(2709 S. K. m. 125) (1602 S. K. m. 56) (1086 S. K. m. 91, 92, 93, 94, 95)
Davanın Konusu: Maddi ve Manevi Tazminat İstemi
Savunmanın Özeti: I. USUL YÖNÜNDEN Davacı vekilinin tazminat istemini içeren idari müracaatının M.S.B.Genel Evrakına 26 Nisan 2004 tarihinde girdiği ve Bakanlıkça müracaata herhangi bir cevap verilmediği, bu tarihten itibaren en geç 24 Ağustos 2004 tarihine kadar açılması gereken davanın süre geçtikten sonra 26 Ağustos 2004 tarihinde açıldığı, davada süre aşımı bulunduğu,
II. ESAS YÖNÜNDEN: T.C. Anayasasının 125 nci maddesinin 7 nci fıkrasına göre, idarenin kendi işlem ve eylemlerinden doğan zararları ödemekte yükümlü olduğu dava konusu olayda idareye izafe edilebilecek her hangi bir hizmet kusurunun bulunmadığı, yasal yükümlülüklerini sonuna kadar yerine getiren idarenin herhangi bir sorumluluğu olmadığı, davacıya ilk müdahaleden sonra gerekli tedavisinin askeri hastahanede yapıldığı, davacı lehine tazminata hükmedilmesi halinde talep edilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının yüksek olduğu maddi tazminata idareye müracaat tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği, manevi tazminata faiz talebinin ise reddedilmesinin gerektiği belirtilerek, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi yönünde savunma yapılmıştır.
Başsavcılığın Düşüncesi: 19 Ağustos 2004 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığı, davacının davalı idare ajanının tedbirsizlik ve dikkatsizliği sonucu gözünden yaralandığı dikkate alındığında, mevcut zararının hizmet kusuru ilkesi uyarınca davalı idarece karşılanması gerektiği belirtilerek, bilirkişiye tespit ettirilecek miktarın maddi, davacının olay nedeniyle duyduğu acı ve elemden dolayı takdir edilecek bir miktarın da manevi tazminat olarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği yönünde düşünce bildirilmiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargı yetkisini kullanan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesince, davacının istemi üzerine 23 Şubat 2005 Çarşamba günü saat 9.30'da davacının yokluğunda, davacı vekili Av. Ahmet KARADAĞ, davalı idare vekili Haz. Av. Ahmet GÜMÜŞ ve AYİM Savcısı Hak. Yzb. Hakan ATA'nın iştirakleriyle açık duruşma yapılıp, Raportör Hv. Hak. Y/b. Murat YAMAN'ın açıklamaları dinlendikten ve dava dosyası incelendikten sonra;
Davacı vekili, 19 Ağustos 2004 tarihinde İstanbul 6 ncı İdare Mahkemesi'ne verdiği ve 26 Ağustos 2004 tarihinde AYİM kaydına geçen dava dilekçesinde özetle; Kocaeli Başiskele Torpido Test ve Mühimmat Transit Depo Komutanlığı emrinde görevli olan davacının, 27 Nisan 2003 tarihinde çim biçme makinasından fırlayan taşın sağ gözüne isabeti sonucu yaralanarak askerliğe elverişsiz hale geldiğini belirterek, davacı lehine 64.021.000,000 TL. maddi, 35.000.000.000 TL. manevi tazminata hükmedilmesini, davanın adil yardımlı görülmesini talep ve dava etmiştir.
Davacının adli yardım istemi, AYİM İkinci Dairesinin 15 Eylül 2004 gün ve E.2004/578 sayılı kararıyla kabul edilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; Kocaeli Başiskele Torpido Test ve Mühimmat Transit Depo Komutanlığı emrinde askerlik yapmakta olan davacının, 27 Nisan 2003 tarihinde yoldan geçerken, Dz. Er Neşet KÖMPE'nin kullandığı çim biçme makinasından fırlayan taş parçasının sağ gözüne isabeti sonucu yaralandığı, ilk müdahaleyi müteakip Gölcük Deniz Hastanesine sevk edilen davacının sağ göz korneaskleral perforesyon tanısıyla acil olarak ameliyata alındığı, ameliyatı müteakip Hastane Sağlık Kurulunun 30 Mayıs 2003 gün ve 2613 sayılı raporuyla SMK'lı bir ay hava değişimine gönderilen davacı hakkında tedavilerini müteakip, GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Sağlık Kurulunun 24 Aralık 2003 gün ve 5800 sayılı raporuyla Sağ göz evissresyon ameliyatlısı, D9, F1-Askerliğe Elverişli Değildir kararı verildiği anlaşılmıştır.
Davalı idarece, 26 Nisan 2004 tarihli idari müracaatı müteakip 120 gün içinde açılmayan davada süre aşımı bulunduğu iddia olunmuş ise de: 26 Nisan 2004 tarihli idari müracaatına 60 günlük yasal süre içerisinde davalı idarece yanıt verilmemesi üzerine davacı vekilinin ikinci 60 günlük yasal süre içerisinde dava dilekçesini 19 Ağustos 2004 tarihinde İstanbul 6 ncı İdare Mahkemesine verdiği, dolayısıyla davada süre aşımı bulunmadığı sonucuna varılmakla, davalı idarenin süre aşımı itirazına itibar olunmamıştır.
İlkelerine ve T.C. Anayasasının 125 nci maddesine göre, idare kendi eylem işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. Bu suretle idarenin sorumluluğu Anayasa prensibi olarak kabul edilmiştir. Ancak Anayasada, idarenin sorumluluğunun hangi esaslara göre belirleneceği belirtilmemiş bu meselenin haili doktrin ve yargı kararlarına bırakılmıştır. Bugün idarenin sorumluluğu hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılmaktadır, ister hizmet kusuru, ister kusursuz sorumluluk ilkelerine dayandırılsın, idarinin hukuki sorumluluğu için bir zararın varlığı, zarara yol açan eylemin idareye yüklenebilir nitelikte olması, zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunması yeterlidir. İlliyet bağının kesilmiş sayılması için zararın tümüyle hizmete ve idare tüzel kişiliğine yabancı unsurlardan doğması gerekmektedir.
Davacı Ahmet ÇETİNER'in, askerliğe elverişsiz hale gelmesi olayında, idareye izafe edilebilecek bir hizmet kusuru bulunmamakla birlikte olayın bir kamu hizmeti olan askerlik görevinin ifası sırasında meydana geldiği, davacının da herhangi bir kusurunun bulunmadığı, meydana gelen zararla eylem arasında illiyet bağı bulunduğu, uğradığı zararların hizmet kusuru olmasa dahi kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca, davalı idarece karşılanmasının gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Davacı vekili, İstanbul 16 ncı Noterliğince düzenlenen 21 Kasım 2003 gün ve 20008 yevmiye numaralı vekaletnamedeki yetkisine dayanarak, 23 Şubat 2005 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat talebinden feragat ettiklerini, manevi tazminata ilişkin istemlerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Feragat, taraflar arasındaki uyuşmazlığı ortadan kaldıran kesin bir irade beyanı olup kesin hükmün bütün sonuçlarını doğurduğundan 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 56 ncı maddesinin gönderme yaptığı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 91-95 nci maddeleri gereğince davacının maddi tazminat istemi konusunda bir karar verilmesine yer olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Davacının olay nedeniyle duyduğu ve ömür boyu duyacağı acı ve ızdıraplarının kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olayın meydana geliş şekli, tarihi, askerlik statüsü, sosyal durumu, paranın alım gücü ve işletilecek yasal faiz dikkate alınarak uygun miktarda manevi tazminat verilmesi kabul edilmiştir.
Davacının maddi tazminat isteminden feragat etmesi davacının istemlerinde haksız oluşundan değil, haklı görülen istemlerinin dava tarihinden sonra T.C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce bağlanan vazife malullüğü aylığı ile ödenen tütün ikramiyesi ile karşılanmış bulunmasına dayandığı, Emekli Sandığı işleminin beklenmesi halinde dava açma süresinin geçirilebilecek olduğundan dava açılmasının bir hukuki zorunluluk olarak belirtilmesi karşısında maddi tazminatla ilgili olarak vazgeçilen miktar üzerinden Avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ilişkin, davalı idare isteminin reddi cihetine gidilmiştir.
Açıklanan nedenlerle;
1. Feragat nedeniyle davacı, Ahmet ÇETİNER'in, MADDİ TAZMİNAT İSTEMİ KONUSUNDA BİR KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2. Davacı Ahmet ÇETİNER'e, takdiren 7.000,00 YTL (Yedibin Yeni Türk Lirası.) MANEVİ TAZMİNAT VERİLMESİNE, fazlaya alt isteminin REDDİNE,
3. Hükmedilen manevi tazminat miktarına, olay tarihi olan 27 Nisan 2003 tarihinden 31 Aralık 2003 tarihine kadar yıllık %30 (YÜZDEOTÜZ), 01 Ocak 2004 tarihinden 31 Aralık 2004 tarihine kadar yıllık %15 (YÜZDEONBEŞ), 01 Ocak 2005 tarihinden ödeme tarihine kadar yıllık %12 (YÜZDEONİKİ) yasal faiz YÜRÜTÜLMESİNE,
4. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 71 nci maddesi gereğince yargılama giderlerinin (Dava adil yardımlı görüldüğünden resmi posta pulu kullanmak suretiyle sarfedilen posta giderleri dahil) DAVALI İDAREYE YÜKLETİLMESİNE, ancak 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince muaf tutulan davalı idare aleyhine harca hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
5. Hükmedilen manevi tazminat miktarı üzerinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nisbi olarak hesabedilen 810,00 YTL (Sekizyüzon Yeni Türk Lirası) Avukatlık ücretinin DAVALI İDAREDEN ALINARAK, DAVACIYA VERİLMESİNE,
6. Dava duruşmalı görüldüğünden reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince (Tarifenin 10 ncu maddesi hükmü dikkate alınarak) nisbi olarak hesap edilen 810,00 YTL (Sekizyüzon Yeni Türk Lirası) Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak DAVALI İDAREYE VERİLMESİNE,
7. Dava duruşmalı görülmekle birlikte feragat edilen maddi tazminat miktarı üzerinden davalı idare lehine avukatlık ücretine hükmedilmesi isteminin reddine,
8. Davalı idarece Hizmete Özel gizlilik derecesiyle gönderilen bilgi ve belgelerin aynı gizlilik derecesiyle iadesine,
02 MART 2005 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy