nci maddesine 4699 sayılı Kanun ile eklenen (d) fıkrasında gösterilmiştir.
Buna göre, ertelenmiş, para cezasına veya tedbire çevrilmiş, atfa uğramış olsa bile sahtecilik suçundan hükümlülük hali, TSK. Personel Kanunu'nun 50 nci maddesinde yazılı suçlardan olması nedeniyle subaylıktan çıkarılmayı gerektirmektedir. Bu surette 1076 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi ile subaylıktan çıkarılmayı gerektiren suçtan mahkum olanların yedek subay statüsüne girmeleri baştan önlenmiştir. Bu çerçevede davacının yedek subay aday adayı olarak alınan askerlik kararının idarece 15 ay er olarak tadil edilmesi işleminde hukuka ve mevzuata aykırı bir yön bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle;
1. Yasal dayanaktan yoksun DAVANIN REDDİNE,
2.1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun 71 nci maddesi uyarınca yargılama giderlerinin DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA,
08 KASIM 2004 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy